T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/276 - 2025/2325 "T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I" T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/276 KARAR NO : 2025/2325 BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11.12.2024 NUMARASI : 2023/829 Esas - 2024/916 Karar İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVALI : OTOYOL YA…
T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/276 - 2025/2325 "T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I" T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/276 KARAR NO : 2025/2325 BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11.12.2024 NUMARASI : 2023/829 Esas - 2024/916 Karar İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVALI : OTOYOL YATIRIM VE İŞLETME ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. ... DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Maddi Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) BAŞVURU TARİHİ : 16.01.2025 İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 11.02.2025 KARAR TARİHİ : 19.12.2025 İLAM YAZIM TARİHİ : 31.12.2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde; 18.03.2023 tarihinde davacı adına kayıtlı, şoför ...'un sevk idaresinde bulunan 07... plakalı aracın Yalova istikametinden Bursa istikametine doğru otoyol üzerinde seyir halindeyken, Kuzey Gişelerine geldiği esnada havanın yağışlı, zeminin ıslak ve kaygan olması nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybederek beton bariyerlere çarparak yan yatması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, Kaza Tespit Tutanağında yolun bakımı ve işletmesinden sorumlu G.İ.B. OTOYOL A.Ş.'nin Karayolları Trafik Kanununun 13. Maddesindeki "Karayolunun ... yapısını trafik güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak" yükümlülüğünü ihlal ettiği kanaatine varıldığını, söz konusu kazanın davalının onarım ve bakım yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle meydana geldiğini, uyuşmazlığın çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğunu, trafik kazasından sonra davacının aracını 18.03.2023 tarihinde Gülen Dorse Metal Nak. İnş. Tic. Ltd. Şti. isimli firmaya getirdiğini, davacının gereken tüm masrafları kendisinin karşılayarak aracı tamir ettirdiğini, fiyat listesinde sunulan ve aynı zamanda faturalandırılan masraflar 95.300,00 TL + KDV olduğunu, davacının bu masraflara ek olarak kaza sonucu kullanılamayacak hale gelen Adblue Deposu'nun değişimi için 11.865,00 TL + KDV harcama yaptığını, davacının zararının, sundukları faturalarda yer alan rakamlar ile sınırlı olmadığını, söz konusu aracın 18.03.2023 tarihinden 23.03.2023 tarihine kadar serviste kalarak, çalışamaması sebebiyle de zararı oluştuğunu, kazaya karışan vidanjör aracı normal kullanımında günlük asgari 8.000,00 TL tutarında kazanç sağladığını, aracın 6 gün boyunca fiili olarak çalışamaması sebebiyle davacının asgari 48.000,00 TL tutarında kazanç kaybına uğradığını, bu nedenle faturalandırılan hasarlar sonucu araçta oluşan değer kaybının davalı tarafça tazmini gerektiğini, aracın kazanın gerçekleştiği yerden servise çekici ile getirildiğini, çekiciye ödenen bedele ilişkin dekont ekte bulunduğunu, zararların kusur oranında paylaştırılması gerektiğini, taraflar arasında arabulucuk görüşmesi gerçekleştiğini ve tarafların anlaşamadığını belirterek fazlaya dair hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla; hasarın giderim bedeli için 500 TL, araçta yer alan değer kaybına karşılık 500 TL, aracın tamir süresince kullanılamaması nedeniyle oluşan kazanç kaybına yönelik 500 TL olmak üzere şimdilik toplam 1.500 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesni talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin sorumluluk alanı içerisinde olan köprü ve otoyolların tamamında, trafik güvenliğinin sağlanması için yasaların kendisine yüklediği sorumlulukları eksiksiz bir biçimde yerine getirmekte olduğunu, müvekkilinin işlettiği köprü ve otoyolların hiçbir bölgesinde, trafik güvenliği için gerekli, aydınlatma, uyarıcı tabela vs gibi işaretlendirme eksiği bulunmadığını, ayrıca sorumluluk bölgelerinde rutin bir şekilde devriye kontrolü yapıldığını, Trafik Güvenliğini tehdit eden bir unsur tespit edilmesi halinde ise derhal müdahale edildiğini, kaza yerinin Bursa- Kuzey gişeleri olduğunu, gişe ve personel sayısının en yoğun olduğu bölge olduğunu, mevcut bölgede devriye görevi olmayan müvekkili şirket çalışanları ve güvenlik ekipleri ve otoyol trafik polisi her an hazır bulunmadığını, trafik güvenliğini tehlikeye düşürecek bir durum olması halinde derhal müdahale edilerek olumsuz durumun ortadan kaldırıldığını, kolluk kuvvetleri de bahsi geçen gişelerde her an hazır bulunmakta ve olaylara derhal müdahale ettiklerini, dolayısıyla müvekkilinin kusurundan bahsedilemeyeceğini, müvekkilinin işlettiği otoyolun tamamında herhangi bir drenaj sorunu bulunmayacağını, drenajın sağlıklı bir şekilde sağlanması için sürekli şekilde temizlik ve bakım işlemleri yapıldığını, özel sekans raporunun 4.sayfası incelendiğinde 14.03.2023 - 30.03.2023 tarihleri arasında ve kaza bölgesinde 16 defa temizlik ve bakım işlemi yapıldığını, ayrıca otoyolun çeşitli bölgelerinde bulunan elektronik tabelalar ile araç sürücülerinin sürekli şekilde uyarıldığını, müvekkili şirket, Uygulama Sözleşmesine uygun olarak her 4 (dört) saatte bir Otoyol'da devriye faaliyeti yürüttüğünü, devriye ekipleri, devriye turları sırasında tespit ettikleri ya da 161 Otoyol Çağrı Merkezi'ne bildirilen kazalara ve sair olaylara müdahale edildiğini, 07... plakalı araç sürücüsü, olay günü 10:32'de km12*4'da bulunan Altınova gişelerinden otoyola giriş yaptığını, kazanın ise 11:17'de km78*'da olduğunu, aracın 66 km yolu, 45 dakikada kat ettiğini, dolayısıyla aracın hızının ortalama 88 km/saat olduğunu, hava yağışlı olduğundan aracın hız sınırı üzerinde seyrettiğinin açık olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluk alanı içerisindeki otoyolu kullanıma hazır halde bulundurmak için gerekli takip ve onarımları yaptığını, müvekkil şirketin fiili ve zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı gibi haksız filin hukuka aykırılık ve kusur unsurları gerçekleşmediğini, dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerde aracın onarım bedeli olarak 112.454,00.-TL tespit edildiğini, bu bedelin afaki ve fahiş derecede yüksek olup değer tespiti tahakkuk ettirilirken hangi kıstasların kullanılmış olduğu açık ve denetime elverişli şekilde açıklandığını, öncelikli olarak değişen parçaların ve işçilik ücretlerinin piyasadaki emsal fiyatları araştırılması gerektiğini, ayrıca araçtaki onarımın tüm sebebinin de dava konusu kaza olup/olmadığı belirli olmadığını, davacı tarafta olup, bu hususun da kesin bir şekilde ispatlanması gerektiğini, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesinde; Islah taleplerinin kabulü ile, hasarın giderim bedeli için 63.227 TL'nin, araçta yer alan değer kaybına karşılık 35.000 TL'nin, aracın tamir süresince kullanılamaması nedeniyle oluşan kazanç kaybına yönelik 500 TL'nin (tüm alacak kalemleri yönünden) dava tarihinden (04.05.2023) itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, ıslah miktarı olan 97.227 TL üzerinden harcın tamamlatılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından, davanın kısmen kabulü ile, 63.227,00 TL hasar bedelinin, dava tarihi olan 04/05/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 35.000,00 TL değer kaybı bedelinin, dava tarihi olan 04/05/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 153,18 TL kazanç kaybı talebinin, dava tarihi olan 04/05/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini, davalının sorumluluk alanında bulunan köprü ve otoyolların güvenliği konusunda herhangi bir problem olmadığını, sorumluluk bölgelerinde rutin bir şekilde devriye kontrolü yapıldığını, trafik güvenliğini tehlikeye düşürecek bir durum olması halinde derhal müdahale edildiğini, dolayısıyla dava konusu zarar ile davalı kurum arasında herhangi bir illiyet bağından söz edilemeyeceğini, aynı bölgede benzer şekilde meydana gelen bir kaza nedeniyle ikame edilen Bursa 2 ATM 2024/395 E. sayılı dosyası kapsamında düzenlenen 23.12.2024 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda, kaza bölgesinde herhangi bir yol kusuru olmadığı, kazanın tamamen sigortalı araç sürücüsün hızını yol ve hava durumuna göre ayarlayamadığı ve tam kusurlu olduğu tespit edildiğini ve kaza bölgesinde herhangi bir yol kusuru olmadığının ispatlandığını, mahkemece karara dayanak kabul edilen 23.05.2024 tarihli raporda davalının zemini kaymayı tamamen engelleyecek şekilde projelendirmesi gerektiği belirtilerek kusur atfedilmişse de bilirkişinin böyle bir projenin nasıl gerçekleştirileceği hususunda mahkemede açıklama yapmasına ilişkin taleplerinin mahkemece dikkate alınmadığını ve bilirkişinin fizik kurallarına aykırı raporunun hükme dayanak yapıldığını, eksik ve hatalı inceleme ile verilen ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, yol kusuru sonucu oluşan tek taraflı trafik kazasından kaynaklı, onarım bedeli, değer kaybı ve kazanç kaybı zararlarının tazmini istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta; 18.03.2023 tarihinde, davalının işletmekte olduğu kuzey otoyolu gişeleri girişinde davacı şirkete ait aracın sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucunda aracın devrilmesi neticesinde meydana gelen kazada davacı aracında maddi hasar oluştuğu anlaşılmaktadır. Bir şeyin kısmen hasar görmesi halinde, kullanılamamasından doğacak zararlar sorumlu kişiden talep edilebilir. Bu nedenle aracın eski hale getirilmesi için yapılacak olan onarım giderleri ile aracın ekonomik olarak değerinin azalmasından kaynaklı zarardan, zarar veren sorumlu tutulmaktadır. Motorlu araç zarar görmüş ise, aracın kullanılış amacına göre araçtan mahrumiyet zararı belirlenmelidir. Davacının araç mahrumiyeti ya da araç kiralama bedelinden zarar verenlerin sorumlu tutulabilmesi için aracın onarımı ekonomik ise onarım süresince, aracın onarımı ekonomik değil ise davacının aynı model ve yaşta, aynı özellikleri taşıyan yeni bir araç satın alması için geçecek makul süre için araç mahrumiyeti zararı belirlenmesi gerekir. Araç mahrumiyet bedeli, ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan bu süre içinde davacının aynı nitelikteki araç için (ikame araç) ödemesi gereken bedeldir (Yargıtay 17. HD 2016/2072 E - 2018/11712 K sayılı ilam). Aracın perte ayrıldığının kabulü halinde de yeni bir araç alıncaya kadar geçecek makul süre için araç mahrumiyeti zararının belirlenmesi gerekecektir(Yargıtay 17. HD 2014/13531 E-2016/11340 K sayılı ilam). Bu durumda mahkemece, araç tamir edilmiş ise tamir süresince araç mahrumiyeti bedelinin, pert kabul edilmiş ise kaza tarihinden yeni bir araç satın alınmasına kadar geçecek makul süre için ikame araç bedelinin hesaplanması yönünden bilirkişi kurulundan rapor alınmalı, araç mahrumiyetine ilişkin belge sunulamaması halinde, B.K.’nun 42. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak mahkemece tayin ve takdir edilmeli, sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir(Yargıtay 17. HD 2012/6990 Esas, 2012/13761 Karar sayılı ilamı). Öte yandan, Yargıtay 17. HD'nin 2017/1230 E- 2018/2590 K sayılı 15.03.2018 tarihli kararında vurgulandığı gibi değer kaybının hesabında aracın modeli, markası, özellikleri, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, tarafların iddia ve savunmaları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeriyle kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybı zararının hesaplanması ilke olarak kabul edilmiştir. Yanı sıra araç mahrumiyeti ve aracın işletilmemesinden kaynaklı dolaylı zararlar poliçe kapsamında bulunmadığından; bu zararlardan yalnızca işleten ve sürücü sorumlu tutulabilir. Buna göre, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemece hükme esas alınan ve kaza tespit tutanağı ile de uyumlu Adli Trafik Bilirkişi raporunun benimsenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı makine mühendisi bilirkişi raporunda değişmesi gereken parça bedellerinin , davacı aracına ait kaza sonrası fotoğrafları ve faturalar ile uyumlu olduğu, işçilik bedellerinin ise doğru bir şekilde belirlenmiş olduğu, raporda davacıya ait aracın yaş ve kilometre ve önceki hasar durumları durumu dikkate alınarak; hasar gören parçaların rayiç fiyatlarına göre değerlendirme yapılmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacıya ait araçtaki değer kaybının, Yargıtay yerleşik içtihatları kapsamında gerçek zarar ilkesi gereğince, kaza tarihindeki serbest piyasa koşullarına göre aracın kazadan önceki değeri ile onarım sonrası değeri arasındaki farka göre belirlenmiş olduğu, davacının kazada hasar gören aracını makul onarım süresi boyunca kullanamayacağı ve bu nedenle de ulaşım ihtiyacını karşılamak üzere masraf yapıp ek külfete katlanmak zorunda kalacağı değerlendirilerek; alınan bilirkişi raporunda davacının aracının tamir süresi olarak fatura ve servis yazılarına istinaden makul onarım süresi belirlenerek hesaplanmış olduğu, yanı sıra davacının bu süre içerisinde çalıştırılamayan davaya konu aracı nedeniyle günlük 25,53 TL gelir kaybı olduğunun kabul edilmesinde de bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmaktadır. Alınan raporların bu yönleriyle hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirildiğinden; davalının istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir. Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf talebinin H.M.K'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.12.2024 tarih 2023/829 esas, 2024/916 karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi uyarınca davalıdan alınması gereken 6.720,35 TL nispi ilam harcından peşin alınan 1.680,10 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.040,25 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalının istinaf başvurusu için yapmış olduğu giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının iadesine, 4-Karar tebliği, harç takibi ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 31.12.2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır *İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*