9. Hukuk Dairesi 2011/44773 E. , 2013/31861 K. MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, maaş alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, her iki davayıda kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davacı birleşen dosya davalısı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y…
**9. Hukuk Dairesi 2011/44773 E. , 2013/31861 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, maaş alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, her iki davayıda kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davacı birleşen dosya davalısı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A)Davacı isteminin özeti: Davacı – birleşen dava davalısı vekili, müvekkiline küresel kriz gerekçesiyle zorunlu olarak izin kullandırıldığını, bu izinlerin karşılığının davacı ve diğerlerinin maaşlarından kesildiğini, davacının son dönem maaşlarının bir kısmının eksik, bir kısmının hiç ödenmediğini, fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini, davacılara işverenlik yetkililerince içeriği bildirilmeyen, sureti verilmeyen belgeler imzalanmasının istendiğini, işveren yöneticilerince davacıların “aldığınız maaşı hak etmiyorsunuz” şeklinde aşağılandığını, kullandırılan zorunlu izinler nedeniyle kesinti yapılacağı ve zorunlu olarak kullandırılan izin günlerine karşılık ücret ödenmeyeceğinin bildirildiğini, aynı konumda çalışan eski işçilere daha düşük, yeni alınanlara daha yüksek oranda ücret ödemesi yapılarak maaş adaletsizliği uygulanmaya başlandığını, tüm bu gerekçeler üzerine davacılarca iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini, uygulanan haksızlıklar üzerine işten ayrılmak isteyenlere işverenlikçe haklarının eksiksiz ödeneceği vaadiyle istifa dilekçeleri alındığını, ancak davacıların işten ayrılma istekleri işleme konulmadığı gibi, maaş kesintileri, zorunlu izin kesintileri ile fazla mesai haklarının da ödenmediğini, bunun üzerine müvekkillerince ihtarname keşide edildiğini, davacıların bu eyleminden haberdar olan işverenin istifa dilekçelerini işleme koyduğunu bildirdiğini iddia ederek kıdem, ihbar tazminatı ve ödenmeyen maaş alacaklarının faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı birleşen dava davacısı, davacının endüstri ve otomobil boya sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalının 06.04.2006 – 15.07.2010 arasında kalite kontrol laboratuvarında teknisyen olarak çalıştığını, davalının yöneticisi ile 29.06.2010 tarihinde yaptığı görüşmede istifa ederek iş akdine son vermek istediğini belirttiğini, bölüm yöneticisince talebin değerlendirmeye alındığını ve durumun davalıya bildirildiğini, ancak davalının bu değerlendirme sonucunu beklemeden 15.07.2010 tarihinde kendi irade ve beyanıyla ihbar öneline uymadan ve hiçbir geçerli neden bulunmaksızın işten ayrıldığını, işten ayrılır ayrılmaz da rakip firmada (DYO) işe başladığını, burada bir süre çalıştıktan sonra buradan da ayrılarak PETKİM’DE çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağına aykırı olduğunu ve cezai şart ödenmesi yaptırımına bağlandığını iddia ederek cezai şartın yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. B)Davalı cevabının özeti: Davalı-Birleşen dava davacısı vekili, davanın reddini talep etmiştir. Birleşen davalı vekili, sözleşmeyi kabul etmediklerini, dayanak sözleşmenin davacının işe başvurusu sırasında içi boş olarak imzası alınan davacının özgür iradesini yansıtmayan bir belge olduğunu ve geçersiz olduğunu, işverenin uygulaması ile müvekkili ve arkadaşlarını iş bırakmaya zorladığını, müvekkilinin düşük maaş ile DYO firmasında çalışmaya başladığını, ancak maaş düşüklüğü nedeniyle buradan da ayrılarak TÜPRAŞ firmasında işe başladığını, davayı kabul anlamına gelmemek üzere ortada geçerli bir sözleşme olsa bile bu zararın tazmini için BK madde 148-150’deki yasal düzenleme gereği zararın vukuunun şart olduğunu, davacının bu davayı açmasının bir hakkın kullanımından ziyade müvekkili ve arkadaşlarını yasal haklarını kullanmaktan vaz geçirmeye yönelik olduğunu, doktrin ve Yargıtay uygulamalarına atıfla talebin yasal ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunmuştur. C)Yerel Mahkeme Kararının Özeti. Mahkemece, esas davada 79,74 TL ücret alacağının tahsiline, diğer taleplerin reddine, birleşen dava dosyasında ise 1/3 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak 8.910,00 TL cezai şart alacağının tahsiline karar verilmiştir. D)Temyiz: Karar davacı-birleşen davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. E)Gerekçe: 1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı yasal gerektirici nedenlere göre davacı birleşen dava davalısının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şart ücretinin tahsili istemine ilişkin olup, öncelikle dikkate alınması gereken husus uyuşmazlığın 4857 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesine göre, iş mahkemelerinin görevi “İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş sözleşmesinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi”dir. Davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 348. maddesi “İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra, işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapamamasını ve rakip bir müessesede çalışamamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olamamasını şart edebilirler. Rekabet memnuiyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir. İşçi, akdin yapıldığı zamanda reşit değil ise rekabet memnuiyetine dair olan şart batıldır.” hükmünü haiz olup, madde metninden de anlaşılacağı üzere bu madde sözü edilen sırlara vakıf işçinin sözleşme yapmak şartıyla işten ayrılması halinde aynı işi kendi adına yapmamasını, rakip bir müessesede çalışmamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmamasını düzenlemektedir. Düzenleme, hizmet sözleşmesi içinde yer almakla birlikte hizmet sözleşmesi süresi içinde yapılmaması gereken bir hususta değil, hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir. İş sözleşmesinin devamı sırasında rekabet yasağının ihlali şeklindeki sadakatsizlik iş mahkemesinde görülecek bir davanın konusunu oluşturur. Bu rekabet yasağının sözleşmeden veya kanundan kaynaklanmasının hukuki sonuçları ile aynıdır. Oysa somut uyuşmazlıkta davacı taraf, davalının sözleşmenin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi sebebiyle cezai şart istemektedir. Rekabet yasağının iş sözleşmesinin bitiminden sonraki bir tarihte ihlal edilmesi iş mahkemelerini görevli olmaktan çıkarmaktadır. Ayrıca rekabet yasağının belirlenmesinde ticari sırrın ne olduğu uzman mahkemelerce değerlendirilmesi gereken ve piyasa şartlarıyla sıkı sıkıya bağlı bulunan ticari bir konudur. Kaldı ki, davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesiyle kanun koyucu çok açık bir şekilde 818 sayılı Kanun'un 348. maddesinden kaynaklanan davaların mutlak ticari davalardan olduğunu öngörmüştür. Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticari niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardandır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 29.02.2012 Tarih 2011/11-781 Esas- 2012/109 Karar sayılı ilamında da hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra gerçekleşen rekabet yasağına aykırılığı düzenleyen 818 sayılı Kanun’un 348. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken uyuşmazlıklara ilişkin davaların 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1-3. maddesi gereğince mutlak ticari dava niteliği taşıdığı ve mutlak ticari davaların görülme yerinin ise, açık biçimde ticaret mahkemeleri olduğu belirtilmiştir. Açıklanan nedenlerle, mahkemece mutlak şekilde ticaret mahkemelerinin görevine giren rekabet yasağına dayalı cezai şart alacağına ilişkin dava tefrik edilerek, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. F)Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.