T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 19. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/2094 KARAR NO : 2025/2165 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/06/2025 NUMARASI : 2023/494 Esas - 2025/473 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 17/11/2025 İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/06/2025 tarihli, 2023/494 Esas, 2025/473 Karar sayılı …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 19. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/2094 KARAR NO : 2025/2165 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/06/2025 NUMARASI : 2023/494 Esas - 2025/473 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 17/11/2025 İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/06/2025 tarihli, 2023/494 Esas, 2025/473 Karar sayılı dosyasında verilen karar istinaf incelemesi için dairemize tevzi edilmekle Dairemiz yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapıldı. Dosya incelendi. Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ...'nin, 11.09.2020 tarihinde Şirinevler Mahallesi, Fetih 6. Sokak, ...Apartmanı, No..., Bahçelievler, İstanbul adresinde bulunan taşınmaza ilişkin olarak Gayrimenkul Değerleme Raporu tanzim edilmesi talebiyle davalı ...Gayrimenkul Değerleme ve Danışmanlık Anonim Şirketi'ne başvuruda bulunduğunu, mezkur Değerleme Şirketi'nin 21.09.2020 değerleme tarihli, 21.09.2020 rapor tarihli ve 2020-OZ-00487 sayılı Gayrimenkul Değerleme Raporunu tanzim ettiğini, müvekkilin mezkur adreste bulunan 1 numaralı bağımsız bölümü 05.10.2020 tarihinde dava konusu değerleme raporuna güvenerek satın almasının akabinde 29.07.2021 tarihinde ... yevmiye numarası ile Bahçelievler Tapu Müdürlüğü nezdinde bulunan tapu kaydında ...Apartmanına ait bağımsız bölümlerin tümünün beyanlar hanesine '6306 Sayılı Kanun gereğince riskli yapıdır.' şerhinin düşüldüğünü, 21.05.2022 tarihinde diğer kat malikleri tarafından Ortak Karar Protokolü tanzim edildiğini, 21.05.2022 tarihli Ortak Karar Protokolü doğrultusunda 6306 Sayılı Kanun kapsamında İstanbul ili, Bahçelievler ilçesi, Şirinevler Mahallesi, ... pafta, ... parselde bulunan, riskli yapı kararı kesinleşen ...Apartmanı'nın yıkılıp yeniden inşa edilmesi süreci başladığını, ...Apartmanı'na ilişkin olarak kentsel dönüşüm sürecinin başlamasının akabinde dava konusu 1 numaralı bağımsız bölümün kat irtifakına esas onaylı projesine uygun olmadığının ortaya çıktığını, Mezkur taşınmazın riskli, tehlikeli ve yıkılmaya elverişli bir yapı olduğu, davacı tarafından satın alınan 1 numaralı bağımsız bölümün kat irtifakına esas onaylı projesine uygun olmadığı, bu sebeple ...Apartmanı'nın yıkılması akabinde yeniden inşa edilecek olan binada davacıya ait 1 numaralı bağımsız bölümün eski yapı ile aynı özellikleri taşımayacağı, dükkan girişinin eski yapıda olduğu gibi ana caddeden değil ara sokaktan olacağı, dava konusu 1 numaralı bağımsız bölümün sahip olduğu toplam metrekareye göre küçüleceği, bu sebeplerle taşınmazın büyük oranda değer kaybedeceği hususlarına davalı tarafından tanzim edilmiş olan dava konusu değerleme raporunda yer verilmediğini, kentsel dönüşüm sürecinin devam etmesi dolayısıyla ...Apartmanının yıkıldığını ve müvekkilinin sahip olduğu payın, Bahçelievler Belediyesi tarafından 04.10.2022 tarihinde yapılan açık artırmada 652.000,00 TL bedel ile dava dışı ...İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne satıldığını, 08.11.2022 tarihinde ise ...İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına tapuda tescil işleminin gerçekleştirildiğini, dava konusu taşınmazın müvekkilinin iradesi dışında Bahçelievler Belediyesi nezdinde 6306 Sayılı Kanun kapsamında açık artırma yoluyla satılmış olması hasebiyle müvekkilinin hem dava konusu taşınmazını hem de mezkur taşınmazı satın alırken yapmış olduğu yatırımın büyük kısmını kaybettiğini, müvekkilinin ...Apartmanı'nın riskli ve yıkılmak üzere olan bir yapı olması, dava konusu 1 numaralı bağımsız bölümün kat irtifakına esas onaylı projesine uygun olmaması, yine dava konusu 1 numaralı bağımsız bölümün Bahçelievler Belediyesi tarafından açık artırma yoluyla satılmış olması dolayısıyla büyük maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; davalı ...Gayrimenkul Değerleme ve Danışmanlık Anonim Şirketi tarafından 21.09.2020 tarihinde tanzim edilmiş olan eksik ve hatalı Gayrimenkul Değerleme Raporu dolayısıyla müvekkilinin uğramış olduğu, tahkikat aşamasında alınacak bilirkişi raporu neticesinde artırılmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi zarar tutarının, müvekkili tarafından taşınmazın satın alındığı tarih olan 05.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...Gayrimenkul Değerleme Ve Danışmanlık A.Ş. Vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın taleplerinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacı tarafın işbu dava ile maddi tazminat talep ettiğini, TBK 72. Maddesi hükmü " ... Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. ... " şeklinde olup, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, nitekim taşınmazın satın alınması ile taşınmazı kullanan davacının var olduğunu iddia ettiği aykırılıklardan bu tarih itibariyle haberdar olması gerektiğini, davacının talebi de bu proje aykırılıklarından doğan zarardan kaynaklandığından 2 yıllık sürenin geçtiğini, müvekkili ...Gayrimenkul Değerleme ve Danışmanlık A.Ş.'nin adından da anlaşılacağı üzere gayrimenkul değerleme üzerine hizmet verdiğini, kendisine gösterilen taşınmazların başvuru tarihi itibariyle bedelini yaklaşık olarak tespit ettiğini, davacı tarafça dava konusu " Şirinevler Mah. Fetih 6. Sok. ...Apt. No: ... Bahçelievler / İSTANBUL" taşınmazın değerinin tespiti amacı ile müvekkili şirkete başvurulduğunu, 21.09.2020 tarihli 2020-OZ-00487 numaralı değerleme raporu hazırlandığını, ilgili raporda başvuru tarihi itibariyle taşınmazın değerinin tespit edildiğini, raporun hazırlanma tarihi COVİD - 19 salgının en yoğun yaşandığı, kapanma ve kısıtlamaların devam ettiği / bulunduğu dönem olduğunu, taşınmazın içinin görülmediğini; satın alınan taşınmazın "mimari projesine konum ve alan olarak uygunluğu tespit edilemediği" hususunun davacıdan gizlenmediğini, üstünün kapatılmadığını, raporda ayrıntılı olarak sebebi ve sonucu ile açıklandığını, davacı tarafın işbu raporu gördüğünü, rapora itiraz etmediğini, bu hususu kabul ederek, bunun sonucunu anlayarak taşınmazı satın aldığını, müvekkili şirketin, raporu tarihi itibariyle yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, davacı tarafın, söz konusu tespite rağmen taşınmazı satın almayı seçtiğini, yapılan ve yapılamayan işlemler açıkça belirtilmişken, sonradan ortaya çıkan ve var olduğu iddia edilen zarardan müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, bahsedilmesi gereken bir diğer hususun ise taşınmazın riskli yapı olması hususu olduğunu, müvekkili şirketin sadece değerleme konusunda faaliyette bulunduğunu, taşınmazın depreme dayanıklılığını inceleme yetkisi ve görevi bulunmadığını, var olduğu iddia edilen aykırılık Müvekkili Şirket tarafından değil, aykırı yapı yapan eski malik/şahıslar tarafından gerçekleştirildiğini, projeye aykırılıktan Müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, yine bu şahıslar aleyhine dava ikame edilmeden Müvekkil Şirketten talepte bulunulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olup, Müvekkil Şirket tarafından meydana getirilen bir zarar bulunmadığını belirterek davacı tarafın "taşınmazın mimari projesine konum ve alan olarak uygunluğu tespit edilemediği" hususunu bilmesine ve buna rağmen taşınmazın satın almasında Müvekkil Şirketin kusurlu olmadığı, taşınmazın açık arttırma ile satılmasına Davacının sebep olması ve maddi zarar iddiasının kanıtsız olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, işbu davanın kanunda öngörülen zamanaşımı süresi içerisinde ikame edilmediğini, huzurdaki haksız davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, dava dilekçesinden de görüleceği üzere, davaya konu olan rapor 21.09.2020 tarihinde düzenlenmiş olup; Davacı'nın iddiası üzerine ilgili tapuya 29.07.2021 tarihinde riskli olduğunun şerh edildiğini, dolayısıyla, asla kabul anlamına gelmemekle birlikte, zararın oluştuğunun belirlendiği ve zararın sorumlusunun öğrenildiği tarih itibari 2 yıllık zamanaşımının dolduğunu, poliçede de yazdığı üzere, sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemlerin, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak 2 yıl içerisinde zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirket nezdinde diğer davalı ...Gayrimenkul Değerleme ve Danışmanlık A.Ş. adına düzenlenen ... numaralı 19.03.2022-19.03.2023 tarihleri arasında geçerli "Gayrimenkul Değerleme Mesleki Sorumluluk Sigortası" bulunduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile belirtilen olay başına 500.000-TL ile sınırlı olduğunu, davacının talebinin sigorta vadesi ve teminatı dışında olduğunu, poliçede azami teminat limitlerinin yazılı olmasının bu miktarın her halükarda ödeneceği anlamına gelmediğini, öncelikle, sigortanın vadesi hususunda, poliçenin ilk sayfasında da yazdığı üzere, işbu poliçe, bir "claims made" (talebe dayalı) sigorta poliçesi olduğunu, söz konusu poliçe ancak bir üçüncü şahıs tarafından sigorta ettiren/sigortalı aleyhine sözleşme dönemı'nde ilk kez talep'te bulunulması ve aynı sözleşme dönemi'nde sıgortacı'ya ihbar edilmesi halinde geçerli olacağını, buna ilaveten, ilgili poliçe, sigortalının poliçe başlangıç tarihine kadar herhangi bir hasarının olmamasına ve hasara neden olabilecek herhangi bir durumdan haberdar olmamasına istinaden düzenlendiğini, davacı'nın iddiası üzerine ilgili tapuya 29.07.2021 tarihinde riskli olduğu şerh edildiği yönünde olduğunu, poliçenin vade başlangıç tarihinin ise, 19.03.2022 olduğunu, açıkça görüleceği üzere, ilgili şerh tapuya yazıldıktan neredeyse bir yıl sonra bu poliçenin akdedildiğini, ilgili süreçten sigortalısının bilgisinin olup olmadığının araştırılması gerektiğini, poliçe vadesi bakımından bunun bir ön sorun olduğunu, çünkü, poliçenin geçerliliğinin buna göre belirleneceğini, eğer, poliçe tanzim tarihinden önce sigortalının konudan bilgi sahibi olması halinde ise işbu poliçenin vadesi içerisine girmeyeceğini, claims made (ihbara dayalı) poliçelerin vadelerinin sigortalıların "ilk öğrenme tarihleri" olduğunu, sigortalısının ilgili şerhin konulmasından 1 yıl sonra sonra konu olaydan bihaber şekilde işbu poliçeyi yaptırmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sigortalı firmanın ilgili gayrimenkulun "Türk lirası emsal değerini" tespit ettiğini, görevlendirilme kapsamının bu olduğunu, deprem risk analizi yapmak olmadığını, ilgili yapının deprem risklerine karşı beton yapısı ile yeterli yükümlülükleri taşımadığından riskli yapı kararı verildiğini, gayrimenkul değerleme uzmanının deprem risklerine karşı bir tespit yetkisinin bulunmadığını, davacının, ilgili gayrimenkulu almadan önce deprem risk analizi yaptırmamasının tamamen kendi sorumluluğunda olduğunu, gayrimenkul değerlendirmesi ile deprem risk değerlendirmesinin farklı uzmanlar tarafından incelenmesi gereken tamamen ayrı konular olduğunu belirterek davanın zamanaşımından dolayı usulden reddine, davacı tarafından talebe dayanak tüm bilgi ve belgeler dosyaya sunulana dek esasa ilişkin beyanda bulunma hakkının saklı tutulmasına, eldeki mevcut bilgi ve belgelerle yapmış oldukları inceleme neticesinde tespit edilen hususlar ve açıkladıkları nedenler doğrultusunda davanın esastan reddine, mahkememiz aksi kanaatte ise teminat incelemesi ve zarar bedelinin tespiti için dosyanın gayrimenkul değerleme uzmanı ve sigorta hukukçusunun da olduğu akademisyen bilirkişi heyetine tevdiine, dava açılmasına sebebiyet vermedikleri için masraf, vekalet ücreti ve faizle sorumlu tutulmamalarına karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 18/06/2025 tarih, 2023/494 Esas, 2025/473 Karar sayılı "davanın reddine" kararı davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;değerleme raporu hazırlanma esaslarına uygun olarak hazırlanmadığı, 1 nolu bağımsız bölümde fiziksel inceleme yapılmadığını, ihale satışı öncesinde idare tarafından alınan gayrimenkul değerleme raporu ile işbu dava konusu değerleme raporu arasındaki farklılık, dava konusu raporun hatalı tanzim edildiğini açıkça ortaya koyduğunu, davalı şirket tarafından 21.09.2020 tarihinde tazmin edilen gayrimenkul değerlendirme raporunun usulüne uygun olarak düzenlenip düzenlenmediğine ilişkin bilirkişi raporu alınmadığı ve keşif yapılmadığını ve işbu hatalı rapora güvenerek taşınmazı satın alan müvekkilinin hem dava konusu taşınmazını, hem mezkur taşınmazı satın alırken yapmış olduğu yatırımın büyük bir kısmını, hem de türk vatandaşlığını kaybettiğini beyan ederek kararı istinaf etmiştir. GEREKÇE Dava, hizmetin ayıplı verildiği iddiasına dayalı uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece ''...Tarafların delilleri toplanarak, tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamı ile mahkememizce yapılan ön inceleme duruşmasında zapta geçen beyanlar ve uyuşmazlık tespiti dikkate alınarak davacı alacağının bulunup bulunmadığının tespiti için dosya üzerinde inceleme yapmak suretiyle; davacı 11.09.2020 tarihinde Şirinevler Mahallesi, Fetih 6. Sokak, ...Apartmanı, No..., Bahçelievler, İstanbul adresinde bulunan taşınmaza ilişkin olarak davalı şirket tarafından Gayrimenkul Değerleme Raporu tanzim edilmesi konusunda anlaştıkları, davalı tarafından 21/09/2020 tarihinde raporun hazırlandığı, davacının bu rapora güvenerek taşınmazı satın aldığı, taşınmazın Bahçelievler Belediyesi tarafından 6306 sayılı kanun gereğince riskli yapılardan olduğuna ilişkin olarak 25/06/2021 tarihinde ilgili tapuya bildirildiği ve tapu tarafından taşınmaza ilişkin olarak "riskli yapı"şerhinin 29/07/2021 tarihinde konulduğu, davacının bu sebeple zararını talep ettiği, davalı tarafından hazırlanan raporun incelenmesinde raporun 21/09/2020 tarihinde tanzim edildiği, davalı şirket tarafından taşınmazın takbis sisteminden tapu bilgilerinin incelendiği, incelendiği dönemde taşınmaz kütüğünde riskli yapı şerhinin bulunmadığı, değerlendirmeye konu taşınmazın içinin covid 19 salgınından dolayı davacının bilgisi dahilinde görülemediği, kat irtifakına esas onaylı mimari projesine konum ve alan olarak uygunluğu tespit edilemediği, değerlendirme yapılırken taşınmazın merkeze konumu, toplu taşım araçlarından faydalanma, belediye hizmetlerinden yararlandığı ve kat mülkiyeti ve iskanlı olduğunun değerlendirildiği, taşınmazın eski bina olduğu iç kısmının vasat durumda olduğunun belirlendiği, emsal karşılaştırma yöntemi ile fiyatının tespit edildiği, taşınmazın içinin görülememesi nedeni ile iç mekan özellikleri vasat kabul edildiği ve buna göre rapor hazırlandığı, durumun açık açık raporda belirtildiği, davacının bu rapora itiraz etmediği, yine taşınmazın yerinde görülüp buna göre rapor hazırlanmasına dair ihtarının bulunmadığı, bu haliyle raporu kabul edip taşınmazı satın aldığı nazara alınarak davalı gayrimenkul değerlendirme şirketinin kusurunun bulunmadığı...'' gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Dosya incelendiğinde, davalı ...Gayrimenkul Değerlendirme Şirketi tarafından 21/09/2020 tarihinde tazmin edilen gayrimenkul değerlendirme raporuna istinaden davacının taşınmaz satın aldığı, ancak satın alınan bağımsız bölümün riskli yapı çıkması nedeniyle davalı şirketin ve gayrimenkul değerleme mesleki sorumluluk sigortası kapsamında davalı sigorta şirketinin müşterek ve müteselsil sorumlu olduğu ileri sürülerek eldeki davanın açıldığı ve mahkemece davanın esası hakkında karar verildiği görülmüştür.Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınır ve görev hususunda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Somut uyuşmazlıkta öncelikle mahkemenin görevli olup olmadığı incelenmelidir.28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un Tanımlar başlıklı 3. maddesi (1) Sağlayıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına yada hesabına hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi, (k) Tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi (1) Tüketici İşlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına yada hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzer sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi düzenlemeleri bulunmaktadır.6502 sayılı TKHK’nın 73. maddesi uyarınca, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair 2025/616 Esas 2025/1428 Karar sayılı ilamında “1.TKHK'nın 3/1-l bendi, "Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder," düzenlemesini içermektedir. Aynı Kanun'un 73/1. maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu, 83/2. maddesinde ise, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanun'un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği hüküm altına alınmıştır.2.Anılan hükümler çerçevesinde, ticari veya mesleki olmayan bir amaçla hareket eden tüketicinin taraf olduğu bir taşıma sözleşmesi, tüketici işlemidir. Böyle bir sözleşme/işlem nedeniyle sürücü ve işleten/malik olanlara karşı birlikte açılan davalarda, tüketici mahkemeleri görevlidir. Taşınan tüketici ile arasında sözleşme ilişkisi bulunmayan sigorta şirketine/ şirketlerine karşı açılan davalarda ise görevli mahkeme, ticaret mahkemesidir. 3.Dava, sürücü ve işleten/malik olanlarla birlikte arada sözleşme ilişkisi bulunmayan sigorta şirketi/ şirketlerine karşı birlikte açıldığında, temel ilişki olan taşıma sözleşmesinin TKHK kapsamında kaldığı, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu, usul ekonomisi, müteselsil sorumluluk ilkesi, uyuşmazlığın nitelik itibarıyla nispeten işin uzmanı olan mahkemece karara bağlanması, davaların makul süre içinde bitirilmesi yükümlülüğü hususları değerlendirilerek davaların birlikte tüketici mahkemelerinde görülmesi gerektiği kanaatine varılmış ve uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine…” şeklinde karar verilmiştir. Dava konusu uyuşmazlığın çözümünde, davacı taraf ile davalı ...Gayrimenkul A.Ş. arasında Gayrimenkul değerleme raporu düzenlenmesi hizmeti verilmesine ilişkinin işlemin tüketici işlemi olduğu ve tüketici mahkemesinin görevli olduğu, davalı sigorta şirketine karşı açılacak davalarda ise Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu , ancak davanın davacıya gayrimenkul değerleme raporu düzenleme hizmeti veren davalı şirket ile birlikte davacı ile aralarında sözleşme ilişkisi bulunmayan sigorta şirketine karşı birlikte açıldığı, temel ilişki olan davacı ile davalı ...Gayrimenkul A.Ş. arasındaki gayrimenkul değerleme raporu düzenlenmesi hizmeti verilmesine ilişkin işlemin TKHK kapsamında kaldığı, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu, usul ekonomisi, müteselsl sorumluluk ilkesi, uyuşmazlığın nitelik itibarıyla nispeten işin uzmanı olan mahkemece karara bağlanması gerektiği kanaati ile davaya bakmakla görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına yönelik karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Bu değerlendirmeler ışığında; eldeki davada davaya bakma görevi Tüketici Mahkemelerine ait olduğundan HMK'nin 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca görevsizlik kararı verilmesi gerekmesine karşın, esasa girilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve esas yönlerden hukuka aykırı olup; sair istinaf başvuru gerekçeleri bu aşamada değerlendirilmeksizin aynı Kanunun 353/1-a maddesinin (3) numaralı alt bendi uyarınca ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesisi usul ve yasalara uygun görülmüştür. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının İstinaf sebepleri incelenmeksizin, İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 18/06/2025 tarih, 2023/494 Esas, 2025/473 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,Dosyanın, gerekçede belirtilen hususlar çerçevesinde yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine İADESİNE,İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf kanun yolu harcının talep halinde ilk derece mahkemesince kendisine iadesine,İstinaf kanun yoluna başvuru için yapılan yargılama giderlerinin esas karar ile birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,Davanın ve dosya üzerinde yapılan yargılamanın niteliği ve avukatlık asgari ücret tarifesi göz önünde bulundurularak istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,Dair; dosya üzerinde, tarafların ve vekillerin yokluğunda oy birliği ile KESİN olarak verilen karar, açıkça okundu. 17/11/2025