Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/13891 E. , 2024/1418 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/13891 Karar No : 2024/1418 TEMYİZ EDENLER (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... VEKİLLERİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... MÜDAHİLLER (DAVACILAR YANINDA) : 1-... 2- ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Adana İli, Karais
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/13891 E. , 2024/1418 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/13891 Karar No : 2024/1418 TEMYİZ EDENLER (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... VEKİLLERİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... MÜDAHİLLER (DAVACILAR YANINDA) : 1-... 2- ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Adana İli, Karaisalı İlçesi, ... Mahallesi, ... ada ve ... parsel sayılı taşınmazda Genç Oğuz Gıda Tarım Ürünleri Hayvancılık Tic. Paz. Ltd. Şti. tarafından yapılması planlanan "Etlik Piliç Yetiştiriciliği" projesi ile ilgili olarak Adana Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce verilen ... tarih ve E-... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, harita mühendisi, veteriner, zooteknist ve hekim bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerinin birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu, Adana İli, Karaisalı İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... nolu parsel içerisinde yapılması planlanan "Etlik Piliç Yetiştirme Tesis Projesi" için Adana Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce verilen ''ÇED Gerekli Değildir'' kararının, ÇED Yönetmeliğinin hükümlerine uygun olarak hazırlandığı, proje faaliyete geçirildiğinde faaliyet sahibince proje tanıtım dosyasında (PTD) taahhüt edilen önlem ve tedbirlerin alınması, ilgili idarelerce gerekli denetim ve kontrollerin yapılarak söz konusu önlem ve tedbirlere aykırı hareket edildiğinin tespiti halinde çevre mevzuatı uyarınca yatırımın durdurulması da dahil çeşitli idari yaptırımlar uygulanmasının mümkün olduğu, ayrıca davaya konu tesislerin en yakın yerleşim alanına uzaklığının yönetmelik hükümlerine uygun olarak konumlandırıldığı da dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan; her ne kadar davacılar vekili tarafından, müvekkillerinin ikamet ettikleri ev ile yapılması planlanan tesis arasında 5 m mesafe olduğu, Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliği ile Koku Oluşturan Emisyonların Kontrolü Hakkında Yönetmelikte yer alan asgari mesafe şartını sağlamadığı ileri sürülmekte ise de, Yönetmelik düzenlemesindeki yerleşim yeri ibaresinden insanların toplu olarak bir arada yaşadıkları yaşam alanlarının anlaşılması gerektiği, kaldı ki bilirkişi raporunda da, kurulması planlanan dava konusu tesisin bulunduğu ... ada, ... nolu parsele en yakın yerleşim yerinin kuzey batı istikametinde 500 m mesafede ... Mahallesi olduğunun tespit edildiği, davacıların etlik piliç yetiştiriciliği yaptıkları parsel içerisinde ikamet ettikleri, adı geçen mahalleden ayrı ve bağımsız şekilde münferit olarak konumlanmış olan evin bu kapsamda değerlendirilemeyeceği açıktır. Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ikamet ettiği yerin "çiftçinin barınabileceği yapı ve müştemilat" olarak değerlendirilmesi, bu yeri yerleşim yeri ve yaşam alanı olmaktan çıkarmayacağı, dolayısıyla bu haliyle mevzuatta öngörülen mesafe şartına uyulmadığı, dava konusu projenin kapasitesi ile davacıya ait aynı nitelikteki projenin kapasitesi bir arada değerlendirildiğinde, aynı mevkiide olan bu projelerin, ÇED Yönetmeliği gereği ÇED raporu hazırlanmasını gerektiren projelerden olan "bir üretim periyodunda 60.000 ve üzeri kanatlı hayvan yetiştirme tesisi projesi" kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla sonradan planlanan dava konusu proje için PTD yerine ÇED raporu hazırlanması gerektiği, bilirkişilerce ayrıca bir kümülatif etki değerlendirmesinin yapılmadığı, bilirkişi raporunda sadece PTD'de yapıldığının belirtildiği, diğer taraftan, davacıya ait tesisle dava konusu tesisin çok yakın olmasının hayvan sağlığı açısından da risk oluşturduğu, bilirkişi raporunda bu konudaki değerlendirmenin çok yetersiz olduğu, Tarım ve Orman Bakanlığının yayımladığı "Ticari Etlik ve Yumurtacı Kanatlı İşletmelerinin Biyogüvenlik Talimatının" 11.1.12 hükmünde, işletme alanında yetiştirilen türün haricinde diğer hayvanların bile bulunmaması öngörülmüş iken, birbirine bitişik iki tesisin bulunmasının uygun olmadığı, bilirkişi raporunda çiftliğe yakın yaşayanların sağlığı bakımından riskli değerlendirildiği, nitekim davacının da solunum yolu hastalığı bulunduğu, dava konusu tesisin PTD'de yer alan vaziyet planından farklı inşa edildiği, bilirkişi raporunda ise fiili duruma göre mi yoksa PTD'ye göre değerlendirme yapıldığının belirtilmediği, tesisin kurulumuna göre kirli havanın verileceği fanların konumlarının da değişeceği, nitekim fiili durumda fanın yönünün davacının evine doğru olduğu, sonuç olarak, PTD'yi yeterli bulan bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu tesisin PTD'deki vaziyet planından farklı kurulmasının taahhüdün ihlali olarak değerlendirilmek suretiyle para cezası verildiği belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin dayanağı PTD'ye göre tesisin kuzey-güney yönünde yapılmasının planlandığı, nitekim gerek PTD'de gerekse bilirkişi raporunda değerlendirmelerin buna göre yapılarak projenin yapılmasının uygun bulunduğu, ancak fiili durumda tesisin doğu-batı yönünde yapıldığı anlaşılmış olup, davalı idarece bu durum taahhüdün ihlali olarak değerlendirilerek proje sahibine para cezası verilmiş ise de, tüm hesaplamaların PTD'de yer alan (vaziyet planı da dahil olmak üzere) verilerin esas alınması suretiyle yapıldığı dikkate alındığında, tesisin PTD'de yer alan vaziyet planından farklı kurulmasının, PTD'nin revize edilmesini gerektiren ağırlıkta bir taahhüdün ihlali olduğu sonucuna varıldığından, temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozularak, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek, işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz istemlerinin reddine, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 29/02/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.