T.C. İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/58 Esas KARAR NO:2025/723 DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ:25/01/2025 KARAR TARİHİ:22/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ...Ticaret Sicili Memurluğuna, ... ticaret sicil numarası ile kayıtlı b…
T.C. İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/58 Esas KARAR NO:2025/723 DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ:25/01/2025 KARAR TARİHİ:22/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ...Ticaret Sicili Memurluğuna, ... ticaret sicil numarası ile kayıtlı bir anonim şirketi olduğunu, müvekkillerinin ise davalı şirketin toplamda 50.000 adet payının 8.522,80 adedine sahip olduğunu, huzurdaki dava ile davalı şirketin 26/10/2024 tarihli 2022 yılına ait olağan genel kurul toplantısında alınan, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 nolu kararların, yasanın emredici hükümlerine aykırı olmaları nedeniyle Batıl nitelikte olduklarının tespitinin talep edildiğini, taleplerinin mahkemece herhangi bir nedenle kabul edilmese dahi, söz konusu kararlarının en azından kanuna ve iyiniyet kurallarına aykırı bulunmaları nedeniyle TTK m.445 hükmü uyarınca iptallerine karar verilmesinin zorunlu olduğunu, müvekkilinin huzurdaki dava ile geçersizliklerinin tespitini ve iptal edilmelerini talep ettiği tüm kararlara olumsuz oy kullanarak muhalefetlerini zapta geçirttiklerini davalı şirketin 08/10/2015 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında, şirketin faaliyetinde devam etmesinde fayda görülmediğinden tasfiyeye girmesi ive tasfiye memurunun seçilmesine ilişkin karar alındığını, aradan geçen 6 yıl boyunca tasfiye memurunun tasfiye amacına yönelik hiçbir işlem yapmadığını, davalı şirketin hisse devir işleminden önceki çoğunluk pay sahipleri tasfiye halindeki şirketteki tüm hisselerini ...' a devrettiğini, dava konusu genel kurul toplantısında alınan tüm kararların öncelikle tasfiye amacına aykırı olmaları itibari ile kabili iptal niteliğinde olduğunu, bu nedenlerle öncelikle davalı şirketin 26/10/2024 tarihinde yapılan 2022 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 nolu kararların, şirket için ciddi zararlara yol açacağı göz önünde tutularak, TTK m.449 hükmü çerçevesinde yürütmelerinin geri bırakılmasını ve batıl nitelikte olduklarının tespitini, kanuna ve iyiniyet dürüstlük kurallarına aykırı bulunmarı nedeniyle iptal edilmelerini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Huzurdaki davanın hukuki dayanağının bulunmadığını, 26.10.2024 tarihli genel kurulun tasfiye memurlarının görevi devam ederken usulen tescil edilmediğini ve bu nedenle yok hükmünde sayılması gerektiğini, 2022 yılı genel kurulunun tekrarı amacıyla 22.02.2025 tarihinde yapılan ve 2022, 2023, 2024 yıllarını kapsayan yeni genel kurulun tescil edildiğini, davacının da bu genel kurullara ilişkin olarak .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında yeni bir dava açtığını, bu nedenle huzurdaki davada hukuki yarar bulunmadığını, HMK m.114/1-ı hükmü gereği, aynı konuda daha sonra açılmış ve dava şartlarını taşıyan ikinci bir dava mevcutken, ilk açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, aksi halde verilecek hüküm ile diğer mahkemede görülen davada verilecek kararlar arasında çelişki doğacağını, Davanın terditli şekilde açıldığını, ancak TTK m. 447 kapsamında butlanı gerektirir nitelikte bir durum mevcut değilse, TTK m. 445 uyarınca iptal talebinin incelenemeyeceğini, HMK m. 111 gereği fer'i talebin ancak asli talebin esastan reddi halinde değerlendirilebileceğini, ayrıca HMK m.106/2 uyarınca butlan davası açmak için gerekli olan güncel ve korunmaya değer yararın somut olayda bulunmadığını, Şirketin 1980'li yıllarda iki kardeş tarafından aile şirketi olarak kurulduğunu, uzun süre ticari faaliyette bulunmadığını, Kağıthane'de bulunan taşınmazı nedeniyle tüzel kişiliğinin devam ettirildiğini, ancak genel kurullar yapılmadığı ve organlar oluşmadığı için 2013 yılında re'sen terkin edildiğini, 2014 yılında açılan ihya davası sonucunda şirketin yeniden tescil edildiğini ve 2015 yılında tasfiye kararı alındığını, Davacının bu tasfiye kararına karşı da dava açtığını, yargılama süresi boyunca tasfiye işlemlerinin yapılamadığını, 2018 yılında tasfiye memuru Yusuf Kalaora'nın istifa ederek yurtdışına yerleştiğini ve diğer tasfiye memurunun da fiilen görev yapamadığını, şirketin yeniden organsız kaldığını, bu nedenle pay devirleriyle ...'ın %82,95 oranında pay sahibi olduğunu ve şirketin yasal işleyişini sağlamak amacıyla 2021 yılında genel kurul yapıldığını, davacının bu genel kurula katılmasına rağmen iptal davası açtığını, 2022 yılında yapılan genel kurula da davacının vekili ile birlikte katıldığını, gündemde yalnızca yasal zorunluluklara yer verilmiş olmasına rağmen davacının her maddeye muhalefet şerhi koyarak yeniden dava açtığını, bu davanın ise reddedildiğini ve istinaf aşamasında bulunduğunu, Davacının bu süreçte şirkete ait taşınmazdan fahiş bedel talep ettiğini, 2021 yılında WhatsApp üzerinden 8.904.000 USD karşılık talep ettiğini, buna karşılık bağımsız ekspertiz raporu ile taşınmazın değerinin 24.060.944 TL olarak belirlendiğini, davacının hissesine düşen bedelin 4.101.332 TL olmasına rağmen bu bedelin kabul edilmediğini, bu durumun diğer paydaş üzerinde baskı kurarak fahiş menfaat elde etme amacı taşıdığını, Davacının 2015 yılından itibaren altı ayrı genel kurula ilişkin altı dava açtığını, bu davaların tamamının şirketin işleyişini engellemeye ve tasfiyeyi imkânsız kılmaya yönelik olduğunu, ayrıca ailesine mensup kişiler hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı'na çok sayıda suç duyurusunda bulunduğunu ve tüm şikâyetlerin takipsizlikle sonuçlandığını, Tüm bu nedenlerle davacının kötü niyetli şekilde hareket ettiğini, sistematik biçimde dava açmak suretiyle şirketin organlarını işlemez hale getirdiğini, hakkını dürüstlük kuralına aykırı biçimde kullandığını ve hukuk sistemini kişisel menfaatine araç hâline getirdiğini, Huzurdaki davanın hukuki yarar taşımadığını, Aynı konuda daha sonra açılmış ve derdest olan bir dava bulunduğunu, Davacının fahiş talepler ileri sürerek şirketi işlemez hâle getirdiğini, Hakkın kötüye kullanılması yasağının açıkça ihlal edildiğini, belirterek, davanın tamamen reddini, yürütmenin geri bırakılması talebinin reddini ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesini talep etmiştir. Davacıların yürütmenin geri bırakılması yönünde talep edilen ihtiyati tedbir talebinin mahkememizin 11/03/2025 tarihli ara kararı ile kısmen kabulü ile, davalı şirketin 26/10/2024 tarihinde yapılan 2022 yılı Olağan Genel Kurulu Toplantısının 3, 4, 5 ve 8 nolu kararların yürütmesinin TTK 449. Maddesi uyarınca geri bırakılmasına, bu hususun TTK'nın 450. Maddesi gereği davalı şirketçe tescil ve ilanına, ticaret sicil müdürlüğüne bildirilmesine, genel kurulun 6 ve 7 nolu kararları yönünden yürütmenin geri bırakılması talebinin reddine karar verilmiştir. Dava konusu genel kurul toplantı belgeleri ve finansal belgeler getirtilmiş ve bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Mahkememizce seçilen mali müşavir bilirkişi tarafından sunulan raporda özetle; " Tasfiye Sürecinin Başlatılması ve Fiili Uygulama: ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin tasfiye sürecine 08.10.2015 tarihli olağanüstü genel kurul kararıyla geçili kapsamda Josef Kalaora ve Yusuf Kalaora'nın tasfiye memuru olarak görevlendirildiği, kendilerine taşınmazların satışına yönelik yetkiler verildiği Ancak, söz konusu kararların fiilen uygulanmadığı, herhangi bir taşınmaz satışı, borç ödeme ya da kapanışa yönelik mali işlem yapılmadığı ve tasfiyeye ilişkin somut bir faaliyete rastlanmadığı, 2021 Yılında Tasfiye Sürecinin Yeniden Yapılandırılması: 25.01.2021 tarihli genel kurul kararıyla, şirketin tasfiye halinin devamına ve bu kapsamda ...'ın yönetim kurulu başkanı ve tasfiye memuru olarak; ...'ın ise yönetim kurulu üyesi ve tasfiye memuru olarak atanmasına karar verildiği, bu kişilere şirketi temsil ve ilzam yetkisi tanındığı, önceki memurların yetkilerinin sona erdirildiği, 2022 Yılına Ait Faaliyet ve Mali Tablolar: 2022 yılı faaliyet raporunda şirketin herhangi bir ticari faaliyeti bulunmadığının belirtildiği, rapordan başka bir içeriğe yer verilmediği, bilanço ve gelir-gider tablolarında da yalnızca sınırlı gider kalemlerinin yer aldığı, aktifin büyük bölümünü binalar hesabının oluşturduğu, sunulan belgeler arasında bu mali tabloların denetim sürecine dair herhangi bir bilgiye rastlanmadığı, 26.10.2024 Tarihli Genel Kurul Toplantısı: Söz konusu genel kurul toplantısının usulüne uygun şekilde yapıldığı, tüm pay sahiplerinin toplantıya katıldığı ve gündemde yer alan maddelere ilişkin kararların oy çokluğuyla alındığı, ... vekili tarafından gündemdeki tüm maddelere muhalefet şerhi konulduğu, toplantıda faaliyet raporunun, bilanço ve gelir tablosunun kabul edildiği, yönetim kurulu üyelerinin ibraya sunulduğu, tasfiye memurlarının görevlerinin devamına karar verildiği, yönetim kuruluna şirketi temsil ve ilzam yetkisi tanındığı ve ayrıca Türk Ticaret Kanunu'nun 395 ve 396. Maddeleri kapsamında yönetim kurulu üyelerine belirli yetkilerin verildiği Ortaklık Yapısı ve Oy Kullanımı: Toplam 50.000 adet payın 41.477,20 adedinin ...'a, 8.522,80 adedinin ise ...'ya ait olduğu, oylamaların bu nisaplara uygun şekilde gerçekleştirildiği; ...'ın kendisinin ibrası ve lehine yetkilendirme içeren kararlarda oy kullandığı, ...'ın ise ortak olmadığı için oy kullanmadığı, Tasfiyenin Uzama Sebebi ve Tasfiye Memurlarının Faaliyeti: Tasfiyeye ilişkin herhangi bir gayrimenkul satışı, alacak tahsili veya borç ödeme işleminin yapılmadığı, şirket kayıtlarında buna ilişkin veri bulunmadığı, Tasfiye memurlarının bu görev süresi içinde filli bir işlem gerçekleştirmediği, buna karşılık, davalı tarafça açılan genel kurul kararlarının iptali davalarının tasfiye sürecini geciktirdiğinin ileri sürüldüğü, Ancak, bu davalara ait içerikler dosyada yer almadığından, söz konusu süreçlerin tasfiyeyi ne ölçüde etkilediğine dair teknik bir değerlendirme yapılamadığı, Oydan Yoksunluk İlkesi: Genel kurulda alınan bazı kararlarda ...'ın kendi lehine oy kullandığı, bu durumun kararların geçerliliği üzerindeki etkisinin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümleri çerçevesinde hukuki nitelendirme gerektirdiğinden, Sayın Mahkeme'nin takdirinde olduğu, Mali Raporların Gerçek Durumu Yansıtma Niteliği: 2022 yılına ait faaliyet raporu ile mali tablolar arasında çelişki bulunmadığı; ancak faaliyet raporunun içeriğinin sınırlı olduğu ve mali tabloların denetim süreci hakkında belge sunulmadığı, " bildirilmiştir. Davacı tarafça bilirkişi raporuna itirazın reddine karar verilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davalı şirketin 26/10/2024 tarihinde yapılan 2022 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan 3., 4., 5., 6., 7., ve 8. Nolu kararlarının batıl olduğunun tespiti, bu talep kabul edilmediği takdirde iptali ve yürütmesinin durdurulmasının istemine ilişkindir. Davaya konu genel kurul toplantısının yasal süresinde ticaret siciline bildirilmediği, tescil ve ilanının yapılmadığı, davalının 22/02/2025 tarihinde aynı yıla ilişkin yeni bir genel kurul toplantısı yapıp kararlar aldığı ve ticaret sicil müdürlüğüne bildirilerek tescil ve ilan edildiği anlaşılmıştır. Dava konusu genel kurulda alınan kararların yerine yeni bir genel kurul yapılarak yeni kararlar ve farklı oy nisaplarıyla alındığı, aynı konuda alınmış yeni kararların tescil ve ilan edildiği, yeni kararlara karşı da .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında yine davacının iptal davası açtığı ve derdest olduğu, böylece davalının davamıza konu genel kurul kararlarından döndüğü ve davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır. Dava konusuz kaldığına göre, esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Konusuz kalan davada yapılan yargılama gideri yönünden yapılan incelemede, bir kısım kararlarda yönetim kurulu üyesinin oydan yoksun olmasına rağmen oy kullandığı, böyle bir durumda kararın geçersiz olduğu ve iptali gerektiği, tasfiyeye girmiş şirketin tasfiyeye yönelik ve bununla sınırlı işlemler yapıp kararlar alması gerekirken, bu amaca aykırı kararlar aldığı, finansal tabloların da zorunlu unsurları içermediği, bu nedenle davaya konu 3,4,5,6,7 ve 8 nolu kararların iptale tabi olduğu, davalı şirket yeni bir genel kurul toplantısı yaparak aynı yıla ilişkin tekrar karar aldığına göre davamıza konu kararların yanlış olduğunu kabul etmiş olduğu, bu durumda davacının haklı olduğu ve yargılama giderinin davalıya yükletmek gerektiği vicdani kanaat hasıl olmuş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: 1-Davacının davasının, daha sonra aynı konuda yeni genel kurul yapılıp davaya konu genel kurul kararlarının tescil ve ilan edilmediği ve bu haliyle konusuz kaldığı anlaşıldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2- Alınması gerekli karar harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderleri 16.795,00TL'nin ve peşin ödenen 1.230,80TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, İlişkin, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.22/10/2025 Başkan .. e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır