T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2155 - 2025/2493 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2155 KARAR NO : 2025/2493 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/09/2023 NUMARASI : 2023/76 E. - 2023/403 K. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2155 - 2025/2493 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2155 KARAR NO : 2025/2493 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/09/2023 NUMARASI : 2023/76 E. - 2023/403 K. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/09/2023 tarih ve 2023/76 E. - 2023/403 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli markalarını mesnet göstererek, davalı şahsın 2020/14985 sayılı ve "... ... ... ..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı ..., Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2022-M-17356 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markalarının iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olduğunu, emtia benzerliğinin de bulunduğunu, başvurunun seri marka izlenimi yarattığını, ortalama gıda tüketicisinin markaları dikkatli şekilde incelemeden hareket edebileceğini, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, davalı ... YİDK kararının 29 ve 30. sınıfın tamamı ile 35. sınıf içerisinde yer alan "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için malların bir araya getirilmesi hizmetleri" hizmet sınıfının altında mevcut 29, 30 ve 32. sınıfın tamamı ile 43. sınıf "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" yönünden iptaline ve diğer davalı markasının aynı mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şahıs vekili, müvekkilinin dava konusu işareti 2019 yılından beri kullandığını, işaretin gerçek hak sahibi olduğunu, "..." ibaresi tanımlayıcı olup, bu ibarenin tek başına kimsenin tekeline verilemeyeceğini, markaların karıştırılmayacağını, davacı markaları için kullanmama defi ileri sürdüklerini, kötüniyet sebeplerinin de bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının, itiraz aşamasında gerekçe olarak gösterdiği markaların 30. sınıf emtialarda tescilli olduğu, 30. sınıf emtialar bakımından, taraf markaları arasında ayniyet oluştuğu; dava konusu marka kapsamında yer alan ve işbu davaya konu edilen (30 sınıf emtiaların satışına yönelik) 35. sınıf hizmetler ile davacıya ait markalar kapsamında yer alan 30. sınıf emtialarin ilişkili olduğu; dava konusu marka kapsamındaki diğer emtialar ve 43. sınıf hizmetler yönüyle, dava konusu başvuruda kalan emtiaların temelde gıda emtiaları olmalarına dayalı olarak taraf markaları arasında düşük/orta düzeyli bir benzerlikten bahsedilebileceği; marka hükümsüzlüğü bakımından davalı şahıs vekilinin kullanım ispatı ileri sürdüğü; davacının kullanım ispatına tabi olmayan 2018/59276 sayılı markasının 30. sınıfta tescilli olduğu; davacının kullanım ispatına tabi olan markalarının ise (kullanımı ispatlanan) "kraker" emtiası bakımından tescilli olduğu; YİDK karar iptali davası bakımından yapılan ayniyet/benzerlik değerlendirmesinin, hükümsüzlük davası bakımından da geçerli olduğu; dava konusu markanın kelime, şekil ve renk unsurlarından oluşan karma bir marka olduğu, içinde gıda ürünlerinin bulunduğu dışarıdan çekilmiş bir işletme fotoğrafı üzerinde sol üst kısımda daire şeklinde tabela içinde "... ..." ibaresine yer verildiği, yine bu daire içinde sarı renkli buğday başağını andıran bir figüre yer verildiği, işletme tabelası şeklinde oluşturulan kompozisyonda "... ..." ibaresine yer verildiği, markanın genel görünümü makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesimi nezdinde incelendiğinde; markanın esaslı unsunun işletme tabelası şeklinde oluşturulan "... ..." ibaresi olduğunun tespit edildiği, davacıya ait markaların esas unsurunun "...", "... ..." ve "... ..." ibareleri olduğu; taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak, davaya konu mal ve hizmetlerin hitap ettiği makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesimi nezdinde benzer olduklarının söylenemeyeceği, zira; davacı markalarının esas unsurlarını oluşturan "...", "... ..." ve "... ..." ibarelerinin umumi intiba olarak dava konusu markanın esas unsuru "... ..." ibaresiyle aynı veya benzer olduğunun söylenemeyeceği, karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih ve 2014/11-696 Esas - 2016/778 Karar sayılı kararı uyarınca; iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, bu yönden dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporunun aksi yöndeki hukuki kanaatlerine itibar edilmediği; davacı tarafça iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı; hükümsüzlük davası bakımından; tanınmışlığın değerlendirilebileceği yeterli belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bunun haricinde davalı şahsın kötüniyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik ve iltibas ihtimali bulunduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, SMK'nın 6/5. maddesi şartlarının oluştuğunu, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının mesnet markalarıyla dava konusu başvuru arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira, dava konusu markanın "... ..." ibareli esas unsurunun davacının ayırt ediciliği düşük "..." ibaresini içeren markalarından yeterince farklılaştığı, dava konusu markanın şekil unsurunun da başvuruyu mesnet markalardan uzaklaştırdığı, dava konusu markayı gören tüketicilerin bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabileceği, öte yandan, taraf markaları benzer olmadığından davacı vekilinin tanınmışlık iddiasının somut uyuşmazlığa bir etkisi bulunmadığı gibi, başvurunun kötüniyetli yapıldığının da ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 02/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.