T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/32 KARAR NO: 2026/455 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI: 2023/766 Esas 2024/620 Karar KARAR TARİHİ: 13/06/2024 DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 09/04/2026 KARAR YAZMATARİHİ : 09/04/2026 Taraflar arasında görülen dava sonucu ilk derece mahkemesince verilen hükme yönelik süresi …
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/32 KARAR NO: 2026/455 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI: 2023/766 Esas 2024/620 Karar KARAR TARİHİ: 13/06/2024 DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 09/04/2026 KARAR YAZMATARİHİ : 09/04/2026 Taraflar arasında görülen dava sonucu ilk derece mahkemesince verilen hükme yönelik süresi içinde istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine gönderilen dosyanın yapılan incelemesi sonucunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkiline karşı Kayseri Genel İcra Müdürlüğü ... esas sayılı icra dosyası ile kambiyo senetlerine mahsusu haciz yolu ile icra takibine girildiğini, takibe dayanak olarak ise 04.08.2020 tanzim tarihli ve 05.08.2020 vade tarihli 190.000-TL bedelli bono gösterildiğini, müvekkili takibe dayanak olan senedi davalı tarafa, ekte yer alan 04.08.2020 tarihli eser sözleşmesinden kaynaklanan inşaat işinin tamamlanması işlemine teminat olarak verdiğini, müvekkili aleyhine başlatılan Kayseri Genel İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ve kayseri gayrimenkul satış icra dairesi ... esas sayılı dosyası hakkında teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve takibin durdurulmasını, mahkeme aksi kanaatte ise cüz'i bir teminat dahilinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve takibin durdurulmasını, müvekkilinin, davalı tarafa karşı kayseri genel İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası kapsamında “icra takibine konu edilen senedin sözleşmeye istinaden verildiğini ve senedin bedelsiz olduğundan” borçlu olmadığının tespitini, iş bu tespit hükmüne istinaden Kayseri Genel İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile tarafları aleyhine yürütülmekte olan takibin iptal edilmesini, takibe konu senedin müvekkiline iadesini, davalı alacaklının tamamen haksız ve kötü niyetli olarak hareket ettiğinden takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı, yüklenici olarak sorumluluklarını yerine getirmediğini, davacı yanın müvekkilleri borçlu konuma düşürdüğünü, davaya konu kambiyo taahhüdünün teminat senedi olduğu yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacı yanın, esas sözleşmedeki eser sözleşmesinden kaynaklı yapma edimini yerine getirmediğini, muris ... adına malzeme alıp, müvekkillerini borçlu durumuna düşürdüğünü, ancak söz konusu taşınmazın yapımında kullanmadığı malzemelerin borcunu ödemekten kaçındığını, gerek sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirmeyen, gerekse muris ... hesabına borçlandırmayla davalı müvekkilleri zarara uğratan kusurlu davacının bu zararı tazmin etmekle yükümlü olduğunu, hukuka ve hakkaniyete aykırı davranışları sonucu müvekkillerinin zarara uğramasına sebebiyet veren davacının davaya konu olayda herhangi bir mağduriyeti olmadığını, bizzat kusurlu konumda olduğunu, açıklanan nedenlerle, ikame edilen işbu haksız davanın reddini, takibin devamına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : Mahkemece; davacının dava ve takip konusu senedin teminat senedi olduğunu, teminat koşullarının oluşmadığını, teminatın geçersiz olduğunu ve borçlu olmadığını ileri sürmüş ise de davacının iddialarının kesin delillerle kanıtlanması gerektiği, sunulan delil ve belgelerin davacının ispatına elverişli usul ve yasaya uygun deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, senedin vadesinin 1 gün olduğu hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının davasını ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. İSTİNAF SEBEP VE GEREKÇESİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararındaki aleyhe olan hiçbir hususu kabul etmediğini, mahkemenin iddia ve itirazlarını hatalı ve eksik bir şekilde değerlendirdiğini, davalı tarafın senet ile ilgili yapmış olduğu talili göz ardı ederek eksik ve hatalı bir karar verdiğini, davaya konu senet tanzim tarihi ile taraflar arasında imzalanan sözleşmenin tanzim tarihinin aynı olmasının senetin teminat senedi olarak verildiğinin en büyük karinesi olduğunu, karşı tarafın kabul ettiği sözleşme ve senedin bu sözleşmedeki işe istinaden verildiğinin kabulü karşısında, sundukları beyanların ve itirazların Mahkemece dinlenmemesinin ve delillerin toplanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin teminat koşullarının oluşmadığından bahisle davayı reddetmişse de, davalı tarafın senete dair açıklamalarını hiçbir şekilde dikkate almadığını, davalılar tarafından sunulan 21.02.2024 tarihli dilekçede, dava konusu senedin, davacının söz konusu taşınmazın yapımında kullanmak üzere malzeme alacağı gerekçesiyle müvekkillerden para alınıp muris ... adına ... esnafına borç yazdırmak suretiyle müvekkilleri borçlu konumuna düşürdüğü hâlde, söz konusu malzemeleri inşaat yapım işinde kullanmamasından kaynaklı olarak tarafların karşılıklı irade beyanlarıyla düzenlendiğini kabul ettiklerini, ancak davalıların burada açıkça çelişkiye düştüğünü, zira davalı tarafça yerel mahkemeye sunulan ve taraflar arasında imzalanan 04.08.2020 tarihli eser sözleşmesinden de açıkça görüleceği üzere, davalıların da kabul ettiği yapım işinin 04.08.2020 tarihli eser sözleşmesi ile 05.08.2020 tarihinde başlayıp 25.08.2020 tarihinde sona ereceğini, davalıların 21.02.2024 tarihli dilekçesi ile iddialarının; müvekkilin 04.08.2020'de eser sözleşmesi imzaladığını, 05.08.2020'de işe başladığını, 05.08.2020'de işe başladığında malzemeleri ... esnafından aldığını, bunları inşaat yapım işlerinde kullandığını, ancak borcu ödemediği için davaya konu senet düzenlendiğini belirttiklerini, ancak senet düzenleme tarihinin 04.08.2020, ödeme tarihinin ise 05.08.2020 olduğunu, müvekkilin 05.08.2020 tarihinde işe başlamasına ve bu tarihten sonra malzemeleri almasına rağmen geçmişe giderek 04.08.2020 tarihinde senet düzenleyemeyeceğini, 05.08.2020 tarihinden önce düzenlenen senedin davalının anlatımına uygun olmadığı gibi hayatın olağan akışına ve doğa kanunlarına da açıkça aykırı olduğunu, davalı tarafın, yapmış olduğu talilin fizik kurallarına ve hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğunu fark ederek birden fazla daha talil yaparak, malzemelerin önce alındığını, sözleşmenin sonradan yapıldığını iddia ettiğini, ancak bu beyan ve talillerle ispat külfeti kendisine geçen davalı tarafın bu hususu ispat edecek hiçbir delil de sunamadığını, ayrıca davalının bu beyanlarının da hayatın olağan akışına aykırı olup hiçbir esnafın tanımadığı bir kişiye davalının iddia ettiği yüklü miktardaki malzemeleri vermeyeceğinin aşikar olduğunu, senet tanzim yerinin Kayseri olduğunu, madem müvekkilin malzemeler için ...e gittiğini ve orada senet düzenlediğini, o halde nasıl Kayseri'de senet düzenlediğini, davalı tarafın yapmış olduğu talilin, açıkça hayatın olağan akışı ile çeliştiğini ve gerçeklere aykırılık taşıdığını, ispat külfetinin yer değiştirdiği hususunun Yerel Mahkemece görmezden gelindiğini, davalı tarafın yapmış olduğu hukuka aykırı işlemlerin göz ardı edildiğini, müvekkilin, yapmış olduğu sözleşme dahilinde işini tamamladığını, davalı taraf ile bu konuda müzakere ettiğini, işin tamamlandığını, senetin geri verilmesi gerektiğini dile getirmişse de, davalı tarafın kötü niyetli bir şekilde takibe devam ettiğini ve müvekkilin tek sahibi olduğu evini satma yoluna giriştiğini, 04/08/2020 tarihli eser sözleşmesinin her iki tarafında kabulünde olduğunu, senet düzenleme tarihi ile sözleşme imzalanma tarihinin de aynı olduğunu, her iki tarafın kabulünde olan 04.08.2020 tarihli sözleşmede imzası bulunan ...'ın tanık olarak dinlenmesi taleplerinin mahkemece reddedildiğini, bahse konu sözleşmenin yazılı delil niteliğinde olup en olumsuz manada delil başlangıcı olduğunu, ancak mahkemece bu hususların hiçbir şekilde irdelenmeyerek eksik ve hatalı bir karar verildiğini, senet ile sözleşme tarihinin aynı olduğu, davalıların, senedi talil ettiği ve bu beyanlarının da sözleşme ile uyuşmadığı ve ispat külfetinin de yer değiştiği, tarafların kabulündeki delillerin dahi değerlendirilmediği, sözleşmede imzası bulunan tanıkların dinlenmediği ve Mahkemenin yanılgı ile usul ve yasaya aykırı karar verdiği gözetilerek, istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Dosyada mevcut diğer bilgi ve belgeler. İSTİNAF NEDENLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; Dava, kambiyo senetlerinden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir. Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. Bonoda yazılı bulunan bedel kaydının hem borçlu hem de alacaklı tarafından talil edilmesi hâlinde ispat yükünün hangi tarafta olduğu hususu da üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Bonodaki bedel kaydının her iki tarafça talil edilmesi hâlinde ispat yükü borçlu üzerindedir. Diğer bir ifade ile bu durumda ispat yükü yer değiştirmez. HMK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası ve TMK’nın 6. maddeleri uyarınca borçlunun bononun bedelsiz olduğunu ispat etmesi gerekir. (Yargıtay 6 HD. 2022/5274 E., 2024/1847 K. Sayılı ilamı) Dava konusu bonoda davacı ... keşideci, davalılar miras bırakanı lehtar olup, ihdas kaydı bulunmamaktadır. Davacı senetlerin teminat olarak verildiğini iddia etmekte ancak bonolar üzerinde bu yönde tanzim edildiklerine ilişkin kayıt ta bulunmamaktadır. Davalı vekili cevap dilekçesindeki beyanları ile; davacının söz konusu taşınmazın yapımında kullanılmak üzere malzeme alacağı gerekçesiyle müvekkillerinden borç para alınıp muris adına ...esnafına borç yazdırılmak suretiyle müvekkillerini borçlu konumuna düşürdüğü, söz konusu malzemeleri inşaat yapım işinde kullanmamasından kaynaklı olarak tarafların karşılıklı olarak irade beyanlarıyla düzenlendiğini ifade etmiş, yalnızca davacı ile davalı arasında bir eser ilişkisi olduğunu bildirmiştir. Şu durumda, davaya konu bonolarda alacaklı gerçek kişi olup, senetlerde bedel kaydı yer almadığından, davalının belirtilen savunması senetlerin talili anlamına gelmemektedir. Somut uyuşmazlıkta; davacı borçlu emre yazılı senetlerden kaynaklanan borcunu ödediğini savunmamış, aksine senetlerin teminat senedi olduklarını (karşılıksız kaldıklarını) ileri sürmüştür. Davacının bu iddiası senet metinlerinden anlaşılamamaktadır. Senetler sebepten mücerret olmakla, davacı iddiasını ispat yükü altında olup bu mükellefiyetini yerine getirememiştir. İlk derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılamaya, toplanan delillere, dosya içeriğine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Davacının istinafı nedeniyle alınması gerekli 732,00-TL harçtan peşin yatan 427,60-TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kullanılmayan gider avansı var ise; 6100 Sayılı HMK' nun 333. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 59. Maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra başvuranlara iadesine, 6-Kararın taraflara mahkemesince tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-a maddesi gereğince kesin mahiyete olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/04/2026