T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1257 KARAR NO : 2025/1574 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2025/300 Esas 2025/315 KARAR TARİHİ : 26/03/2025 DAVA : Tazminat KARAR TARİHİ : 17/09/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/09/2025 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kara…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1257 KARAR NO : 2025/1574 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2025/300 Esas 2025/315 KARAR TARİHİ : 26/03/2025 DAVA : Tazminat KARAR TARİHİ : 17/09/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/09/2025 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosya incelendi; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin "..... Sok. No:... İzmir" adresinde bulunan fabrika binasında iplik üretimi yaptığını, davalı ....nın davacı şirkete ait fabrika binasının bulunduğu .... Sokak üzerinde fabrika girişi önünde taşıt üst geçidi yapımına başladığını, inşaatın davalı .....ndan yapım işini alan davalı ....Şti. Tarafından yapıldığını, davalı şirketin davacıya ait fabrika binasının önündeki yola herhangi bir güvenlik önlemi almadan kum ve toprak dökerek yolu tamamen kapattığını, 26.04.2023 tarihinde öğleden sonra başlayıp gece şiddetlenen ve 27.04.2023 tarihine kadar süren yağmur sırasında yağmur sularının davalı şirketin yolu kapatması ve özellikle yola döktüğü kum ve toprağın yağmur suyunu biriktirmesi sonucu çamurlu sel halinde fabrika binası içine girdiğini, yağmur sularının yol üzerinde akışına engel olacak bir durum olmadığını, suların doğal eğimle fabrika önünden geçip gittiğini, davacı şirketin zararın doğmasında ya da artmasında bir etkisi bulunmadığını, fabrika binasında bulunan mamuller, yarı mamuller, ham maddeler, makineler, tesisatlar, bilgisayarlar ve mobilyaların ağır zarar gördüğünü, su ve çamur baskınının etkileri ortadan kaldırılıncaya kadar fabrikanın çalışmasının mümkün olmadığını, İzmir 14. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/15 D.İş sayılı dosyasında 02.05.2023 tarihinde delil tespiti yapıldığını, ..... A.Ş.'ye yapılan hasar başvurusu üzerine davacı şirkete 27.07.2023 tarihinde 118.750,09 TL hasar ödemesi yapıldığını, ancak ödemenin gerçek zararı karşılamadığını, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını beyan ederek davanın kabulü ile fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 50.000.00 TL maddi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği 27.04.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini, delil tespiti giderleri ve vekalet ücreti dahil olmak üzere yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep etmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı belediyenin tacir sıfatına haiz olmadığını, haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat iştemine ilişkin davada davacı ile davalılar arasında herhangi bir ticari iş veya işlem olmadığı, dava mutlak ticari davalardan da olmadığından davanın Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görülmesi gerektiği, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, harcın tamamlanması için davacıya kesin süre verilmesi aksi halde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, sözleşme gereği oluşan zarardan davalı ..... Şti.'nin sorumlu olduğunu, davalı belediyenin herhangi bir kusur ve sorumluluğu bulunmadığını, davalı belediye yönünden davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, su baskınının aşırı ve öngörülmez, binanın imar planına uygun olmaması ve suyun girdiği kısımda bina kotunun yol kutunun altında olması sebebiyle meydana geldiğini beyan ederek davanın öncelikle usulden reddine, aksi kanaatte esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; Dava davalı ...tarafından ihale edilen ve diğer davalı şirketin üstlendiği üst geçit yapımı sırasında yola dökülen kum nedeniyle yağmur suyunun davacı şirkete ait fabrika binasına girmesi sonucu meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkin olup, davalı ... yönünden dava hizmet kusuruna dayanmakta olup, tam yargı davası ile idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğinden davanın HMK'nın 114/1-b ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme gerekçeli kararında yüksek mahkeme kararlarına yer vermiş ise de, Uyuşmazlık mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları anılı davanın adli yargı yerinde açılması gerektiğine hükmettiğini, kamu tüzel kişilerinin, kamu hizmetlerine ilişkin olmakla beraber özel hukuk kuralları altında, özel hukuk tüzel kişisi gibi yaptığı eylem ve işlemler özel hukuk alanına girdiğini, bunların idari eylem ve işlem olarak nitelendirilemeyeceği, bu davalı.....nın da davanın idari yargı yerinde açılması gerektiği yönünde bir itirazı olmadığını, adli yargı yerinin görevli olduğunu, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP : Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. G E R E K Ç E: Uyuşmazlık, davacının fabrikasında sel suları nedeniyle oluşan zararın tahsili isteğine ilişkindir. Dava müteahhit firma ve belediye davalı gösterilerek açılmış, İlk derece mahkemesince belediye aleyhine açılan dava tefrik edilerek eldeki esasa kayıt ile, davalı idarenin hizmet kusurundan dolayı verdiği zararların tazmini için idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerektiği gerekçesiyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından yasa yoluna başvurulmuştur. 6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; HMK'nun 357. Maddesine göre de; İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz, maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır. Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Davacı, davalı ....nin taşıt üst geçit inşaatı nedeniyle fabrika girişi önündeki yolun tamamen kapatılması ve herhangi bir güvenlik önlemi alınmadan bu yola kum ve toprak dökülmesi nedeniyle, kum ve toprak yığınlarının yağmur sularının akışına engel olacak şekilde birikmesi sonucu suların çamurlu sel halinde fabrika içerisine girerek zarar verdiği iddiası ile maddi tazminat talep etmektedir. Yargı yolu kavramı, bir hukuk sisteminde, herhangi bir davanın o hukuk sistemine dahil yargı haklarından hangisinde bakılacağını ifade eder. Uyuşmazlığın hangi yargı kolunda bakılacağı hususu, davanın genel şartlarından olup mahkemece resen dikkate alınması gerekir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Yargı Yolu” başlıklı 125. maddesinin 1. fıkrası “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” hükmünü, son fıkrası ise “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” düzenlemesini içermektedir. İdare hukukunda idarenin iki tür sorumluluğu kabul edilmektedir. Biri idarenin özel hukuk ilkeleri doğrultusunda yaptığı sözleşmelerden kaynaklanan özel hukuk sorumluluğu; diğeri ise, idarenin idare hukuku ilkeleri doğrultusunda yapmış olduğu sözleşmeler ve idarenin her türlü işlem ve eyleminden kaynaklanan kamu hukuku ilkeleri doğrultusunda oluşmuş idare hukukuna özgü sorumluluk türüdür. İdarenin kişilere verdiği zararları tazmin yükümlülüğü, idarenin “hizmet kusuruna (kusurlu sorumluluk)” ve “kusursuz sorumluluğuna” dayanmaktadır. İdarenin kusura dayanan sorumluluğu, uygulamada “hizmet kusuru” kavramı ile anlatılmaktadır. Hizmet kusurunun tam ve kapsamlı bir tanımını yapmak zor olmakla birlikte genel olarak doktrinde hizmet kusuru; idarenin ifa ile mükellef olduğu herhangi bir kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veya teşkilatında, bünyesinde, personelinde yahut işleyişinde bir takım aksaklık, hukuka aykırılık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik, sakatlık veya ihmalin ortaya çıkması, şeklinde tanımlanmaktadır (SARICA Ragıp, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, “Hizmet Kusuru ve Karakterleri”, Y. 1949, C. 15, S. 4, s. 858; ATAY Ender Etem, İdare Hukuku, Ankara 2006, s. 571; YILDIRIM Turan, İdari Yargı, İstanbul 2008, s. 253). Hizmet kusurunun üç durumda varlığı hem yargı içtihatları hem de öğreti tarafından kabul edilmiştir. Bu üç durum; hizmetin hiç işlememesi, hizmetin geç işlemesi ve hizmetin kötü işlemesidir. Buna göre idare kural olarak yürüttüğü kamu hizmeti ile nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının “b” bendi gereğince “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar” idari yargı yerinde tam yargı davası açabilecektir. Yine İYUK 15/I-a maddesinde ise, adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine karar verileceği de hükme bağlanmıştır. Büyükşehir belediyesinin yetki alanındaki mahalleleri ilçe merkezine bağlayan yolları yapmak, yaptırmak, bakım ve onarımı ile bu yolların temizliğini yürütmek 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 7/g maddesi gereğince büyükşehir belediyesinin görev sınırları içerisindedir. Hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar yönünden idare aleyhine tam yargı davasının idari yargı yerinde açılması gereklidir. Davalı .... bir kamu tüzel kişisi olup; kural olarak, işlem ve eylemleri kamusal nitelik taşır. Somut olayda, davalının yasa ile kendisine verilmiş bulunan görevleri yerine getirdiği sırada zararın oluştuğu iddia edilmiştir. Görevin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hizmet kusuru niteliğindedir. İdare’nin hizmet kusurundan doğan zararlardan dolayı, İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1-b maddesi gereğince İdare’ye karşı idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekir. Görev sorunu, açıkça veya hiç ileri sürülmese de kendiliğinden (re’sen) dikkate alınır. ( Emsal Yargıtay 4 HD'nin 2014/9847 E. 2014/13909 K. 27/10/2014 T., 2012/18402 E. 2013/17193 K. 07/11/2013 T.) Hal böyle olunca, iddianın ileri sürülüş şekline göre davalı ....nın yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu proje çerçevesinde ve sorumluluk alanı içinde yapılan yol çalışması sırasında, yeterli güvenlik önlemlerinin alınmamış olması nedeniyle zararın doğduğu ileri sürüldüğünden, davanın esası davalı idare tarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği, yani yürütülen kamu hizmetinin kusurlu işletildiği, oluşan zararın meydana gelmesinde hizmet kusuru bulunduğu iddiasından kaynaklandığından uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görevinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince yargı yolunun caiz olmamasından dolayı HMK.'nun 114/1-b ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davacı vekilinin adli yargının görevli olduğuna dair yerinde görülmeyen istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin adli yargının görevli olduğuna dair yerinde görülmeyen istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından peşin yatırılan 1.683,10-TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubuyla Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avanslarının yatıranlara iadesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 17/09/2025 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 362/1-a Maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.