9. Hukuk Dairesi 2026/58 E. , 2026/494 K. "" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2407 E., 2025/2330 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra…
9. Hukuk Dairesi 2026/58 E. , 2026/494 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2407 E., 2025/2330 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde puantör olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence 25.11.2013 tarihinde haksız nedenle feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet ve yetki itirazında bulunduklarını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, dava konusu alacak kalemlerinin davacının çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ... 40. İş Mahkemesinin 22.10.2019 tarihli kararı ile; Türk hukuku uygulanarak kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları ile yıllık ücretli izin alacakları hüküm altına alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 22.10.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 16.12.2021 tarihli kararı ile; 05.02.2013- 25.11.2013 tarihleri arasındaki dönem yönünden fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil çalışmasının ispatlanamadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 16.12.2021 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece; davacının temyiz isteminin miktardan reddine, davalı temyizi yönünden ise davacı işçinin davalının yurt dışı işyerlerinde 17.03.2008-25.11.2013 tarihleri arasında fasılalı olarak çalıştığı, 19.12.2009-03.02.2011 tarihleri arasındaki çalışma dönemi için tarafların iş sözleşmesi ile bir hukuk seçimi anlaşması yaptıkları, söz konusu çalışma dönemi hakkında Libya hukukunun uygulanması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının 19.12.2009-03.02.2011 tarihleri arasındaki çalışma dönemi yönünden Libya hukukunun uygulanması gerektiği, 19.12.2009 tarihi öncesi ve 03.02.2011 sonrası çalışmalar bakımından ise Türk hukukunun uygulanması gerektiği, Libya hukukuna tâbi çalışma dönemine ilişkin alacakların Libya Medeni Kanunu'nun 698. maddesi uyarınca 1 yıllık zamanaşımına uğradığı, Türk hukuku uygulanan dönem yönünden kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacaklarında ıslah dilekçesi ile artırılan kısımların davalı tarafın yasal süresinde ileri sürdüğü zamanaşımı def'i nedeniyle zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacı işçinin kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağının Türk hukuku uygulanan dönem bakımından zamanaşımına uğradığına dair yapılan tespitin açıkça hatalı olduğunu, b. Davalı taraf cevap dilekçesinde dava konusu uyuşmazlığa 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini öne sürmüş olup bu hususa ilişkin usuli kazanılmış haklarının korunması gerektiğini, c. Libya hukukunda kısmi dava ve belirsiz dava ayrımı ile ıslah diye bir kurum olup olmadığı araştırılmaksızın karar verildiğini, d. Yargıtay tarafından içtihat değişikliğine gidilmesi olağan bir durum olmakla birlikte bu değişikliğin uygulanabilmesi için Yargıtay dergisinde veya başka yolla yayımından sonra açılacak davalara uygulanması gerektiğini, e. Dava konusu uyuşmazlığın çözümünde Türk hukukunun uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın zamanaşımı nedeniyle tamamen reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk ile dava konusu alacakların zamanaşımına uğrayıp uğramadığına ilişkindir. 1. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut uyuşmazlıkta, Dairemizin bozma kararında belirtildiği üzere davacının 17.03.2008- 02.01.20 09... .07.2011-25.11.2013 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri Türk hukukuna, 19.12.2009-03.02.2011 tarihleri arasındaki çalışma dönemi ise Libya hukukuna tâbidir. Bölge Adliye Mahkemesince bozma sonrası yapılan yargılama sonunda davacının Libya hukukuna tâbi çalışma dönemine ilişkin alacak taleplerinin reddine karar verilmesi yerinde ise de Türk hukukuna tâbi çalışma dönemine ilişkin kıdem ve ihbar tazminatları bakımından yapılan değerlendirme hatalıdır. Farklı ülke hukukuna tâbi talepler bakımından zamanaşımı def'inin değerlendirilmesine ilişkin ilke Dairemizin 28.02.2024 tarihli ve 2024/602 Esas, 2024/3802 Karar sayılı ilâmında; "Belirtmek gerekir ki farklı ülke hukuklarına tâbi birden fazla çalışma dönemi bakımından iş sözleşmesine uygulanacak hukukun tespitinde, bu çalışma dönemleri arasındaki sürenin uzun veya kısa oluşunun herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Her bir çalışma dönemi için uygulanması gereken ülke hukuku, her hâlükârda ayrı ayrı değerlendirilerek talep edilen alacaklar tespit edilir. Ancak tarafların farklı ülke hukukuna tâbi talepleri bakımından zamanaşımı süresinin hangi tarihten itibaren başlayacağı hususu, bu konuda ikili bir ayrım yapılmasını gerektirir: Sözleşmenin sona ermesine bağlı olmayan alacaklar bakımından her ülke hukukunun öngördüğü zamanaşımı süresi, farklı çalışma dönemleri arasında geçen sürenin uzunluğu veya kısalığı dikkate alınmaksızın, o ülke hukukunun öngördüğü başlangıç tarihine göre belirlenir. Sözleşmenin sona ermesine bağlı alacaklar bakımından ise aynı sonuca varmak mümkün değildir. Bu alacaklar bakımından, çalışma dönemleri arasında makul bir sürenin geçip geçmediği dikkate alınarak değerlendirme yapılmalıdır. Buna göre bir ülkede çalışması sona erdikten sonra bir ay veya bir aydan daha kısa süre (makul süre) içinde başka bir ülkede çalışmaya başlamış işçinin sözleşmenin sona ermesine bağlı alacakları yönünden zamanaşımı süresinin başlangıcı, önceki çalışmaların tasfiye edilip edilmediğine bakılmaksızın, son dönem çalışmanın sona erdiği tarihe göre belirlenir. Sözü edilen makul sürenin geçirilmiş olması durumunda ise zamanaşımı süresi, her bir çalışma döneminin bitim tarihinden itibaren başlatılmalıdır. Şüphesiz işçinin aynı ülke hukukuna tâbi birden fazla çalışma döneminin, o ülke mevzuatında imkân tanındığı takdirde birleştirilmesi mümkündür." şeklinde açıklanmıştır. Yukarıda açıklanan ilke ve esaslar dikkate alındığında; davacı işçinin Türk hukukuna tâbi olan çalışma dönemlerinde sözleşmenin sona ermesine bağlı alacaklar yönünden zamanaşımı süresinin başlangıcının belirlenmesinde, Türk hukukuna tâbi çalışmanın sona erdiği tarih olan 25.11.2013 tarihinin esas alınması gerekmektedir. Türk hukukuna tâbi çalışma dönemleri bakımından 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 25.10.2017 tarihinden önce, kıdem ve ihbar tazminatı alacakları 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi (Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125. maddesi) uyarınca on yıllık zamanaşımına tâbidir. Zamanaşımı süresinin başlangıcı kıdem ve ihbar tazminatı hakkının doğduğu tarih, yani işçi açısından iş sözleşmesinin sona erdiği tarihtir. Buna göre kıdem ve ihbar tazminatı alacakları bakımından zamanaşımı süresi dava (29.12.2017) veya ıslah tarihi (12.06.2019) itibarıyla dolmamıştır. Bu sebeple Türk hukuka tâbi çalışma dönemlerindeki hizmet süresi ve 25.11.2013 tarihindeki ücret üzerinden davacının kıdem ve ihbar tazminatlarının hesaplatılıp hüküm altına alınması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.