T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/193 Esas KARAR NO : 2025/1271 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/06/2021 NUMARASI : 2017/539 Esas, 2021/514 Karar KARAR TARİHİ: 09/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçe ile; müvekkilinin Yüksekova/Hakkari'de bulunan konutunun 17.09…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/193 Esas KARAR NO : 2025/1271 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/06/2021 NUMARASI : 2017/539 Esas, 2021/514 Karar KARAR TARİHİ: 09/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçe ile; müvekkilinin Yüksekova/Hakkari'de bulunan konutunun 17.09.2016 başlangıç tarihli ... Sigorta Poliçesi ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığını, bölgede yaşanan terörle mücadele operasyonları nedeniyle sigorta kapsamındaki konut ve eşyaların ağır zarar gördüğünü, rizikonun ihbarı üzerine düzenlenen hasar dosyası raporu sonucunda müvekkiline ev hasarı için 25.346,00 TL, hasar gören eşyalar için ise 23.568,00 TL ödeme yapıldığını, davalı sigortacının kamu otoritesi tarafından sigortalı şeyler üzerinde yapılacak tasarruflardan yararlanılarak yapılan hırsızlık ve yağma sonucu oluşan zararların teminat kapsamında olduğu gerekçesiyle çalınan eşyalar için müvekkiline ödeme yapmadığını, oysa kamu otoritesinin sigortalı konut üzerinde bir tasarrufu olmayıp, çalınan mallara ilişkin hasarların da karşılanması gerektiğini, ayrıca ikamet değiştirme masrafı nedeniyle ödeme yapılmadığını, hasara uğrayan eşya bedelinin ise eksik hesaplandığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 40.000,00 TL'nin 01.06.2016 tarihinden itibaren Devlet Bankalarının mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 05.09.2017 tarihli dilekçesi ile; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla zarar kalemlerini; çalınan eşyalar için 15.000,00 TL, ikamet değiştirme masrafları için 2.500,00 TL, hasarlı eşyalar için 2.500,00 TL ve bina ve müştemilat hasarı için 20.000,00 TL olarak açıklamıştır.Davacı vekili 02.06.2021 tarihli dilekçesi ile; hasarlı eşyalar yönünden alacak talebini 2.500,00 TL'den 9.132,00 TL'ye yükseltmiştir. CEVAP Davalı vekili cevabında; müvekkilinin davacıya yaptığı ödeme ile poliçeden kaynaklanan sorumluluğunun sona erdiğini, sigortalı konutta yaşanan hırsızlık olayının teminat kapsamında olmadığını, ikamet değiştirme klozu için konutun kullanılamaz hale gelmesi şartının oluşmadığını, bina iki kat olup sadece zemin kat için poliçe düzenlendiğinden, ortak alan ve müştemilattaki hasarın yarısını değerlendirmeye alındığını, sebepsiz zenginleşmeye yol açmamak için idare tarafından yapılan ödemelerin tespiti gerektiğini, davayı kabul etmemekle birlikte poliçe gereği % 5 muafiyet indirimi yapılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalı sigortacının davadan önce hasarlı eşyalar için davacıya 23.568,00 TL ödediği, çalınan eşya zararı için ödeme yapılmamışsa da bu zararın da teminat kapsamında olup tazmin edilmesi gerektiği, davacının hasara uğrayan eşya tutarı için 9.132,00 TL, çalınan eşya hasarı için ise 15.000,00 TL talep ettiği, alınan bilirkişi raporunda hasar gören eşya zararının 47.960,00 TL olarak belirlenmesi nedeniyle davacının talebi dikkate alınarak hasara uğrayan eşya tutarı yönünden 9.132,00 TL'nin tahsili gerektiği, yine bilirkişi raporunda tespit edilen çalınan eşya hasarı 9.050,00 TL'nin tazmini gerektiği, ikame değiştirme masrafları için davacının gerekli belgeleri sunmadığı, rizikonun ihbarından 8 gün sonra davalı sigortacının temerrüde düştüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile çalınan eşya hasarı için 9.050,00 TL, hasara uğrayan eşya hasarı için 9.131,33 TL olmak üzere toplam 18.181,33 TL'nin 10.06.2016 tarihinden itibaren kamu bankalarının mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline, bina ve müştemilat hasarı yönünden dosyanın tefrikine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, ıslah ile artılan miktarın zamanaşımına uğradığını, çalınan eşya hasarının teminat kapsamında olmadığını, sadece davacı tarafından sunulan listeye binaen eşya hasarının tespit edilmesinin doğru olmadığını, sigortalı konutta olup olmadığı belli olmayan birçok eşyanın hesaplamaya dahil edildiğini, sovtaj değerinin düşülmediğini, ekspertiz raporu ile bilirkişi raporu arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, eksik sigorta hükümlerine göre inceleme yapılması ve zarardan % 5 oranında muafiyet indirimi yapılması gerektiğini, temerrüdün ihbardan itibaren 45 gün sonra başlaması ve alacağa yasal faiz oranı uygulanması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava, terör olaylarından kaynaklı olarak meydana gelen hasar nedeniyle, konut paket sigorta poliçesi kapsamında tazminat ödenmesi istemine ilişkindir. Davacının Yüksekova'da bulunan konutu için davalı sigortacı nezdinde 17.09.2016 başlangıç, 17.09.2017 bitiş tarihli Konut Paket Sigorta Poliçesi düzenlenmiş olup, davacı, terörle mücadele operasyonları nedeniyle konutta meydana gelen hasar nedeniyle davalı sigortacının eşya hasarını eksik ödediği ve çalınan eşya hasarı ile ikamet değiştirme masrafının da poliçe kapsamında tazmin edilmesi gerektiğini ileri sürerek bu davayı açmıştır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekili hükmü istinaf etmiştir.28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 2. maddesinde, söz konusu kanunun her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsadığı düzenlemesine yer verilmiş, üçüncü maddede ise tüketici işlemi tanımlanmış, mal ve hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifadelerine yer verilmiştir. Bu düzenlemeler ile sigorta şirketi ve tüketiciler arasındaki sigorta sözleşmesinden kaynaklanan her türlü ilişkinin Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamına alınmış olduğunu açıkça göstermektedir. Ayrıca aynı yasanın 83. maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez denilerek 6502 Sayılı Kanunun tüketici işlemlerinde mutlak uygulama alanı bulacağı ayrıca vurgulanmıştır. Yasanın yürürlüğü ise geçici 1. maddede düzenlenmiştir. Dava tarihinde yasa yürürlüktedir. Somut uyuşmazlık, davacı ile davalı sigorta şirketi arasında gerçekleştirilen sigorta sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. 6502 Sayılı Yasa kapsamında taraflar arasındaki ilişki tüketici işlemi olup, uyuşmazlıkta Tüketici Mahkemeleri görevlidir. Açıklanan yasal düzenlemer kapsamında, davacının tüketici olduğu uyuşmazlık, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığından davaya bakmakta görevli mahkeme Tüketici Mahkemesidir. Bu nedenle mahkemenin görevli olmadığı halde işin esası hakkında karar vermesi doğru değildir.Açıklanan nedenler ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.a bendi uyarınca esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ve davanın görevsizlik nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalının istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,2-İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/539 Esas, 2021/514 Karar sayılı ve 30/06/2021 tarihli kararının HMK 353.1.a.3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK.114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE,a)6100 sayılı HMK.20 maddesi uyarınca karar verildiği anda kesin olduğundan tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli NÖBETÇİ İSTANBUL TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,b)İki haftalık süre içinde dosyanın gönderilmesi için talepte bulunulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,c)6100 sayılı HMK 331. maddesi gereğince harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerin görevli mahkemece, davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde ise yargılama giderlerinin davanın açıldığı mahkemenin dava dosyası üzerinden KARARA BAĞLANMASINA, d)Varsa artan gider avansının dosyasına AKTARILMASINA,e)Sair işlemlerin yapılması için dosyanın mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 310,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,90 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Davalı tarafından karşılanan istinaf harç ve yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate ALINMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a bendi uyarınca kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/10/2025