İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin icra takibine konu borcun dayanağı olan ...A.Ş.'den ...... numaralı kurumsal hatları satın aldığını, anılan hatların Ankara 5. Tüketici Mahkemesinin 2009/308 Esas ve 2010/320 Karar sayılı dosyasından verilen karar ile anılan hatlar ve bağlı …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1163 KARAR NO: 2026/1281 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/01/2025 NUMARASI: 2023/5 Esas - 2025/23 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin icra takibine konu borcun dayanağı olan ...A.Ş.'den ...... numaralı kurumsal hatları satın aldığını, anılan hatların Ankara 5. Tüketici Mahkemesinin 2009/308 Esas ve 2010/320 Karar sayılı dosyasından verilen karar ile anılan hatlar ve bağlı alacak talepleri iptal edildiğini, müvekkilinin anılan hatlar dışında gerek ....... ile gerekse de davalı varlık şirketi ile başkaca herhangi bir ticari veya şahsi ilişkisi olmadığını, davalı yanın mahkeme kararına aykırı kasıtlı olarak işlem yaparak hakkı kötüye kullandığını, müvekkilinin faal olmayan ve eski olan adresine tebligat yapılarak itiraz haklarının kullanması engellendiğini, icra takibinde borcun sebebi dahi belirtilmediğini, mevcut durumda müvekkilinin banka hesaplarına bloke konulduğunu ve ticari işletmesinde kullandığı taşıtı haciz konularak bağlandığını, tüm bu sebeplerle; fazlaya ve davaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik menfi tespit ve istirdat talebinin kabulü ile İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasından borçsuz olduğumuzun tespiti ile takibin iptaline, davalı yanın 40.000,00 TL maddi tazminat ve 40.000,00 TL manevi tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Dava dışı ........A.Ş. tarafından davacı/borçlu ........ aleyhine taraflar arasındaki abonelik sözleşmesine dayalı faturaya istinaden Ankara.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası nezdinde takibe geçtiğini, alacaklı .....'in uzun bir süre davalı borçludan tahsilat yapamadığını, Temlik Sözleşmesi ile söz konusu icra dosya alacağını müvekkili şirkete temlik ettiğini, temlik aldığı icra dosyalarında alacaklı olan müvekkili şirketin tahsilde tekerrür olmamak üzere İstanbul .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosya ile icra takibine geçtiğini, usulüne uygun bir şekilde icra takibi başlatıldığını ve davacı/borçlunun itiraz etmemesi üzerine kesinleştiğini, ardından borçlu ödeme yaparak dosyayı infaz ettiğini, davacının her ne kadar borcun konusunun takip talebinde belirtilmediğini söylemiş olsa da takip talebinde "Ankara .... İcra Müdürlüğü'nün ... E.Sayılı dosyası ile tahsilde tekerürür olmamak üzere tahsili taleplidir" şeklinde düşülen şerh ile borcun sebebine gösterildiğini, toplu bir şekilde borç devralındıktan sonra tahsilde tekerrür olmamak üzere yeniden takibe geçildiğini, borcun sebebinin ise düşülen bu şerh ile eski dosyaya işaret edilerek alacağın dayanağı gösterildiğini, tazminat için kanuni şartların oluşmadığını, icra takibinde alacaklı şirket ile borçlu arasında husumet olmadığı gibi haksız ve kötü niyetli bir takip de söz konusu olmadığını, borcun kaynağının abonelik sözleşmesi olduğunu, sözleşmeye dayalı alacakların, 10 yıllık genel zamanaşımına tabi olduğunu, tüm bu sebeplerle; davanın reddine, davacının maddi manevi tazminat talebinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "Davacı tarafça açılan istirdat davasının kısmen kabulü ile; davacı tarafça İstanbul.... İcra Müdürlüğünün .... E. Sayılı icra dosyasına ödenen 6.962,84-TL'nin ödeme tarihi olan 10/01/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdadına, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine," karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; On yıl önce mahkeme kararı ile iptal edilmiş telefon hatları sebebiyle on yıl sonra icra takibi yapılmasının kötü niyetli olduğunu, fiili haciz uygulamaları ile maddi zararın bulunduğunu, manevi tazminat koşullarının gerçekleştiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Menfi tespit ve haksız haciz sebebiyle maddi ve manevi tazminat davasıdır. TBK.m.49 gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Madde 50 gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190. maddesi gereğince herkes iddiasını ispatla mükelleftir.Dosyada mevcut delil durumuna göre, ispat yükü kendisine düşen davacının maddi zarar iddiasını ispat edemediği anlaşıldığından davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf istemi yerinde değildir.Haksız hacze dayalı manevi tazminat istemi 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098 sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz (Emsal Yargıtay 4. HD nin 06.07.2020 gün ve 2019/2535 E -2020/2544 K sayılı ilamı). Her ne kadar davacı haksız işlemden dolayı manevi tazminat talep etmişse de davacı ile dava dışı ........ firması arasında telefon aboneliklerinden dolayı sözleşmeye ilişkisinden kaynaklanan ihtilaflı alacak ilişkisi bulunduğu, davalının dava dışı firmanın bir takım alacaklarıyla beraber iş bu davaya konu alacağı da temlik aldığı, davacı tarafından daha önce açılmış menfi tespit davasında işbu dava davalısının taraf olmadığı, davalının takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve ağır kusurlu olmadığı anlaşılmakla manevi tazminat davasının reddine karar verilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/... Esas 2025/.... Karar sayılı .../01/2025 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 1.230,80 TL'den mahsubuyla fazla yatırılan 498,80 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/03/2026