T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1791 KARAR NO : 2026/366 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/05/2024 NUMARASI : 2022/841 Esas - 2024/405 Karar DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA TÜRÜ : İtira…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1791 KARAR NO : 2026/366 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/05/2024 NUMARASI : 2022/841 Esas - 2024/405 Karar DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA TÜRÜ : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 25/10/2022 KARAR TARİHİ : 03/03/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 03/04/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı şahıs ile davacı firmanın, davacıya ait iş yerinde bulunan konteyner malın vinç ile yüklenip taşınması konusunda anlaştıklarını, davalı şahsa ait vincin olayın gerçekleştiği tarihte davalının çalışanı ile birlikte davacı şirketin bulunduğu adrese gelerek ilgili mal yüklü konteyneri araca yükleme işlemine başladığını, davalının ihmal ve kusurlarından kaynaklanan sebeplerle konteynerin, yüklenici aracın dorsesine düştüğünü ve araçta maddi anlamda ciddi hasarlar meydana geldiğini, ilgili hizmetin ayıplı olması ve hizmetin özensiz yapılmasının ilgili kazanın oluşmasına sebebiyet verdiğini, kazanın gerçekleşmesinin hizmetin ayıplı yapılmasından kaynaklandığını, davacının ticaretinin sekteye uğramaması ve ilgili malın zamanında müşterisine ulaştırılması, sözleşmeden kaynaklı sorumluluk ve cezai şart doğmaması gayesi ile ilgili zararın davacı tarafından karşılandığını ve yapılan tamir ve onarımın faturalandırıldığını, dava öncesinde davalı ile yapılan görüşmelerde kazanın oluşmasına sebebiyet vermesi nedeni ile zararın karşılanmasının talep edildiğini, her ne kadar davalı tarafça söz konusu tutarın ayrıca makinanın hasar bedeli istenmemesi karşılığında ödeneceği belirtilmiş ise de müvekkili firmanın zarar gören makineyi onardığını ve davalıdan onarım gören dorsenin tamir masrafını istediğini, davacının yapmış olduğu masrafları dava öncesinde de davalıya ilettiğini, ancak davalı tarafın ödeme yapmayacağını belirttiğini, bunun üzerine davalı, davacının yapmış olduğu masrafları davalıdan tahsil etmek için icra takibi yapmak mecburiyetinde kaldığını, davacı tarafından başlatılan Gebze İcra Müdürlüğü 2022/15051 Esas sayılı dosyasından borçluya ödeme emri tebliğ edildiğini, ödeme emrinin tebliği ile davalı/borçlu tarafından ödeme emrine haksız bir şekilde itiraz edildiğini, davalının itiraz dilekçesinde ilgili kazada dorse sahibinin ağır kusurlu olduğunu ifade etmekle bir yandan da dorsenin onarım fiyatının fahiş olduğunu dile getirdiğini, davalının itiraz dilekçesi dahi incelendiğinde bedelin fahiş görünmesi kısmi ikrar niteliğinde olduğunu, ilgili itirazın davacının alacağına ulaşmasını engellemeye yönelik olduğunu, haksız yapılan itiraz sonucu taraflarınca itirazın iptali davası açabilmek için şart olan Arabuluculuk kurumuna 28/06/2022 tarihinde başvuru yapıldığını ve uzlaşma sağlanamadığını, icra takibi neticesinde ise borçlunun itirazı ile takibin durduğunu, davacının alacağına kavuşmasının daha uzun bir zaman dilimine yayıldığını, icra inkar tazminatı şartlarının oluştuğunu, açıklanan nedenlerle borçlunun yaptığı haksız ve hukuka aykırı itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesini, borçlunun kötü niyeti sabit olduğundan takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davalı ile davacı arasında, davacıya ait iş yerinde bulunan konteyner malın vinç ile yüklenip taşınması konusunda anlaştıklarını, davalıya ait vinç ile kaza tarihinde davacının bulunduğu adrese giderek, bahse konu mal yüklü konteyneri araca yükleme işlemine başladığını, davalıya asla isnat edilemeyecek sebeplerle konteynerin, yüklenici aracın dorsesine düştüğünü, araçta maddi anlamda hasar meydana geldiğini, kazanın oluşumunda davalıya ait herhangi bir hizmet kusuru yahut eksiklik bulunmadığını, bunun üzerine müvekkiline karşı Gebze İcra Müdürlüğü 2022/15051 Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını ve taraflarınca da haksız icra takibine itiraz edildiğini, aracın piyasa tamir masraflarının fahiş olarak gösterildiğini, davacının kafasına göre, yalnızca davalıdan fazla tahsilat yapmak üzere bedel tayin etmesinin çok açık şekilde kötü niyet göstergesi olduğunu, mezkur kazada müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını, davacı tarafından çevre ve yakın temas, park, mahallindeki diğer araç vs vinçlerin oluşturduğu tehlike ve bu tehlikeli aracın risklerini bilerek, kazayı önleyici şekilde tedbiren önlemler alması gerektiği ve bu tedbirleri almayan davacının kusurunun sıfır olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunun kabulü ile mahallinde yapılacak keşif ve bilirkişi incelmesine göre davacının kusur oranının tespitini, davacı taraf borcunun ne kadar olabileceğini bilebilecek bir durumda olup, fatura alacağındaki alacak miktarının fahiş olduğunu, icra inkar tazminatı şartları oluşmuş olup davacı aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, davacının tüm alacak ve ferilerine, düzenlediği faturaya itirazlarının kabul edilmesini, haksız ve mesnetsiz icra takibinin durdurulmasını ve iptalini, köyüniyetli davacının takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, davacının davasının usulden ve esastan reddedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2022/15051 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 68.440,00-TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu meblağ üzerinden aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişinin dava tarihine göre zarar hesaplamasını yapmaması usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyaya bakıldığında, davacının munzam zarar gibi talebinin mahkeme tarafından kabul edilmesi açık bir hata olup, davalının mağdur olmasına sebebiyet verildiğini, davacının faturası TL üzerinden kesilmiş olmasına rağmen, davanın dışında avro üzerinden bilirkişinin hesaplama yapması usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/05/2024 Tarih - 2022/841 Esas - 2024/405 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; vinç ile yüklüme hizmeti sırasında meydana gelen zarar nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacı, davalı ile konteynerin vinç yardımıyla yüklenip taşınması konusunda anlaştıklarını, davalıya ait vincin davalı çalışanı ile birlikte iş yerine geldiğini, yükleme işlemi sırasında davalının ihmal ve kusuru nedeniyle konteynerin yüklenici aracın dorsesine düştüğünü ve araçta ciddi hasar meydana geldiğini, kazanın, hizmetin özensiz ve ayıplı ifasından kaynaklandığını, zarar gören dorsenin onarım masraflarını kendisinin karşılamak zorunda kaldığını, bu giderlerin davalıya bildirildiğini ancak ödeme yapılmadığını, bunun üzerine Gebze İcra Müdürlüğünün 2022/15051 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borulunun itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptalini talep ettiği, davalının savunmasında ise; başlatılan icra takibine itiraz ettiğini, kazada kusurunun bulumadığını ve talep edilen zarardan sorumlu olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İcra Takibine İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur (2004 sayılı kanun 62.madde). Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir (2004 sayılı kanun 67.madde). İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III). Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. 2021/377 Karar). İtirazın iptali davaları takip hukuku kaynaklı, icra takibine sıkı sıkıya bağlı ve alacağın varlığını maddi hukuk kuralları çerçevesinde belirlemeye yarayan kendine özgü davalardır. Dava ile takip arasındaki bu sıkı ilişki nedeniyle dava konusu, ancak takip talepnamesinde yazılı alacak dayanağı, tutar ve benzeri talepler olabilir ve kural olarak ispat vasıtaları da bu çerçevede değerlendirilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir”. Alacak davasında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani davacıya düşer. Zira hukuki ilişkinin varlığını iddia eden ve bundan dolayı alacaklı olduğunu ileri süren taraf davacı olduğu için 4721 sayılı TMK’nın 6. maddesi (HMK. md. 190) uyarınca ispat külfeti davacı alacaklıdadır. Kuşkusuz bu kuralın uygulanabilmesi için davalı borçlunun dava konusu hukuki ilişkiyi inkar etmesi ve borcun hiç doğmadığını ileri sürmesi gerekmektedir. Dosya arasına alınan 05/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davaya konu edilen yükleme işi sırasında meydana gelen hasarın, teknik esaslara ve mevzuata uygun hareket edilmesi halinde oluşmayacağı, yapılan işin niteliği dikkate alındığında hasarın yükleme faaliyetinden kaynaklandığı, davacıya ait römork bakım ve onarım giderlerinin piyasa koşullarına uygun olduğu, güncel fiyatlar üzerinden yapılan hesaplamada KDV dahil onarım bedelinin 135.347,45 TL olduğu yönünde tespitlerde bulunulduğu, bununla birlikte, araçta meydana gelen gerçek hasar miktarının dosyadaki mevcut belgelerle kesin olarak belirlenmesinin mümkün olmayacağı şeklinde görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmaktadır 6098 sayılı TBK'nın 49-(1) maddesinde; kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar verenin, bu zararı gidermekle yükümlü olduğu , 50/1 maddesinde de zarar gören zararını ve zarar görenin kusurunu ispat yükü altında bulunduğu, özen sorumluluğu hallerinden "adam çalıştıranın sorumluluğu"nu düzenleyen 66-(1) maddesinde de; adam çalıştıranın, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlü olduğu hüküm altına alınmıştır. İlk derece mahkemesince; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 49, 50 ve 66 maddeleri kapsamında değerlendirme yapılarak, haksız fiile dayalı sorumlulukta davacının zararını ve davalının kusurunu ispatla yükümlü olduğu gözetilmiş, bu kapsamda taraflara delillerini sunmaları için imkan tanınmış, davacı tanıkları dinlenilmiş, davalı tarafça bildirilen tanıkların ise süresinde hazır edilmemesi nedeniyle dinlenilmesinden vazgeçilmiş ayrıca davacı tarafından sunulan olay anına ilişkin video görüntüleri de dosya kapsamına alınarak incelenmiş olduğu görülmüştür. Eldeki davada, davacının bilirkişi deliline dayanması üzerine, makine mühendisi ve taşıma alanında uzman bilirkişilerden oluşan heyetten alınan raporda; yükleme sırasında kullanılan sapanın kopması nedeniyle hasarın meydana geldiği, kullanılan ekipmanın yükün ağırlığına uygun olmaması, periyodik kontrollerinin yapılmaması veya işe başlamadan önce gerekli kontrollerin gerçekleştirilmemesi nedenleriyle davalı tarafın kusurlu olduğu, hasarın bu nedenle oluştuğu, ayrıca yapılan onarım giderlerinin piyasa koşullarına da uygun olduğu yönünde görüş belirtildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davalı tarafça bilirkişi raporuna karşı; hesaplamanın dava tarihine göre yapılması gerektiği ve kusur dağılımının hatalı olduğu yönünde itirazlarda bulunulmuş ise de, mahkemece söz konusu raporun dosya kapsamındaki diğer deliller, tanık anlatımları ve görüntü kayıtları ile uyumlu, denetime elverişli ve yeterli gerekçeyi barındırıyor olması nedeniyle davalı vekilince yapılan itirazların reddine karar verilmiş olmasının bu aşamada yerinde olduğu değerlendirilmiştir. Eldeki davada, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı tarafın yükleme faaliyetini yerine getirirken gerekli özen ve dikkat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, davalı çalışanının eylemi nedeniyle meydana gelen zarardan davalının %100 kusurlu olduğu, davacının aracında oluşan hasar kapsamında yaptığı 68.440,00 TL tutarındaki giderin piyasa koşullarına uygun olduğu ve bu miktarın ispatladığı kanaatiyle mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan, davacının faiz talebi bakımından, davalının temerrüte düşürüldüğüne ilişkin usulüne uygun bir ihtar veya takip öncesi başkaca bir delilin dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, mahkemece davacının faiz talebinin reddine karar verilmiş olması da yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 4.675,14 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 1.150,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 3.525,14 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/03/2026 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... *Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Katip ... ¸e-imzalıdır. * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*