TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/11/2023 NUMARASI : 2022/245 Esas, 2023/890 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 18/11/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonun…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/291 KARAR NO : 2025/1315 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/11/2023 NUMARASI : 2022/245 Esas, 2023/890 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 18/11/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı yanca istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı adi ortaklık arasında Ukrayna’daki ... Uluslararası Havalimanı Geliştirme Projesi kapsamında apron kaplama işlerinin müvekkili tarafından yapılması için sözleşme imzalandığını, sözleşme ile müvekkili şirketin alt taşeron olarak görev aldığını ve işi eksiksiz olarak tamamladığım, 22/01/2012 tarihinde kesin hesap hak edişini davalı yana sunarak işi teslim ettiğini, sözleşmenin 9.1.maddesi kapsamında müvekkili tarafından davalı yana teminat olarak 160.000,00 USD bedelli teminat mektubunun verildiğini, davalının kusuru nedeniyle mektubun süresinin 2 kez uzatıldığını, davalı tarafından müvekkili şirkete Beşiktaş 7. Noterliği’nin 10/09/2014 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edilerek; yapılan işte bozulma tespit edildiğini, bozulmanın tamirat işlerinin bir başka firmaya yaptırıldığı bildirilerek başka firmaya ödediğini iddia edilen 1.024.524,62 USD tutarın müvekkili şirketten talep edildiğini, akabinde davalının müvekkili şirkete bildirim yapmaksızın teminat mektubunu nakde çevirdiğinin öğrenildiğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından davalı yana Beşiktaş 25.Noterliği’nin 25/09/2014 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edilmesi suretiyle, haksız ve hukuka aykırı olarak tahsil edilen teminat mektubu bedelinin iadesinin talep edildiğini, ancak dava tarihine kadar müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı yanca müvekkiline işin ayıplı yapıldığına yönelik herhangi bir bildirim yapmadığını, kaldı ki gizli ayıplar için sözleşmede belirtilen 1 yıllık sürenin sona erdiğini, müvekkili şirketin başka bir firmaya ödenen fahiş fiyatı ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını ileri sürerek müvekkili şirketin sözleşme kapsamında davalı yana borçlu olmadığının tespiti ile haksız olarak nakte çevrilen 160.000,00 USD bedelli teminat tutarının en yüksek faiz oranı ile birlikta davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava konusu inşaatın geçini kabulünün 31/12/2012 tarihinde yapıldığını, sözleşmenin 8.4. maddesi uyarınca garanti süresinin 31/05/2013 tarihinde dolduğunu, hatalı işçilik nedeni ile inşaatta ortaya çıkan bozulma ve ayıpların davacı yana 15/02/2013 tarihinde ihhar edildiğini, bu nedenle davacının iddiasının aksine ayıpların ihbar tarihi itibarı ile garanti süresinin dolmadığını, bu nedenle davacı yana herhangi bir ayıp ihbarı yapılmadığı iddiasının mesnetsiz olduğunu, davacı yanın kendisine ihbar edilen bozulma ve ayıpları düzeltmekten imtina ettiğini, bunun üzerine ayıpların müvekkili ortaklık tarafından davacı nam ve hesabına dava dışı taşeronlara yaptırıldığını, bu nedenle müvekkili ortaklığın dava tarihi itibarı ile 864.524,62 USD alacaklı olduğunu, dava konusu zararın davacının hatalı işçiliğinden kaynaklandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece, TBK'nın 470. v.d maddelerinde düzenlenen eser sözleşmelerinde yasal olarak ayıbın varlığını ve niteliğini, mahiyetini ( açık ayıp- gizli ayıp) yasal delillerle ispat yükünün iş sahibine ve olayda da yüklenici davalılara ait olduğu, ayıp ihbarının süresinde yapıldığı kabul edilse bile, ayıplı olduğu iddia edilen apronun tamir edilmiş olması nedeniyle ayıbın niteliğinin, kimden kaynaklandığının üzerinde teknik bilirkişi aracılığıyla tesbiti yapılamadığı gibi, sunulan fotoğraflar ve dava dışı firmanın elemanlarının düzenlediği tutanaklar ve yabancı kurumlarca düzenlenen raporlar "ayıbın en önemli sebebi fazla vibrasyon yapılması" nın olup olmadığı, diğer nedenlerin neler olduğu hususunda yeterli ve kanaat verici olmaktan uzak olduğu, toplanan delillere göre davalıların ayıbın varlığı, niteliği, nedeni ve kimden kaynaklandığının kanıtladığının kabul edilemeyeceği, tüm bu ve sözleşme gereğince başkaca borcun da bulunduğu ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davacının taraflar arasındaki ... Uluslararası Havaalanı Geliştirme Projesi kapsamında Apron Kaplama İşleri Sözleşmesi nedeniyle herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitine, haksız nakde çevrildiğinden 160.000,00 USD'nin 17/09/2014 tarihinden itibaren Devlet Bankalarının USD para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.Yerel mahkeme kararı davalı yanca istinaf edilmiştir.Dairemiz 09/03/2022 tarih 2019/1095 esas 2022/468 karar sayılı ilamı ile, "...hükme esas alınan 03/08/2018 tarihli bilirkişi kurul raporunda, ayıbın buz çözücü tuzdan kaynaklı olduğu belirlendiğinden, Apron D'nin (kaldırım beton yüzeyinin) betonarme döşeme kusurlarının betonarmede kullanılan malzemeden kaynaklandığı sonucuna varılmaktadır. Her ne kadar özetlenen bilirkişi raporlarında ve davalı tarafın kabulünde olduğu üzere; sözleşmenin 3 numaralı eki olan "Apron Kaplama İşleri Sorumluluk Listesi" gereğince beton ve CTB temini davalıların oluşturduğu ortaklığın sorumluluğunda ise de; davacı taşeronun basiretli bir tacir gibi davranıp, Ukrayna'daki hava şartların da gözeterek betonarme içine kar yağışının betona zarar vermesini önleyecek şekilde beton içine ya da üzerine ayrıca bir madde koyulması konusunda uyarması gerektiği, bu suretle, ortaya çıkan ayıptan davacı taşeronun sorumlu olduğu sonucuna varıldığı, dava konusu ayıp kullanım ile ortaya çıktığından gizli ayıp olarak değerlendirilmesi gerektiği, taraflar arasındaki e-mail yazışmaları ve tutanaklardan; 31/05/2012 geçici kabul tarihinden sonra ortaya çıkan ve davalı yüklenici tarafça 14/02/2013 ve 13/03/2013 tarihli tutanaklarla belgelenen gizli ayıp niteliğindeki betonarme çöküntüsünün ayıbın varlığından haberdar olunur olunmaz davalı tarafça davacı taşerona 15/02/2013 tarihli elektronik posta ile bildirildiği anlaşıldığı, kaldı ki; sözleşmenin 8.4.maddesinde; aksi sözleşme özel şartlarında belirtilmediği taktirde, geçici kabul ile kesin kabul arasındaki garanti süresi, geçici kabul tarihinden başlayarak 365 gün olarak belirlenmiş olup, bu madde gereğince de ayıp bildiriminin süresi içinde yapıldığının kabulü gerektiği, bu durumda mahkemece hatalı değerlendirme ile dava konusu ayıptan davalı yanın sorumlu olduğu sonucuna varılarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olduğu gerekçesi ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Mahkemece dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda inceleme yapılmıştır.Mahkemece, ayıbın davacıdan kaynaklandığının kabul halinde de beton soyulma hasarının, ne kadar bir alanda meydana geldiği, tüm yüzeylerde mi, yoksa belirli bölgelerde mi ortaya çıktığı ve yapılan onarım işinin miktarına ait herhangi bir tespit yapılamadığından davacının sorumlu olduğu ayıp bedelinin kanıtlanamadığı anlaşılmış ve takas-mahsup miktarının ispatlanamadığı kabul edilmiştir. BAM kaldırma kararı sonrası davalı taraf yerinde inceleme sırasında davalı şirketin yurt dışı temsilcilik ofisi tarafından yapılan tevsik edici belge niteliğindeki dekont, ödeme makbuzları ve cari hesap icmalleri ibraz edilmiş olup yapılan onarım işinin miktarının bunlarla birlikte tüm dosya kapsamı itibariyle tespitinin mümkün olmadığının anlaşıldığı, tüm dosya kapsamı, istinaf karar ilamı, alınan ek bilirkişi raporları ve sözleşme gereğince başkaca borcun bulunduğu ispatlanamamakla taraflar arasındaki ... Uluslararası Havaalanı Geliştirme Projesi kapsamında Apron Kaplama İşleri Sözleşemesi nedeniyle herhangi bir borcun bulunmadığının tespitine, haksız nakde çevrildiğinden 160.000 USD'nin 17.09.2014 tarihinden itibaren Devlet Bankalarının USD para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesiyle, BAM kaldırma kararı gereğince yapılması gereken söz konusu ayıbın tamamının müvekkili davalılara yükletmek değil; eksik ve ayıplı iş miktarının ayıbın ortaya çıktığı tarihteki piyasa rayiç değerinin belirlenmesi ve davacının alacağından mahsup edilmesi olduğunu, taraflarınca da bu değerin belirlenmesi için tevsik edici belgeler sunulduğunu, mahkemenin ise gerekçeli kararında ortada bir ayıbın olduğunu ve ayıp ihbarının zamanında yapıldığını kabul etmiş iken devamında eksik ve ayıplı işlerin miktarının tespit edilmesinden uzaklaşmış ve ayıbın ispatlanamamasından bahisle hüküm kurduğunu, eksik ve ayıplı iş miktarının ayıbın ortaya çıktığı tarihteki piyasa rayiç değerinin belirlenmesi için yeterli inceleme yapılmadığını, ilk derece mahkemesi sözleşmenin özel şartlarda getirilen maddeleri hilafına hüküm kurarak ispat yükünü tersine çevirdiğini, mahkemenin gerekçesinde TBK hükümlerine yaptığı atıf hatalı olduğunu, havaalanının beton zemininde ortaya çıkan bozulma ve gizli ayıplardan davacının sorumlu olduğunun ortaya konmuşken dosyaya sundukları resmi belgeler dikkate alınmaksızın ortaya konan bilirkişi raporu ile kurulan hükmün hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı; taşeron, davalı adi ortaklık ise; yüklenicidir. Yanlar arasında 05/01/2011 tarihinde Kiev/Ukrayna’da ... Uluslararası Havaalanı Geliştirme Projesi kapsamında Apron Kaplama İşleri konulu " Uzman Ekip Sözleşmesi" başlıklı eser sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin 6.1 maddesinde; iş bedeli 1.645.000 USD olarak kararlaştırılmış, 8.l. Maddede; aksi sözleşme özel şartlarında belirtilmediği takdirde, geçici kabul işleminin, davalı yüklenici şirketin asıl iş sahibi ile arasındaki yapım sözleşmesi altında işlerin iş sahibi tarafından geçici kabulünün yapılması ile birlikte yapılmış olacağı belirlenmiştir. Sözleşmenin 9.1.maddesine göre; sözleşmenin imzalanmasını izleyen 7 gün içinde, davacı uzman ekip sözleşme bedelinin %10'una karşılık gelen 164.500,00 USD'nin bu sözleşmenin imzalandığı tarihteki TCMB tarafından yayınlanan döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak TL tutarında 31/12/2012 tarihine kadar geçerli olmak üzere şartsız, ilk takipte ekli formata göre düzenlenmiş kesin teminat mektubunu davalı şirketin onaylayacağı bir bankadan alarak davalı şirkete verecektir.Sözleşmenin 30. Maddesi uyarınca; saha imalatları sırasında ortaya çıkacak olan kontrol mekanizmasının uygun bulmadığı tüm kusurlu imalatlar Uzman Ekip tarafından derhal gerekli söküm, yeniden imalat vb. işlemler ile giderilecek ve bu konuda şirket veya işveren tarafından verilecek talimatlara itirazsız uyulacaktır. Uzman Ekip söküm veya yeniden yapılacak imalatlarda herhangi bir bedel talep etmeyecektir.Dosyada mübrez 17/09/2014 tarihli banka dekontuna göre, sözleşme kapsamında davacı taşeron tarafından davalı yükleniciye verilen teminat mektubu bedeli olan 160.000,00 USD’nin karşılığı 354.112,00 TL bedelin davalı ortaklık hesabına aktarıldığı tespit edilmiştir.Dairemiz kaldırma kararı öncesi bilirkişi kurulu raporlarının incelemesinde; inşaat mühendisi ..., mali müşavir Naciye Gülnergiz ile hukukçu Doç.Dr. ... tarafından hazırlanan 01/04/2016 tarihli bilirkişi kurul raporunda; dosyadaki mevcut test sonuçlarına göre, meydana gelen kusurların beton işçiliğinden kaynaklandığı ile ilgili bir bulguya ulaşılamadığı, beton işçiliği ile ilgili ayıpların imalat sırasında kolaylıkla farkedilebilecek açık ayıp niteliğinde olduğu, imalatlar ile geçici kabul ve ayıplar ile ilgili tutanaklar birlikte değerlendirildiğinde yaklaşık 1 yıl sonrasına ait ortaya çıkan ayıbın muhtelemen pistin kullanımıyla ilgili olabileceği kanaatine varıldığı, bu nedenle davacının bir kusurunun olmadığı, davalı tarafından, 17/09/2014 tarihinde tanzim edilen 160.000,00 USD teminat mektubu bedelinin davacı tarafa iadesinin uygun olduğu, davacı tarafın, talep ettiği faize ilişkin yapılan değerlendirmede iki alternatif ile hesaplama yapıldığı, Kamu Bankalarının bildirdiği faiz oranlarına göre talep edebileceği faiz tutarının 1.586,67 USD olduğu, diğer bankaların bildirdiği faiz oranlarına göre talep edebileceği faiz tutarının 2.266,67 USD olduğu belirtilmiştir. İnşaat mühendisi..., mali müşvavir... ve hukukçu Prof.Dr. ... tarafından hazırlanan 07/07/2017 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; davacı taşeronun işçiliğini yaptığı Boryspill Havaalanı Apron kısmının betonlama işleminde meydana gelen hasardan; davacı taşeronun %40 oranında, davalı yüklenicinin %40 oranında, dava dışı kontrol teşkilatının ise %20 oranında, kusurlu oldukları belirlenmiş, davalı yüklenici adi ortaklığının kusurların giderimi için yerel firmalara yaptıklarını beyan ettikleri onarım işleminin maliyetini kontrol etme imkanlarının bulunmadığı, harcandığı ifade edilen miktarın uygun olduğuna karar verilmesi halinde davacının sorumluluğunda olan miktarın 409.809,80 USD olduğundan nakde çevrilen 160.000,00 USD'nin talep edilemeyeceği belirtimiştir. Mahkemece hükme esas alınan ve mali müşavir ..., Prof. Dr. ... ile Doç.Dr. ... tarafından hazırlanan 03/08/2018 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; dava dosyasına sunulan fotoğraflardan, dava konusu hasarın; beton yüzey soyulması türünde bir hasar olduğunun anlaşıldığı, betonda yapılan deneylerde basınç dayanımı ve donmaya karşı direncin yeterli kabul edildiği, onarım için beton yüzeyinde frezeleme ve temizlik sonrasında kaplama yapıldığı, betonun dökümü, yerleştirilmesi ve yüzey düzeltmesinin finişer ile otomatik olarak yapıldığı, bu nedenle işçilik kusurunun olmadığının düşünüldüğü, dökülen betona kür yapılmadığı konusunda dosyada bilgi veya belge görülemediği, dosyadaki bilgilerden, beton yüzeylerinde buz çözücü tuzların dava konusu havaalanında kullanıldığının anlaşıldığı, söz konusu yüzey soyulmalarının beton dökümünden yaklaşık 2 yıl sonra ortaya çıktığı ifade edildiğinden, hasarda havaalanı idaresince buz çözücü tuz kullanımının etkin olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02/02/1979 gün 1977/11-393 E., 1979/80 K. Sayılı kararı ile Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 16/01/2013 tarih ve 2012/5835 E., 2013/129 K. sayılı ilamında esasları ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere; eser sözleşmesi iş sahibinin ödemeyi taahhüt ettiği ücret karşılığında yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi ve teslim etmeyi üstlendiği iki taraf için hak doğuran ve borç yükleyen bir sözleşmedir. Eser sözleşmesinde iş sahibinin asli borcu TBK'nın 470.maddesi çerçevesinde meydana getirilen eser karşılığında bir miktar pararın ödenmesi, yüklenicinin borcu ise eseri zamanında ve ayıpsız olarak imal ve teslim etmektir. Eser sözleşmesinde yüklenicinin ayıptan sorumluluğu TBK'nın 474 ile 478. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Yüklenicinin ayıptan sorumlu olabilmesi için eserin iş sahibine teslim edilmesi, eserin ayıplı olması, eserin iş sahibi tarafından kabul edilmemiş veya kabul edilmek zorunda olunmaması, eserin iş sahibi tarafından muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması, eserdeki ayıbın iş sahibinin tutumundan kaynaklanmamış olması ve son olarak ayıplı teslimden doğan hakların süresi içinde kullanılması gerekmektedir. Ayıp, teslim edilen eserde sözleşme ile kararlaştırılmış olan veya dürüstlük kuralına göre olması gereken ya da kanunun öngördüğü niteliklerin bulunmaması olarak nitelendirileceğinden ayıplı bir eserin imali ve teslimi sözleşmenin gereği gibi ifa edilmediğini gösterir.Eserin teslim alınmasından sonra açıkça görülen veya usulüne göre yapılan bir muayene ile görülebilen ayıplar açık ayıp, bu şekilde tespit edilemeyen ancak zaman içerisinde eser kullanılırken ortaya çıkan ayıplar ise gizli ayıp olarak nitelendirilir.TBK'nın 474/1.maddesi gereğince açık ayıplar bakımından iş sahibi işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve uygun bir süre içerisinde tespit ettiği ayıpların yükleniciye bildirmekle yükümlüdür. İş sahibi bu külfetleri yerine getirmezse ayıp dolayısıyla kendisine tanınan haklardan yararlanamayacaktır. Bu külfetlerin yerine getirilmemesi iş sahibinin yükleniciye karşı sorumluluğunu gerektirmemekte, sadece ayıplı eser teslimi dolayısıyla sahip olduğu haklardan yararlanamaması sonucunu doğurmaktadır. TBK'nın 477/1. maddesi gereğince gizli ayıplar açısından ise, ayıbın varlığı zamanaşımı süresi içerisinde vakit geçirilmeksizin yükleniciye bildirilmelidir. Davalı tarafça eser sözleşmesinin varlığı ve işin teslim alındığı kabul edilmekle birlikte, yapılan işlerin bir kısmının ayıplı ifa edildiği ve davacıdan bu yönden alacaklarının doğduğu ileri sürülmüştür. Mahkemece, yapılan işte ortaya çıkan ayıbın hangi tarafın sorumluluğunda olduğu, ayıbın, açık ayıp mı yoksa gizli ayıp mı olduğu tespit edilerek, akabinde ayıptan davacı yanın sorumlu olduğu kabul edildiği taktirde ayıp bildiriminin davalı yanca davacıya süresi içinde bildirilip bildirilmediğinin taraflarca sunulan deliller kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir Bu kapsamda yapılan incelemede, dosyada bulunan 10/02/2012 tarihli "Yapılan İş Devir Teslim Tutanağı" gereğince 05/01/2012 tarihli UBH-CW-543 numaralı sözleşmeye istinaden toplam 109.386,00 USD bedelli mühendislik ve teknik nitelikli hizmetlerin verildiği belirlenmiş, belgenin altı, davacı taşeron şirketi temsilen müdür ...ve davalı yüklenici adi ortaklık adına temsilcilik müdürü ...tarafından imzalanmıştır.Davalı yüklenici şirket temsilcisi ve proje müdürü ... ile K... tarafından imzalanan 21/06/2012 tarihli teslim tutanağında geçici kabul tarihi 31/05/2012 olarak belirtilmiş, 31/05/2012 tarihli " Taking-over Certificate" "Kabul Belgesi" başlıklı belgede işin 3 kalem dışında 31/05/2012 tarihinde tamamlandığı yazılmıştır.Davalı yüklenici tarafça 14/02/2013 ve 13/03/2013 tarihli tutanaklarla ayıp tespit edildiği, tespit edilen ayıpların davalı şirketin Proje Müdürü ...’ tarafından davacı taşeron şirket yetkilisi ...’a gönderilen15/02/2013 tarihli elektronik posta ile; betondaki bozulmalar nedeniyle durumun yerinde görülmesi, uygun tamir metotlarının onaya sunulması, onaydan sonra tamir işlerinin gerçekleştirilmesi istenmiş, davacı taşeron şirket çalışanı ... tarafından davalı şirket proje müdürüne gönderilen 15/02/2013 tarihli cevabi e-mailde; ekli resimlerden şerbet katmanın donuna çözülmeye bağlı olarak atmasi, yüzey deformasyonu oluştuğu, zeminin kuruduğu Nisan-Mayıs aylarında tamirin yapılacağı, çözüm olarak 3 kompenentli epoksi ile tamir edilerek pürüzlendirilmesinin en hızlı ve kesin çözüm olacağı, malzeme ve uygulamaya ait dokümantasyonunun dosya ekinde olduğu belirtilmiştir.Anılan bu yazışmalardan; davacı taşeronun beton yüzeyindeki hasarlardan 15/02/2013 tarihinde haberdar olduğu, ayıbın niteliği ve kendileri tarafından tamir edileceğinin kabul edildiği anlaşılmaktadır.Ancak hemen akabinde davacı taşeron şirket yetkilisi ... tarafından davalı şirket yetkilisi ....a gönderilen 16/05/2013 tarihli e-mailde; " Ahmet bey, Türkiye'de konunun uzmanları ve Bakanlığın araştırma dairesi ile yapılan inceleme ve araştırmalarda ekteki rapor ve sonuç önerilerinin en uygun çözüm olduğuna karar verildiği, özellikle betondaki katkı malzemesi ve oranının ve çimentonun araştırılması ve ana sabebin bunlardan kaynaklanabileceği sonucunun çıktığı" belirtilmiştir. Davalı şirket tarafından davacı taşeron şirkete gönderilen Beşiktaş 7. Noterliği'nin 10/09/2014 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamede; 05/01/2011 tarihinde, muhatap firma ile sözleşme imzalandığı, 31/05/2012 tarihinde geçici kabul yapıldığı ve sözleşmeye göre 1 yıllık garanti süresinin başladığı, Şubat 2013 tarihinde işlerde hata ve kusur ortaya çıktığı ve bunların iş sahibince tutanakla kayıt altına alındığı, uygun tamir yönteminin bildirilmesi ve onayları sonrası tamirin gerçekleştirilmesi için müteaddit defalar yazılı olarak bildirimde bulunulduğu, fakat tamirin gerçekleştirilmediği, sözleşmenin 8.5 maddesi gereğince; yazılı bildirimlere rağmen davacı taşeronun yerine getirmediği ayıplı işlerin davacı firma nam ve hesabına yaptırıldığı ve yaptırılan bu işlerin toplamının 1,024.524,62 USD olduğu, davacının yükümlülüğünü yerine getirmediği, kusurlu olduğu ve temerrüde düştüğü, ihtarnamenin tebliğini müteakip iki gün içinde ödemenin yapılması, aksi takdirde yasal yollara başvurulacağı ve sözleşme şartları çerçevesinde kesin kabul tarihinin geçici kabul tarihinden itibaren 2 yıl uzamış olduğu, ihtarnamede yer almayan diğer hususlarda doğmuş ve/veya doğabilecek her türlü sözleşmesel ve yasal hakkın saklı olduğu bildirilmiştir. Bu ihtarnameye davacı taşeron şirket tarafından davalı şirkete cevaben gönderilen Beşiktaş 25. Noterliği'nin 25/09/2014 tarihli ihtarnamesi ile; sözleşme kapsamındaki işlerin tam ve eksiksiz olarak ifa edildiği, sözleşmeye göre malzeme temin yükümlülüğünün davalı yanda olduğundan bozulmanın davalının temin ettiği malzemelerden olabileceği, başka bir firmaya tamirat yaptırılacağı ve masrafların kendilerine ait olduğu hususunda kendilerine bir bildirimde bulunulmadığı, ihtarnamede talep edilen bedelin fahiş olduğu, nakte çevrilen 160.000,00 USD tutarındaki teminat mektubu tutarının ticari faizi ile birlikte bu ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren üç gün içerisinde ödenmesi, aksi halde yasal hakların kullanılacağı ihtar edilmiştir.Dosya kapsamına sunulan ve Devlet Karayolları NDI Ana Test Merkezi’nce düzenlenen 15/01/2013 tarihli raporun tercümesinde; " .. ... Terminal Kompleksi Apronundan alınmış 103,9-104,5 mm çapında beton çekirdeklerin B25 ve B40 standartlarına uygun olduğu" belirlenmiş, Yapı Elemanları Bilim ve Araştırma Devlet Enstitüsü'nce verilen 09/04/2013 tarihli raporun tercümesinde; "... Terminal Kompleksi Apron yüzeyinden alınan ağır beton karot örneklerinin dona karşı dayanıklılık bakımından DSTU B.V, 2.7-49 (GOST 10060.2) standartlarında F 150 markasına uygun oldukları,10 aşamalı alternatif dondurma işleminin ardından karot örneklerinde hacim kaybı gözlemlenmediği" belirtilmiştir.Yapılan tüm açıklamalar ve sunulan deliller ışığında somut olayda; hükme esas alınan 03/08/2018 tarihli bilirkişi kurul raporunda, ayıbın buz çözücü tuzdan kaynaklı olduğu belirlendiğinden, Apron D'nin (kaldırım beton yüzeyinin) betonarme döşeme kusurlarının betonarmede kullanılan malzemeden kaynaklandığı sonucuna varılmaktadır. Her ne kadar özetlenen bilirkişi raporlarında ve davalı tarafın kabulünde olduğu üzere; sözleşmenin 3 numaralı eki olan "Apron Kaplama İşleri Sorumluluk Listesi" gereğince beton ve CTB temini davalıların oluşturduğu ortaklığın sorumluluğunda ise de; davacı taşeronun basiretli bir tacir gibi davranıp, Ukrayna'daki hava şartların da gözeterek betonarme içine kar yağışının betona zarar vermesini önleyecek şekilde beton içine ya da üzerine ayrıca bir madde koyulması konusunda uyarması gerektiği, bu suretle, ortaya çıkan ayıptan davacı taşeronun sorumlu olduğu sonucuna varılmaktadır.Dava konusu ayıp kullanım ile ortaya çıktığından gizli ayıp olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Yukarıda ayrıntıları yazılı yanlar arasındaki e-mail yazışmaları ve tutanaklardan; 31/05/2012 geçici kabul tarihinden sonra ortaya çıkan ve davalı yüklenici tarafça 14/02/2013 ve 13/03/2013 tarihli tutanaklarla belgelenen gizli ayıp niteliğindeki betonarme çöküntüsünün ayıbın varlığından haberdar olunur olunmaz davalı tarafça davacı taşerona 15/02/2013 tarihli elektronik posta ile bildirildiği anlaşılmaktadır. Kaldı ki; sözleşmenin 8.4.maddesinde; aksi sözleşme özel şartlarında belirtilmediği taktirde, geçici kabul ile kesin kabul arasındaki garanti süresi, geçici kabul tarihinden başlayarak 365 gün olarak belirlenmiş olup, bu madde gereğince de ayıp bildiriminin süresi içinde yapıldığının kabulü gerekmektedir. Mahkemece, hükme eksik ve ayıplı iş miktarının ayıbın ortaya çıktığı tarihteki piyasa rayiç değerinin belirlenmesi, belirlenen bu miktarın davacı yanın alacağından mahsubu ile sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda tüm bu tespitler yapılmıştır. Mahkemece, dairemiz kaldırma kararı sonrasında dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 13.09.2022 tarihli raporunda, " betonda yüzey soyulması hasarının ortaya çıktığı, havaalanı idaresi tarafından yüzeye uygulanan buz çözücü tuzların hasarda etkili olduğu, hasarın onarıldığı, oranım işinin piyasa rayiç değerinin belirlenebilmesi için yapılan işin miktarının ve birim fiyatının bilinmesi gerektiği, onarım işinin miktarına ait herhangi bir bağımsız tespitinin dosyada bulunmadığı, yaklaşık 10 yıl önce yabancı bir ülkede yapılan onarım işine ait fiyatların hesabının mümkün olmayacağı .." bildirilmiştir. Aynı bilirkişi heyetinin düzenlediği 25.08.2023 tarihli raporunda, " .. Davalı şirket taraından sunulan ve çekişmeye konu olan hususlarda mahkememizce hesap yapılması istenen belgelere ilişkin kayıtlara, davalı şirketin yurt dışında bulunan ve yurt dışında tutulan ticari defterlerinde kayıtlı olduğunun davalı tarafından beyan edildiği, mahkememizce istenen hesaplamaların ancak sunulan belgelerin ticari deftelerdeki kayıtların görülmesi, başka bir ifadeyle ticari deftelerden tevsikiyle yapılması mümkün olduğundan şu aşamada bu hesaplamanın yapılmasının teknik olarak mümkün görülmediği, ...." bildirilmiştir. Mahkeme, beton soyulma hasarının, ne kadar bir alanda meydana geldiği, tüm yüzeylerde mi, yoksa belirli bölgelerde mi ortaya çıktığı ve yapılan onarım işinin miktarına ait herhangi bir tespit yapılamadığından davacının sorumlu olduğu ayıp bedelinin kanıtlanamadığı bu sebeple davalının takas-mahsup miktarının ispatlanamadığı, davalı şirketin yurt dışı temsilcilik ofisi tarafından yapılan tevsik edici belge niteliğindeki dekont, ödeme makbuzları ve cari hesap icmalleri ibraz edilmiş olup yapılan onarım işinin miktarının bunlarla birlikte tüm dosya kapsamı itibariyle tespitinin mümkün olmadığı anlaşıldığı, davacının sözleşme gereğince başkaca borcun bulunduğu ispatlanamamakla davacı tarafın, taraflar arasındaki ... Uluslararası Havaalanı Geliştirme Projesi kapsamında Apron Kaplama İşleri Sözleşmesi nedeniyle herhangi bir borcunun bulunmadığı tespitine ve haksız nakde çevrildiğinden 160.000,00-USD'nin tahsiline karar vermiştir. Somut olayda, davalı iş sahibi davacıdan kaynaklanan sebeplerle eksik ve ayıplı imalatlar sebebiyle 160.000,00 USD teminat mektubunu paraya çevirmiştir. Davacı edimini yerine getirdiğini ve teslim ettiğini beyan etmektedir. Dairemiz kaldırma kararı ile işbu istinaf incelemesinde yapılan inceleme neticesinde, davacı yüklenici malzemeden, yapılan işten, malzemenin uygun olmasından sorumludur. Ancak, davalı iş sahibi teminat bedelini paraya çevirmesini eksik ve ayıplar olarak gösterdiği ve bu hususu davacıya süresinde bildirmiş olsa bile, 160.000,00 USD bedelinin paraya çevrilmek suretiyle tahsil etmesi sebeplerini yani alacak miktarlarını açılan davanın menfi tespit talepli olması dikkate alınarak ispat etmekle yükümlüdür. Davalı taraf, edimin kusurlu/ayıp imalat sebebiyle teminat bedelin paraya çevrilmesini ispat etmesi gerektiği, mahkemece talep edilmesine rağmen belge evrakların sunulmadığı anlaşıldığından, mahkemece davanın yazılı olduğu şekilde kabulüne karar verilmiş olması doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1 - İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/11/2023 tarih ve 2022/245 Esas, 2023/890 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2 - Alınması gereken 24.899,81 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 83.780,00 TL harcın mahsubu ile artan 58.880,19 TL harç bedelinin davalılara İADESİNE, 3 - Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4 - İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 18/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.