T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1578 Esas KARAR NO : 2026/93 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 26/09/2025 NUMARASI : 2025/891 Esas, 2025/744 Karar DAVA : Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h) KARAR TARİHİ: 22/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davac…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1578 Esas KARAR NO : 2026/93 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 26/09/2025 NUMARASI : 2025/891 Esas, 2025/744 Karar DAVA : Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h) KARAR TARİHİ: 22/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Tarihi ... Tic. Ltd. Şti.'nin 17.06.2022 tarihinde kuruluş işlemlerini tamamlayarak ticari faaliyetine başladığını, şirketin ülkemizin ve dünyanın ekonomik daralmasından kaynaklanan darboğaz neticesinde ekte sundukları konkordato ön projesi çerçevesinde faaliyetlerini değişen şartlara göre uyarlama ve yeni koşullara uyum sağlayarak daha sağlıklı bir şekilde faaliyetlerine devam etme kararı aldığını, bu sayede aktif pasif dengesini düzeltmek suretiyle şirketin içinde bulunduğu ödeme güçlüğünden kurtularak ödeme imkânına kavuşacağını belirterek İİK. 285 vd. maddeleri uyarınca müvekkilleri hakkında tensiben 3 ay geçici mühlet kararı ile birlikte İcra İflas Kanunu'nun 287. , 294. , 307. ve 308. maddeleri çerçevesinde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, akabinde kesin mühlet kararı verilmesine ve yargılama neticesinde konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ilk projede ve revize projede kanuna uygun gerekli unsurların olmadığı, kaynak tablosu ile hangi borçların hangi oranda ve ne şekilde hangi kaynakla ödeneceğinin somut olması gerektiği, başvuru sırasında zorunlu olan unsurların üç ay sonunda halen mevcut olmadığı, borçlu şirketin faaliyet konusunu oluşturan lokanta işletmesini de bıraktığı ve öngörülen karın nasıl sağlanacağının yeterince somut kaynaklarla desteklenmediği, hatta revize proje ile ilave %25 faiz eklenerek tüm borcun 2026 yılı içinde ödeneceği vaadinin temenni ve beklenti üzerine kurulu olduğu, ciddi ve inandırıcı bir projenin mevcut olmadığına dair tam bir vicdani kanaatin oluştuğu, bu haliyle kesin mühlet kararı verilemeyeceği gibi iflas koşullarının da oluştuğu, borçlu şirketin tespit edilen rayiç özvarlığının -25.653.694,84 TL olduğu, her ne kadar borçlu vekili karar duruşmasında kaydi olarak 16 milyon civarında stokları olduğunu, bunun değerlenmediğini belirterek itiraz etmişse de yukarıda da açıklandığı gibi işletme konusunun terk edildiği, değerlenecek stokların akıbetleri konusunda net bir bilgi verilmediği, ayrıca kayden görünen 16 milyon stoğun tamamı mevcut olsa dahi borca batıklık tutarına göre esasa etkisinin olmayacağı, bu sebeple yapılan itirazın iflası önlemeye yönelik soyut itirazlar olduğunun kabul edildiği, borçlu şirketin borca batık olması, borçlunun malvarlığının korunması amacı ve alacaklı–borçlu menfaatinin de gerektirmesi sebebiyle talep sahibi borçlu şirketin konkordato talebinin reddine, İİK.nun 292/1-a,b,d maddesi uyarınca iflasına karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkili şirketin borca batıklık hesaplamasında dikkate alınan rayiç değer raporları ile bilirkişi raporlarının kendilerine tebliğ edilmediğini, bu raporlara karşı beyan ve itirazları alınmadan karar verildiğini, hükme esas alınan 22.09.2025 tarihli kayyım raporunun da hatalı olduğunu, şöyle ki; kayyım raporunun 23. sayfasında, borçların hangi kaynaklarla karşılanacağını gösteren kaynak tablosu ilk projede sunulmadığı gibi revize projede de sunulmadığı belirtilmiş ise de bu tespitin doğru olmadığını, söz konusu kaynak tablosunun 16.09.2025 tarihli dilekçeleri ekinde revize proje içerisinde hukuk mahkemeleri ön bürosu aracılığıyla dosyaya sunulduğunu, buna rağmen bu hususun gerek konkordato komiserlerince gerekse de ilk derece mahkemesince görmezden gelindiğini, kayyım raporunun 9. sayfasında "Yukarıdaki tablo incelendiğinde, borçlu Tarihi ... Şirketi'nin 31.08.2025 tarihli kayıtlı özvarlık tutarı (-) 4.635.266,85 TL, rayiç özvarlık tutarı ise (-) 26.168.506,68 TL olarak tespit edilmiş olup, davacının hem kaydi hem de rayiç yönden borca batık durumda olmadığı tespit edilmiştir." denildiği halde, raporun 23. sayfasında ise "Davacı şirketin 31.08.2025 tarihli mali tablolarında 16.477.115,33 TL tutarında kaydi stok yer almakta ise de, bilirkişi ...... tarafından yapılan yerinde incelemede herhangi bir stok tespit edilememiş; bu durum nedeniyle şirketin aktif toplamı 26.965.830,76 TL’den 5.947.402,77 TL’ye gerilemiş ve aynı tarih itibariyle özkaynakları (-)25.653.694,84 TL olarak hesaplanarak şirketin borca batık durumda olduğu tespit edilmiştir" denildiğini, görüldüğü üzere aynı kayyım raporunda müvekkili şirketin hem borca batık olmadığının hem de borca batık olduğunun belirtildiğini, düzenlenen kayyım raporunun bu yönden çelişkili olduğunu, mahkemece bu çelişki giderilmeden karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, yine kayyım raporunda "..Davacı şirket 2028 yılında 6.000.000 TL sermaye taahhüdünde bulunmaktadır. Ancak söz konusu sermaye taahhüdünün ortak tarafından ne şekilde ödeneceği ile ilgili herhangi bir dayanak gösterilmemiştir." şeklindeki tespit ve değerlendirmenin de doğru olmadığını, müvekkili şirketin tek pay sahibi olan ..... yine tek pay sahibi ve yetkilisi olduğu .... Şti'nin ..........ile yürüttüğü ortak etkinlik ve organizasyonlara danışmanlık yapacağına ilişkin ....... ile imzaladığı Danışmanlık Hizmet Sözleşmeleri'nin dosyaya sunulduğunu ve bu hizmetler karşılığı elde edeceği gelirden taahhüt edilen sermaye borcunun ödeneceğinin belirtildiğini, buna rağmen kayyım raporunda sermaye taahhüdüne ilişkin dayanak gösterilmediği şeklindeki ifadenin gerçeğe aykırı olduğunu, raporun bu yönüyle tek taraflı olduğunu, kayyımlık görevinin tarafsızlığına gölge düşürdüğünü, müvekkili şirketin bir grup şirketi olduğunu, diğer grup firması olan .... Şti'nin kullanmış olduğu ticari kredilere olan kefaletinden dolayı ticari faaliyetlerinin sekteye uğradığını, dosyada mevcut konkordato ön projesinde ve revize projede ayrıntılı olarak da belirtildiği üzere grup şirket ........ tarafından planlanan etkinlikler kapsamında müvekkili şirketin de yemek hizmetini sağlamak suretiyle elde edeceği gelir/kar ile borçlarını ödeyeceğini, buna karşılık mahkemece öngörülen karın nasıl sağlanacağının yeterince somut kaynaklarla desteklenmediği şeklindeki genel ve soyut bir gerekçe ile karar verilmesinin yerinde olmadığını, kaldı ki, grup şirket olan .... Şti.'nin borçlarını ödemesi sonucu müvekkili şirketin de borçlarından/kefaletten kurtulacağının bilinen bir hukuki gerçek olmasına karşın ilk ve revize projenin temenni ve beklenti üzerine kurulu olduğu şeklindeki gerekçe ile mahkemece tamamen genel ve soyut bir gerekçe ile karar verilmesinin açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ayrıca 26.09.2025 tarihli oturumda 2 kişilik komiser heyetine, müvekkili şirketlerin ticari faaliyet konularında uzman sektörden bir komiserinin daha eklenerek yeniden komiser heyetinin oluşturulması talebinin de mahkemece reddedilmesinin yerinde olmadığını, zira müvekkili şirketlerin ticari faaliyetleri konusunda uzman olmayan komiserlerden oluşan kayyım/komiser heyetinin görüş ve raporlarına dayanılarak konkordato sürecinin değerlendirilmesinin ve takibinin sağlıklı olmadığı gibi mümkün de olmadığını, nitekim dosyada mübrez kayyım/komiser raporlarından da bu hususun açıkça anlaşıldığını belirterek mahkeme kararının yapılacak istinaf incelemesi sonucunda kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Talep, konkordato talep eden şirket hakkında, İİK'nun 285. vd. maddeleri uyarınca geçici ve kesin mühlet kararları verilmesi ile konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir. Talep eden .... Şti., Tarihi ... ....... Şti. ve ...... tarafından açılan konkordatonun tasdiki talepli dava, Mahkemenin 2025/545 Esas sırasına kaydedilmiş olup bu esas üzerinden 27/06/2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, daha sonra 26/09/2025 tarihli duruşmada, talep eden Tarihi ... Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın tefrikine karar verildiği, diğer talep edenler yönünden geçici mühlet süresinin iki ay süre ile uzatıldığı, talep eden yönünden dosyanın tefriki ile Mahkemenin işbu esas sırasına kaydedilerek neticede istinaf başvurusuna konu karar ile kesin mühlet talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Konkordato talepleri ile ilgili 2004 sayılı İİK'nın 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş olup yasada iflasa tabi olan borçlu için, İİK'nın 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu vurgulanmıştır. Somut olayda, davanın, yetkili olan asliye ticaret mahkemesinde açıldığı ve 6100 sayılı HMK'nun 74. maddesinde belirtilen şekilde davacı gerçek kişinin vekilinin vekaletnamesinde konkordato ile ilgili özel yetkinin mevcut olduğu anlaşılmıştır. Komiser heyetinin 28/07/2025 tarihli geçici mühlet dönemine ilişkin raporunda; Davacı Tarihi ... Şirketi'nin tacir sıfatıyla konkordato talebinde bulunduğu, Davacı şirket tarafından İcra ve İflas Kanunu'nun (İ.İ.K.) 286. maddesi uyarınca konkordato talebine eklenmesi gereken kayıt ve belgeler incelenmiş; talebe eklenmesi zorunlu tüm belgelerin dosyada mevcut olduğu ve herhangi bir eksikliğin bulunmadığı, Mahkemece geçici konkordato komiseri olarak görevlendirilmelerine müteakip 03.07.2025 tarihinde heyetimizce şirket merkezinde toplantı gerçekleştirilmiş; borçlu taraf ile öncelikle şirketin faaliyet alanı, yönetim yapısı ve konkordato başvurusunun gerekçeleri hakkında bilgi alınmış, ardından komiser heyetinin yetki, görev ve sorumlulukları ile sürecin işleyişi hakkında bilgilendirme yapıldığı, toplantı sonrasında alınan kararların tutanak haline getirildiği ve borçlu yetkililerince imzalandığı, Borçlu yetkililerden edinilen bilgiler, yapılan tespitler, sunulan belgeler ve komiser heyetince borçlunun merkezinde gerçekleştirilen incelemeler neticesinde; şirketin lokanta faaliyetinde bulunduğu, ancak halihazırda bu faaliyetlerini durdurduğu, özel organizasyonlara yönelik olarak .... (......) hizmeti şeklinde faaliyet göstermeyi planladığı beyan edilmiş, buna karşın herhangi bir personelinin bulunmadığının tespit edildiği, Mahkemenizin 27.06.2025 tarihli görevlendirmesi çerçevesinde yapılan incelemede, şirketin yakın tarihte adres değişikliği yapmadığı, iflas erteleme başvurusunda bulunmadığı ve geçici mühlet öncesinde hisse değişiminde bulunmadığı, Dava dosyasının “vade konkordatosu” niteliğinde olduğu; borçların tamamının konkordato tasdik tarihinden itibaren itibaren 36 ay vade içinde, 4 ayda bir eşit taksitler halinde ödenmesi şeklinde ödenmesinin teklif edildiği, Borçlu şirketin borçları ve borçların ödenmesine yönelik kaynakların raporun ilgili bölümlerinde belirtildiği, ilk incelemelerde kaydi bilançoya göre borca batık durumda olmadığı; ancak Türk Ticaret Kanunu'nun 376/1II. maddesi uyarınca borca batıklığın, aktiflerin (taşıtlar, demirbaş, marka vb.) muhtemel satış fiyatları (rayiç değerleri) dikkate alınarak hazırlanacak ara bilançoya göre tespit edilmesi gerektiği, Davacı şirketin son 6 aylık hedeflenen satış gelirlerinin ve karlılıkların gerçekleştirilmesi ile ilgili konkordato projesinde belirtilen satış projeksiyonlarının dayanaklarının dosyaya sunulması gerektiği; geçmiş yıllar ve son 6 aylık gerçekleşmeleri dikkate alındığında hedeflenen ciro ve karlılık rakamlarının soyut kaldığı, raporun "Nakit Akış Tablosu ve Kaynaklar Tablolarının İncelenmesi" bölümünde detaylı şekilde değerlendirildiği üzere davacı şirketçe dosyaya kaynak tablosu sunulmadığı, sunulan nakit akış tablosunda ise önemli eksikliklerin ve açıklanması gereken hususların tespit edildiği, yukarıdaki açıklamalar ışığında; atanan bilirkişilerce düzenlenecek rayiç değer raporları ile borçlu şirket tarafından geçici mühlet tarihli borçları da içerecek şekilde revize edilecek konkordato projesi sonrasında, hem konkordato teklifinin başarıya ulaşabilirliği hem de borçlunun varlıklarının rayiç değerleri üzerinden borca batıklık durumu hakkında görüş bildirilmesinin mümkün olacağı yönünde kanaatine varıldığı yönünde görüş bildirilmiştir. Komiser heyetinin 22/09/2025 tarihli geçici mühlet dönemine ilişkin nihai raporunda; Davacı Tarihi ... Şirketi'nin tacir sıfatıyla konkordato talebinde bulunduğu, Şirketin 31.08.2025 tarihi itibariyle Kaydi değerlere göre özvarlığının (-) 4.635.266,85.- TL olarak tespit edildiği, Şirketin 31.08.2025 tarihi itibariyle TTK 376/3. maddesinde belirtilen "aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları esas alınmak suretiyle düzenlenen bilançolara göre" hesap yapıldığında Davacı şirketin özvarlığının (-) 25.653.694,84 TL olduğu, dolayısıyla da davacı şirketin 31.08.2025 tarihi itibariyle borca batık durumda olduğu, Davacı şirketin, konkordato talebi öncesinde yürütmekte olduğu lokanta işletmeciliği faaliyetini devrederek sona erdirdiği; şirketin artık üretim yapmadığı, gelirlerini grup şirketi olan .... Şti. tarafından yürütülen organizasyonlara hazır yemek tedarik etme yöntemiyle sağlayacağını beyan ettiği, Dosyaya sunulan revize konkordato projesinde, borçların diğer davacı ....... Şirketinden farklı olarak konkordatonun tasdiki tarihinden itibaren 36 ay vade ile, 4 ayda bir eşit taksitler hâlinde ödeneceğinin belirtildiği, Davacı şirkete ait 31.03.2025 (konkordato talep tarihi) ile 31.08.2025 (inceleme tarihi) tarihli gelir tabloları karşılaştırmalı olarak incelendiğinde, söz konusu beş aylık dönemde herhangi bir satış gerçekleştirilmediği, Bilirkişi .......tarafından yapılan yerinde incelemelerde, şirketin devrettiği iş yerinde 02.05.2025 tarihi itibarıyla başka bir esnaf lokantasının faaliyete geçtiği, bu hususun komiser heyetimizce de teyit edildiği, Davacı şirketin 31.08.2025 tarihli mali tablolarından 16.477.115,33 TL tutarında kaydi stok görünüyor ise de bilirkişi ....... tarafından yapılan tespitlerde herhangi bir stok tespiti yapılamamış olup şirketin 31.08.2025 tarihi itibariyle 26.965.830,76 TL olan aktif toplamı söz konusu stokların olmaması nedeniyle 5.947.402,77 TL sına gerilediği, Rayiç değerlere göre hesaplanan aktif toplamı 5.947.402,77 TL olan davacı şirketin, yaklaşık beş katı büyüklüğünde (-) 25.653.694,84 TL borca batık durumda olması, mevcut mal varlığı ile borçlarını karşılama kabiliyetinin bulunmadığını ortaya koyduğu, Davacı şirketin asli faaliyet alanını terk ederek gelirlerini tamamen grup şirketlerinin organizasyon başarısına bağımlı hâle getirmesi, rayiç değerlere göre aktif toplamının yaklaşık beş katı tutarında borca batık durumda bulunması ve borçlarını ödeyebilme kabiliyetinin Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere somut ve güvenilir ekonomik verilere dayanma zorunluluğu birlikte değerlendirildiğinde, sunulan konkordato projesinin inandırıcılığının zayıf olduğu, netice itibariyle davacı şirkete ek süre verilmesinin gerekip gerekmediği ile konkordato projesinin başarıya ulaşma ihtimali yönünde yapılacak nihai değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. .Uyuşmazlık, konkordato talep eden şirket hakkında kesin mühlet talebinin reddine ve iflasa yönelik kararın yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. İİK'nın 292. maddesi; "İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir: a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa. b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa. c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa. d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse. İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir." şeklindedir. Konkordato komiserinin yazılı raporu ile konkordatonun başarıya ulaşamayacağı durumda iflas kararı verilebilmesi için şirketin borca batıklık şartının aranmasına gerek yoktur. Talep edenin konkordato komiserinin talep ettiği belgeleri sunmaması nedeniyle İİK 297/1. maddesi gereğince iflâsa tabi borçlu bakımından kesin mühletin verilmesinden sonra ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verecektir. Mahkemenin kesin mühlet kararını verebilmesi için konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olması gerekmektedir. İİK'nun 287. maddesinde borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" olarak nitelendirilmiştir. İİK'nun 289/1 maddesinde mahkemenin kesin mühlet hakkındaki kararını geçici mühlet içinde vereceği düzenlenmiştir. İİK'nun 288/1 ve 287/5 maddeleri yollaması ile geçici mühlet için de uygulanacak İİK'nun 292. maddesinde ise iflasa tabi borçlu bakımından kesin mühletin verilmesinden sonra anılan maddede sayılan hususların gerçekleşmesi halinde, mahkemenin kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına resen karar vereceği düzenlenmiştir. Konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması hali aynı maddenin b bendinde hüküm altına alınmıştır. Yani, konkordatonun başarıya ulaşmayacağının anlaşılması, kesin mühletin kaldırılmasını gerektiren hallerdendir. Mühlet içinde, iyileşmenin ya da alacaklıların konkordatoyu kabulünün mümkün olmayacağının anlaşılması ya da konkordatoyu tasdik etmeyeceğinin açık olması, tasdik şartlarının mevcut olmadığının önceden anlaşılması halinde de konkordato mühleti kaldırılarak talep reddedilecek ve şartlar yerine gelmişse borçlunun iflasına karar verilebilecektir. "...Konkordato isteminde bulunan her bir davacı için ayrı konkordato ön projesi sunulmalı, İİK’nın 305. maddesinde konkordatonun tasdiki için aranan şartlar her bir davacı için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Somut olayda, davacılar Ü.Ü. ve M.Ü. ayrı konkordato ön projesi sunmuş olsa da ödeme planları ve ödeme tekliflerinin davacı şirketin projesiyle aynıdır. Öte yandan davacı gerçek kişiler, davacı şirketin konkordato projesine nakit finansması sağlayarak ve alacaklarından vazgeçerek katkı sağlayacaklarını beyan etmektedir. Oysa kendi ticari mevcudiyetleri dahi bizatihi şirkete bağlı olduğu gibi konkordatoya tabi olan borçları için ayrı bir kaynakları, malvarlıkları ve özgün projeleri bulunmamaktadır. Bu durumda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından davacı gerçek kişiler yönünden konkordatonun tasdikine karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir..." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022/571 Esas 2022/4223 Karar sayılı ilamı). Kefil, mahkemeye sunacağı konkordato ön projesinde kefalet borcunu hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, ödemelerin yapılması için mevcut mallarını satıp satmayacağını, kefalet borcu ödemesini yapabilmek için gerekli mali kaynağı nasıl sağlayacağını açıkça belirtmelidir. (Yeni Konkordato Hukuku, Editör Selçuk Öztek, 2. Baskı, sh. 148). Konkordato talep eden borçlu, ön projede, faaliyetine devam etmek ve konkordatoyu başarılı kılmak için gerekli mali kaynağı nasıl sağlayacağını mutlaka açıklamalıdır. Bu çerçevede, ön projede, özellikle, konkordato mühleti içinde işletme sermayesinin nasıl sağlanacağı açık ve net bir şekilde gösterilmelidir. Öte yandan, alacaklılara ödeme yapılabilmesi için gerekli mali kaynağın nasıl elde edileceği açıklanmalıdır; bu çerçevede, ortakların yeni sermaye getirmeleri veya sermayeyi karşılıksız tamamlamaları, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, -güç olmakla birlikte- işletmenin bir bankadan kredi bulması gibi yöntemler ilk akla gelenlerdir. (Yeni Konkordato Hukuku, Öztek, sh.185) İİK 289. maddesinde, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde borçluya bir yıllık kesin mühlet verileceği düzenlenmiştir. Borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" kavramı altında ifade edilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir. (Konkordato ve Yeniden Yapı Hukuku -Av.Sümer Altay, sayfa 112, 1. Cilt). Somut olayda, dosya kapsamında alınan denetime elverişli komiser heyeti raporlarına göre konkordato talep eden Tarihi ... ......Şirketi'nin borca batık durumda olduğu, projesinin başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığı, davacı şirketin 31.08.2025 tarihli mali tablolarından 16.477.115,33 TL tutarında kaydi stok görünüyor ise de teknik bilirkişi tarafından yapılan tespitlerde herhangi bir stok tespitinin yapılamadığı, şirketin 31.08.2025 tarihi itibariyle 26.965.830,76 TL olan aktif toplamının söz konusu stokların olmaması nedeniyle 5.947.402,77 TL ye gerilediği, rayiç değerlere göre hesaplanan aktif toplamı 5.947.402,77 TL olan davacı şirketin, yaklaşık beş katı büyüklüğünde (-) 25.653.694,84 TL borca batık durumda olduğu, mevcut mal varlığı ile borçlarını karşılama kabiliyetinin bulunmadığı, davacı şirketin asli faaliyet alanını terk ederek gelirlerini tamamen grup şirketlerinin organizasyon başarısına bağımlı hâle getirdiği, borçlarını ödeyebilme kabiliyetinin somut ve güvenilir ekonomik verilere dayanmadığı, bu haliyle sunulan ön ve revize konkordato projesinin inandırıcılığının zayıf olduğu anlaşıldığından İİK 292. maddesi gereğince mahkemece verilen ret ve iflas kararı hukuka uygun olduğundan talep eden vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. İİK'nın 292. maddesi uyarınca konkordato talep eden şirketin konkordato talebinin reddi ile davacı şirketin iflasına karar verileceği düzenlenmiş olup, İİK. 292/son fıkrası“Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder.” hükmünü içermektedir. Somut olayda, konkordato talep eden borçlu şirket yetkili temsilcisi yargılamaya katılarak beyanda bulunduğundan mahkemece kanunun amir hükmü yerine getirilerek karar verilmesi doğru olmuştur. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/891 Esas, 2025/744 Karar sayılı ve 26/09/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 2004 sayılı İİK'nun 293/son fıkrasının atfı ile aynı Kanunun 164. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.22/01/2026