T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1217 KARAR NO : 2025/2173 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/04/2024 NUMARASI : 2022/919 Esas - 2024/318 Karar DAVACI : ... (T.C.: ...) - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : TASFİYE HALİNDE S.S…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1217 KARAR NO : 2025/2173 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/04/2024 NUMARASI : 2022/919 Esas - 2024/318 Karar DAVACI : ... (T.C.: ...) - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : TASFİYE HALİNDE S.S. PLASTİK SANAYİCİLER TOPLU İŞYERİ YAPI KOOPERATİFİ - İnönü Mah Gebze Plastikçiler Osb Mahallesi Atatürk Blv. No: 1- Gebze/KOCAELİ VEKİLİ : Av. ... - ... DAVA : Kooperatif Üyeliğinin Tespiti DAVA TARİHİ : 25/11/2022 KARAR TARİHİ : 22/12/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 22/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili ... ile dava dışı ... arasında Üsküdar 7. Noterliğinin 15.05.1998 tarih ve 19895 yevmiye no.lu devir senedi imzalandığını, bu yolla davacı müvekkilinin, dava dışı ...'in SS Yapı Kooperatifi'ndeki üyelik hakkını devraldığını, anılan işlem SS Yapı Kooperatifi'nin ....05.1998 tarihli yönetim kurulunda görüşüldüğünü ve davacı müvekkili SS Yapı Kooperatifi'nin aynı tarihli, 63 sayılı kararı ile kooperatif üyeliğine alındığını, zaman içinde maddi güçlük içine düşen müvekkilinin, istemeyerek üyelik ödevlerinden bir kısmını aksatmak durumunda kalmış ise de davacının üyelik aidatını ödeme girişimlerinin Kooperatif yönetimince kabul edilmediğini, gerekçe olarak eski üye ...'in tarafı olduğu İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1999/136 E. Numaralı dosyasında verilen ve usulsüzce davacının üyelik hakkı üzerine işlenen ihtiyati haciz kararı gösterildiğini, hal böyle iken, üyelik ödevlerini aksattığı gerekçesiyle davacı müvekkilinin 18.02.2000 tarihinde toplanan yönetim kurulunun 156 sayılı kararıyla kooperatif üyeliğinden çıkartıldığını, davacı müvekkiline üyelikten çıkartılma kararının tebliğ edilmediğini, kendisine şifahi olarak bildirildiğini, bu şekilde kooperatif üyeliğinden çıkartılmak usul ve yasaya açıkça aykırılık teşkil ettiğini, haricen yaptıkları araştırmalar sonucunda, yukarıda bahsedilen yönetim kurulu kararının 10.5.2000 tarihli genel kurulda görüşülüp kabul edildiğini öğrendiklerini, genel kurul kararının davacı müvekkiline tebliğ edilmemiş olduğundan genel kurul bilgilerinin taraflarında mevcut olmadığını, kendisine üyelikten çıkartılmaya ilişkin yönetim ve genel kurul kararları tebliğ edilmeyen davacı müvekkilinin, işbu sebeple kararlara karşı yasal haklarını kullanamadığını, üyelikten çıkartma kararının tebliğ edilmemesi, şifahi olarak bildirilmesi yasaya aykırı olduğundan esasen davacının üyeliği yasal olarak halen devam ettiğini, dava tarihine kadar geçen süreçte üyelik görevlerinin yerine getirilmesi ve ödenecek aidatların miktarı bakımından davalı kooperatif tarafından, davacı müvekkiline hiçbir bildirimde bulunulmadığını, davacı müvekkilinin kooperatif üyeliğinden doğan hak edişlerinin akıbetinin bilinmemekte olduğunu, davacıya bu hususta herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu konuda herhangi bir bildirimde de bulunulmadığını, dava dışı eski üye ...'in üyeliği sırasında kendisine tahsis edilmiş olan Gebze İlçesi ... Mahallesi 32 MLC-32 MIID pafta, ...ada, ... parsel sayılı taşınmazın üyelik hakkının devri kapsamında davacı müvekkili ...'ya ait olup üyelik hakkının devralınmasıyla birlikte mülkiyetinin davacıya geçmesi gerektiğini, gayrımenkulün akıbeti hakkında taraflarına bilgi verilmediğini, işbu sebeple taraflar arasında husumet bulunduğundan, ilgili taşınmazın üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi bakımından ihtiyati tedbir konulması talepleri bulunuğunu beyanla davalarının kabulü ile, ... İlçesi ... Mahallesi .. MLC-... MIID pafta, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi bakımından ihtiyati tedbir konulmasına ve bu hususta tapu müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, Gebze İlçesi ... Mahallesi 32 MLC-32 MIID pafta, ...ada, ... parsel sayılı taşınmazın davacıya ait olduğunun tespitine, davacı ...'nın davalı SS Plastik Kooperatifi'ne üye olduğunun tespiti ile gecikmeden doğabilecek aidat borçlarının belirlenmesine, davacı ...'nın davalı SS Plastik Kooperatif üyeliğinden doğan tüm hak edişlerinin tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının açmış olduğu davanın öncelikle Kooperatifler Kanunu 17.maddesi ve davacının kooperatif üyeliğinden çıkartmaya yönelik işlemlerinin 22 yıl önce gerçekleşmiş ve kesinleşmiş olması ve davacının diğer bütün taleplerinin zaman aşımına uğramış olması sebebi ile davanın ve taleplerinin öncelikli olarak zaman aşımı sebebi ile reddine karar verilmesi gerektiğini, dava ve içeriğinde maddi olarak talepler de bulunduğundan öncelikli olarak dava şartı arabuluculuk sürecinin yerine getirilmiş olması gerektiğini, dava şartı eksikliğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebi her ne kadar tapunun davalı adına kayıtlı olması halinde uygulanmasına yönelik ise de davacı ile ilgili çıkartma kararının 22 yıl gibi uzun bir süre önce kesinleşmiş olması, davanın zaman aşımı sebebi ile reddine karar verilmesi gerekli olduğu, tapunun OSB yasası hükümlerine göre ihale ile satılmış olduğundan ve 3 kişi adına kayıtlı olmasından dolayı şartlı olarak verilmiş bulunan ihtiyati tedbir kararının kaldırılarak ihtiyati tedbire yönelik davacı taleplerinin tamamen reddine, davanın ve taleplerinin usulü sebeplerle reddi mümkün olmaz ise bildirilmiş bulunan bütün delillerinin de toplanarak davacının davasının ve taleplerinin çıkarma kararının ana sözleşme ve kanun hükümlerine uygun olarak uzun yıllar önce kesinleşmiş olduğu ve buna göre haksız ve kötü niyetli olarak açılmış bulunan dava ve taleplerinin reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... 1-Davacının dava konusu ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel sayılı taşınmazın kendisine ait olduğunun tespiti talebinin, HMK'nın 114/1-d ve 115/2. Maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Davacının davalı kooperatife üye olduğunun tespiti talebinin REDDİNE, 3-Davacının davalı kooperatife üyeliğinden kaynaklı alacaklarının tespiti ve ödenmesi taleplerinin zamanaşımı nedeniyle REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilgili üyelikten çıkarma kararının, davacı muhattapa tebliğ edilmediğinden hukuka aykırı şekilde alınmadığını, işbu sebeple çıkarma kararının hüküm ve sonuçlarının doğmasının beklenemeyeceğini, dolayısıyla davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, talebin zaman aşımına uğraması gerekçesiyle reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarına karşı sundukları itirazlarının dosya içinde mevcut olduğunu, bu aşamada dilekçelerini tekrar etmekle yetindiklerini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile ilgili olarak kooperatif yönetim kurulu tarafından kanun ve ana sözleşme hükümlerine uygun olarak üyelikten ihraç kararı alındığını, kanun hükümlerine göre üyelikten çıkarma kararının kesinleşmesinden itibaren üyelikten kaynaklı hakların iade istenmesi için yasal sürenin mevcut olduğunu, söz konusu sürenin 5 yıl olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/04/2024 tarih, 2022/919 Esas - 2024/318 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava kooperatif üyeliğinin tespiti, üyelikten doğan alacakların tespiti ve davacıya iadesi ile ... İlçesi, ... Mahallesi, ...Ada, ... Parsel sayılı taşınmazın davacıya ait olduğunun tespitine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın Gebze İlçesi, ... Mahallesi, ...Ada, ... Parsel sayılı taşınmazın kendisine ait olduğunun tespiti talebi yönünden usulden reddine, alacak talebinin zaman aşımı nedeniyle reddine, kooperatife üye olduğunun tespiti yönünden ise esastan reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacının dava dışı ...’den Üsküdar 7. Noterliğinin 15.05.1998 tarih ve ... yevmiye no.lu devir senedi ile davalı kooperatife ait üyeliği devraldığı, anılan devrin davalının ....05.1998 tarihli yönetim kurulunda görüşüldüğünü ve 63 sayılı kararı ile davacının kooperatif üyeliğine alındığını, davacının ekonomik sıkıntılar nedeniyle üyelik aidatlarını bir dönem ödeyememesi nedeniyle davacının davalının yönetim kurulunun 18.02.2020 tarihli 156 sayılı kararı ile üyelikten ihraç edildiğini, bunun davacıya şifahen söylendiğini, herhangi bir tebligat yapılmadığını, anılan ihraç prosedürünün usulüne uygun olmadığını belirterek davacının davalıya üye olduğunun tespiti, üyelikten doğan hak edişlerinin tespiti ile davacıya iadesi, üyeliğine karşılık hak sahibi olduğu Gebze İlçesi, ... Mahallesi, ...Ada, ... Parsel sayılı taşınmazın davacıya ait olduğunun tespiti için eldeki davanın açıldığı; davalı tarafça anılan ihraç prosedürünün yasaya ve anasözleşmeye uygun olduğu, ihraç kararının Gebze 6. Noterliğinin 21.02.2000 tarih ve 7601 yevmiye sayılı evrakı ile davacıya tebliğ edildiği, davacının daha sonra davalıya verdiği yazılı beyanlarda anılan ihraç kararından haberdar olduğunu açıkça beyan ettiği, davacıya haklarının ödendiğini, davalının tasfiyeye girdiğinden mal varlığının olmadığı, taleplerinin zaman aşımına uğradığını beyan ederek davanın reddini talep ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın Gebze İlçesi, ... Mahallesi, ...Ada, ... Parsel sayılı taşınmazın kendisine ait olduğunun tespiti talebi yönünden usulden reddine, alacak talebinin zaman aşımı nedeniyle reddine, kooperatife üye olduğunun tespiti yönünden ise esastan reddine karar verildiği, karara karşı davacı tarafın istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. 1-Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede; a-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi gereğince “Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır. Müdahalenin men'i tescil ve tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda gayrimenkulün değeri nazara alınır. (2) Gayrimenkulün aynına taallük eden davalarda ecrimisil ve tazminat gibi taleplerde de bulunulduğu takdirde harç, gayrimenkulün değeri ile talebolunan tazminat ve ecrimisil tutarı üzerinden alınır.” (1) Sayılı Tarifede “Yargı Harçları” başlığı altındaki “III-Karar ve İlam Harcı” alt başlığında ise nispi harcın, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden belirleneceği belirtilmektedir. Somut olayda; davacının talepleri arasında Gebze İlçesi, ... Mahallesi, ...Ada, ... Parsel sayılı taşınmazın davacıya ait olduğunun tespiti talebinin de bulunduğu görülmektedir. Davacı taraf tapu iptal ve tescil talebinde bulunmamış, dava konusu taşınmazın kendilerine ait olduğunun tespitini istemişlerdir. Bu talep dahi özünde mülkiyet iddiasını içermektedir. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2015/6322 esas 2018/574 karar sayılı ilamı) 492 sayılı yasanın 16.maddesine göre ise taşınmazın aynına ilişkin davalarda dava değeri taşınmazın değeridir. Mahkemece bu talep yönünden tensip zaptının 2 numaralı ara kararı ile dava değerini bildirmesi ve harç ikmali için süre verildiği, davacının bu talep yönünden dava değerini 250.000,00 TL olarak açıklayıp 13.12.2022 tarihinde bu bedel üzerinden harç ikmal ettiği, ancak mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi ek ve kök raporunda taşınmazın dava tarihindeki değerinin 135.337.050,00 TL olarak belirlendiği, buna göre bu istem yönünden anılan bedel üzerinden 492 sayılı yasanın 16.maddesi gereği harç alındıktan sonra yargılamaya devam edilmesi gerekirken (Aynı yönde: Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 28.04.2021 tarih, 2020/1204 Esas, 2021/2006 Karar sayılı ilamı) eksik harç ile yargılamaya devam edilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş, dava konusu talınmazın keşfen belirlenen 135.337.050,00 TL için harcın tamamlanmak üzere davacı vekiline Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca süre verilmesi, harç ikmal edildiğinde, yargılamaya devam edilmesi, aksi halde dava dosyası ile ilgili dosyanın işlemden kaldırılması, yenilenmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, eksik harçla yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması doğru olmamıştır. b-Ayrıca bilindiği üzere; sıfat, dava konusu yapılan ve maddi hukuktan doğan hak ile taraflar arasındaki ilişkidir. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler şeklen o davanın taraflarıdır. Ancak mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esası bakımından bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez ve dava sıfat yokluğundan (husumetten), esastan reddedilir. Taraf sıfatının (davacı bakımından aktif husumet ehliyetinin; davalı bakımından, pasif husumet ehliyetinin) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için (def'i değil) bir itirazdır. Diğer bütün itiraz hallerinde olduğu gibi sıfat yokluğu da ancak dava dosyasından anlaşılabildiği ölçüde hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) gözetilir. ( Prof. Dr. Ramazan Arslan, Prof. Dr. Ejder Yılmaz, Prof. Dr. Sema Taşpınar Ayvaz; Medeni Usul Hukuku 1. Baskı Ankara 2016 sh 258-261). Nitekim yukarıda açıklanan ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.11.2013 tarih, 2013/13- 439 E. 2013/1595 K. sayılı kararı, 25/11/2015 tarih 2014/1-1019 E. 2015/2687 K.sayılı ile 27/01/2016 tarih, 2014/13-684 Esas ve 2016/106 Karar sayılı kararlarında da aynen benimsenmiştir. Mahkemece Gebze İlçesi, ... Mahallesi, ...Ada, ... Parsel sayılı taşınmazın davacıya ait olduğunun tespiti istemi yönünden davalının pasif husumeti olmadığından usulden reddine karar verilmiş ise de; az yukarıda açıklandığı üzere husumet yokluğu esasa ilişkin bir karar olup, husumet eksikliği halinde dava usulden değil, esastan reddedilecek olup, mahkemece husumet yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi de yerinde değildir. c-6100 sayılı HMK'nın "Dava dilekçesinin içeriği" başlıklı 119.maddesine göre; " (1) Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur: a) Mahkemenin adı. b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri. c) Davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası. ç) Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri. d) Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri. e) Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri. f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği. g) Dayanılan hukuki sebepler. ğ) Açık bir şekilde talep sonucu. h) Davacının, varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzası. (2) Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır." HMK'nın 24. maddesi olan talep sonucu başta olmak üzere özellikle 26. maddede açıkça belirtilen talep sonucuyla bağlılık ilkesi gereğince davacının talebini açık, tereddüt ve çelişki doğurmayacak şekilde belirtmesi, bu talebin dava konusu kısmı ve vakıalarla da uyumlu olması gerekir. Talep kısmına hiç yer verilmemesi, dilekçenin eksikliği sayılacağı gibi, talebin hükme götürmeye elverişli olmaması da eksiklik sayılmalıdır. Çünkü dava bu talebe göre yürütülecek, davanın türü bu talebe göre belirlenecek ve hüküm bu talep esas alınarak verilecektir. 6100 sayılı HMK'nın 33. maddesine göre hakim, Türk Hukukunu re'sen uygular. Olayların anlatımı taraflara, hukuki niteleme hakime aittir. HMK'nın 31. maddesi uyarınca; hakim uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukukî açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Somut olayda; Davacı tarafından dosyaya sunulan dava dilekçesinde iadesi talep edilen üyelikten doğan hakların ne olduğu açıklanmadığı gibi bu talep yönünden bir dava değerin de gösterilmemiştir. Az yukarıda açıklandığı üzere; 6100 sayılı yasanın 119/1-ğ maddesinde açıklandığı üzere dava dilekçesinin HMK'nın 119/1-ğ maddesindeki "açık bir şekilde talep sonucu"nu ve 119/1-d maddesindeki “Davanın konusu ve mal varlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri.”ni içermesi gerekmektedir. Aksi halde aynı yasanın 119/2. maddesi gereği mahkemece davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verilmeli, bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılmasına karar verilmelidir. Mahkemece anılan yasal düzenlemelere göre bir işlem yapılmadan ve 6100 sayılı yasanın 33.maddesi gereği davacının talep sonucu ve talep edilen hakların ne olduğu aydınlatılmadan yargılamaya devam edilip karar verilmesi hatalıdır. 2-Kaldırma nedenlerine göre diğer istinaf istemleri bu aşamada incelenmemiştir. Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacının istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kamu düzeni yönünden kabulüne, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a.4 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/04/2024 tarih, 2022/919 Esas - 2024/318 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.4 ve 355. maddesi uyarınca kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine, 5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.22/12/2025 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... *Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*