T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/802 Esas KARAR NO : 2026/286 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/03/2022 NUMARASI : 2020/534 Esas, 2022/144 Karar DAVA: Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 26/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dav…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/802 Esas KARAR NO : 2026/286 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/03/2022 NUMARASI : 2020/534 Esas, 2022/144 Karar DAVA: Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 26/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; alacak iddiası ile davalı tarafça icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin davalı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, usulsüz kesinleştirilen takip nedeniyle haciz baskısı altında kaldığını, menfi tespit davasının alacağın tahsili istemini içerdiğinden TTK. 5. maddesi gereğince arabuluculuğa başvurulmadan davanın ikame edilebildiğini, müvekkili ile ... veya başka bir üçüncü şahıs arasında belirtilen adreste hizmet sunulmasına yönelik herhangi bir güvenlik sözleşmesinin mevcut olmadığını, icra dosyasında sözleşmenin ve ödendiği iddia edilen hasar tazminatına dair hiçbir belgenin sunulmadığını, alacak iddiasının tamamen dayanaktan yoksun olduğunu, kaldı ki taraflar arasında güvenlik sözleşmesi olsa dahi müvekkilinin yaşandığı iddia edilen hırsızlık olayı ile ilgili olarak hukuken kusur sorumluluğunun bulunmadığını, tehlike sorumluluğun da bulunmadığını belirterek davanın kabulü ile davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, takibin tedbiren durdurulmasına ve dava değerinin %20’sinden az olmamak üzere davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; tensiple birlikte evrak üzerinden, davanın arabuluculuğa başvurulmadan açıldığı, aynı yasanın 18/A-2 fıkrası son cümlesi uyarınca arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usülden reddine karar verileceği, bir miktar paranın ödenmesi / ödenmemesi olan alacağın bulunmadığına yönelik menfi tespit davasında davadan önce zorunlu arabuluculuğa gidilmemiş olması gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. DAİREMİZİN 17/09/2020 TARİHLİ 2020/58 ESAS 2020/1677 KARAR SAYILI KALDIRMA İLAMI Menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasının dava şartı olmadığı gözetilerek ve işin esası incelenerek olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, davanın, dava şarı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin isabetli olmadığı gerekçesiyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. KALDIRMA İLAMI SONRASINDA İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Davalı sigorta şirketi tarafından davaya cevap verilmediği, birden çok müzekkere yazılmasına rağmen olaya ilişkin hasar dosyasının, poliçenin ve takibe dayanak gösterilen hırsızlık olayı hakkında varsa açılmış soruşturma dosyasının bildirilmediği, davanın takip edilmediği, hali hazırda takibe konu asıl alacağın dayanağının ne olduğunun davalı tarafça somut delillerle açıklanmadığı ve dosyadaki delillerden de anlaşılamadığı, devam etmekte olan bir icra takibine karşı menfi tespit davası açılabileceği, iş bu dava bağlamında borçlunun borcunun bulunmadığını iddia etmesi halinde, davalının davaya ve takibe konu asıl borcun varlığını ortaya koymakla mükellef olduğu, ancak davalının bu hususları ispat edemediği, ayrıca dosyaya celbedilen 01/01/2018 tarihli Gözetim ve Kontrol Hizmetleri Sözleşmesi incelendiğinde; hizmet verenin ... A.Ş., hizmet alanın ... A.Ş. olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan takipte borçlu olmadığının tespitine, davalının takipte kötü niyetli olduğu sabit olmadığından şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; dosya kapsamına göre davalının haksız ve kötü niyetle icra takibi başlattığını, bu nedenle davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının bu yönden kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; tahkikat duruşmasının kendilerine tebliğ edilmediğini, Mahkemece ön inceleme duruşmasında dava nihai olarak karara bağlanmayıp tahkikat aşamasına geçildiğine göre, müvekkilinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 147. maddesi gereğince tahkikat duruşmasına davet edilmesi gerektiğini, bu yasal zorunluluğun gereği yapılmadan müvekkilinin yokluğunda hüküm kurularak hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, hukuki dinlenilme hakkının, İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenmiş olan adil yargılanma hakkının bir unsuru olduğunu belirterek mahkemenin kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, İcra ve İflas Kanunun 72/3. fıkrası gereğince İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Davalının iş yeri poliçesinden kaynaklı ödediği hasar bedelinin davacıdan rücuen tazminine yönelik başlattığı icra takibi nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığına dair iş bu menfi tespit davası açılmıştır. Mahkemece, davanın kabulü ile davacının icra takibi nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Karar, taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.İstinafa konu uyuşmazlık; davalıya tahkikat duruşmasının usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği ile davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilip hükmedilemeyeceği noktalarında toplanmaktadır. 1-Davalı vekili, tahkikat duruşmasının kendilerine tebliğ edilmediğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. 15.03.2018 tarihinde yürürlüğe giren 7101 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile TTK'nın 4. maddesinde yapılan değişiklik ile basit yargılama usulü sınırının 100.000,00 TL'ye çıkarılmıştır. Daha sonra bu miktar, 28/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun'un 58. maddesiyle 500.000 TL'ye çıkarılmıştır. Dava ticari dava niteliğinde olup, dava tarihi olan 28/08/2019 tarihi itibariyle basit yargılama usulüne tabidir. HMK 320 ve devamı maddelerinde basit yargılama usulüne tabii davalarda ön inceleme ve tahkikat usulü düzenlenmiş olup, HMK 321 maddesi uyarınca taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmeyecektir.Somut olayda, mahkemece dava dilekçesi, tensip zaptı ve ön inceleme duruşma gününü bildirir davetiyenin 09.10.2020 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, 07.12.2020 tarihli ön inceleme duruşmasına davacı vekilinin mazeret dilekçesi sunduğu, davalının ise katılmadığı, bu nedenle mahkemece davacının mazeretinin kabul edilerek ön inceleme duruşmasının 15.02.2021 tarihinde ertelendiği, ön inceleme duruşmasının 15.02.2021 tarihinde davalı vekilinin yokluğunda yapıldığı, bu duruşmada tahkikat aşamasına geçildiği, tahkikat duruşmasının 26.04.2021 tarihine ertelendiği, 15.02.2021 tarihli ön inceleme duruşma tutanağının 2 nolu ara kararı gereğince gerekli ihtaratın tutanağa yazıldığı ve duruşma tutanağı ile tahkikat duruşma gün saatinin davalıya 22.02.2021 tarihinde tebliğ edildiği, 14.03.2022 tarihli karar celsesinde de önce tahkikatın tümü hakkında duruşmada hazır bulunan davacı vekiline söz verildiği, daha sonra tahkikatın bitirildiği tefhim edilerek davacı vekiline son sözleri sorularak davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Basit yargılama usulüne tabii davalarda, tahkikat duruşmasına davalının ayrıca davet edilmesine gerek bulunmamaktadır. Kaldı ki, dosya kapsamında davalı vekiline tahkikat duruşma gün ve saati tebliğ edilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.2-Davacı vekili, dava kabul edilmesine rağmen haksız ve kötü niyetli icra takibi başlatan davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı sigorta şirketinin sigortalısına ait malların çalındığı olayda, sigortalısına yaptığı ödeme neticesinde rücuen tazmin talepli başlattığı takipte güvenlik sözleşmesinin tarafının davacı taraf olduğu düşüncesiyle icra takibi başlatmasında, davalının süresinde icra takibine itiraz etmediği de gözetildiğinde haksız ve kötü niyetli olduğu dosya kapsamındaki deliller ile ispat edilemediğinden davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/534 Esas, 2022/144 Karar sayılı ve 14/03/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.26/02/2026