Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin asıl işveren olan davalı ... Müdürlüğüne bağlı Kırka Bor İşletme Müdürlüğünde numune alma işçisi olarak çalıştığını, alt işverenlerle davalı arasındaki hizmet alım sözleşmelerinin muvazaalı olduğunu, son olarak ihaleyi alan dava dışı ... Şirketine bağlı olarak çalışmasını sürdürdüğünü, daha önce açtıkları davada numune alma işinde muvazaanın Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleştiğini, söz konusu davada 31.08.2019 tarihine kadar olan dönem için a
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin asıl işveren olan davalı ... Müdürlüğüne bağlı Kırka Bor İşletme Müdürlüğünde numune alma işçisi olarak çalıştığını, alt işverenlerle davalı arasındaki hizmet alım sözleşmelerinin muvazaalı olduğunu, son olarak ihaleyi alan dava dışı ... Şirketine bağlı olarak çalışmasını sürdürdüğünü, daha önce açtıkları davada numune alma işinde muvazaanın Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleştiğini, söz konusu davada 31.08.2019 tarihine kadar olan dönem için alacakların hüküm altına alındığını, işbu davada 01.09.2019 tarihinden arabuluculuk başvuru tarihine kadar olan dönem için talepte bulunduklarını, ayrıca önceki davada talep edilmeyen 2019-2020 Dönemi Toplu İş Sözleşmesi'nin 81. maddesinde yer alan ve yılda bir defa mayıs ayında ödenmesi öngörülen ücret alacağının da hüküm altına alınmasını talep ettiklerini ileri sürerek ücret farkı, ikramiye, ilave tediye, sosyal yardım, iş riski primi ile kira ve aydınlatma yardımı alacaklarının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek işletme kredisi faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, davalı ile ihbar olunan Şirketler arasındaki ilişkinin muvazaalı olup olmadığına, buna göre davacının, davalı asıl işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden yararlanıp yararlanamayacağına, alacakların hesap dönemi ile alacaklara işletilen faizin türü ve başlangıç tarihlerine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.