T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:10/10/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:23/05/2025 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:10/10/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:10/10/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:23/05/2025 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:10/10/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili; dava konusu icra takiplerinde diğer borçlular ... Proje Taahhüt ve İnşaat A.Ş., ..., ..., ...'in, davalı Müflis ... Bankasında 1999 yılında bir ticari hesap açtırdığını ve kullandığını, bu kişilerin beyanına göre hesabın limitinin 25.000,00-50.000,00-TL olduğunu, davalı bankanın anılan kişilere kredili mevduat/ticari hesabı açtıktan sonra 2006 yılında kredili mevduat hesabı sözleşmesine teminat olarak, icra dosyalarında kısmen takibe konu edilen 29.08.2006 tanzim ve 29.09.2017 vade tarihli 3.000.000,00-TL tutarlı bono (Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü ... Esas) ile 29.08.2006 tarihli 29.09.2017 vade tarihli 1.500.000,00-TL'lik bonoyu (Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü ... Esas) aldığını ve bu bonolara müvekkili ...'ın şahsı ve o tarihte temsile yetkilisi olduğu ... Elektrik Asansör İnşaat Taahhüt Sanayi Ticaret Ltd Şti. adına imza attığını, teminat olarak verilen bonoların icra takibine konu edilmesinin mümkün ve hukuki olmadığını, davalı bankada hesap açan ... firması ve ..., ..., ...'in anılan hesaptan ihalelerde kullanılmak üzere teminat mektubu aldığını ve tüm teminat mektuplarının paraya çevrilmeden davalı bankaya iade edildiğini, 2010 yılından sonra bu hesabın hiç kullanılmadığını, davalının 1999 yılında açılan ve sadece teminat mektubu almak için kullanılan ve tüm teminat mektupları paraya çevrilmeksizin kendisine iade edilen ve borç bulunmayan kredili mevduat hesabına teminat olan borçlara teminat olarak verilen dava konusu bonoları kredili mevduat hesabı açıldıktan 21 yıl sonra ve bonoların tanzim tarihinden 14 yıl sonra kısmi olarak icra takibine konu ettiğini, 29.08.2006 tarihinde tanzim edilen bonolara dayalı borcun zamanaşımına uğradığını sonradan bonolara 2017 vade tarihinin yazılmasının hükümsüz olduğunu, esas borç ilişkisinin bankacılık sözleşmesinden kaynaklı olarak doğduğunu ancak aynı kaynaklı iki borç doğuracak şekilde ayrıca yasaya ve hakkaniyete aykırı şekilde bono alındığını beyanla müvekkillerinin ayrı ayrı Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve ... Esas sayılı icra dosyaları ve dayanak bonolardan kaynaklı borçlu olmadığının tespitine ve takiplerin iptaline karar verilmesini, davalının haksız icra takibi nedeni ile malvarlığı haksız olarak haczedilen müvekkili lehine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama sonuna kadar icra takibinin durdurulmasını, olmadığı takdirde icra kasasına giren paranın ödenmemesi şeklinde tedbir kararı verilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; zamanaşımı iddiasına dayalı menfi tespit davası açılamayacağını, takip dayanağı senedin teminat senedi olduğunun, hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılarak ya da bu hususta yazılı bir belge ibraz edilerek ispatlanması gerektiğini, davaya konu takibe dayanak senedin ise, teminat olarak verildiğine dair senet metninde herhangi bir ibare bulunmadığı gibi davacının teminat senedi iddiasını destekleyecek herhangi bir yazılı delil de sunmadığını, davacı tarafça senetlerin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasını da destekleyecek herhangi bir yazılı delil veya sözleşme sunulmadığını, müvekkili banka kayıtları incelendiğinde senet keşidecisinin ve avalist davacıların borçlu olduğu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin tespit edileceğini, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla girişilen takipte keşideciye aval verenler keşideci ile birlikte müşterek müteselsil borçlu olduğundan alacaklının alacağını öncelikle keşideciden tahsil etmek zorunda olmadığını, banka kayıtlarına göre ve hesap kat ihtarnamesinden anlaşılacağı üzere genel kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı takip borçlusu ... Proje Taah. ve İnş. A.Ş. ve dava dışı takip borçlusu ...'in müvekkili bankaya teminat mektuplarının iade edilmemesinden ve müvekkili banka tarafından tazmin edilen çek sorumluluk bedellerinden kaynaklanan gayrinakdi kredi borcu bulunduğunu, müvekkili banka tarafından gönderilen hesap kat ihtarına herhangi bir cevap verilmediği gibi itiraz da edilmediğini, davacıların takibe dayanak senetleri avalist sıfatıyla imzalayarak varolan borçtan müteselsil olarak sorumlu olduklarını, bu nedenlerle davanın reddini, alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "... Dava konusu dosyada bulunan sözleşme, kat ihtarnameleri ve bono örneği incelendiğinde, senetlerin düzenlenme tarihi ve genel kredi sözleşmesinin düzenlenme tarihinin aynı olduğu görülmüştür. Bonoların teminat olarak alınması bankacılık uygulamasında kredilerin geri ödenmesinde güçlük yaşanan durumlarda kullanılmak üzere yaygın şekilde uygulanan bir yöntem olduğu ve kredi borçlusu tarafından senedin imzalanarak banka yetkililerine teslim edildiği, gerektiği durumlarda kullanılmak üzere banka kasalarında saklandığı genel bir uygulama olup, takibe konu senetlerin tanzim tarihi olan 29.08.2006 tarihinde asıl kredi borçlusu ile Genel Kredi Sözleşmesi de imzalandığı, senedin ciro ile davalı bankaya teslim edildiği, vade tarihinin ise 29.09.2017 gibi 11 yılı aşkın bir dönemi kapsadığı, Genel Kredi Sözleşmesine bağlı açılan kredilere teminat fonksiyonu olduğu anlaşılmaktadır. Yargılama sırasında Antalya Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ... ve ... esas sayılı dosyalarının 11/09/2023 Tarihinde infazen kapatılmış olduğu bu şekilde borcun tamamı ödendiği için davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden haklılık durumuna bakmak gerekecektir. Takibe konu senetlerin tanzim tarihi olan 29.08.2006 tarihinde asıl kredi borçlusu ile Genel Kredi Sözleşmesi de imzalandığı, senedin ciro ile davalı bankaya teslim edildiği, vade tarihinin ise 29.09.2017 gibi 11 yılı aşkın bir dönemi kapsadığı, Genel Kredi Sözleşmesine bağlı açılan kredilere bağlı alınan munzam teminatı oluşturduğu anlaşılmaktadır. Takibe konu bono taraflar arasındaki sözleşme uyarınca teminat senedi olarak düzenlenmiş olup genel kredi sözleşmesi ile yüklenilen borcun ödenmemiş olması nedeni ile takibe konulmuş ve dava tarihi itibariyle de bononun mücerret borç ikrarını içeren senedin icraya konulmuş ve borcun dava tarihine halen mevcut olduğu anlaşılmakla davacılar aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmetmek gerekmiştir. Her ne kadar davalı vekili İcra tazminatı da talep etmiş ise de; İİK 72/4 maddesi gereğince icra tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibi hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiği ancak yargılama sırasında mahkememizce takip hakkında ihtiyati tedbir verilmediği görülmekle şartları oluşmadığından icra tazminatına yer olmadığına" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın ve takibin dayanağının bono olduğunu, yerel mahkemece değerlendirilen ve bilirkişiler tarafından incelenen Genel Kredi Sözleşmesinin dava ve takip konusu olmadığını, senetlerin teminat senedi olduğunu ve teminat senetlerinin teminatı olduğu ilişkide riskin gerçekleşmesi ve asıl borçludan borcun tahsil edilememesi halinde müvekkiline kefaletten kaynaklı takip yapılabileceğini yoksa illetten mücerret bono ile teminat ve kefaletten 3. şahsa ait borcun doğrudan kefil ve aval verene takip yapılamayacağını, müvekkillerinin asıl borçlu olarak borçlu olmadıklarının alınan tüm bilirkişi raporlarında ortak tespit olduğunu, takip dayanağı bonoların başka kişilere ait hesap ve bağlı borçtan kaynaklandığını, yani bonoların teminat senedi olduğunun açıkça ortaya çıktığını, davalının müvekkillerinin doğrudan borçlu olduğu bir hesap kaydını sunmadığını ama müvekkillerinin doğrudan borçlu olduğunu beyan ettiğini, bonoların davalı uhdesindeki kredili mevduat hesabının teminatı olarak alındığını, bilirkişinin müvekkilinin genel kredi sözleşmesinde imzası bulunmasından dolayı borçlu olduğu sonucuna ulaştığını, dava konusu takiplerin Genel Kredi Sözleşmesinden değil bonodan kaynaklı yapıldığını, takip dosyasında bilirkişinin değerlendirme yaptığı Genel Kredi Sözleşmesine ilişkin hiçbir kaydın olmadığını, Genel Kredi Sözleşmesinde iş bu davanın da konusu olan ve icra takibine konu edilen bonodan bahsedilmediğini, bilirkişi raporunda 3. şahıs ... ve ... A.Ş.'nin Genel Kredi Sözleşmesine ilişkin inceleme ve borç çıkarıldığı halde takip ve dava konusunun bono olması ve bonoya dayalı borçlu olunduğuna ilişkin tespit yapılmamış olması karşısında davanın kabulünün gerektiğini, teminat senetlerinin takibe konulduğu tarihte davalı bankanın alacağını zaten gayrimenkul satış dosyaları ile tahsil etmiş olduğunu, davanın kabulü gerekmekte iken karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar verilmesi ve karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin yolsuz olduğunu, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alınan ve birbirini destekleyen bilirkişi raporları ile genel kredi sözleşmesinden borçlu olunduğunun, senetlerin teminat senedi olmadığının açık olduğunu, davacıların takibe dayanak senetleri ifa uğruna avalist sıfatıyla imzalayarak borç tutarının tamamından müteselsilen sorumlu olduğunu, yerel mahkeme tarafından dava tarihi itibariyle karar verilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, bu nedenlerle öncelikle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, aksi halde dahi yerel mahkeme tarafından dava tarihinde tarafları haklı olduğundan karar verilmesine yer olmadığına ancak lehlerine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmişse de davacılar aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava; Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve ... Esas sayılı icra takiplerine konu kambiyo senetleri nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, ... ve ... Proje İnşaat A.Ş. ye ilişkin GKS den ... ve ... Proje İnşaat A.Ş. nin borçlu olduğu ve ... ve ... Proje İnşaat A.Ş. nin konu GKS den kaynaklı icra takibi olan Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü ... Esas, Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü ... Esas, Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü Gayrımenkul Satış İcra Dairesi ... Esas ve Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü Gayrımenkul Satış İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyalarda tüm borcun tahsil edildiği ve bakiye borç kalmadığı anlaşılmakla esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava konusu Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyası incelendiğinde; davalı alacaklı banka tarafından dava dışı borçlular ..., ..., ..., ..., ... Elektrik...Ltd. Şti., ..., ... proje...A.Ş. aleyhine toplam 763.001,09-TL alacağın tahsili talebi ile; Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyası incelendiğinde; davalı alacaklı banka tarafından dava dışı borçlular ..., ..., ..., ..., ... Elektrik...Ltd. Şti., ..., ... Proje...A.Ş. aleyhine toplam 126.665,35-TL alacağın tahsili talebi ile bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır. Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında dayanağı senedin 29/08/2006 tanzim tarihli, 29/09/2017 vade tarihli 3.000.000,00-TL bedelli olarak borçlu/aval veren sıfatının davacılara ait olduğu keşideci dava dışı ... Proje... A.Ş. tarafından düzenlendiği, senette lehtarın davalı banka olduğu, Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dayanağı senedin 29/08/2006 tanzim tarihli, 29/09/2017 vade tarihli 1.500.000,00-TL bedelli olarak borçlu/aval veren sıfatının davacılara ait olduğu keşideci dava dışı ...Tic. ve Taah.(...) tarafından düzenlendiği, senette lehtarın davalı banka olduğu anlaşılmıştır. Davalı banka ile dava dışı ... Proje... AŞ arasında 29/08/2006 tarihli 3.000.000,00-TL limitli Genel Kredi Sözleşmesinin imzalandığı davacılar ... Elektrik...Ltd. Şti. ve ...'in sözleşmede müteselsil kefil olarak imzalarının bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı taraf, davalı tarafından başlatılan icra takiplerine dayanak kambiyo senetlerinin teminat niteliğinde olduğunu, kambiyo senedi mücerret borç ikrarını içermediğinden kambiyo senedine dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi yapılamayacağını, senetlerden dolayı borçlu olmadıklarını iddia etmiş; davalı taraf ise, her iki senedin teminat senedi olduğunun ancak yazılı delille ispatlanabileceğini, davacıların borçlu olup olmadıklarının değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Taraflar arasında davalı banka ile dava dışı ... Proje.... AŞ arasında davacıların da müşterek borçlu müteselsil kefil oldukları genel kredi sözleşmesi akdedildiği, davalı bankanın senede dayalı olarak davacılar ve dava dışı asıl borçlu ile avalistler aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla iki ayrı icra takibi başlattığı, takip dayanağı senetlerde davacıların aval veren olarak imzalarının bulunduğu hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, dava konusu iki ayrı icra takibine dayanak senetlerin teminat vasfı bulunup bulunmadığı, teminat vasfında ise takip ve dava tarihi itibarıyla senedin teminat vasfının devam edip etmediği, devam ediyor ise hangi miktarda teminat vasfı bulunduğu, dava tarihi itibarıyla davacıların davalı bankaya senet nedeniyle borçlu olmadığı bir miktar bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. Dava konusu Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takiplerine dayanak senetlerin üzerinde teminat senedi olduğuna ilişkin herhangi bir ibare yazılı değildir. Davacı taraf senetlerin teminat vasfında olduğunu ileri sürmüştür. Anılan iddia ve savunma karşısında işbu davada ispat külfeti davacı üzerinde olup, davacı dava konusu icra takip dayanağı iki adet senedin teminat senedi olduğunu usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür. Davacı taraf dava dilekçesinde banka kayıtlarına, bilirkişi incelemesine dayanmıştır. Yargılama aşamasında alınan 20/07/2022 tarihli bilirkişi raporu ve 24.11.2022 tarihli ek rapor banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmadan hazırlanmıştır. Bilirkişi raporları birbirinden farklı değerlendirmeler içermekte olup, dava konusu icra takip dayanağı iki adet senedin banka kayıtlarında ne şekilde kayıtlı bulunduğuna ilişkin yapılan bir incelemeyi ise içermemektedir (Bakınız, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 2021/7501 Esas ve 2022/9270 Karar, 2021/5176 Esas ve 2022/9170 Karar, 2020/7950 Esas ve 2022/2848 Karar sayılı ilamları). Ayrıca alınan bilirkişi raporlarına dayanak dava konusu icra takip dosyalarına ilişkin dava tarihi itibariyle kapak hesapları getirtilmemiş olup dava ve takip tarihleri itibariyle hesaplama yaptırılmamıştır. Hal böyle olunca, Mahkemece yapılması gereken iş; dava konusu icra takip dosyalarına ilişkin dava tarihi itibariyle kapak hesapları, bankadan dava dışı şirketin kredi kullanımına ilişkin evraklar, kredi ve kefalet sözleşmeleri de getirtilerek bankacı bilirkişiden banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmak suretiyle icra takiplerine dayanak iki adet senedin teminat senedi olarak banka kayıtlarına işlenip işlenmediği, senetlerin bankaya tevdi bordrosunda tevdinin hangi amaçla kayıtlı bulunduğu hususlarının açıklığa kavuşturulması senedin teminat vasfının tespiti halinde ise; dava tarihi itibarıyla senetlerin teminat vasfının devam edip etmediği, dava tarihi itibarıyla davacının takip konusu senetler nedeniyle borçlu olmadığı bir miktar bulunup bulunmadığı hususlarında rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir. Ayrıca; İİK'nın 72/6. maddesi gereğince menfi tespit davası görülmekte iken borç alacaklıya (davalıya) ödenmiş olursa, menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir, yani menfi tespit davası kendiliğinden istirdat davasına dönüşür; bu hâlde mahkeme menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam eder. (Kuru, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflâs Hukuku, Ankara, 2017, s. 146). Kabule göre de; davacılar Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... Esas takip dosyası ile davalı tarafından davacılar hakkında başlatılan icra takipleri sebebiyle borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiş, karar tarihine kadar ve hatta istinaf aşamasında da borçlu olmadıkları iddiasını yinelemişlerdir. Yargılama aşamasında söz konusu borcun ödendiği, açılmış bulunan menfi tespit davasının kendiliğinden istirdat davasına dönüştüğü anlaşılmış, ancak yukarıda bahsedildiği üzere davacıların dava ve icra takip tarihi itibariyle davalı bankaya takip tutarında borçlu olup olmadıklarına göre değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, karar verilmesine yer olmadığına kararı verilerek davanın sonlandırılması doğru olmamıştır. Sonuç olarak, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yukarıdaki gerekçelerle sair istinaf sebepleri incelenmeksizin kaldırılmasına, kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/05/2025 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırıldığından taraf vekillerinin diğer istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA, 5-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafça peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, (Davalı taraf harçtan muaf olduğundan istinaf karar harcı yatırılmamıştır.) 6-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 9-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesince uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.10/10/2025 ...