TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/09/2023 NUMARASI : 2023/554 Esas, 2023/813 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ : 11/11/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GER…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/55 KARAR NO : 2025/1260 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/09/2023 NUMARASI : 2023/554 Esas, 2023/813 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ : 11/11/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan kira kaybı ve eksik iş bedeli talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraflarca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili, davacı şirketin "... Hill Konakları 1. Etap 15. Sok. ... Büyükçekmece/İstanbul" adresindeki villasının tüm mermer ve doğal taş işlerinin malzeme ve işçilik dahil olmak üzere toplam 295.000,00-TL'ye yapılması hususunda davalı şirket ile şifahen anlaştığını, sözleşmeye göre davalı tarafın, bahçe de dahil tüm villadaki mermer kaplama ve doğal taş süslemelerini 1. kalite olarak yaparak kullanıma hazır bir şekilde davacıya teslim edeceğini, davacının ise nakit ve çekler halinde iş bedelini davalı tarafa 295.000,00-TL olarak eksiksiz ödediğini, ancak, davalı yüklenicinin edimini tam olarak yerine getirmediğini, bir kısım işleri hiç yapmadığını, bir kısmını ise düşük kaliteli ve defolu malzeme kullanarak, yetersiz işçilikle üstün körü bir şekilde yaptığını ve aradan geçen sürede de işi bitirerek davacıya teslim edemediğini, bunun üzerine davalıya Bakırköy 21. Noterliğinin 19.10.2017 tarihli 11958 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, eksik ve hatalı işlerin tamamlanmadığını, eksik ve hataların 3 gün içerisinde giderilerek eksiksiz olarak teslim edilmesinin bu eksilikler tamamlanmadan villada oturuma başlanamayacağının bildirildiğini ve işin tesliminin gecikmesinden dolayı emsal kira ve kullanım bedeli ile eksik işlerin tamamlattırılma bedeline ilişkin haklarını saklı tuttuklarını ihtar ettiklerini, ihtara rağmen davalı tarafından edimin yerine getirilmemiş olduğunu, bunun üzerine taraflarınca 13.12.2017 tarihinde Büyükçekmece 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/128 D.İş dosyasında eksik ve hatalı işlere ilişkin delil tespiti yaptırıldığını tespit raporunda, tespit edilen hatalı işçiliklerin, kullanılan çatlak, kısık ve defolu malzemelerin tüm imalata oranının %20 seviyesinde olduğu, 2 aylık sürede düzeltilebileceği ve söz konusu eksik ve ayıplı iş bedelinin giderilmesinin 59.000,00 TL olduğunun tespit edildiğini, mevcut hatalı/defolu imalatların sökülerek yeniden yapılması ve eksik yapılan işlerin tamamlatılması işini davacının aynı şartlarda 3. kişilere yaptırma imkânı da bulunmadığını bu sebeple belirtilen işin daha fazla bir bedel mukabili yaptırılması durumunda aradaki ücret farkından kaynaklı olarak oluşacak zararın da oluşacağını, ayrıca aradan geçen 5 aylık dönem İçinde davacının villayı kullanamamış olduğunu, rayiç kira bedelleri ortalama aylık 8.000,00-TL olduğu düşünüldüğünde yaklaşık 40.000,00-TL kira zararlarının oluştuğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla gecikme nedeniyle şimdilik 10.000,00 TL kira bedeli ve 20.000,00 TL halen teslim edilmemiş bulunan eksik ve vasıfsız işlerden kaynaklı zararlarının davalı taraftan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, işlerin eksik yapıldığı iddia edilerek davacının ödemenin yalnızca 150.000 TL + KDV’ye denk gelen kısmını ödediğini, kalan bakiye ödemeyi gerçekleştirmediğini, davalının sözleşmede taahhüt edilen ve sözleşme dışındaki ek işleri de tamamen ifa ettiğini, eksik bir iş kalmadığını, davacı şirketçe, davalı şirketin showroomundan seçilen taşların kullanıldığını, dolayısıyla 2. kalite veya defolu ürün kullanımı söz konusu olmadığını, netice itibariyle davalının gerekli dikkat ve özeni göstermiş olup hiçbir şekilde defolu, kırık, çatlak ürün kullanmadığını, giderilmesi mümkün olmayan da bir hata, eksiklik söz konusu olmadığını, villanın ikamet edilebilecek konuma gelmemesinin nedeninin davalıyla ilgili olmadığını, diğer teknik hususlarda da imalat ve tadilat işlerinin devam ettiğini, öncelikle dosyanın görevsizlik nedeniyle Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, mahkeme aksi kanaatte ise süresinde ihbar yapılmadığından davanın reddine, bilirkişi incelemesi yapılarak müvekkiline yapılmayan hiç bir eksik/ayıp iş bulunmadığının tespiti ile davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan geç ifa nedeniyle kira bedeli ile eksik ve ayıplı işler bedeline ilişkin olduğu, taraflar arasında yazılı olmayan sözleşme bedelinin 295.000,00 TL olup, bedelin ödendiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın eksik bir iş olup olmadığı, 2.kalite veya defolu ürün kullanımının söz konusu olup olmadığı, ve varsa gecikmenin kimden kaynaklandığına ilişkin olduğu hususunda yapılan yargılamada mahkeme davacı iş sahibinin dava konusu taleplerle ilgili davalıya Bakırköy 21. Noterliğinin 19/10/2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesini göndererek ihtarda bulunduğu, eksik ve ayıplı işlerin giderilmesini talep ettiği, taraflar arasında yazılı sözleşme olmadığından teslim tarihinin belirlenemediği, teslime ilişkin yapılmış bir tutanak da bulunmadığı, keşif tarihinde davacının söz konusu villada ailesiyle birlikte ikamet ettiği, bu nedenle davacının taşınmazın kullanılamaması sebebiyle emsal kira bedeline ilişkin talebinin reddi gerektiği; eksik iş bedeline ilişkin talebinin ise davacı tarafça yaptırılan tespitte alınan 18/01/2018 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen hatalı ve gereği gibi yapılmayan hatalı ve defolu malzeme ve imalata ilişkin tespit edilen imalatın tüm işe oranının %20 seviyesinde olduğu, 2 ay süre içerisinde giderilebileceğinin belirlendiği, mahkemece alınan 28/08/2018 tarihli bilirkişi raporunda ise, yerinde yapılan incelemede davalı tarafından eksik bırakılmış bir kaplamanın bulunmadığı bir kısım imalatlarda işçilik hatası ve kaplamalarda kırık ve çatlakların bulunduğu, bu durumun taraflar arasında sözlü olarak götürü 295.000,00 TL bedelden %10 oranında hesaplanan 29.500,00 TL nefaset kesintisini gerektirdiği, gecikmenin yaşandığına ilişkin kanaat bildirilemeyeceği yönünde görüş bildirdiği, alınan 05/02/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda ise 2. Rapordaki değerlendirmelerin yerinde olduğu, dosyada dinlenen tanık beyanlarına göre davacının 2018 yılı mart sonunda villaya taşındığı, ihtar tarihi ile taşınma arasında gecikme kabul edilir ise 5 ay 10 günlük gecikmenin aylık rayiç kira bedeli 8.000,00 TL üzerinden 42.666,67 TL olacağı ayrıca sözleşme bedeline göre %10 oranında nefaset kesintisinin de yerinde olduğu yönünde kanaat bildirildiği gerekçesiyle, davacının eksik iş bedeli talebinin kabulü ile, 29.500,00 TL eksik iş bedelinin 20.000,00 TL'lik kısmının temerrüt tarihi olan 27/10/2017, 9.500,00 TL lik kısmının ise talep arttırım tarihi olan 25/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; davacının taşınmazın kullanılamaması sebebiyle emsal kira bedeli talebinin reddine karar verilmiştir. Taraf vekilleri tarafından mahkeme kararı istinaf edilmiştir. Dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi ile, "... Davacı eksik iş bedeli ve geç teslim nedeniyle kazanç/kira alacağı talebinde bulunmuştur. Taraflar tacir olup görevli mahkeme ticaret mahkemesi olduğundan mahkemenin görevine ilişkin itiraz yerinde görülmemiştir. Eser sözleşmelerinde 6098 sayılı TBK'nın 147/6 maddesine göre eser sözleşmesi nedeniyle hak talepleri 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımı süresinin başlangıcı ise eserin teslim tarihinden itibaren başlamaktadır. Davalı taraf zamanaşımı def'inde bulunmuş olup, davacı ayıp ihbarında bulunduğu gibi dava tarihi itibariyle de 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. Dava dilekçesinde gecikmeden kaynaklı kira tazminatı yanında halen teslim edilmemiş bulunan eksik ve vasıfsız işlerden kaynaklı zararların (menfi ve müspet zararların) tahsili talep edilmiş, mahkemece müspet ve menfi zararların neler olduğu açıklattırılmaksızın eksik iş bedeli olarak değerlendirilmek suretiyle karar verilmiştir. Bu durumda, mahkemece, talep edilen müspet ve menfi zarar kalemlerinin neler olduğu, her bir zarar kalemi yönünden ne miktar talep edildiği, bu zarar kalemlerine yönelik ıslah dilekçesindeki artışın her bir kalem yönünden ne miktar yapıldığı davacı vekiline açıklattırılıp, gerekirse bu talep kalemleri yönünden bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu hususlar üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. " kaldırma kararı verilmiştir. Mahkemece dairemiz kaldırma kararı sonrasında yargılama yapmıştır. Mahkeme, taraflar arasında yazılı olmayan eser sözleşmesi uyarınca 295.000 TL bedel ödendiği, bilirkişi raporlarına göre toplam işin yaklaşık %10’u oranında ayıplı/eksik imalat bulunduğu ve bu nedenle götürü bedelden %10 “nefaset kesintisi”nin uygun olduğu, 19.10.2017 tarihli ihtarın 23.10.2017’de tebliğiyle davalının 27.10.2017’de temerrüde düştüğü, bu nedenle 29.500 TL’nin 20.000 TL’sine 27.10.2017’den, 9.500 TL’sine 25.11.2019’dan ticari avans faizi işletileceği, kira kaybı talebi yönünden taraflar arasında yazılı teslim tarihi ve teslim tutanağı bulunmadığı, davacının taşınmaza 2018 Mart sonunda oturduğu, yalnızca %10 oranındaki ayıp/eksikliğin oturulabilirliğe engel sayılamayacağı, teslim/gecikme başlangıcının ve kullanılamama süresinin ispatlanamadığı gerekçesiyle kira talebinin reddine, değer düşüklüğü isteminin ise eksik-ayıplı işler tazminatıyla karşılandığı değerlendirildiğinden ayrıca kabulüne karar verilmesine yer olmadığını kabul ederek davanın kısmen kabulü ile, 29.500,00 TL eksik iş bedelinin tahsiline, davacının taşınmazın kullanılamaması sebebiyle emsal kira bedeli talebin reddine karar vermiştir. Davacı vekili istinafında, davacı ile davalı arasında eser sözleşmesi kapsamında yapılan işte yerel mahkemenin delilleri tam olarak toplamadan ve eksik inceleme ile karar verdiği, dava dilekçesi ve yargılama sürecindeki beyanlarla açıkça talep edilmesine rağmen ayıplı ifa nedeniyle oluşan değer kaybı zararının hiç araştırılmadığı ve bu talep hakkında hüküm kurulmadığı, tespit dosyasında ayıp oranı %20 olarak belirlenmişken mahkemece %10 oranının gerekçesiz ve çelişkili şekilde esas alındığı, kök ve ek bilirkişi raporlarının kendi içinde çelişkili olup hüküm kurmaya elverişli olmadığı halde mahkemece raporlardaki açık çelişkilerin giderilmeden karar verildiği, kullanılan mermer malzemelerin 1. sınıf olup olmadığı ve defolu/düşük kalite malzeme kullanılıp kullanılmadığı hususunun bilirkişi tarafından hiç irdelenmediği, yerel mahkemenin BAM bozma kararına rağmen menfi ve müspet zarar kalemlerini birbirinden ayırmadığı ve her bir kalemin tutarını ve ıslah dağılımını ayrı ayrı belirlemediği, davacının 19.10.2017 tarihli ihtarla davalının temerrüde düşürdüğü ve ihtar sonrası yapılan tadilat sürecinde villanın en az 5 ay 10 gün kullanılamadığı halde mahrum kalınan kira talebinin hatalı şekilde reddedildiği, kira kaybı yönünden teslim tarihi, kullanım durumu ve oturulabilirlik konularında mahkemece ek inceleme yapılmadığı, tüm bu nedenlerle hükmedilen 29.500 TL’nin gerçek zararı karşılamadığı, ayıp oranının %20 üzerinden değerlendirilmesi gerektiği ve kira ile değer kaybı zararlarının da kabul edilmesi gerektiği belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafında, uyuşmazlık Tüketici Mahkemesi görev alanına girdiğini, davacı yasal süre içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığını, ayıp ihbarı fazlaca zaman geçtikten sonra yapıldığını, davacının ayıp ihbarı yapmaması sebebiyle örtülü kabulü bulunduğunu, mahkemece ayıplı ifa kapsamında değerlendirilmesi gereken hususlar eksik iş olarak nitelendirilmesi doğru olmadığını, kararın vekalet ücret kısmında maddi hata yapıldığını, eksik iş söz konusu olmadığını, mahkemenin bu yöndeki değerlendirmesi hatalı olduğunu, objektif kurallara aykırı olarak teslim edilen bir iş bulunmadığını, tespit edilen çatlakların teslimde bulunduğu ve avalı şirketin işinden kaynaklı olduğu sabit olmadığın belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.Davada davacı, taraflar arasında ... Konakları 1. Etapta bulunan villanın mermer kapma ve taş işlerin anahtar teslim olarak yapılması konusunda eser sözleşmesi imzaladıklarını, yüklenici edimini süresinde teslim etmediğini, ayıplı, eksik ve düşük kaliteli malzeme kullanılarak imalat yaptığını, bu sebeple davacı villayı kullanamadığını, ihtarname ile eksik ve ayıplı işlerin giderilmesini istenildiğini ancak tamamlanmadığını, sulh hukuk Mahkemesince tespit yaptırdıklarını, kullanamama sebebiyle kiraya verilememesi sebebiyle ayrıca zararlarının olduğunu belirterek, eksik ve ayıplı işler için şimdilik 30.000,00 TL, kira kaybı için şimdilik 10.000,00 TL; diğer zararlar için 20.000,00 TL tahsilini talep etmiştir. Davalı, belirsiz alacak davası açılamayacağını, davanın zamanaşımına uğradığını, işin sözleşmeye uygun şekilde teslim edildiğini, geç ve kusurlu işçilik iddialarının doğru olmadığını, bazı imalat kusurlarının doğrudan taşın yapısından veya üçüncü kişilerce verilen zararlardan kaynaklandığını, kira talep edilemeyeceğini, gerekli işçilik ve malzeme ile sözleşme gereğinin yerine getirildiğini, villa kullanımına engel durum olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, taraflar arasında davacıya ait villanın mermer ve doğal taş işlerinin 295.000,00 TL bedelle yapılmasına ilişkin eser sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşme gereğince inşaatta 1. Kalite malzeme kullanılması taahhüt edildiğini, davalının işi geç teslim ettiği ve eksik ve ayıplı işlerin bulunduğu tespit edildiği, bilirkişi raporu gereğince tap kaplamalardaki ayıp oranı %10 olduğu ve 29.500,00 TL değer kaybı bulunduğunu, kira kaybı bakımından ise davacının taşınmazı kullanılamaması sebebiyle emsal kira bedeli talebinin reddine karar vermiştir. Mahkemece dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda davacı vekiline beyanda bulunmak üzere süre verilmiş, davacı vekili tarafından 14.07.2023 tarihli beyan dilekçesi sunulmuştur.Davacı vekili beyan dilekçesinde; dava dilekçesi ile taleplerini belirttiklerini, davalının edimini eksik yapması, defolu ürünler kullanması, yapılan işçiliğin sözleşmeye ve işin evsafına uygun olmaması, davalı tarafa teslim süresi sona erdikten sonra ihtarname keşide edilerek edimini ifaya ve işleri ikmal ederek teslim etmeye davet edildiği halde davalı tarafın işleri bitirerek teslim yapmaması, işin tekrar sökülerek yeniden yapılmasının zaruri oluşu, işin yeniden yapılması ve/veya tamir edilmesi ettirilmesi durumunda yapılacak masraf ve uğranılacak zarar, işin mevcut hali ile bırakılması nedeniyle dava konusu villanın değerinde meydana gelen düşüş/değer kaybı ile dava konusu işin sözleşmeye uygun bir şekilde ifa edilmemesi nedeniyle yaptırılan tespit ve keşide edilen ihtarname masrafları başta olmak üzere yapılan/yapılacak fiili ve hukuki masrafların tamamı müspet zararlarını oluşturduğunu, dava dilekçesinde her ne kadar menfi zarar da talep edilmiş ise de bu hususta mahkemenizce dosyanın bilirkişiye tevdi edilerek bilirkişice bir tespit yapılması halinde menfi zararlarımız ayrıca talep edileceği, ayrıca işin ticari iş oluşu, süresinde teslim edilmemiş oluş, bu süre zarfında müvekkilimiz tarafından taşınmazın kullanılamaması vs sebeplerle ihtarname tarihi olan 19.10.2017 tarihinden müvekkilimizin taşınmaza taşındığı Mart 2018 sonuna kadar geçen 5 ay 10 günlük süreye ilişkin de taşınmazın kullanılamamasından kaynaklı kira bedeli talep edildiği, dava dilekçemizde fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla kira kaybı alacağımız 10.000,00-TL olarak talep edilmiş olup talep artırım dilekçemiz ile kira kaybı alacağımız, 05.02.2019 tarihli bilirkişi kök raporu doğrultusunda 42.667,00-TL olarak artırıldığını, dava dilekçemizde fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla, yukarıda bahsedilen müspet zararlar için 20.000,00-TL olarak talep edildiğini, yargılama kapsamında aldırılan bilirkişi kök ve ek raporlarındaki tespit ve hesaplamalar doğrultusunda müspet zarar taleplerini artırılarak 29.500,00-TL'ye çıkarttıklarını, talep artırım dilekçesindeki 29.500,00-TL'lik taleplerinin tamamı tamamı müspet zararımıza ilişkin olduğunu, bilirkişi raporlarıyla tespit edilmesi durumunda, menfi zararlarımıza ilişkin her türlü itiraz, talep ve dava haklarının saklı olduğunu beyan etmiştir. Mahkeme, davacı vekilinin beyan dilekçesini esas alarak başka bir hususta inceleme ve araştırma yapmadan kaldırma kararından sonraki ilk celse'de karar vermiştir. Müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki fark müspet zarardır. Başka bir deyişle müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi hâlinde söz konusu olur. Bu durumda sözleşme ortadan kalkmamakta, yalnızca alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı almaktadır. Burada sözleşmenin feshedilmesinden değil, borcunun ifa edilmemesinden doğan zararın söz konusu olduğu göz ardı edilmemelidir. Menfi zarar ise; uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir deyişle, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar. Dava dilekçesi ve ıslah dilekçesinde, müsbet ve menfi zararların tazmini talep edilmiştir. Dairemiz kaldırma kararı sonrasında davacı vekilinin sunmuş olduğu beyan dilekçesinde, taleplerinin müsbet zarar olduğunu, menfi zarar bilirkişi tarafından tesbit edilmesi halinde talepte bulunacaklarını beyan etmiştir. Davacı vekilinin beyanları itibariyle, davada menfi zararların değil, müspet zararların giderilmesi talep edilmiştir. Davacı vekili sunmuş olduğu ıslah dilekçesi ile müsbet zararların tazmini talep edildiği kabul edilmesi gerekmektedir. Mahkemenin hükme esas almış olduğu bilirkişi raporunda, yüklenicinin imalatlarından dolayı %10 nefaset kesintisinin yapılması uygun olduğu, bu miktarın 29.500,00 TL olduğu kabul bildirilmiştir. Mahkemecede, bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurmuştur. Eser sözleşmesinde “ayıp” ve “eksik iş” ile eksik ve kusurlu imalattan dolayı yapılması gereken “nefaset kesintisi” kavramlarına ilişkin genel açıklamaların yapılmasında da fayda vardır.Ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserdeki sözleşmeye ve fenne aykırılıklardır. Başka bir anlatımla ayıp, sözleşmede kararlaştırılan ve beklenen amaca göre bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da bulunmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır.Eksik iş ise; eser sözleşmelerinde yapılıp teslim edilen eserde yapılması kararlaştırılan bazı iş ve işlemlerin yapılmamış ya da olması gereken bazı işlerin yapılmamış olmasıdır. Gerek BK’nın gerekse TBK’nın eser sözleşmesine ilişkin özel maddeleri arasında, eksik işlere ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. BK’nın 359-363. maddeleri (TBK’nın 474-478. maddeleri) ayıplı işler hakkında uygulanır. Eksik işler bu maddelerin kapsamında olmadığından bu hükümler eksik işlere uygulanamaz.TBK'ya göre iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde eseri muayene edip varsa ayıplarını yükleniciye bildirmesi gerekir. Ayıp hâlinde iş sahibinin hakları TBK 475. Maddesi ile düzenlenmiştir. Bu maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları; sözleşmeden dönme, eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim yapılmasını isteme veya ayıbın giderilmesini talep etme haklarıdır.Nefaset kesintisi eserdeki ayıp önemli derecede değil ise, başka bir ifadeyle ayıp eseri kabulden kaçınmayı haklı kılacak derecede önemli bulunmuyorsa, eserin değerini düşüren nitelikte ise, iş sahibinin eksik ve ayıplı imalat karşılığında sözleşme bedelinden indirim yapılmasını isteme hakkının karşılığıdır. Eserin iş sahibince kabulüne mâni olmayan noksan imalatların tamamlanma bedelleri ile ayıplı ve kusurlu imalatlar için kesilecek bedel nefaset kesintisi olarak kabul edilmektedir.Mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda, "...kullanılan mermerlerdeki çatlakların, büyük oranda mermerin doğal yapısından kaynaklanan ince ve kılcal çatlarlar içerdiği ve bunun da son derece normal olduğu, toplam kullanılan mermerin ancak %10 civarında bir mermerin, geniş ve derin çatlaklar ihtiva ettiği bu nedenle götürü olarak belirlenen 295.000,00 TL bedelden %10 oranında nefaset kesintisi yapılması, işin teslim tarihine ilişkin bir vadenin belirlenmiş olduğunu gösteren herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı, Bakırköy 21. Noterliğinin 19.10.2017 tarihinde keşide edilen ... yevmiye numaralı ihtarnamenin temerrüt şartını karşılayıp karşılamadığı takdirinin mahkemeye ait olacağı, işin geç ifa edildiğinin kabul edildiği ihtimalinde ise, taahhüt edilen işlerin ne zaman teslim edildiğine ilişkin dava dosyasında bir teslim tutanağı ve veya teslim tarihinin anlaşılmasını sağlayacak bir belge bulunmadığı için, ne kadar gecikme yaşandığı ile ilgili olarak bir görüş bildirilemeyeceği.." bildirilmiştir. Davacı tarafından davalı tarafa gönderilen 19.10.2017 tarihli ihtarnamede, "... Muhatap tarafından yapılıp bitirilmesi gereken işlerin bir kısmı hiç yapılmamış, bir kısmı eksik yapılmış, bir kısmında ise anlaşmadaki vasıfları taşımayan 2. Kalite veya defolu ürünler kullanılmış, ciddi hatalar yapılmış, hatalar muhataba şifahen bildirilmiştir. Mutatapca şifahi olarak hataların düzeltileceği ve eksiklerin tamamlanacağı ifade edildiği halde bu güne kadar eksik ve hatalı işleri tamamlanarak iş teslimi yapılmış değildir...iş bu ihtarnamenin tebliğinden itibaren üç gün içinde eksik işlerin yapılması, hataların giderilmesi için gerekli çalışmaların yapılmasını, taahhüt işinin bitmiş ve eksiksiz olarak teslimini, ... Eksikliklerin giderilmeden villada oturuma başanamaycağı ve oturuma başladıktan sonra eksiklerin giderilmesinin imkansız olduğu, dikkate alınarak sebep olduğunuz iş teslimi gecikmelerinden kaynaklı olarak emsal kira ve kullanım bedeli, eksik işlerin tamamlatılması bedeli, hatalı işlerin sökülmesi ve sözleşmeye ugun hale getirilmesi dahil olmak üzere tüm hukuki haklarımızı kullanacağız.." gönderilmiştir.Mahkeme mahallinde mahallinde keşif yapmış, keşifte hazır bulunan bilirkişi heyeti düzenlemiş olduğu 28.08.2018 tarihli raporunda, "....mahkeme heyeti ile birlikte davaya konu villada tarafımızca yapılan detaylı incelemelerde yapılan tespitler, davaya konu taş kaplamaların doğal taş olması ve bu sebeple doğaları gereği damarlarının bulunuyor olması, davalı şirket tarafından taşlarda doğal olarak bulunan bu damar ve çatlaklara uygun renkt rötuşlar ile müdahe edilmiş ve bunların giderilmeye çalışılmış olması, davaya konu villada bulunan doğal taş kaplamalardaki ayıpların u taşların komple sökülmesini ve yenilenmesini gerektirecek mertebelerde bulunmaması ve de davaya konu villanın davacı ve ailesi tarafından kullanılıyor olması, tespitleri ve görüşleri ışığında, davalı şirket tarafından dava konusu villada yapılan doğal taş kaplamalarda yukarıda sıralanan tüm bu ayıplar nedeniyle söz konusu işler ile ilgili olarak davanın tarafları arasında sözlü olarak mutabakata varılmış olduğu anlaşılan götürü 295.000,00 TL bedelden %10 oranına karşılık gelen 29.500,00 TL nefaset kesintisinin yapılmasının uygun olacağı görüş ve kanaatine varılmıştır. " Bilirkişi heyeti mahallinde yapılan keşif itibariyle, yüklenicinin bir kısım eksikliklerin bulunduğu, bir kısmının düzeltilmeye çalışıldığı ancak fiilen kullanılması sebebiyle kabul edilebilir olduğu değerlendirmesi ile nefaset bedeli belirlenmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen kök ve ek raporlar itibariyle, ayıp ve kusurlar için nefaset bedeli verilmesi gerektiği belirtilmiş olup, mahkemece de bu hususta bilirkişi raporuna itibar ederek nefaset bedeline hükmetmiştir. Mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi raporu itibariyle, ayıp ve kusurlu imalatlar itibariyle eseri kullanmaya engel mahiyette olmadığı anlaşıldığından, mahkemece nefaset bedeli itibariyle, belirlenen nefaset oranı itibariyle bedele hükmetmiş olması doğru olmuştur. Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu itibariyle, davalı yüklenicinin kusurlu ve ayıplı imalatları itibariyle eser kullanılamayacak nitelikte olmadığı, fiilen kullanıldığı ve kullanılabilecek nitelikte olduğu anlaşıldığından davacının kullanamadan kaynaklı kira bedeli talebi itibariyle mahkemece davanın reddine karar verilmesi doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/09/2023 tarih ve 2023/554 Esas, 2023/813 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 345,55 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı tarafça yatırılması gereken 2.015,14 TL nisbi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 503,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.511,36 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde BIRAKILMASINA,5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 11/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.