T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/639 KARAR NO : 2025/1865 KARAR TARİHİ : 14/10/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/512 KARAR NO : 2024/55 DAVA TARİHİ : 24/03/2022 KARAR TARİHİ : 17/01/2024 DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAİRE KARAR TARİHİ : 14/10/2025 KARAR YAZIM TARİ…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/639 KARAR NO : 2025/1865 KARAR TARİHİ : 14/10/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/512 KARAR NO : 2024/55 DAVA TARİHİ : 24/03/2022 KARAR TARİHİ : 17/01/2024 DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAİRE KARAR TARİHİ : 14/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 14/10/2025 Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/01/2024 Tarih ve 2022/512 E. 2024/55 K.sayılı kararının istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı ve davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelenmenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket aleyhine; Bodrum 2. İcra Müdürlüğünün 2021/6519 Esas sayılı dosyası ile ilamsız takiplerde haciz yolu ile icra takibi başlatılmış, bu takibe davacı şirket tarafından yapılan itiraz sonucu takip durduğunu, haksız ve dayanaksız olan itirazın iptali için dava açmak zorunlu hale gelmiş olup, dava şartı olan Arabuluculuk sistemine başvurulmuş, 10.01.2022 tarihli Arabuluculuk toplantısı ANLAŞAMAMA ile sonuçlandığını, müvekkil İdarece başlatılan iş bu takipten önce davacı şirket tarafından, aynı borç hakkında, Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde Menfi Tespit Davası açıldığı, bu dava 2018/580 Esas dosyası ile görülmüş ve 2019/236 Karar numaralı karar ile RET OLUNDUĞUNU, Davacı borçluya, İdaremiz Abone İşleri Daire Başkanlığı'nın 27.03.2017 tarih ve 4248/5550 sayılı yazısı ile “.... Mahallesi....No: ... adresinde faaliyet gösteren ....’da şehir şebeke suyu kullanılmayıp kuyu suyu kullanıldığı, bu suyun İdaremizin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kanalizasyon şebekesine deşarj edildiği, Abone Hizmetleri ve Tarifeler Yönetmeliği hükümleri gereği 5 iş günü içinde abone hizmetleri ofisine atık su aboneliği müracaatının yapılması gerektiği” bildirildiğini, bu yazıya rağmen davacı yanca herhangi bir işlemde bulunulmadığını, davacı borçlunun İdaremize başvuruda bulunmaması üzerine söz konusu adreste 16.03.2018 tarihinde İdaremiz ekiplerince kontrol yapılmış ve otel bahçesinde su kuyusunun bulunduğu tespit edilmiş, otel teknik müdürü ... tarafından da bu kuyudan dalgıç pompa ile otelin su deposuna su basıldığı, YANİ, otelde kuyu suyu kullanıldığı beyan edilmiş, bu husus da 11837 sıra numaralı Kaçak ve/veya Usulsüz Su Kullanımı Tutanağı ile kayıt altına alınmış ve yapılan tespit ile ilgili fotoğraflar çekildiğini, ... Şirketi’nin .... Mahallesi.... Caddesi No: .... adresindeki oteli 10.04.2014 başlangıç tarihi itibarıyla kiraladığı anlaşıldığından bu tarih tahakkuka esas sürenin başlangıç tarihi olarak dikkate alınarak ...Abone Hizmetleri ve Tarifeler Yönetmeliğinin Kaçak su kullanımı başlığı altında düzenlenen 38’inci maddesi hükümleri gereği ekli tahakkuk tutanağında ayrıntıları belirtildiği şekilde toplam 755.365,82 TL tahakkuk hesaplaması yapılarak ... Şirketinin İdaremizde kayıtlı 567283 numaralı siciline 26.07.2018 tarihinde işlenmiş ve bu durum İdaremiz Abone İşleri Dairesi Başkanlığı'nın 31.07.2018 tarih ve 12846/16295 sayılı yazısı ve ekindeki hesap ekstresi ile şirkete bildirildiğini, 31.07.2018 tarih ve 12846/16295 sayılı İdaremiz yazısında; " Söz konusu adreste davalı otel işletmesi adına İdaremizde 18275 numaralı su aboneliğinin bulunduğu, ANCAK işletme tarafından bu şehir şebeke suyunun kullanılmadığı, başka bir kaynaktan (Otel bahçesinde bulunan su kuyusundan) su kullanıldığı ve bu kullanım sonucu meydana gelen atık suyun da idaremize ait olan kanalizasyon sistemine deşarj edildiği hususu İLE bu deşarj işleminden kaynaklanmış olan atık su bedeli ile atık su cezasının toplamda 755.365,82 TL sı olduğu" belirtildiğini, müvekkil İdare tarafından davalı şirkete kaçak/usulsüz atıksu kullanadığından bahisle kullanım tarihinde yürürlükte olan ...Abone Hizmetleri ve Tarifeler Yönetmeliğinin Kaçak su Kullanımı başlığı altında düzenlenen 38’inci maddesi hükümlerine göre hesaplanmış olan 755.365,82 TL tahakkuk ettirilmiş ve davalı tarafından bu bedel ödenmeyerek icra takibine konu edildiğini, Davalı şirketin söz konusu borçtan sorumlu olduğu ve tahakkukun usulüne uygun yapıldığı davalının İdaremize karşı açtığı ve İdaremiz lehine sonuçlanan Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.05.2019 gün, 2018/580 Esas, 2019/236 K. Sayılı kararı ile de ortaya çıktığını, tüm bu nedenlerle davalının icra takibine itirazı haksız ve yersiz olup, itirazın iptali ile davanın devamını talep etmek için dava açma zorunluluğumuz doğduğunu, bu nedenlerle, Davalı borçlunun Bodrum 2. İcra Müdürlüğü’nün 2021/6519 E. sayılı dosyasına yaptığı itirazının iptali ile takibin devamına , Takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı kurum tarafından icra takibine konu edilen, 01/10/2019 tarih ve 10157 sayılı 10157 sıra numaralı Kaçak ve/veya Usulsüz Su Kullanın Tutanağı uyarınca müvekkil şirkete tahakkuk ettirilen toplam 67.998,72 TL hizmet ve kaçak atık su para cezası yönünden, müvekkil şirketin borçlu olmadığının tespitine yönelik, işbu davaya konu icra takibinden önce, tarafımızca Bodrum 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/32 Esas ( Eski 2020/136 Esas) sayılı dosyası kapsamında Menfi Tespit davası ikame edilmiş olup, dosya halen derdest olduğunu, Söz konusu dosya kapsamında Mahkemece 24/07/2020 tarihli tensip zaptı ile verilen ara kara ile, "İİK madde 72/2 dikkate alınarak, dava değerinin %15i oranında teminat karşılığında, İcra İflas Kanunu madde 72/2 uyarınca sadece davalı tarafından dava konusu tutanağı dayalı olarak davacı aleyhine icra takibi yapılmaması ya da yapıldığı takdirde durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesine…" karar verilmiş, karar gereği tarafımızca %15 teminat miktarı olan 10.200,00 TL 20/08/2020 tarihinde dosyaya depo edildiğini, davacı tarafça icra takibe konu edilen borca yönelik, tarafımızca, takipten önce Bodrum 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/32 Esas ( Eski 2020/136 Esas) sayılı dosyası kapsamında Menfi Tespit davası açıldığından ve söz konusu dosya kapsamında yapılacak yargılama sonunda davanın KABULÜNE karar verilerek müvekkil şirketin takibe konu edilen borç açısından davacı kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi halinde, eldeki işbu davanın REDDİ gerekeceğinden, Bodrum 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/32 Esas sayılı dosyasının, işbu dosya açısından BEKLETİCİ MESELE yapılmasını, kaçak olduğu iddia edilen üzerinde baylan marka 10297910seri no.lu 5276 endeksli sayacın bulunduğu hat atıl ve kullanılmayan bir hat olup, müvekkil şirket oteli işletmeye başladığı tarihten bu yana söz konusu hattan otele su temin etmediğini, davacı kurum yetkililerince kaçak olduğu iddia edilen üzerinde baylan marka 10297910seri no.lu 5276 endeksli sayacın bulunduğu atıl hattın; denetim tarihinde faal olarak kullanılıp kullanılmadığı hattın çalışıp çalışmadığı tespit edilmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için bahse konu atıl hattın müvekkil şirket tarafından kullanıldığı farz edilse dahi, davacı tarafça yapılan tahakkuk hesabı kanuna ve ilgili mevzuata aykırı olduğunu, bu nedenlerle, Bodrum 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/32 Esas sayılı dosyası kapsamında verilmiş tedbir kararına rağmen, davaya konu tutarla ilgili davacı kurumun müvekkile şirkete karşı davaya konu icra takibini başlatması, davacı kurumun takipte haksız ve kötüniyetli olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, Bu nedenle müvekkil şirket hakkında kötüniyetle icra takibi yoluna başvuran davacı kurumun İİK m.67 hükmü uyarınca takibe konu asıl alacağın %20sinden aşağı olmamak üzere Kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, davaya cevaplarımızın KABULÜ ile, Öncelikle, Bodrum 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2022/32 Esas sayılı dosyası kapsamında verilecek karar işbu davanın sonucunu doğrudan doğruya etkileyeceğinden, söz konusu dosyanın BEKLETİCİ MESELE yapılmasına, yapılacak yargılama sonunda haksız ve hukuksal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE, Davacı tarafında icra takibine konu edilen asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince "... Davalı taraf, borcun tamamına itiraz etmiş olup alacağın likit ve hesaplanabilir olduğu anlaşıldığından hükmolunan 162.279,07-TL nin % 20 si olan 32.455.82-TL icra inkar tazminatının davalı ....ŞİRKETİ'nden alınarak davacı ....'ne VERİLMESİNE karar verilmiştir. Taraflar arasında kesin hüküm niteliğini taşıyan İzmir BAM 4. HD'nin 20/09/2022 tarih ve 2019/2922 Esas, 2022/1736 Karar sayılı kararı ile kesinleşen hüküm nedeniyle red edilen kısım yönünden haksız olsa da, kötünü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalı .... ŞİRKETİ vekilinin davacı... aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. 2004 Sayılı İİK'nın 67/2 Maddesi gereğince açılan davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, Bodrum 2. icra müdürlüğünün 2021/6519 esas sayılı takip dosyasında; davalı borçlunun 94.420,73-tl asıl alacak ve 67.858,34-tl gecikme zammı olmak üzere toplam 162.279,07-tl yönünden itirazının iptaline, takibin 94.420,73-tl asıl alacak ve 67.858,34-tl gecikme zammı olmak üzere toplam 162.279,07-tl üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,..." ifadelerini içeren gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN: Davacı ve davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf başvurusunda özetle; mahkemenin davayı kısmen kabul ettiğini gerekçe olarak da İzmir 4. Hukuk Mahkemesinin 20/09/2022 tarihli kararını Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2022/8023 Esas 2023/988 Karar numaralı ilamı ile Çevre Mühendisi bilirkişiden alınan raporun gösterildiğini, ancak Bam ve Yargırtay kararını bağlayıcı olmadığını, dava konusu olan olaya ...abone hizmetleri ve tarife yönetmeliğinin 4. Bölüm su, atık su, kaynak suyu tarifeleri su satışı ve atık su tarifesi başlığı altında düzenlenen 11. Maddenin değil yönetmelikte 6. Bölüm -yaptırımlar tarifesi zamanında ödenmeyen borçlar başlığı altında düzenlenen 38. Maddenin uygulanması gerektiğini çünkü bu maddenin dava konusu olayla ilgisi bulunduğunu, dava konusu olayın kaçak olarak kanalizasyon sistemin kullanılmasıyla ilgili olup kaçak kullanımla ilgili olmayan 38. maddenin uygulanması gerektiğini, bu durumun bilirkişi tarafından hazırlanan kök raporla da ispatlandığını ancak mahkeme tarafından bu hususun dikkate alınmadığını, açıklanan nedenlerle sonuç olarak 755.365,82 TL kaçak kullanım su bedeli taahhuk ettirilmesinin doğru olduğunu, tesis edilen iş ve işlemlerde herhangi bir hata bulunmadığını bu nedenle reddedilen kısım yönünden kararın kaldırılarak talep gibi davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvurusunda özetle; davacının kötü niyetli olarak icra takibi yaptığını, Bodrum 2. İcra Müdürlüğünün 2021/6519 sayılı dosyası ile 755.365,82 TL atık su bedeline ilişkin alacak 575.468,46 TL gecikme faizi olmak üzere toplam 1.330.834,28 TL alacak talep etmesinin açıkca hukuka aykırı olduğunu, fahiş miktarda atık su bedeli ve gecikme zammı tahsil etmeye çalıştığını bunun dosya ile sabit olduğunu, bu nedenle reddedilen miktar yönünden kötü niylet tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bu yönüyle kaldırılmasını kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava,İİK 67.maddesine dayalı olarak açılan itirazın iptali talebine ilişkindir. İlk Derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine dair karar davacı ve davalı taraflarca ayrı ayrı istinaf edilmiştir. Bodrum 2. İcra Müdürlüğünün 2021/6519 numaralı dosyasında alacaklının .... borçlunun ....şirketi olduğu 755.365,82 asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı borç sebebi olarak "tahakkuk tutanağı kaçak ve /veya usulsüz kullanım tutanağı, hesap ekstresi 1.330.834,28 TL" olarak belirtildiği görülmüştür. Eldeki dosyanın davacısı tarafından ilamsız icra takibi başlatılmış olup, davalı tarafça aynı borç hakkında icra takibi başlatılmadan önce Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesine menfi tespit davası açıldığı anlaşılmaktadır. Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/580 Esas 2019/236 Karar sayılı ilamı ile davanın reddine dair verilen karar İzmir Bam 4. Hukuk Dairesince incelenmiş olup, yapılan yargılama sonucunda bilirkişi kurulunda hesaplamanın yönetmeliğin atık su tarifesi 11. Maddesi ile 38. Maddesindeki esaslara göre yapılması gerektiği belirtilerek emsal sunulan otellerin ortalama günlük sarfiyatının yaklaşık 10 metre küp olduğu, kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin 10/04/2014, atık su aboneliği için tebliğ tarihi olan 27/03/2017 arası 1082 gün için toplam 94.420,73 TL hesap yapıldığı, ...abone hizmetleri ve tarifeler yönetmeliği herhangi bir yolla idarenin kanalizasyon hattına izinsiz bir şekilde atık su, deşarj edilme işinin kaçak kullanım olarak tarif ettiğini, mevzuat gereği maliyetler dağıtılırken atık su için tarife oluşturulurken kirleten öder ilkesinin gözetilmesi gerektiği, yani bir kirleten için yarattığı kirlilikten kaynaklanan ve atık su alt yapı yönetimine bu kirliliği ortadan kaldırmak için yansıyan hizmet maliyeti ile bu hizmet için kirletenin ödediği ücret arasında bir ilişkinin olması gerektiği şebeke dışı kaynaktan temin ettiği suyu idarenin kanalizasyon tesisine veren atık su aboneliği yaptırılması yönünde 27/03/2017 tarihli yazı ile bildirimde bulunmasına rağmen abone başvurusunda bulunmayan atık su bedeli tahakkuk ettirildikten sonra 24/04/2018 tarihinde atık su aboneliği için başvuruda bulunan davacıya tarifeler yönetmeliğinin kaçak atık su kullanımına ilişkin hükümleri uyarınca 3 katı cezalı tarife uygulanacağının sabit olduğu, ancak atık su tahakkukuna esas alınacak tüketim miktarının atık su tarifesi başlıklı 11. Maddesine göre hesaplanmayıp ilgilinin daha önce taahhukka bağlanmış su kullanımı olmadığından hareketle yönetmeliğin 32. Maddesindeki güvence bedeline esas metre küp üzerinde her bir bağımsız birim için aylık hesaplama yapılmasını düzenleyen 38. Maddesine göre yapılması kirletenin ödeyeceği ücret ile orantılı ve makul olmadığını, yönetmelikte atık su kullanımında taahhuk ettirilecek miktarın tespiti yönündeki hükümlerin açık olmadığı, hesaplamanın 38. Madde uyarınca yapılması halinde kaçak su kullanımı belgeye dayalı süre bulunmaması sebebi ile 3 ay boyunca kaçak su kullanıldığı dikkate alınarak hesap yapılması gerektiği halde 1536 gün üzerinden hesaplama yapıldığı 27/03/2017 tarihli tespite dayanak tarifeler yönetmeliği uyarınca düzenlenmiş bir kaçak tespit tutanağı da bulunmadığı, bu durumda şebeke dışı kaynaklardan su kullanım nedeniyle emsal iş yerleri dikkate alınarak aboneye atık su tahakkuk ettirilmesi yönündeki bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesi gerekirken yönetmeliğin 11. Maddesindeki hesaplama yönteminin kaçak su kullanımına ilişkin olduğundan bahisle davanın tümden reddi usulüne uygun görünmediğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığı İzmir BAM 4. Hukuk dairesince yeniden hüküm kurulduğu davanın kısmen kabulüne ve davacı adına davalı tarafından 31/07/2018 tarihli 755.365,82 TL tutarlı kaçak atık su bedelinin 660.945,07 TL'lik kısmı yönünden borçlu olmadığının tespitine 94.420,73 TL'lik kısım yönünden reddine dair karar verilmiş olduğu, işbu kararın temmiz edildiği, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2022/8023 Esas 2023/988 Karar numaralı ilamı ile onanmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince taraflar arasında kesin hüküm niteliği taşıyan menfi tespit talepli dava dikkate alınarak açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 94.420,73 TL asıl alacak ve 67.858,34 TL gecikme faizi olmak üzere 162.279,07 TL üzerinden devamına dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davacı tarafın istinaf talebin reddine dair karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Davalı tarafın istinaf talebinin incelenmesi; İİK’nun 67/2. madde hükmündeki düzenlemeye göre, borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına; alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde ise istem varsa, borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. İşbu tazminata hükmedilmesi için takibin haksız olması tek başına yeterli olmayıp, ayrıca alacaklının kötüniyetli olması da gerekmektedir. Alacaklının kötüniyetli sayılabilmesi için de, takibin haksız olduğunu bildiği ya da bilmesi gerektiği halde icra takibine girişmiş olması gerekir. Bu hususun ispat yükü de, davalı borçludadır . Eldeki dosyada itirazın iptali davasında davacının takipte kısmen haksız olduğu anlaşılmış ise de; davacının kötüniyetli olduğu davalı tarafça ispatlanmadığından davalı tarafın bu yöndeki istinaf talebinin de reddine dair karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre davacı ve davalının tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/01/2024 Tarih ve 2022/512 E. 2024/55 K.sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı ve davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf talebinde bulunan davacı taraftan alınması gerekli harç maktu harç (615,40 TL) olup, davacı tarafından 2.771,32 TL istinaf karar harcı yatırıldığından fazla yatırılan 2.155,92 TL harcın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 3-İstinaf talebinde bulunan davalı taraftan alınması gereken 11.085,30 TL istinaf karar harcından 3.326,00 TL'nin mahsubu ile kalan 7.759,30 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Davalı ve davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, İlişkin, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde temyiz yolu açık olmak üzere 01/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.