T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/846 Esas KARAR NO : 2026/308 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 25/02/2021 NUMARASI : 2017/322 Esas, 2021/317 Karar DAVA: İTİRAZIN İPTALİ BİRLEŞEN DAVA (İSTANBUL ANADOLU 9. ATM 2017/717 ESAS) DAVA: TAZMİNAT (Haksız Fiile Dayalı) KARAR TARİHİ: 26/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. madd…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/846 Esas KARAR NO : 2026/308 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 25/02/2021 NUMARASI : 2017/322 Esas, 2021/317 Karar DAVA: İTİRAZIN İPTALİ BİRLEŞEN DAVA (İSTANBUL ANADOLU 9. ATM 2017/717 ESAS) DAVA: TAZMİNAT (Haksız Fiile Dayalı) KARAR TARİHİ: 26/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DAVA: Davacı ... A.Ş. vekili dava dilekçesinde; müvekkili nezdinde ticari paket sigorta poliçesi ile sigortalı ...'a ait servis kutu ve borularının davalı tarafından hasara uğratılması sebebiyle 22/10/2015 tarihinde 9.720,76 USD hasar tazminatı ödendiğini, ödenen bedelin tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin itiraz üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı Üsküdar Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, söz konusu yerde müvekkili idare tarafından herhangi bir kazı çalışmasının yapılmadığını, yerinde yapılan incelemeler neticesinde fiber optik tranşe ve menhol imalatın yapıldığı esnada ... A.Ş. tarafından hasar verildiğinin anlaşıldığını, bu nedenle davanın husumetten reddi gerektiğini, kaza tespit tutanağı ile ödeme tarihi çelişkili olduğunu, zira hasarın, ödeme yapıldığı tarihten 7 ay sonra meydana geldiğinin anlaşıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla takip talebi ve dava dilekçesinde müddeabihin yabancı para üzerinden talep edilmesi TBK ve ilgili mevzuata aykırı olduğundan talebin bu yönden de reddi gerektiğini, müvekkilinin hasarla ilgili doğrudan yada dolaylı olarak herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 9. ATM'NİN 2017/717 ESAS SAYILI DAVASI: Davacı ... A.Ş. vekili dava dilekçesinde; müvekkili nezdinde ticari paket sigorta poliçesi ile sigortalı ...'a ait servis kutu ve borularının davalı tarafından hasara uğratılması sebebiyle 22/10/2015 tarihinde 9.827,82 USD hasar tazminatı ödendiğini, rücuen tahsil amacıyla İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/322 Esas sayılı dosyası ile Üsküdar Belediye Başkanlığı aleyhinde dava açıldığını, Belediye tarafından davaya verilen cevapta ilgili projenin ... A.Ş. sorumluluğunda gerçekleştirildiğinin belirtilmesi sebebiyle sorumluluğun her iki kuruma ait olduğunu belirterek davaların birleştirilmesine ve 9.827.82 USD'nin faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin taraf sıfatının bulunmadığını, zira dava dilekçesinde belirtilen mahaldeki çalışmaların müvekkili şirketin yüklenicisi olan ihbar edilen ... şirketi tarafından yüklenicilik sözleşmesi gereği tüm sorumluluk kendisine ait olmak üzere yürütüldüğünü, bu nedenle müvekkili iddia edilen hasardan sorumlu olmadığından davanın husumetten reddi gerektiğini, sözleşme hükümleri gereğince iş sağlığı ve güvenliği konusunda önlemleri almakla yükümlü olanın, işin yapımını üstlenen yüklenici olduğunu, ayrıca işin yapımında çalışan işçilerin de yüklenicinin emir ve sorumluluğunda çalışan işçiler olduğunu, davacı tarafından talep edilen tazminat miktarının kabul edilemeyeceğini, davacının iddia ve belgelerinin hasarın, müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini ispatlamaya elverişli olmadığı gibi arada illiyet bağının da mevcut olmadığını, ayrıca çalışmaları bizzat yapan ... şirketinden alınan bilgiye göre, hasara konu adreste davacıya ait altyapı hatlarının standartlara aykırı olarak tesis edilmesi nedeniyle dava konusu hasarın davacının kusuru nedeniyle gerçekleştiğini belirterek davanın ... isimli şirkete ihbarına ve neticede davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; her ne kadar 2. bilirkişi heyet raporunda, malzeme gideri 14,72 TL, araç gideri 13,67 TL, gaz gideri 922,51 TL'nin talep edilebileceği belirtilmiş ise de, yine aynı raporun değerlendirme kısmında meydana gelen hasarın davalıların sorumluluğu kapsamında meydana geldiği hususunun ispata muhtaç olduğu, ispata yarar delil ve belgenin olmadığının belirtildiği, davacının talep ettiği tazminatın "işletmeye alma bedeli" adı altında verdiği hizmetin nasıl bir hizmet olduğu ve nasıl sunulduğu hususunu ispatlayamadığı, geri kalan kısım için ise dava konusu hasara ilişkin davacının sigortalısı tarafından tutulan hasar tespit tutanağı haricinde herhangi bir bilgi ve belgenin mevcut olmadığı, zararın meydana gelip gelmediği, zarar meydana gelmişse nasıl meydana geldiği, kim tarafından yapıldığı, zararın kapsamı vs. davacı tarafından ispatlanamadığı, bu nedenle 2. bilirkişi heyeti raporuna itibar edilmediği gerekçelerine istinaden asıl ve birleşen davanın ispatlanamadığından bahisle reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dosyadaki açık somut delillere rağmen mahkemece ispatlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda, malzeme gideri, araç gideri ve gaz gideri dışındaki zarar kalemleri gerçek zarar kalemi olarak sayılmamış ise de, poliçenin ''Genel Esaslar ve Özel Şartlar'' bölümünde yer alan "Hasar olayları sonucunda gaz arzının durması sonucu oluşan aksaklıklar sebebiyle yapılacak gaz açma kapama bedelleri (doğal gaz mevzuatları çerçevesinde) işbu sigorta teminatına dahildir." hükmü gözetildiğinde gaz açma kapama bedellerinin açıkça poliçe teminatı kapsamında olduğunun görüleceğini, müvekkil tarafından teminat kapsamında olan gaz açma kapama bedelleri yönünden de sigortalısına ödeme yapıldığını, dava konusu olayda doğal gaz taşıyan boru hattında meydana gelen hasar sebebi ile yangın çıkmaması ve çevredeki insanların can ve mal güvenliğinin tehlikeye atılmaması amacıyla gazın ana vanadan kapatıldığını ve bunun sonucu olarak da 1.986 adet abonenin gazının kesildiğini, bu nedenle gaz açma kapama bedellerinin zarar tespit hesaplamasına konu edilmemesinin hatalı olduğunu, bilirkişinin, personel giderlerini genel idare gideri olduğundan bahisle hasar bedeli değerlendirilmesinde dikkate almamasının hatalı olduğunu, zira hasarın onarılabilmesi amacı ile fazla çalışmalar yapan ... çalışanlarına fazla çalışmaları karşılığında ödenen personel ücretlerinin rücuen tazmini gerektiğini, ayrıca davalı belediye işveren konumunda olduğundan TBK'nun 66. maddesi uyarınca adam çalıştıranın sorumluluğu çerçevesinde meydana gelen hasardan sorumlu olduğunu, aynı şekilde diğer davalı ... isimli şirketin de sorumluluğunun bulunduğunu, dava konusu hasarın meydana gelmesine neden olan haksız fiilden davalı ... A.Ş.'nin yanında diğer davalıların da müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalılar istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava, haksız fiile dayalı oluştuğu iddiasına dayalı zarar sebebiyle dava dışı ...'a yapılan ödemenin zarardan sorumlu olduğu ileri sürülen davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Asıl dava, İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, davacı tarafından davalıya karşı 9.720,76 USD asıl alacak ve 107,06 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.827,82 USD'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Dava konusu olay 28/06/2016 tarihinde meydana gelmiş olup dosya kapsamına suulan davacı sigorta şirketi ile dava dışı ... arasında tanzim edilen ticari paket sigorta poliçesinin 01/02/2015-01/02/2016 tarihleri arasında geçerli olduğu, dosya kapsamına sunulmuş olay tarihini kapsayan bir sigorta poliçesinin de mevcut olmadığı gözetildiğinde olay tarihinde taraflar arasında geçerli bir sigorta poliçesinin mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Ancak sigortalının imzasını taşıyan ibranamede, hasar tutarı olan 61.758,90 USD'nin sigorta şirketinden alındığı ve ibra edilen sigorta şirketine rücu hakkının devredildiği belirtildiğinden alacağın temliki hükümleri kapsamında genel hükümlere göre değerlendirme yapılmasına bir engel bulunmamaktadır. Mahkemece uyuşmazlık ile ilgili bilirkişiden rapor alınmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nun 6. maddesinde, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Somut olayda, davacı, dava dışı ...'a yaptığı ödemeye karşılık rücu hakkını devraldığı ibranameye dayalı işbu davayı açtığına göre, dava dışı şirket bu sebeple zarar sorumlusuna karşı bir dava açmış olsaydı ve neyi ispat etmesi gerekiyorsa davacının da bu davada onu ispat etmesi gerekir. Dava dışı ... tarafından tutulan tespit tutanağına göre; hasar tarihinin 28/06/2016 olduğu, hasar açıklamasında Üsküdar Belediyesi Fen İşleri tarafından yapılan kazı çalışmalarından dolayı ...'lük doğalgaz boru hattına hasar verilmesi sebebiyle gaz çıkışından dolayı vananın kapatılarak gaz çıkışının önlendiği ifadelerine yer verildiği ve tutanağın Üsküdar Şebeke Şefliğinden iki kişinin imzasını taşıdığı anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlıkta, bu tespit tutanağından başka iddia edilen olay sebebiyle hasarın oluştuğuna yönelik dosya kapsamında bir belge, görüntü, tespit veya rapor bulunmamaktadır. Başka deliller ile desteklenip doğrulanmadan sadece dava dışı ... personelinin tek taraflı olarak tanzim ettiği bahsi geçen tutanağa dayalı olarak davacının zarar iddiasını ispatladığı söylenemez. Bu nedenle mahkemece davacı tarafından ispatlanamayan asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/322 Esas, 2021/317 Karar sayılı ve 25/02/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE, 2-Asıl dava yönünden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 672,70 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Birleşen dava yönünden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf harcı yatırılmış olduğundan yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 4-Asıl ve birleşen dava yönünden davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere Üye Hakim ...'in muhalefetiyle oyçokluğu ile karar verildi.26/02/2026 MUHALEFET ŞERHİ Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık, davacının işbu dava bakımından dava açma hakkının, bir başka deyişle aktif husumet ehliyetinin mevcut olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Dava konusu olay 28/06/2016 tarihinde meydana gelmiş olup dosya kapsamına sunulan davacı sigorta şirketi ile dava dışı ... arasında tanzim edilen ticari paket sigorta poliçesinin 01/02/2015-01/02/2016 tarihleri arasında geçerli olduğu ve dosya kapsamına sunulmuş olay tarihini kapsayan bir sigorta poliçesinin de mevcut olmadığı gözetildiğinde olay tarihinde taraflar arasında geçerli bir sigorta poliçesinin mevcut olmadığı anlaşılmıştır."...Poliçe hükümlerine aykırı bir ödeme yapıldığında sigortacı, TTK 1301. maddesinde düzenlenen halefiyet hakkını kazanamaz. Sigortacının açtığı rücu davasında halefiyet şartları gerçekleşmemiş olup da sigortacı ödeme yaptığı sigortalısından zarar sorumlusuna karşı olan dava hakkını alacağın temliki yoluyla devralmışsa, bu takdirde davacı davacılık sıfatını 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesinden değil, 818 sayılı BK’nın 162 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan alacağın devri hükümlerinden almış olacak ve sigortaca rücu davası şeklinde açılan dava ret olunmayarak, genel hükümler çerçevesinde çözüme kavuşturulacaktır (Ulaş, s. 264). Tüm bu hususlar mahkemece resen araştırılmalıdır..." (Yargıtay HGK'nun 2018/17-156 Esas 2020/868 Karar sayılı ilamı)."...Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti; davaya konu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, davaya konu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise davaya konu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde kabul edilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatı bu anlamda, def'i değil itiraz niteliğinde olup; taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği gibi taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmalıdır..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2020/3014 Esas 2021/2851 Karar sayılı ilamı).Bahsi geçen Yargıtay HGK kararında belirtildiği üzere, poliçe hükümlerine aykırı bir ödeme yapılması halinde sigortacının halefiyet hakkını kazanamayacağı, ancak şartları varsa alacağın temliki hükümlerine dayanarak talepte bulunabileceği açıktır. Ancak bu hususların araştırılması ile davacının aktif husumetinin var olup olmadığı tespit edilebileceğinden ve bu yönde bir itirazın da ileri sürülmesi gerekmediğinden davacının dava açma hakkının bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekir. Somut olayda, sigortalının imzasını taşıyan ibranamede; hasar tutarı olan 61.758,90 USD'nin sigorta şirketinden alındığı ve sigorta şirketinin ibra edildiği, rücu hakkının sigorta şirketine devredildiği belirtilmiş ise de, dava konusu hasarın 28/06/2016 tarihinde gerçekleştiği ileri sürülmesine rağmen hasar tarihi 14/05/2016 olarak gösterilmiştir. Öte yandan davacı vekili dava dilekçesinde ödemenin 22/10/2015 tarihinde yani dava konusu hasarın meydana gelmesinden yaklaşık 8 ay öncesinde yapıldığını beyan etmiştir. Davacı vekili yargılama aşamasında 259.644,82 USD bedelli ödeme dekontu sunarak birden fazla vakıaya ilişkin bu toplu ödemenin dava konusu 9.720,76 USD'yi de kapsadığını belirtmiştir. Davacı vekili daha sonra ise, ... mühür ve imzasını taşıyan "hasar bilgileri listesi" ile "şebeke hasarları" başlıklı belgeleri sunarak bu belgelere göre 9.720,76 USD'nin 28/06/2016 tarihinde ödendiğini ileri sürmüş olup söz konusu belgelerde dava konusu edilen miktar tespit edilmiştir.Yukarıda yapılan açıklamalara göre, hasar ve ödeme tarihleri ile miktarları konusunda çelişki ve tutarsızlıkların olduğu sabittir. Dava konusu hasarın 28/06/2016 tarihinde gerçekleştiği belirtilmesine rağmen dosya kapsamında yer alan ibranamede hasar tarihi daha önceki bir tarih olan 14/05/2016 olarak gösterilmiş olup ayrıca ibranameye konu miktarın dava edilen miktarı kapsayıp kapsamadığı da belli olmadığından dava konusu hasara ilişkin olduğu ispatlanamayan ibranameye itibar edilemez. Öte yandan delil olarak ibranameyi sunan davacı yargılama aşamasında ödeme belgesinin sunulmasına ilişkin ara karar kapsamında bu kez de 259.644,82 USD bedelli ödeme dekontunu sunarak birden fazla vakıaya ilişkin olduğunu belirttiği bu toplu ödemenin dava konusu 9.720,76 USD'yi de kapsadığını beyan etmiştir. Dekontta belirtilen miktarın, dava edilen miktarı kapsayıp kapsamadığı belli olmadığı gibi dekontta belirtilen miktara ilişkin sunulmuş bir ibraname de mevcut değildir. Bahsi geçen ... mühür ve imzasını taşıyan belgeler ile sigortalıya ödeme yapıldığı kabul edilse bile, davacı sigorta şirketi aynı zamanda sigortalısından talep ve dava hakkının devrine ilişkin aldığı geçerli bir ibraname/temlikname sunamamıştır.O halde, davacı sigortacı olay tarihini kapsayan geçerli bir sigorta poliçesi sunamadığından halefiyet hakkı doğmadığı gibi ayrıca sigortalısından talep ve dava hakkını devraldığına ilişkin bir belge de ibraz edemediğinden genel hükümlere göre de değerlendirme yapmanın mümkün olmadığı anlaşılmakla davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğundan söz edilemez. Bu durumda açıklanan gerekçeler ile ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan karara muhalif kaldığıma dair görüşümü bildiririm.26/02/2026