9. Hukuk Dairesi 2015/16739 E. , 2018/9026 K. MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı, davalı şirkette bakım ustabaşı olarak aralıksız ve fa…
**9. Hukuk Dairesi 2015/16739 E. , 2018/9026 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı, davalı şirkette bakım ustabaşı olarak aralıksız ve fasılasız olarak çalıştığını, davacının iş akdinin 1475 sayılı Yasanın 14/5. maddesi uyarınca feshettiğini, SGK'nın 12/02/2013 tarih 255082 sayılı yazısını davalı şirkete ibraz ederek iş akdini feshettiği, 1475 sayılı Yasanın 14/5. maddesi uyarınca kıdem tazminatına hak kazandığını iddia ederek kıdem tazminatı ile ücret alacağının faizleri ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı, davacının başka bir işe girmek için davalı şirketten ayrıldığını, davacının işinden ayrıldıktan hemen sonra yeni bir işe başlaması işten ayrılış nedeninin emeklilik süresini beklemek değil başka bir işe girme amaçlı olduğunu, davacının ücretinin banka aracılığıyla ödendiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci: Mahkemece, davacının iş akdini feshetmesinden hemen sonra başka bir işyerinde çalışmaya başlamasının kıdem tazminatı almasına engel teşkil etmeyeceği, davacının yaş dışındaki emeklilik koşullarını tamamladığı, buna göre davacının 4857 sayılı Yasanın Geçici 6. maddesi ile yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasanın 14. maddesi gereğince kıdem tazminatını hakettiği, kıdem tazminatının ödendiğine dair davalı tarafından delil sunulmadığı, dosya kapsamına uygun bilirkişi raporuna göre; davacının ücret alacağının bulunduğu, ücret alacağının ödendiğinin davalı tarafınca ispatlanamadığı anlaşılmış olup davanın kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: Davalı vekili karar duruşmasına mazeret dilekçesi sunmuş Mahkeme ise söz konusu mazeret dilekçesi hakkında kabul veya reddine dair hüküm oluşturulmaksızın yargılamaya devamla karar vermiştir. Davalı vekilinin mazereti hakkında olumlu olumsuz karar verilmeden yokluğunda karar verilmesi savunma hakkının kısıtlanması mahiyetinde olduğundan, kararın salt bu yönden bozulması gerekmektedir. F) SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.04.2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Davacı işçi tarafından açılan tazminat ve alacak davasında verilen kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine “Davalı vekili karar duruşmasına mazeret dilekçesi sunmuş Mahkeme ise söz konusu mazeret dilekçesi hakkında kabul veya reddine dair hüküm oluşturulmaksızın yargılamaya devamla karar verildiği, davalı vekilinin mazereti hakkında olumlu olumsuz karar verilmeden yokluğunda karar verilmesinin savunma hakkının kısıtlanması mahiyetinde olduğu” gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK.’un 370. maddesi uyarınca “Temyiz olunan kararın, esas yönünden kanuna uygun olup da kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olmasından dolayı bozulması gerektiği ve kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde Yargıtay, kararı düzelterek onayabilir. Esas yönünden kanuna uygun olmayan kararlar ile hâkimin takdir yetkisi kapsamında karara bağladığı edalar hakkında bu fıkra hükmü uygulanmaz”. Aynı kanunun basit yargılama usulü ile ilgili 321/1 maddesi gereğince ise “Tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez”. Bu kurallar usul ekonomisi ilkesi (Mad. 30) ile ilgili düzenlemelerdir. Somut uyuşmazlıkta, davalı vekiline son celseden önce bilirkişi raporu 14.01.2015 ve ıslah dilekçesi 02.02.2015 tarihinde diyeceklerini bildirmesi için duruşma günü ile birlikte tebliğ edilmiştir. Davalı vekili, yasal süre iki haftalık içinde rapora ve keza ıslaha karşı beyanda bulunmamıştır. Diyeceklerini bildirmeyen davalı vekili, son celse başka yerde duruşmaları olduğunu ve hava şartları nedeni ile mazeret bildirmiştir. Basit yargılama usulü nedeni ile tahkikat tamamlandığında, yargılama da hazır olanların son beyanları alınır. Davalı vekili hazır değildir. Tahkikat tamamlandığına göre mazeret konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesinin sonuca etkisi yoktur. Karar esas yönünden kanuna uygun olup, anılan yukardaki usul hükümleri uyarınca onanması gerekirken, bozulması isabetli olmadığından çoğunluk görüşüne katılınmamıştır. 18.04.2018