9. Hukuk Dairesi 2025/7144 E. , 2025/9314 K. "" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/7 E., 2025/904 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 9. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/572 E., 2024/180 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlen…
9. Hukuk Dairesi 2025/7144 E. , 2025/9314 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/7 E., 2025/904 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 9. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/572 E., 2024/180 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 28.06.2011-18.04.2016 tarihleri arasında davalı Şirketlerin yurt dışı şantiyelerinde kalıpçı kalfası olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız ve usulsüz olarak feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... (Eski ünvan:... ZAO) vekili; davacının belirli süreli olarak istihdam edildiğini, işçilik alacaklarının ... Federasyonu kanunlarına tâbi olduğunu, davanın yetkisiz ve görevsiz bir mahkemede açıldığını, hak kazanıp da ödenmeyen ücret alacağı bulunmadığını ve taleplerin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... Uluslararası İnş. Yat. San. ve Tic. AŞ vekili; davacının müvekkili işveren nezdinde geçen bir çalışması bulunmadığını, yetki, zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunduklarını, davacının taleplerinin çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 28.06.2011-18.04.2016 tarihleri arasında davalıya ait ...'da bulunan işyerinde çalıştığı, uyuşmazlığa ... Federasyonu iş mevzuatının uygulanması gerektiği ve ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesindeki hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uyuşmazlığa ... hukukunun uygulanmasının isabetli olduğu, ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesine göre dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolduğu ve davalı tarafça da usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulduğundan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığ;ı ancak İlk Derece Mahkemesince söz konusu sürenin hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2 hükmüne göre hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin karar verilmesi gerekirken hüküm yerinde davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiğinin yazılmasının ve davalı lehine yargılama gideri ve vekâlet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalının davaya süresinde cevap vermediğini, somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, 2. Daha önce içtihatlara güvenerek dava açılmasının ... Federasyonu İş Kanunu'ndaki sürelerin kaçırılması için geçerli bir sebep olduğunu, 3. Taraflar arasında hukuk seçimine ilişkin bir sözleşme bulunmadığını, 4. Rus hukukunda zamanaşımı ve hak düşürücü süre gibi bir düzenleme olmadığını, maddelerin hatalı değerlendirildiğini, 5. Kıdem tazminatı kamu düzenine ilişkin olduğundan Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, 6. Verilen kararın hukuki belirlilik, hukuki öngörülebilirlik ve sürpriz karar yasağına aykırı olduğunu, 7. Müvekkili aleyhine yargılama gideri ve harç yüklenmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, dava konusu alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığı, zamanaşımı ve yargılama giderine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince tüm çalışma dönemi bakımından uyuşmazlığa ... hukukunun uygulanmasının isabetli olduğu belirtilerek hüküm kurulmuştur. İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır. Buna göre taraflar arasında geçerli bir hukuk seçimi anlaşması yapıldığı anlaşılan 23.08.2015-18.04.2016 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmü kapsamında iş sözleşmesiyle seçilen hukuk olan ... hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacının diğer çalışma dönemleri bakımından ise taraflar arasında hukuk seçimi anlaşması bulunduğuna dair dosyada herhangi bir sözleşme veya başkaca delil bulunmamaktadır. Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tabiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür. Somut uyuşmazlıkta 28.06.2011-07.05.2013, 14.07.2013-11.06.2014, 22.11.2014-25.02.2015 tarihleri arasında ...'da çalışan davacı işçi ile işveren davalının tabiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile ücretin Türkiye'de ödendiği dikkate alındığında, hukuk seçimi anlaşması bulunmayan söz konusu çalışma dönemlerinde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, davacının 28.06.2011-07.05.2013, 14.07.2013-11.06.2014, 22.11.2014-25.02.2015 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri bakımından uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.