Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı Şirketin kaptan pilotlarından olan ...'un 17.09.1997 tarihinde vefat ettiğini, yasal mirasçılarının davalıdan indirimli bilet hakkı bulunmasına rağmen davalının bu hakkı yasal mirasçılarına kullandırmadığını ileri sürerek davalıdan indirimli bilet hakları olduğunun tespiti ile bu hakkın kullandırılmaması nedeniyle her biri için 250,00 TL olmak üzere toplam 500,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA KONUSU: Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı Şirketin kaptan pilotlarından olan ...'un 17.09.1997 tarihinde vefat ettiğini, yasal mirasçılarının davalıdan indirimli bilet hakkı bulunmasına rağmen davalının bu hakkı yasal mirasçılarına kullandırmadığını ileri sürerek davalıdan indirimli bilet hakları olduğunun tespiti ile bu hakkın kullandırılmaması nedeniyle her biri için 250,00 TL olmak üzere toplam 500,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, davacıların davalıdan indirimli bilet hakkının olduğunun tespiti ile alacak istemine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacıların mirasbırakanının 4857 sayılı İş Kanunu'na tâbi çalışma dönemlerinin emeklilik nedeniyle son bulmadığının, bu nedenle sözü edilen dönemler için taleplerin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dairemizce dosyanın eksiklik talebiyle geri çevrilmesi üzerine gelen cevabî yazıda; davacının 24.07.1964-02.01.1978 tarihleri arasında davalıda geçen çalışmasının emeklilik nedeniyle sona erdiği ve davacının Uçuş İşletmeleri Başkanlığı başkan muavini olarak 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu ( 5434 sayılı Kanun) kapsamında emekli olduğu bildirilmiştir. Mahkemenin görevi gibi yargı yolu da kamu düzenine ilişkindir. Bu sebeple, yargılamanın her aşamasında yargı yolunun caiz olup olmadığının mahkemece resen gözetilmesi gerekir. Görülmekte olan bir davada iş mahkemesinin görevli olmadığının belirlenmesi hâlinde adli yargı görevli ise davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine ve dosyanın görevli hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Buna karşılık idari yargının görevli olması durumunda, davanın yargı yoluna ilişkin dava şartının mevcut olmaması sebebiyle nedeni ile usulden reddi kararı ile yetinilir; ayrıca gönderme kararı verilemez. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca 4857 sayılı İş Kanunu'na (4857 sayılı Kanun) göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında, iş sözleşmesinden veya 4857 sayılı Kanuna dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir. Somut davada ise 24.07.1964-02.01.1978 tarihleri arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında emeklilik nedeniyle son bulan çalışma dönemi bakımından; davacıların mirasbırakanı ile davalı arasındaki uyuşmazlık, hizmet sözleşmelerine tâbi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan kaynaklı olmayıp sözü edilen dönemde işçi işveren ilişkisi bulunmamaktadır. Buna göre 24.07.1964-02.01.1978 tarihleri arasındaki çalışma dönemi yönünden uyuşmazlığın çözümünde, idari yargı görevli olduğundan davanın, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiği gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.