T.C. TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/992 KARAR NO : 2025/1210 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ........ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : NUMARASI : ..../.... Esas - .../... Karar DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVALI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLLERİ : DAVANIN KONUSU : Çek istirdatı DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : Taraflar ar…
T.C. TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/992 KARAR NO : 2025/1210 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ........ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : NUMARASI : ..../.... Esas - .../... Karar DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVALI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLLERİ : DAVANIN KONUSU : Çek istirdatı DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen davanın reddine dair karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmakla; dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A) DAVACININ İDDİASI VE TALEBİ: Davacı vekili .....tarihinde sunduğu dava dilekçesinde; Keşidecisi ............. Sistemleri olan..........Şubesi'ne ait olan ......... tarih ve ....... seri nolu ....... nolu hesaba bağlı ....... TL bedelli lehtarı davacı olan çek düzenlendiğini fakat anılan çek davacıya hiçbir şekilde teslim edilmediğini ve davacı şirket defterlerine de kaydı yapılmadığını, davacı şirket çekin varlığından çek bankaya ibraz edilince keşideci tarafından aranarak haberdar olduğunu, davaya konu çek aslı veya örneği banka tarafından verilmediğince inceleme yapılamadığını ve çek iptali için ...... Asliye Ticaret mahkemesi ...../..... esas sayılı dosyasından dava açıldığını, mahkemece davaya konu çek incelendiğinde çekin arkasının sahte kaşe ve imza atılarak cirolandığını, çekin arkasındaki kaşe ve imzanın hiçbir şekilde davacı firmaya ait olmadığını, çekin davacı firmaya hiçbir şekilde teslim edilmediğini ve şirket defterlerine kaydedilmediğini, bu nedenle davaya konu çekin davacı şirket yetkilileri tarafından cirolanmasının da mümkün olmadığını, çek arkasındaki ciroda davacı imzasının sahte olarak atıldığını, çekin ibraz edildiği öğrenilir öğrenilmez ........ cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, davalılarca nasıl ele geçirildiği bilinmeden kötü niyetle ele geçirilerek sahte imza ile işleme konulduğunu, davacı şirketin çeki elinde bulunduranlar ile ticari herhangi bir ilişkisi mevcut olmadığını ileri sürerek ...... tarih ...... numaralı ....... çekin istirdadını talep etmiştir B) DAVALININ SAVUNMASI: - Davalı .......... şirketi vekili süresinde sunduğu cevap dilekçesinde; Dava konusu çek karşılıksız çıktığını ve çek bedelinin davalı tarafından .......... A.Ş.'den tahsil edilerek ve cirosu iptal edilerek önceki ciranta tam ciranta .........'e iade edildiğini, dava konusu çek davalı şirketin elinde olmadığından davalı şirketten istardadının mümkün olmadığını, davalı şirketin davalı sıfatı olmadığını ve davanın dava şartları yokluğundan reddi gerektiğini, davalı şirketin .......... iştiraki olduğunu ve kamu kurumu niteliğinde olduğunu, davalı şirket ........ mevzuatı kapsamında fatura temliki alarak müşterilerine finansman sağladığını, .......... A.Ş. Refaktoring işlemi kapsamında ......... tarihli ......... Alacak Bildirim Formu ile müşterilerinden temlik aldığı faturaları davalı şirkete temlik ederek finansman kullandığını, Kullandığı finansmanın ödemesi amacıyla tahsilinde borcuna mahsup edilmek üzere, alacak Bildirim Formu ekinde listede yazılı faturaları temlik ettiğini, temlik edilen faturalar arasında davalı ......... Şti tarafından davacı .......... A.Ş.'ne kesilen ......... tarihli ....... TL bedeli fatura da bulunduğunu, kullandığı finansmanın ödeme vasıtası olarak dava konusu ....... tarihli ........ seri nolu ......... TL bedelli çekin de bulunduğunu, davalı şirketin aldığı çekleri tahsil ederek hesabına yatırılmak üzere hesabının bulunduğu ............ şubesine teslim ettiğini, dava konusu çek ibraz edildiği banka tarafından gününde işleme alındığı karşılığı çıkmadığı için tahsil edilemediğini, arkasına karşılıksız şerhi yazılarak davalı şirkete iade edildiğini karşılıksız çıkan diğer çekler ile birlikte ....... şirketinin ......... tarihinde dava konusu ........... seri nolu çek bedelini müvekkili davalı şirkete ödeyerek dava konusu çeki .......... tarihinde davalı şirketten iade aldığını, müvekkili şirketin çek bedelini tahsil ederek ve çekteki cirosunu iptal ederek dava açılmadan önce çeki önceki ciranta .......... şirketine iade ettiğini, çekin şirketin elinde olmadığı istirdadı hukuken ve fiilen mümkün olmadığını, davacının davalıya dava açmasının hukuki yararın olmadığını, davalı şirketin pasif husumet ehliyeti bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir . - Davalı .......... şirketi vekili süresinde sunduğu cevap dilekçesinde; Ticari uyuşmazlığa konu istirdat davalarında dava şartı arabuluculuğa başvurulması zorunlu olduğunu, davacı yan tarafından açılan davanın ödenen paranın istirddadı istemli olduğunu, istirdat davasında dava konusu açıkça alacak talebi olduğundan arabulucuya başvurunun zorunlu olduğunun tartışılmaz olduğunu, dava şartı yokluğundan usûlden reddine karar verilmesi gerektiğini, kanun maddesinde açık şekilde belirtildiği üzere istirdat davasını ancak icra-i tehdit altında ödeme gerçekleştirmek mecburiyetinde kalan kişilerin açabildiğini, davaya konu somut olayda davalı şirkete ödeme gerçekleştirilmediği,ni davacının yatırdığı meblağın ....... İcra müdürlüğünün ...../..... Esas sayılı dosyasında ......... tarihli tensip zaptı ile davacı yana iade olduğunu, herhangi bir ödeme gerçekleştirmeyen davacının istirdat talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, davanın dava şartı yokluğundan usûlden reddi gerektiğini, davalı şirketin ......... şirketi olduğunu, ........ işlemini gerçekleştirirken ciranta ...... şirketi tarafından bir önceki ciranda davacı lehtar adına düzenlenmiş davaya konu çeke ilişkin alacağın kendisinden önceki ciranta ile aralarında olan mal satışına dayandığını davalı şirkete bildirdiğini, davalı şirketin ......... işleminin gerçekleştirmesine ilişkin hiçbir hukuka aykırı davranışı bulunmadığıbı, davacı yanın söz konusu iddiaları davalı şirkete yöneltmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı yan çekin ne suretle elinden çıkmış olduğuna ise kasti şekilde yer vermemiş olduğunu, sahtecilik söz konusu olması halinde asıl zarara uğratılanın müvekkili davalı şirket olduğunun sabit olduğunu, imzaların bağımsızlığı ilkesi gereği geçersiz imzanın ciro zincirini de koparmadığını, davacı yanın iddiaları hukuki dayanaktan uzak olduğunu, imzaların bağımsızlığı ilkesi gereğince çekin iadesi gibi bir yükümlülüğün doğmayacağının açık olduğunu, davacı yan iddiası doğrultusunda çekin kaybedildiğine dair bir delil ibraz etmediğini, usûle uygun şekilde ........ işlemi sonucunda yetkili hamil konumuna gelmiş davalı şirketin kötü niyetli olduğunun ileri sürelemeyeceği, çeki iktisabında ağır kusurlu davrandığının söylenmesinin de imkânsız olduğunu, davalı şirket ......... işlemini gerçekleştirirken dava konusu çekin gerçek bir ilişkiden kaynaklı olarak düzenlendiğini gösterir fatura üzerinden işlem tesis ettiğini, davacı yanın basiretsiz tacir gibi hareket etmesi sebebiyle kendi hatasının ve ihmalinin sonucunu davalı şirkete yükletmeye çalıştığını, gerekli ve üzerine düşen tüm özeni gösterdiği, ...... işlemini gerçekleştirirken ..... inşaat tarafından düzenlenmiş faturanın davalı şirkete sunulduğunu, ticari ilişkiye dayanak olarak çekin düzenlendiğinin görülmekte olduğunu, kanuna uygun şekilde ............ işlemini gerçekleştirdiğini bu bağlamda mevzuat kapsamında olmayan bir neden sebebiyle davalının özen yükümlülüğü çerçevesinde hareket etmemiş olduğunun söylenemeyeceğini, ....... neticesinde temlik aldığı çekin vade tarihinde ve bundan sonraki süreçte de karşılığını alamayarak yasal yollara başvurmak zorunda kaldığını, davalı şirketin maddi olarak zarara uğratılan tek yan olup kötü niyetli olduğununun söylenmesi hâlinde ise davalı şirketin kendi zararına hareket etmiş olduğu gibi bir sonuca varılacak olmasından davalı şirketin kötü niyetinden bahsedilmeyeceğini, davalı şirketin ciro silsilesi içerisinde bulunan tüm kişileri değerlendirmesi hususunda herhangi bir yükümlülüğü bulunmadığını, ispat yükünün davacı tarafta olduğunu ve davacı yanın senedi elinde bulunduran kişinin kötüniyetli olduğunu kanıtlama yükümlülüğü olduğunu, davacı yanın davalı şirketin kötüniyetini kanıtlama durumu hiçbir şekilde imkân dahilinde olmadığını, bir an için çek üzerindeki birinci ciranta imzasının davacı şirket yetkilisine ait olmadığı varsayılsa bile lehtarın çeki bilerek ve isteyerek yetkisiz birine imzalatarak veya sonradan inkar etme gayesiyle imzasını değiştirmek suretiyle tedavüle koymuş olması durumu gündeme geleceği sebeple dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçunun oluşacağının şüphesiz kaçınılmaz bir husus olacağını belirterek davanın reddini savunmuş ve kötüniyeti ortada olan davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.. C) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: ......Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .......... tarih ve E..../...., K...../...... sayılı kararı ile; "Dava, çekin istirdadı istemine ilişkindir. Dava konusu çekin, ......... şubesine ait ........ keşide tarihli, ........ TL tutarlı, keşidecisinin dava dışı ............. Sistemleri, lehtarının davacı ........ A.Ş olduğu, çekin arka yüzünde sırasıyla, davacı lehtarın, davalı ........... Şirketi, ......... Anonim Şirketi İle ...... Şirketi'nin ciro imzasının bulunduğu görülmektedir. 6102 sayılı TTK'nın 818. (eTTK.nun 730) maddesi yollaması ile çeklerde de uygulanması gereken aynı yasanın 677. (eTTK.nun589) maddesi uyarınca ''bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez''. İmzaların bağımsızlığı (istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın (keşidecinin, cirantanın, avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamazlar. Geçersiz bir imza sahibini bağlamaz, ancak ciro zincirini de koparmaz. İmzaların bağımsızlığı ilkesi, ciro zincirinde bulunan imzalardan birinin veya bazılarının sahteliğine dayanılarak menfi tespit davası açılmasına olanak sağlamaz. Diğer bir deyişle, “imzaların istiklali (bağımsızlığı)” ilkesine göre senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hali, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Poliçeye imza koyan kişi, diğer imzaların geçersiz veya sahte ya da mevhum kişilere ait olmasının riskini de taşır. Buna göre her imza kendi sahibini, diğer imzalardan bağımsız olarak bağlar. Poliçe üzerinde şekil bakımından tamam ve görünüşe göre sahibini bağlayan bir imzanın bulunması yeterlidir. Kanun yapıcı, 6102 sayılı TTK'nun 677 (eTTK 589) maddesinde senedin geçerliliğinin, sorumluluktan tamamen bağımsız şekilde mevcut olabileceğini kabul etmiştir. Çekteki imzalar, bu imzalarda ismi geçen şahıslar yönünden herhangi bir sorumluluk yaratmasa bile, senet yine de geçerli kalır. Çekin geçerli kalmasının sonucu ise, diğer imzaların sahiplerinin sorumluluklarının devam etmesidir. 6102 sayılı TTK’nun 686/1. (eTTK 598) maddesi ; “Bir poliçeyi elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa da kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde, yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar bu hususta yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse son ciroyu imzalayan kişi, poliçeyi beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır”. hükmünü içermektedir. Sahte imza bir başkasının imzasının taklit edilmesi hali olup, ticari senetteki geçersiz imza zincirleme ve birbirine bağlı, lehtardan hamile değin tam ve düzenli yani kesintisiz cirolar hak sahipliğine karine sayılır. Cirolar arasındaki zincirleme bağlılığın gözlenmesi sadece dış görünüm bakımından yapılır. Başka bir anlatımla, ciro silsilesinin (zincirinin) muntazam bir şekilde birbirini takip edip etmediğini incelerken dış görünüşü incelemek yeterli olup, cirantalardan birinin imzasının sahte olması veya temsilci sıfatıyla senedi imzalayan şahsın imza yetkisinden yoksun olması ciro zincirini etkilemez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ESAS NO : 2014/19-806 KARAR NO : 2016/298) 6102 sayılı TTK'nın 792. maddesinde "Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790'ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür." şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiş olup, bu düzenleme uyarınca rızası hilafına elden çıktığı ileri sürülen çekin istirdatına karar verilebilmesi için davacının dava konusu yaptığı çekin yetkili hamili olduğunu kanıtlaması yanında, çeki elinde bulunduran yeni hamilin çeki kötü niyetle iktisap ettiğini ya da iktisapta ağır kusuru bulunduğunu ispat etmesi gerekmektedir. İspat yükü davacı üzerindedir.,(Yargıtay11HD. 2020/4198 Esas 2021/5951 Karar) Davacının, davalının çeki kötüniyetli veya ağır kusurlu olarak iktisap ettiğini ispat etmesi gerekir. Bununla birlikte davalının çeki edinme nedenini açıklama mecburiyeti bulunmamaktadır, aksi düşüncenin kabulü çekin “mücerretlik” vasfını ortadan kaldırır. Çek üzerindeki ciro silsilesi şeklen tam olup, davalı ............... A.Ş.'nin yetkili hamil olduğu anlaşılmaktadır. Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür. Bu madde hükmüne göre, davalının çeki edinme nedenini kanıtlama yükümlülüğü yoktur. Davalının çekin rıza dışında elden çıktığını bilmesi veya bilebilecek durumda olması gerekir. Çekin rızası dışı elden çıkması halinde ispat yükü, çekin yetkili hamili olduğunu ve rızası hilafına elinden çıktığını ileri süren davacıya ait olup, davacının iddiasını kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlaması gerekmektedir. Çekin davacının elinden rızası hilafına çıktığı benimsense bile, TTK'nın 792. maddesi gereğince davalının çekleri kötüniyetli olarak ele geçirdiğini veya ağır kusurunun bulunduğunu, davacının ispat etmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında, davalıların çekleri kötüniyetli olarak ele geçirdiği veya ağır kusurunun bulunduğuna dair delil sunulamadığından davalıların iyiniyetli olduğunun kabulü gerekir. Yargıtay ve istinaf içtihatları da aynı doğrultudadır. Çekteki davacı cirosu sahte olsa bile, davalı, kendisinden önceki ciroların sıhhatini araştırma yükümlülüğü altında olmayıp, davalıların bu sahteliği bilerek ya da ağır kusuruyla çeki iktisap ettiğinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle sahte ciro imzası iddiası konusunda bilirkişi incelemesi yapılması sonuca etkili olmayacağından imza incelemesi sonucu alınan rapor dikkate alınmamıştır. Somut olayda, dava çek istirdatı istemine ilişkin olup, davacı lehtar, çekin müvekkili lehine düzenlendiği ancak kendisine hiç teslim edilmediğini ve çekin arka yüzünde yer alan kaşe ve imzanın kendilerine ait olmadığını, çekin rızası hilafına sahte imza elinden çıktığını ileri sürerek işbu davayı açmış, davalılardan ..................... Şirketi ise çekin yetkili hamili olduğunu savunmuştur. Dava konusu çekteki ciro silsilesi düzgün olup, aksi ispatlanamadığı için davalı ................ Şirketi iyi niyetli yetkili hamil konumundadır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK'nın 792 (6762 Sayılı TTK'nın 704.) maddesine göre, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil, ancak kötüniyetle iktisap etmiş olması veya iktisapta ağır bir kusurunun bulunması halinde çeki iade ile yükümlü olup,(Yargıtay11HD.2014/14243 Esas 2015/176 Karar) bu hususta dosyaya somut bir delil de ibraz edilmemiştir. O halde yapılan yargılama ve toplanan delillerden, dava konusu çekin sahte imza ile ciro edildiği iddia edilmekte ise de , davalı ...................... Şirketi'nin davaya konu çeki muntazam ciro silsilesine uygun olarak iktisap ettiği ve çeki iktisap ederken kötüniyetli ve ağır kusurlu olduğu da davacı tarafından kanıtlanmadığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. İcra İflas Kanunu'nun 72/4. maddesi hükmü uyarınca; tazminata hükmolunabilmesi için icra takibinin ihtiyati tedbir talebi ile durdurulmuş ve alacaklının alacağını geç almış olması gerektiği, somut olayda Mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararı olmadığı, bu nedenle yasa hükmündeki koşulların oluşmadığı anlaşıldığından davalı ............ A.Ş'nin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olup aşağıdaki aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, "Davanın reddine; Davalı .................... A.Ş'nin kötü niyet tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir. D) İSTİNAF NEDENLERİ: Hükme karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, istinafında; Davalıların kötü niyetli olduklarının tartışmasız olduğunu, imzaların davacı şirket yetkililerine ait olmadığının açık ve net ispat edildiğini, davacı şirket kendisine ait olmayan imzadan dolayı icra tehdidine maruz kaldığını ve malları ve banka hesapları üzerine haciz konulduğunu, yerel mahkemece davalıların kötü niyetinin somut deliller ile kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, verilen bu kararın usûl ve yasaya aykırı olduğunu, çekteki imza ve kaşenin davacıya ait olmadığının ispatının bile tek başına kötü niyetin ispatı olduğunu, davalıların gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek kanunların kendisine yüklemiş olduğu araştırma görevini yeterince yerine getirmediğini ve davacının zarar görmesine neden olduklarını, davacının kaşe ve imzası taklit edilerek yapılan ciro geçersiz ciro olup çekteki ciro silsilesi bozulduğunu, bozuk ciro silsilesine göre yapılan işlemlerin geçersiz olduğunu, ............. cumhuriyet başsavcılığına yapılan suç duyurusunun sonucunun beklenmesi gerektiğini, ayrıca kabule göre de vekil ile temsil olunan davalılar lehine tek vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin de usûl ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. E) DELİLLER: ............. Asliye Ticaret Mahkemesinin E......./......., K......../.......... sayılı dosyası kapsamı F) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKÎ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dava, çek istirdatı istemine ilişkindir. Dava konusu çekte lehtar konumunda olan davacı şirket, çekin lehine düzenlendiğini ancak ancak kendisine hiç teslim edilmediğini, çekin arka yüzündeki kaşe ve imzanın kendilerine ait olmadığını ileri sürerek, çekin istirdatını talep etmiş; Mahkemece, 'davalı ....................... Anonim Şirketi'nin davaya konu çeki muntazam ciro silsilesine uygun olarak iktisap ettiğini ve çeki iktisap ederken kötüniyetli ve ağır kusurlu olduğunun da davacı tarafından kanıtlanmadığı' gerekçesi ile 'davanın reddine' karar verilmiştir. Mahkemece, çeki elinde bulunduran davalı .................... Şirketi'nin davaya konu çeki muntazam ciro silsilesine uygun olarak iktisap ettiği ve çeki iktisap ederken kötüniyetli ve ağır kusurlu olduğunu da davacı tarafından kanıtlanmadığınıdan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." karar verilmiş; karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı gözetilerek, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve bu nedenle resen gözetilmesi gereken hususlar değerlendirilerek yapılmıştır. Öncelikle belirtmek gerekir ki; tarafların ve taraf vekillerinin adreslerinin yazılmaması HMK'nin 297. maddesine aykırı ise de, bu eksikliğin mahallinde her zaman düzeltilebilmesinin mümkün olduğunu değerlendiren Dairemiz, anılan hususu eleştirmekle yetinmiştir. Mahkemece, yargılamanın usûl kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hâllerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan delillere ve özellikle davacının, dava konusu çekin ağır kusur veya kötü niyetle ele geçirildiği iddiasını ispat edememiş olmasına göre, davanın reddine karar verilmesinde usûl ve yasaya uygun olmayan bir hâl görülmemiş, davacı yanın, davanın reddi kararına yönelik istinaf başvurusuna itibar etmek mümkün olmamıştır. Bununla birlikte karar tarihinde uygulanması gereken AAÜT'nin 3/2. maddesinde; 'birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek avukatlık ücretine hükmolunacağı' düzenlenmiş olup, mahkemenin kabulüne göre; mahkemece davanın reddi gerekçesi ortak olan davalılar lehine tek vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, vekil ile temsil olunan davalılar lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla, sair istinaf itirazları yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun vekâlet ücretine ilişkin açıklanan nedenle kabulü ile, inceleme konusu ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına yanılgı, yeninden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden ve -istinafa konu edilmeyen, istinafa konu edilip de istinaf itirazları yerinde görülmeyen, kamu düzenine de aykırılık teşkil etmeyen kısımlar yönünden ilk derece mahkemesi hükmü korunmak suretiyle ve infaza elverişli olmak üzere- esas hakkında yeniden hüküm verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : A-) Sair istinaf itirazları yerinde görülmeyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenle KABULÜ ile, inceleme konusu ilk derece Mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-b.2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, esas hakkında usûlî kazanılmış haklar da gözetilerek infaza elverişli olacak şekilde yeniden hüküm kurulmasına, bu suretle; 1-) Davanın reddine, 2-)Davalı ................. A.Ş'nin kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 3-) Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL karar ilam harcının dava açılırken peşin alınan 999,04 TL'den mahsubu ile bakiye 383,64 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine, 4-) Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-) Davalı ................. A.Ş tarafından yapılan 150,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı .................... A.Ş'ye verilmesine, 6-) Yargılama gideri için tahsil edilen gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının HMK’nın 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden itibaren mahkeme yazı işleri müdürü tarafından ilgililerine iadesine, 7-) Davalı ............... A.Ş. ve davalı ................... A.Ş. Kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak adı geçen davalılara verilmesine, B-) İstinaf başvurusu nedeniyle yapılan harç ve masraflar yönünden; 1-) İstinaf eden tarafça peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi hâlinde iadesine, 2-) Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, 3-) İstinaf eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin taktiren istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına, 4-) Kesin olarak verilen kararın taraflara tebliğinin ve diğer işlemlerin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 10/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan E-İmza Üye E-İmza Üye E-İmza Katip E-İmza * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*