9. Hukuk Dairesi 2025/9109 E. , 2026/128 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1846 E., 2025/1621 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/373 E., 2023/195 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından …
9. Hukuk Dairesi 2025/9109 E. , 2026/128 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1846 E., 2025/1621 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/373 E., 2023/195 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 19.01.2018 tarihli iş sözleşmesiyle, "Kınalı-Tekirdağ-Çanakkale-Savaştepe ... ...-Çanakkale (... Çanakkale ... Dâhil) Kesimi ... İle Yapılması, İşletilmesi ve Devri Projesinin Yapım Döneminin ... İşi" projesinde, asma köprü baş mühendisi/kıdemli proje müdürü olarak çalıştırılmak üzere, aylık 19.700,00 USD ücretle, ailesi ile birlikte yaşadığı Katar ülkesinden Türkiye'ye getirildiğini, her ne kadar müvekkili ile davalı Şirket arasında akdedilen iş sözleşmesinin başlığı "Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi" ise de işbu sözleşmenin "Atama" başlıklı 1. maddesinde müvekkilinin görev tanımının asma köprü baş mühendisi/kıdemli proje müdürü olarak yapılması, işbu projenin teknik şartnamesinde ise proje bitimi için öngörülen sürenin 72 ay olarak belirlenmesi dikkate alındığında, sözleşmenin asgari süreli iş sözleşmesi olduğunun görüleceğini, müvekkilinin işbu projenin kapsam ve süresine güvenerek yurt dışında ikamet ettiği evi boşalttığını, ailesi ile birlikte kendisine ait eşyaları ve aracı Türkiye'ye getirdiğini, iş sözleşmesinin davalı tarafından 28.04.2018 tarihinde tek taraflı ve haksız şekilde feshedildiğinden hem menfi hem de müspet zararlara katlanmak zorunda kaldığını ileri sürerek mahrum kalınan ücret alacağı, kira sözleşmelerinin erken feshi nedeniyle davacının ödediği emlakçı ücretleri ile depozito bedeli, davacının çocuğunun eğitim masrafı, bakiye ücret, masraf alacakları, özel sağlık sigortası primleri ve ek sigorta katkı payları ve taşınma masraflarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı, davaya cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasındaki sözleşmenin başlangıç tarihinden itibaren belirsiz süreli olduğunun düzenlendiği, diğer maddelerinde de sözleşmenin süresi hakkında bir düzenleme bulunmadığı, sözleşmede davacının çalışacağı belirtilen projeye atıf yapılmadığı, davacının çalışacağı projenin hangi tarihte sona ereceği hususunun düzenlenmediğinin görüldüğü, davacının yaptığı işin süreklilik arz eden bir iş olduğu, belirli süreye bağlanmasını gerektirir objektif ve esaslı koşulların bulunmadığı, bu yönüyle iş sözleşmesinin belirsiz süreli olduğunun değerlendirildiği, davacının 19.01.2018-23.05.2018 tarihleri arasında çalıştığı, 4 ay 5 gün çalışma süresinin bulunduğu, iş sözleşmesinin belirsiz süreli olduğunun değerlendirilmesi ve işveren tarafından yapılan fesihte ihbar süresinin kullandırılmış olması sebebiyle davacının mahrum kalınan ücret alacağını talep edemeyeceği, kira sözleşmelerinin erken feshi nedeniyle ödenen komisyon ve depozito bedelini talep edemeyeceği, çocuğunun eğitim masrafı bakımından davalı işveren tarafından bu kapsamda ödeme yapıldığı, eksik ücret talebi bakımından, hangi döneme ilişkin olarak bu alacakların ödenmediği açıklanmadığından ve somutlaştırılmadığından hesaplama yapılamadığı, davacı tarafından, davalı adına yürütüğü işler nedeniyle yaptığını iddia ettiği masraflara ilişkin olarak bu masrafların işin görülmesine ilişkin olduğu yönünde bir belge sunulmadığı, bu bedelin davalı işveren tarafından karşılanması gereken masraflar olduğu yönünde kanaat oluşmadığı, talep edilen özel sağlık sigortası ve ek sigorta katkı payının doğrudan davacı işçiye ödenen bir bedel olmadığı, ayrıca değinilen bu dönem için davacı tarafından masrafını kendisinin karşıladığı bir özel sağlık sigortası poliçesi de sunulmadığından davacının bu taleplerinin de reddi gerektiği, taşınma masrafı alacağı bakımından, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 5. maddesinde davalı işverenin, geçerli makbuzların sunulması karşılığında proje görevlendirme yerine taşınma masraflarını çalışana ödeyeceğinin yer aldığı, davacının ödenmeyen 14.231,08 TL taşınma masrafının bulunduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince davacının kabul ve reddedilen alacaklarında isabetsizlik bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamaların dosya kapsamına uygun olduğu gerekçeleriyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin görevlendirildiği projenin yapım süresinin 72 ay olduğunu, davacının bu proje kapsamında işe başlatıldığını ve proje süresinin belirli olduğunu, bu nedenle tüm taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin belirli süreli olup olmadığı ve dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.