9. Hukuk Dairesi 2025/8530 E. , 2025/10045 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/560 E., 2025/1128 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 16. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/108 E., 2023/723 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından haz…
9. Hukuk Dairesi 2025/8530 E. , 2025/10045 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/560 E., 2025/1128 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 16. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/108 E., 2023/723 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirket nezdinde 05.06.2009-19.11.2014 tarihleri arasında ülke tanıtım şefi olarak en son net 3.000,00 USD ücretle çalıştığını, davalı Şirket tarafından görevlendirilmiş olduğu Kazakistan’dan ayrılmak istediğini ve Türkiye’de uygun görülebilecek pozisyonda çalışmak istediğini beyan etmesine karşın davalının bu beyanı istifa olarak değerlendirilerek iş sözleşmesini sonlandırdığını, kıdem ve ihbar tazminatlarının ve ücretinin döviz hesabına yatırılan kısmının 2013 Kasım ayından itibaren ödenmediğini, yine 2014 yılında hak etmiş olduğu prim alacağı ile fazla çalışmalara ilişkin ücretlerinin de davacıya ödenmediğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma ücreti, 2014 yılı primi ve bakiye ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davacının haklı bir sebep olmaksızın iş sözleşmesini sonlandırdığından kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanamayacağını, davacıya tüm ücret ve alacaklarının eksiksiz ödenmiş olduğunu, davacı pozisyonu gereği çalışma saatlerini kendisi belirlemiş olduğundan fazla çalışmaya hak kazanamayacağını, herhangi bir prim alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 21.02.2023 tarihli kök raporda 2. seçenek olarak yapılan hesaplamanın hükme esas alındığı, davacının istifa ettiği buna göre kıdem ve ihbar tazminatı talep hakkının bulunmadığı, 2013 yılı bakımından ödenmeyen USD ücret alacağı olmadığı, 01.01.2014-12.11.2014 arasındaki dönemden ise bakiye ücret alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince Dairelerinin 16.12.2021 tarihli ve 2021/415 Esas, 2021/541 Karar sayılı kaldırma kararındaki eksikliklerin tamamlandığı, İlk Derece Mahkemesinin feshin davacı istifası ile sonlandığına dair kabulü ile istinaf kaldırma kararındaki noksan hususların tamamlanması için taraflara süre verip sonucuna göre ücret kabulünün yerinde olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Müvekkilinin istifa etmediğini, b. Bir an için istifa olarak değerlendirilmesi hâlinde dahi müvekkilinin kıdem tazminatı hakkının var olduğunun kabulü gerektiğini, keza davalı Şirketin müvekkilinin ücretini düşük göstererek sigorta primlerini eksik yatırdığını, c. 3.000,00 USD olan ücretin sadece Türkiye'de yer alan döviz hesabına yatırılan kısmına ilişkin hesaplama yapıldığını, ücretin tamamı üzerinden hesaplama yapılmadığını, d. 2014 yılında Türkiye'deki döviz hesabına yatan toplam 8.495,00 USD'nin davalı tarafça yatırılmadığını, yapılan mahsubun hatalı olduğunu, e. 2013 yılı Aralık ayına ilişkin 1.019,00 USD ücret ödemesi de yatırılmadığından, ücret alacağının eksik ve hatalı olduğunu, f. Davalı tarafça dosyaya ibraz edilen belgeler içerisinde yer alan toplam 4.359,00 USD tutarındaki ödemenin de müvekkilinin 10.565,29 USD ücret alacağından mahsup edilmesinin yerinde olmadığını, söz konusu ödemelerin yurt dışındaki banka hesabına yatırılan tutarlar olup Türkiye'deki döviz hesabına yatırılması gereken tutarlardan mahsup edilmesinin hatalı olduğunu, g. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda döviz alacağına ilişkin vade tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilecek hesaplama yapılmış olduğundan, ücret alacağına ilişkin kararın da hatalı olduğunu, ğ. Dosyada dinlenen tanık beyanları ve toplanan deliller kapsamında fazla çalışma ve prim alacakları yönünden taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının müvekkili Şirket nezdinde bakiye ücret alacağının bulunmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasındaki iş ilişkisinin sona erme şekline göre davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı, fazla çalışma, prim ve ücret alacaklarının ispat ve hesaplanması noktalarındadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.