T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1068 KARAR NO : 2025/2012 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/03/2024 NUMARASI : 2020/458 Esas - 2024/150 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 1- İNCİLA ETKİNLİK ORGANİZASYON KONFEK…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1068 KARAR NO : 2025/2012 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/03/2024 NUMARASI : 2020/458 Esas - 2024/150 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 1- İNCİLA ETKİNLİK ORGANİZASYON KONFEKSİYON VE GIDA ÜRÜN. TİC. LTD. ŞTİ. -... : 2- ... - ... VEKİLLERİ : Av. .... DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 04/11/2020 KARAR TARİHİ : 26/11/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 01/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin eski bir vali yardımcısı olan davalı ...’ın teklif ve taahhüdüne, müvekkilinin kızı ...’ın işletmede sorumlu olacağına, kardeşi ...’ın işletmede işe alınacağına dair taahhütlerine güven duyarak olumlu yaklaştığını, henüz ortaklık gerçekleşmemiş olsa da ortak olacağı inancıyla davalı ...’ın finans talepleri çerçevesinde gerek kendisine, gerek davalı şirketine, gerekse onun talepleri ve yönlendirmeleri ile mal ve hizmet alımı yapılan firmalara para ödemeleri yaptığını, alışveriş bedellerini ödediğini, müvekkilinin, 50.000,00 TL banka kredisi alarak, 10.000,00 USD de çevresinde borçlanarak sağladığı paralarla Nisan 2019-Temmuz 2019 ayları arasında toplam 207.797,1 TL ödeme yaptığını, öyle ki, müvekkiline ortaklık taahhüt edildiği andan itibaren işletmenin sandalyesinden saksısına, bardağından örtüsüne kadar her şey müvekkiline satın aldırıldığını, bedellerinin ödetildiğini, ayrıca ... tarafından kendi hesabına ve şirketi hesabına paralar havale ettirildiğini, ...’ın açılış töreni İzmit Belediye Başkanı ... Hürriyet’in katılımı ile 28 Mayıs 2019 tarihinde yapıldığını, müvekkilinin kızı davalının eşi ...'ın yetkilisi olduğu İzmit Tarih Koridoru Derneği'ne üye kaydedilmiş ise de işletme sorumluluğunun kendisine tevdi edilmemiş olduğunu, müvekkilinin kardeşi ...'ın da muhataplarca işten çıkarıldığını, müvekkilinin bilgi kaynakları kesildiğini, bu dönemde, müvekkilinin, işletmeye ilişkin muhataplar dışındaki bilgi kaynakları olan ve muhataplarca işletmelerde sigortasız olarak çalıştırılan ..., ... ve ...’le her görüşmesinde “rezervasyon ve satışların çok olduğu, işlerin yoğun olduğu” bilgisi verildiğini, süreç içinde davalı ... ve ...'ın işletmedeki işlerin iyi gittiği izlenimi verdiğini, müvekkilinin para havalesi yaptığı mal ve hizmet satın aldığı dönem içinde sürekli müvekkili ile iletişim içinde olduğunu, rezervasyonlar olduğunu gösteren paylaşımlar yaptığını, müvekkilinin muhataplara olan güvenin arttığını, müvekkiline veya müvekkili adına hiçbir kişiye işlem yapma yetkisi verilmediğini, müvekkilinin bir ortak adayı olarak görünmekte ise de gerçekte bir finansöre dönüştürüldüğünü. Müvekkilinin sadece para verdiğini, ancak tek kuruş dahi para almadığını, 10 Ağustos 2019 Cumartesi günü müvekkiline bilgi dahi verilmeden muhataplarca ...’ın kapısına kilit vurulduğunu, kapı kilidinin değiştirildiğini ve personelin iş yerine giremediğini, müvekkilinin, bu davranışlar sonrasında, ..., eşi ...’ın yetkilisi oldukları Dernek ve davalı Şirket de kullanılarak kendisine karşı hileli, kötüniyetli, salt müvekkilinden para almak amacına yönelik bir dolandırıcılığın söz konusu olduğunu geç de olsa anladığını, müvekkili tarafından karşı tarafa ihtarname gönderilmesine rağmen davalı tarafın herhangi bir cevap vermediğini ve tutumunda devam ettiğini, tüm bu nedenlerle; mahkemece resen dikkate alınacak nedenlerle davalıların, Kocaeli 8. İcra Müdürlüğü'nün 2020/5506 E. E. sayılı dosyasına konu borca, ferilerine ve faizlerine yönelik itirazlarının iptaline, müvekkilinin ödünç aldığı döviz borçları kur farkı ve kredi borcu faizlerine ilişkin hakları ve diğer tüm hakları saklı kalmak kaydıyla takibin devamına, takip talebinde yer alan alacaklara ek olarak davalılara gönderilen 1.024,97 TL tutarlı ihtarname bedellerinin davalıdan tahsiline ve müvekkiline ödenmesine, davalının haksız ve kötüniyetli itirazı sebebiyle toplam takibe konan alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, ihtiyati haciz istenilen davalıların toplam alacağa yetecek miktardaki mal ve haklarının ve 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, ihtiyati haciz harç ve masrafı, dava harç ve masrafları ile avukatlık ücretinin davalı taraflara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... Davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet dava şartı yokluğundan HMK'nın 114/1-d ve 115. Maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE, Davalı İncila Etkinlik Organizasyon Konfeksiyon ve Gıda Ürünleri Tic. Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın KISMEN KABUL VE KISMEN REDDİ ile; a)Davalı şirketin Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2020/5506 Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 177.678,08 TL asıl alacak ve 2.842,84 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 180.520,92 TL üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar işletilecek yasal faiz ile birlikte devamına, b)Alacak likit olduğundan İİK 67/2.maddesi uyarınca 180.520,92 TL üzerinden belirlenecek %20 oranındaki İcra İnkar Tazminatının davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, c)Fazlaya yönelik talebin reddine ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı ve davalı şirket vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince; davalı ...'ın müvekkil/davacıdan 03.05.2019 tarihinde şahsi hesabına 20.006,75 TL EFT yoluyla para aldığı kabul edilmesine rağmen, bu parayı almış olan gerçek kişinin anılan paranın iadesine dair davada pasif husumet ehliyetinin olmaması sorumlu tutulmaması düşünülemeyeceğini, diğer yandan; adi ortaklık iddiası sadece şirket hakkında değil, davalı ... hakkında da ortaya konulmuş olup ilk derece mahkemesinin adi ortaklık iddiasını sadece şirket hakkında değerlendirmesi de hukuk aykırı bulunduğunu, T.B.K. 638/3 maddesinde açık olduğu üzere davalı ... şirket temsilcisi olarak üçüncü kişi sıfatıyla alacaklı konumundaki müvekkil/davacıya karşı müteselsilen sorumlu olduğunu, ayrıca, mahkemenin adi ortaklığa ilişkin gerekçesi de, hükmedilen miktarda maddi hata olup davanın kısmen reddi de, işlemiş faiz ve icra inkar tazminatı ve feri nitelikteki kararlar yönünden de hukuka aykırılık bulunduğunu beyan ile davalıların Kocaeli 8. İcra Müdürlüğü'nün 2020/5506 E. sayılı dosyasına konu borca itirazlarının iptaline, müvekkilinin ödünç aldığı döviz borçları kur farkı ve kredi borcu faizlerine ilişkin hakları ve diğer tüm hakları saklı kalmak kaydıyla takibin devamına, takip talebinde yer alan alacaklara ek olarak davalılara gönderilen 1.024,97 TL tutarlı ihtarname bedellerinin davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, davalının haksız ve kötüniyetli itirazı sebebiyle icra takibine konan toplam alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, dava harç ve masrafları ile avukatlık ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının iddialarının yersiz ve mesnetsiz olduğu, müvekkilinin davacı tarafa hiç bir borcu olmadığı gibi bilakis davacıdan alacağı bulunduğu, davacı tarafın diğer davalı müvekkil şirket hesaplarına bir kısım banka yolu ile ödemelerde bulunmuş ise de bu ödemelerin davalı şirkete değil, bizzat müvekkiline yapılması gerektiği gibi davacının, müvekkil ...'a borcunun olduğu, davacı tarafından yapılan havalelerin ödeme belgesi niteliğinde olduğu açıkça görülmekte ve davacının delil olarak dayandığı banka havalelerinde paranın gönderiliş nedenine ilişkin şerh bulunmadığını, yerel mahkemenin tüm bu hususlara itibar etmediğini, taraflar arasındaki uyuşmazlık ödünç akdi iddiasına dayanmakta, ödünç verdiğini davacının yasal delillerle kanıtlaması gerektiğini, davacı taraf, müvekkil ile arasında adi bir ortaklığın kurulacağı vaadi ile kendisinden para alındığını iddia etmekte olsa da böyle bir ortaklık, ortaklık taahhüdü de bulunmadığını, davacı taraf, ortada likit bir alacak varmış gibi müvekkil hakkında Yerel Mahkemeden ihtiyati haciz talebinde bulunmuşsa da verilen red kararı yerinde ve uygun bulunarak davacının istinaf talebi de reddedildiğini, bilirkişi ek raporu usulüne uygun taraflara tebliğ edilmiş, ek raporuna karşı taraf vekillerince beyan ve itirazlar sunulmuş, rapora yönelik itirazların bir kısmının hukuki değerlendirme gerektirmesi, bir kısmının da belgeli/belgesiz alacaklar bakımından mahkemece dikkat edilecek hususlardan olması nedeniyle ayrı ayrı reddine karar verildiğini, davacı ile müvekkil şirket arasında kesinlikle adi bir ortaklık bulunmadığı gibi müvekkil şirketin defterlerinde tespit edilemeyen ve sadece davacının iddialarına dayanan harcama kalemlerine itibar edilerek hüküm kurulması, davacının müvekkil şirkete gönderdiği ödemelerin iade edildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde müvekkil şirket aleyhine verilen kararın hatalı olduğunu beyan ile istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/03/2024 Tarih - 2020/458 Esas - 2024/150 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İlk derece mahkemesince; Davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet dava şartı yokluğundan HMK'nın 114/1-d ve 115. Maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE, Davalı İncila Etkinlik Organizasyon Konfeksiyon ve Gıda Ürünleri Tic. Ltd. Şti. Aleyhine açılan davanın KISMEN KABUL VE KISMEN REDDİ.... kararı verilmiş karara karşı davacı ve davalı şirket vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; Davacı adi ortaklık kurulacağı inancıyla henüz ortaklık gerçekleşmemiş olsa da, davalı ...’ın finans talepleri çerçevesinde gerek kendisine, gerek davalı şirketine, gerekse onun talepleri ve yönlendirmeleri ile mal ve hizmet alımı yapılan firmalara para ödemeleri yaptığını, alışveriş bedellerini ödediğini, kandırılarak bu şekilde ödemeler yaptığını, karşı tarafa ihtarname gönderilmesine rağmen davalı tarafın herhangi bir cevap vermediğini, bu nedenle Kocaeli 8. İcra Müdürlüğü'nün 2020/5506 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattığı, davalıların takibe itiraz ettiği, itirazın iptali için eldeki davayı açtığı, Mahkemece davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı İncila Etkinlik...Ltd.Şti yönünden kısmen kabulüne karar verildiği, karar davacı ve davalı Etkinlik...Ltd.Şti tarafından istinaf edildiği görülmektedir. 1-Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede; 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre; "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanları, yargı harçlarına tabidir (2. md.). Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nevi ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır (15. md.). Noksan tespit edilen değerler hakkında 30. madde hükmü uygulanır [16-(4) md.]. Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınır (21. md.). (1) sayılı tarifede yazılı nispi karar ve ilâm harcının 1/4'ü peşin alınır (28. md.). Yargılama sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o oturum için yargılamaya devam olunur. Takip eden oturuma kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın işleme konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır (30. md.). Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz (32. md.). HMK.'nın 120-(1) maddeye göre de davacı, yargılama harçlarını mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Harçlarla ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkindir. Davanın açılması harca tabi usuli bir işlemdir. Harçlar Kanunu harç alınması veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmamış, değinilen yönün mahkemece kendiliğinden gözetilmesini ve harcın yatırılmaması halinde ise ne gibi işlemler yapılacağını 30 ve 32. maddelerinde hükme bağlanmıştır. Eldeki davada; itirazın iptali davasının dayanağı ilamsız icra takibinde asıl alacak, işlemiş faiz alacağı takibe konu edilmiş olup, dava açılırken 207.797,08 TL asıl alacak miktarı üzerinden peşin harç yatırıldığı; ancak, dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında alacağın faizi de kapsar şekilde "itirazın iptali" denilerek, takip konusu alacağın tamamının (222.023,75 TL) dava konusu yapıldığı görülmektedir. Takibe konu toplam alacağa yönelik olan davada mahkemece, işin esasına girilmeden önce 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28-(a) ve 32. maddeleri uyarınca, eksik peşin harç tamamlanmadan yargılamaya devam edilemeyeceği, (harcın tamamlanması halinde davanın kabul veya red durumuna göre dava değeri üzerinden tarafların yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olacağı) aksi halde, takip talebindeki asıl alacak miktarı üzerinden harçlandırılan davada işlemiş faiz alacağı yönünden usulen açılmış bir davanın varlığından söz edilemeyeceği, bu şekilde kurulan hükmün hakimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu ve fazlasına karar veremeyeceği düzenlemesini içeren HMK.'nın 26. maddesine aykırı olacağı anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar uyarınca ilk derece mahkemesince; öncelikle davacıdan icra takibine konu edilen asıl alacak ve takip öncesi işlemiş faizin toplamı olan 222.023,75 TL yönünden eldeki davanın açılıp açılmadığı açıklattırılmadan ve davacının takibe konu ettiği alacak ve işlemiş faiz yönünden bir talebi olduğunu beyan etmesi halinde dava değeri (takip çıkışı) üzerinden eksik peşin harcın tamamlatılması gerektiği hususu gözetilmeden eksik harç ile yargılamaya devam edilip karar verilmesi doğru bulunmamıştır (Benzer yönde Dairemizin 2023/914 esas 2024/1452 karar sayılı ilamı). 2-Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Taraflar da, yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıkça düzenlenmiştir. TTK.'nun 5. maddesinde; “aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmü yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5-(3) maddesine göre de; Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Eldeki uyuşmazlık 6098 sayılı TBK'nın 620 vd. Maddelerinden kaynaklanan adi ortaklığın tespiti, fesih ve tasfiyesi ile alacak istemine ilişkin olup 6102 sayılı TTK'nın 4. Maddesinde sayılı mutlak ticari davalardan değildir. Bu durumda, tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesinden kaynaklanması halinde görevli mahkeme Ticaret Mahkemesi olacaktır. Eldeki uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesince tarafların tacir olup olmadıkları araştırılmaksızın davaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakılması doğru olmadığından kararın kamu düzeni gereği kaldırılması gerekmiştir. Kabule Göre de; Davacı adi ortaklık kurulacağı inancıyla henüz ortaklık gerçekleşmemiş olsa da ortak olacağı inancıyla davalı ...’ın finans talepleri çerçevesinde gerek kendisine, gerek davalı şirketine, gerekse onun talepleri ve yönlendirmeleri ile mal ve hizmet alımı yapılan firmalara para ödemeler yaptığı ve bu ödemelerin davalılar tarafından iade edilmesi istenmektedir. Davalılar tarafından da adi ortaklık ilişkisi kabul edilmemiştir. Davalılar tarafından söz konusu paraların davacının borcundan dolayı gönderildiği savunulmuştur. Bu durumda taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi henüz kurulmadığı tarafların da kabulünde olduğundan, davacının davalıya gönderdiği paraları adi ortaklık kurulacağı inancıyla gönderdiğini ve miktarını ispatlaması gerekmektedir. Kural olarak belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini, tarafların ispat etmesi gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ‘‘İspat yükü " başlıklı 6. maddesi uyarınca; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Aynı yöndeki düzenleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesinin birinci fıkrasında, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Somut olayda; davacı, davalılara adi ortaklık kurulacağı inancıyla para verdiğini iddia etmektedir. Davacı tarafından davalıya verildiği iddia edilen banka havalesi yoluyla davalıya ve üççüncü kişilere verildiği, dekont açıklamalarının yeterli açıklıkta olmadığı, bu nedenle eldeki davada ispat yükünün davacı üzerinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının, davalıyla aralarındaki whatsapp yazışmalarına dayandığı görülmektedir. Taraflar arasında bu yazışmaların Mahkemece yeterince incelenmediği görülmüştür. Davalının delil olarak dayandığı "whatsapp" yazışmaları incelendiğinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 199 uncu maddesinde belge kavramı; ''Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film,görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları" şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanunu'nun 202 nci maddesinde de; "(1)Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.” şeklinde düzenleme getirilerek bu tür belgeler delil başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere; mesajlaşma içeriklerinde davacının mesajlaştığı karşı tarafın, davalının olduğunun tespit edilmesi halinde anılan mesajların yazılı delil başlangıcı kabul edilip edilmeyeceği değerlendirilmelidir. O halde; mahkemece, davalının telefonu rızası dahilinde alınarak, anılan mesajlaşma içeriklerinin bilirkişi tarafından dökümünün yapılması, mesajlaşma yapan numaraların taraflara ait olup olmadığının, UYAP'tan sorgulanması, aksi takdirde GSM operatörlerine sorularak tespit edilmesi, mesajların tarafların telefonundan gönderildiğinin tespit edilmesi halinde delil başlangıcı olup olmayacaklarının değerlendirilmesi gerekir. Bu yazışmalar ve davacının sunduğu diğer fotoğraf ve belgeler delil başlangıcı olarak kabul edilirse Mahkemece tanık beyanları hükme esas alınabilir. Mahkemece bu yönde bir araştırma ve değerlendirme yapılmaması da hatalı bulunmuştur. O halde Mahkemece, öncelikle davacıdan icra takibine konu edilen asıl alacak ve takip öncesi işlemiş faizin toplamı olan 222.023,75 TL yönünden eldeki davanın açılıp açılmadığı açıklattırılmalı, davacının takibe konu ettiği alacak ve işlemiş faiz yönünden bir talebi olduğunu beyan etmesi halinde dava değeri (takip çıkışı) üzerinden eksik peşin harç tamamlatılmalı, taraflar hakkında tacir araştırması yapılarak görev hususu netleştirilmeli, mahkemece, davalının telefonu rızası dahilinde alınarak, anılan mesajlaşma içeriklerinin bilirkişi tarafından dökümünün yapılması sağlanmalı, mesajlaşma yapan numaraların taraflara ait olup olmadığının, UYAP'tan sorgulanması, aksi takdirde GSM operatörlerine sorularak tespit edilmesi, mesajların tarafların telefonundan gönderildiğinin tespit edilmesi halinde dalil başlangıcı olup olmayacaklarının değerlendirilmeli, bu yazışmalar ve davacının sunduğu diğer fotoğraf ve belgeler delil başlangıcı olarak kabul edilirse Mahkemece tanık beyanları hükme esas alınarak karar verilmeli, nihayetinde davacının yemin deliline dayandığı da gözetilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan tüm bu gerekçelerle; tarafların istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.4-6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Tarafların istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 2- Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/03/2024 Tarih - 2020/458 Esas - 2024/150 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.4-6 ve 355. maddesi uyarınca kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine, 5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi. 26/11/2025 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... *Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*