T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/619 Esas KARAR NO: 2026/194 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 29/12/2021 NUMARASI: 2020/528 Esas, 2021/835 Karar KARAR TARİHİ: 05/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete sağlık sigorta poliçesi il…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/619 Esas KARAR NO: 2026/194 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 29/12/2021 NUMARASI: 2020/528 Esas, 2021/835 Karar KARAR TARİHİ: 05/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete sağlık sigorta poliçesi ile sigortalı ...nin 08/02/2011 tarihinde ... plakalı araç içerisinde yolcu olarak bulunurken bu araçla ...'ye ait ...plakalı aracın çarpışması sonucu ağır yaralandığını, davalı ... sigortanın ... plakalı aracın sigortacısı olduğunu, kazada ... plakalı araç sürücüsünün %75, davalı ........ sigorta şirketinin sigortacısı olduğu ...araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğunu, sigortalının 64.959,46 Euro tutarındaki tedavi masraflarının müvekkili şirket tarafından karşılandığını belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 64.959,46 Euro maddi tazminatın fiili ödeme tarihindeki kur değeri üzerinden TL karşılığının temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davada görevli mahkmenin iş mahkemesi olduğunu, 5521 sayılı Kanun 7. Maddesi gereğince dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat edilmesi zorunlu olduğundan davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, tedavi masraflarının 2012-2014 yılları arasında yapıldığını, davanın açıldığı 05.03.2019 tarihine kadar alacağın 2918 Sayılı Yasa ve TBK hükümleri gereği 2 yıllık süre geçtiğinden zamanaşımına uğradığını, Kurum tarafından karşılanacağı belirtilen tedavi masraflarının Türkiye’de üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmeti bedeli olduğunu, bunun dışında yurtdışında çalışan ve çalıştığı ülke mevzuatına göre sigortalı olan kişilerin yurtdışında yapılan tedavi masraflarının 2918 sayılı yasanın 98. Maddesi çerçevesinde müvekkili kurumun sorumluluğunda olmadığını, davacının sigortalısı nın müvekkili Kuruma karşı ileri sürebileceği bir hakkı mevcut olmadığından taleplerin 2918 ve 5510 sayılı Kanunlar bakımından kabul edilebilirliği bulunmadığından davacının halefiyetinden bahsetmenin mümkün olmadığını, 5510 sayılı Kanun'un 93/1 maddesi hükmünün de bu durumu yasakladığını, kanun, yönetmelik ve genelge hükümleri çerçevesinde, trafik kazası nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin (tedavi, tıbbi malzeme, İlaç, refakatçi ve yol giderleri) Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamında Kurumca karşılandığını, iş göremezlik, maddi-manevi tazminat ve bakıcı giderleri gibi Kurumca karşılanmayan talepler için sigorta şirketlerinin sorumluluklarının devam ettiğini, Trafik Kazalarına Bağlı Tedavi Giderleri konulu 2012/5 sayılı Genelgenin 6111 sayılı Kanun’un Yürürlük Tarihinden Sonra Verilen Hizmetler başlıklı maddesinde "(5)Yabancı uyruklu kişilerin trafik kazalarına bağlı tedavilerinin devamını yabancı ülkelerde sürdürmeleri halinde yurtdışında verilen tedavi hizmetlerinin bedeli Kurumca karşılanmayacaktır." denildiğini, bu kapsamda; yurt dışında verilen sağlık hizmet bedellerinin müvekkili Kurum tarafından hiçbir şekilde karşılanmayacağını, uğranılan zararın yabancı para olarak talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesi sunmamıştır. Davalı... A.Ş. (........) vekili cevap dilekçesinde özetle; davada 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, dava açılmadan önce usulüne uygun başvuru yaparak gerekli evrakları müvekkiline vermemesi nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, ZMS poliçesi gereğince müvekkilinin davacıya gerekli ödemeyi yapması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, tedavi giderlerinden müvekkilinin sorumlu olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere ... tarafından dava konusu kaza nedeniyle yapılan ödeme varsa indirilmesi gerektiğini, gerçek zararın tespit edilmesi gerektiğini, müvekkilinin ancak sigortalının kusuru oranında sorumlu olacağını, usulüne uyun başvuru olmadığından faizden sorumlu tutulamayacağını, aksi halde ancak yasal faizle sorumlu olacaklarını belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalı ...'nin sorumluluğu, kurum tarafından gerçekleştirilen haksız fiile dayalı bulunmayıp, 2918 sayılı Kanunun 98. madesi atfıyla, kazazedeye 5510 sayılı Kanun çerçevesinde yapılacak tedavi yardımı ile ilgili olduğu, bu haliyle davanın 5510 sayılı Kanunun belirlediği sosyal güvenlik hukukunu ilgilendirdiği; uyuşmazlığın, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1 ve 7/3. maddeleri ile 5510 sayılı Kanunun 101. maddesi uyarınca, ... davalarına bakmakla görevli İş Mahkemesinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesi ile dava dilekçesinin görev nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. DAİREMİZİN 01/10/2020 TARİHLİ 2019/3440 ESAS 2020/1822 KARAR SAYILI KALDIRMA İLAMI; Davacının, trafik kazası sonucu yaralanan özel sağlık sigortası ile sigortalı için ödenen tedavi masraflarının araçların zorunlu mali mesuliyet sigortacısından ve Sosyal Güvenlik Kurumundan rücuan tazminini talep ettiği, bu durumda uyuşmazlığın, davalı sigorta şirketleri açısından sigorta poliçesindeki miktar ile sınırlı olarak ödeme yapılmasına ilişkin olduğu, zorunlu sigortanın 6102 sayılı TTK'da düzenlenmesine ve aynı Kanunun 4. maddesi uyarınca bu kanunda düzenlenen işlerden kaynaklanan hukuk davalarının ticari dava niteliğinde olduğu, ayrıca davacının da sigorta şirketi olmasına göre, ticari dava niteliğindeki uyuşmazlığın ticaret mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. KALDIRMA İLAMI SONRASI İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; kaza tarihinin 8.2.2011 olduğu, bu davanın ise 05.03.2019 tarihinde açıldığı, ancak davacı tarafın arabuluculuk başvurusunu 18/01/2019 tarihinde yaptığı, buna göre arabuluculuğa başvurunun 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadan yapıldığı, davalı ... vekilinin zamanaşımı defiine konu iki yıllık zamanaşımı süresinin ise Türk Borçlar Kanunu'nun 72. Maddesi uyarınca tazminat isteminin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı, davalıların sorumluluğuyla ilgili ........ 1. AHM'nin 2012/59 Esas sayılı dosyasının 07.03.2019 tarihinde Yargıtayca bozulduğuna göre, davacının sigortalısına ödeme yaptığı tarihin değil, davacının zararı ve sorumluları öğrendiği tarihin önemli olduğu, buna göre davacı tarafça arabulucuya başvurulduğu tarihte iki yıllık zamanaşımı süresinin de henüz başlamadığı gerekçesiyle davalının yerinde görülmeyen zamanaşımı defiinin reddi gerektiği, ......... Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/351 Esas Sayılı dosyasında, sanık hakkında HAGB verildiği, bu karar cezalandırılma niteliğinde bulunmadığından, mahkemece yapılan tespitler mahkemeyi bağlamayacağından ve mahkemedeki davada; davacı tarafından dava konusu rücuen tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinin talep edilmiş olması nedeniyle davaya konu trafik kazasındaki sürücülerin kusur oranlarının belirlenmesi sonuca etkili olmadığından HAGB kararının kesinleşip kesinleşmediği, itiraz edilmeksizin kesinleşmişse, sonrasında sanığın tekrar suç işlemesi nedeniyle dosyanın tekrar ele alınıp alınmadığı, hükmün açıklanıp açıklanmadığı hususları mahkemesine sorulmuş ise de, bu sorulara cevap verilmediği, Mahkemedeki davada sonuca etkili olmadığından bu hususta ....... Asliye Ceza Mahkemesinin cevabının beklenilmediği, bozma ilamı sonrasında ...... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/188 Esas Sayılı dosyada, davacı ... vekilinin 06/04/2018 tarihli dilekçesiyle davalı taraf ile maddi tazminat yönünden sulh olduklarını, maddi tazminat yönünden davanın konusuz kaldığını, maddi tazminat yönünden vekalet ücreti talebi olmadığını bildirdiği, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda 25/11/2020 tarih, 2020/291 karar sayılı ilâmı ile davacı vekilinin 06/04/2018 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat taleplerinden vazgeçtiği gerekçesiyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, davacı ... için 3.000,00 TL manevi tazminat verilmesine, diğer davacılar için de manevi tazminata hükmedilmesine karar verildiği, Mahkemece verilen kararın ve sonrasındaki ek kararın istinaf edilmemesi üzerine 23/04/2021 tarihinde kesinleştiği, dava dışı ...’nin yolcu olarak bulunduğu ... yönetimindeki ... plaka sayılı araç ile ... yönetimindeki ...plaka sayılı aracın çarpışması sonucu ...’nin yaralandığı, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/59 esas sayılı dosyasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen rapor ve bu mahkemece dinlenen tanık beyanlarına göre sigortacısı davalı... A.Ş. olan ...plaka sayılı aracın sürücüsü ...’in %80 oranında, davalı ... A.Ş. (... A.Ş.) tarafından sigortalanan ... plaka sayılı aracın sürücüsü ...’nin %20 oranında kusurlu olduğu, ancak davacının talebi rücuen tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili olduğundan kusur oranına ilişkin belirlemenin bu davada Mahkememe verilen karar açısından sonuca etkisi bulunmadığı, uzman hekim bilirkişi tarafından düzenlenen 05.04.2021 tarihli raporda; davacı şirketin dava dışı sigortalısı için karşıladığı toplam tedavi giderinin 64.959,46 Euro olarak belirlendiği, bu miktarın 58.611,62 Euro’luk kısmının tedavi gideri, geri kalan 6.347,84 Euro’luk kısmının bakım gideri olduğunun tespit edildiği, mahkemece uzman hekim bilirkişi tarafından düzenlenen raporun, dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve yeterli bulunarak hükme esas alındığı, davacı şirketin sigortalısı için ödeme yaptığı giderlere yönelik en son fatura tarihi 13.06.2014 olduğu, Bu tarihten itibaren zararının giderilmesi için davalılara başvurma hakkı olduğu, tedavi giderlerine ilişkin faturaların hizmet ile uyumlu ve gerekli olup olmadığı konusunda SUT kapsamında bir değerlendirme yapılmaksızın kaza ile illiyet bağı bulunan ve 6111 sayılı Yasa kapsamında kalan tüm belgeli tedavi giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olacağı, 05.04.2021 tarihli uzman hekim bilirkişi raporunda, davacı şirketin karşıladığı giderlerden 58.611,62 Euro'luk kısmının ...’nin sorumluluğunda olan tedavi gideri, geri kalan 6.347,84 Euro’luk kısmının bakım gideri olduğunun tespit edildiği, uzman hekim bilirkişi tarafından düzenlenen raporun denetime elverişli ve yeterli görüldüğü, buna göre; davacı şirketin karşıladığı giderlerden 58.611,62 Euro'luk kısmına ilişkin sorumluluğun davalı ...’ye ait olduğu, ancak 6.347,84 Euro’luk bakım gideri yönünden kazaya karışan araçların sigortacıları olan davalı sigorta şirketlerinin sorumluluklarının devam ettiği, davalı sigorta şirketlerinin dava dışı ...’ye karşı sorumlulukları KTK. 88. maddesi kapsamında olduğundan, halefiyet ilkesi gereğince davacı sigorta şirketine karşı da müteselsilen sorumlu oldukları, davalı ...’nın sorumluluğunun ise kanundan kaynaklanan bir sorumluluk olduğu, diğer davalılarla teselsül ilişkisinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 58.611,61 Euro rücuen tazminatın 13.02.2015 tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesine göre, Devlet Bankalarının Euro olarak açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek temerrüt faizi oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacak fiili ödeme günündeki Merkez Bankası efektif satış kuru TL karşılığı eklenmek suretiyle davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, 6.347,85 Euro rücuen tazminatın davalı ... A.Ş. açısından 05.02.2015 tarihinden, davalı... A.Ş. açısından 04.03.2019 tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesine göre, Devlet Bankalarının Euro olarak açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek temerrüt faizi oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacak fiili ödeme günündeki Merkez Bankası efektif satış kuru TL karşılığı eklenmek suretiyle müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının; faizin başlangıcı ve rücuen tazminatın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemlerinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalılarca ayrı ayrı istinaf edilmiştir.Davalı ... vekili istinaf nedenleri olarak; 5521 sayılı Kanun 7. Maddesi gereğince dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat edilmesi zorunlu olduğundan davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, tedavi masraflarının 2012-2014 yılları arasında yapıldığını, davanın açıldığı 05.03.2019 tarihine kadar alacağın 2918 sayılı yasa ve TBK hükümleri gereği 2 yıllık süre geçtiğinden zamanaşımına uğradığını, KTK. 109/2. Maddesindeki ceza zamanaşımının yalnızca KTK kapsamında sorumlu olan kişiler bakımından getirildiğini, dolayısıyla araç işleteni ve onun sigortacısının sorumluluğu bakımından bu sürenin uygulanacağını, Kurum tarafından karşılanacağı belirtilen tedavi masraflarının Türkiye’de üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmeti bedeli olduğunu, bunun dışında yurtdışında çalışan ve çalıştığı ülke mevzuatına göre sigortalı olan kişilerin yurtdışında yapılan tedavi masraflarının 2918 sayılı yasanın 98. Maddesi çerçevesinde müvekkili kurumun sorumluluğunda olmadığını, davacının sigortalısının müvekkili Kuruma karşı ileri sürebileceği bir hakkı mevcut olmadığından taleplerin 2918 ve 5510 sayılı Kanunlar bakımından kabul edilebilirliği bulunmadığından davacının halefiyetinden bahsetmenin mümkün olmadığını, 5510 sayılı Kanun'un 93/1 maddesi hükmünün de bu durumu yasakladığını, kanun, yönetmelik ve genelge hükümleri çerçevesinde, trafik kazası nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin (tedavi, tıbbi malzeme, İlaç, refakatçi ve yol giderleri) Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamında Kurumca karşılandığını, iş göremezlik, maddi-manevi tazminat ve bakıcı giderleri gibi Kurumca karşılanmayan talepler için sigorta şirketlerinin sorumluluklarının devam ettiğini, Trafik Kazalarına Bağlı Tedavi Giderleri konulu 2012/5 sayılı Genelgenin 6111 sayılı Kanun’un Yürürlük Tarihinden Sonra Verilen Hizmetler başlıklı maddesinde "(5)Yabancı uyruklu kişilerin trafik kazalarına bağlı tedavilerinin devamını yabancı ülkelerde sürdürmeleri halinde yurtdışında verilen tedavi hizmetlerinin bedeli Kurumca karşılanmayacaktır." denildiğini, bu kapsamda; yurt dışında verilen sağlık hizmet bedellerinin müvekkili Kurum tarafından hiçbir şekilde karşılanmayacağını, uğranılan zararın yabancı para olarak talep edilmesinin, yabancı para olarak karar verilmesinin ve Devlet Bankalarının Euro olarak açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek temerrüt faizi oranına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece kısmen kabul kararı verilmiş olması karşısında yargılama gideri ve vekalet ücreti bakımından davacı lehine tam kabul şeklinde karar verilmesinin ve müvekkili kurum aleyhine ise hiç bir hüküm kurulmamasının HMK. 323. maddesine aykırılık teşkil ettiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili istinaf nedenleri olarak; dava zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığından zamanaşımı itirazları doğrultusunda davanın reddi gerektiğini, ... Genel Şartlarına (Genel Şartlar A.5. B) göre, geçici iş görmezlik ve tedavi gideri tazminatının poliçe teminatı kapsamında olmadığının açıkça belirtildiğini, davacının sağlık kurul raporu olmadığından davacının geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminat talebinin sağlık gideri teminatı kapsamında olduğunu, sağlık gideri teminatından da ... nın sorumlu olduğunu, ilgili Kanun’un 59 ve Geçici 1’nci maddesi ile getirilen yeni hükümler çerçevesinde trafik kazalarına bağlı olarak müvekkili şirket aleyhine açılmış olan tedavi masrafları tazminatı ile ilgili müvekkili şirketin yükümlülüğünün sona erdiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı doğrultusunda geçici iş görmezlik tazminat talebinin “Tedavi Giderleri Teminatı” içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, bu gerekçelerle müvekkili aleyhine "bakıcı gideri"ne hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, haksız fiilden kaynaklanan alacaklarda yasal faiz uygulanması gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı... A.Ş. (Eski unvanı... A.Ş.) vekili istinaf nedenleri olarak; ödeme tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde rücu davası açılmadığından ve başvuru bulunmadığından müvekkili şirket yönünden davanın reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı %80 olup bakıcı giderinin tamamından müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında olduğunu, diğer davalı ... A.Ş. ile birlikte zararın tamamından müvekkilinin sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Dava, 08/02/2011 tarihinde Türkiye'de meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanan, davacı ... Mercii nezdinde sigortalısına yapılan tedavi giderlerinin davalılardan rücuen tazmini istemine ilişkindir.Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalılar tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamına göre dava dışı sigortalı ...nin "Sağlık Sigorta Poliçesi" ile davacı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğu, 08.02.2011 kaza tarihinde, ...'ye ait ... plakalı araç ile ...'ye ait ...plakalı aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında, ... plakalı araç içerisinde yolcu olarak bulunan dava dışı sigortalı ...nin yaralandığı, davacının sigorta poliçesi gereğince ödediği tedavi giderlerini, rücuen araçların trafik sigortasını düzenleyen davalı sigorta şirketleri ile 6111 sayılı Kanun kapsamında davalı kurumdan talep ettiği anlaşılmaktadır. 25.02.2011 tarih ve 6111 sayılı Yasa'nın 59 ncu maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98 nci maddesini başlığı ile birlikte değiştirmiş ve trafik kazasına bağlı olarak gerçekleşen tüm sağlık hizmeti bedellerinin ... tarafından karşılanacağını, trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigortalarda, sigorta şirketlerince belirlenen primlerin ve ...’nca tahsil edilen katkı paylarından belirli bir oranın Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılacağını, yine aynı Yasa'nın geçici 1 nci maddesi de bu Kanun’un yayınlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmeti bedellerinin ... tarafından karşılanacağını düzenlemiştir. 6111 Sayılı Kanunun 59. maddesi ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun "Sağlık hizmet bedellerinin ödenmesi" başlıklı 98. maddesinin 1. fıkrasında "Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde ... tarafından karşılanır. (Ek cümle: 4/4/2015-6645/60 md.) Ancak, ..., bu kapsama girenler yönünden genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmetlerine ilave sağlık hizmetlerini belirler, protez ve ortezler için farklı birim fiyatı tespit eder. Bu sağlık hizmetleri sağlık uygulama tebliğindeki istisnai sağlık hizmetleri kapsamına dâhil edilmez." hükmü düzenlemiştir. 6111 Sayılı Kanunun geçici 1. maddesinde ise "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedelleri ... tarafından karşılanır. Söz konusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59 uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20’sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili ........ şirketleri ve ............nın yükümlülükleri sona erer." şeklinde hüküm içermektedir. Öte yandan, Danıştay 15. Dairesi 2013/773 Esas ve 14/11/2013 tarihli kararı ile önce Trafik Kazaları Nedeniyle İlgililere Sunulan Sağlık Hizmet Bedellerinin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. bendinde yer alan "Kurum tarafından Sağlık Uygulama Tebliğinde (SUT) yer alan hükümler doğrultusunda" ibaresinin yürütmesinin durdurulmasına karar vermiş olup akabinde 2013/773 Esas 2016/1779 Karar ve 16/03/2016 tarihli karar ile ise, dava konusu Trafik Kazaları Nedeniyle İlgililere Sunulan Sağlık Hizmet Bedellerinin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. bendinde yer alan "... Sağlık Uygulama Tebliğinde (SUT) yer alan hükümler doğrultusunda" ibaresinin iptaline karar verilmiştir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1 maddesinde, sigortacı poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. Karayolları Trafik Kanuna göre, zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmak zorunludur. Sigorta poliçesinde belirtilen, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle sigorta şirketi zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin, prim ödeyen işleten ve sürücüsünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun davalı ...'na geçtiğinde kuşku yoktur. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir (Y. 4 HD. 2021/25173 E. 2024/881 K. sayılı ilamı).Y. 11. HD. 13.10.2021 T. 2020/769 E. 2021/5982 K. Sayılı İlamı;"...Davacının zararı yabancı para üzerinden gerçekleştiğine göre Dairemizin 23.09.2013 tarih 2013/11820 E.-16321K. sayılı bozma ilamında da ifade edildiği üzere, mahkemece yabancı para üzerinden tespit edilen tazminatın fiili ödeme günündeki TL karşılığına ve ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, bozma ilamının gereği yerine getirilmeksizin yazılı şekilde bilirkişi raporunun düzenlenme tarihindeki döviz kuru esas alınarak tazminatın TL karşılığına hükmedilmesi ve yine yasal faize hükmedilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 23.10.2019 tarih 2018/5268 esas 2019/6645 karar sayılı onama ilamının kaldırılarak, yukarıda anılan gerekçeyle mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir." şeklindedir.KTK'nun 109. maddesinin 1. ve 2. fıkrasında; "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmü yer almaktadır. "...Dava, sağlık sigortası poliçesi uyarınca hak sahibine ödenen tedavi giderinin 6111 sayılı Kanun uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumundan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Rücu davası, sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Bu nedenle sigortacı tarafından açılan rücu davası aslında bir tazminat davasıdır. Zamanaşımı yönünden sigortalı için uygulanacak hükümler sigorta şirketi için de uygulanacaktır. Yine aynı nedenle zamanaşımı sigortalı için hangi tarihte işlemeye başlamış ise sigortacı için de aynı tarihte başlar ve aynı tarihte dolar. Zamanaşımı süresini düzenleyen 2918 sayılı KTK’nin 109/2. maddesinde davanın cezayı gerektiren bir fiilden doğmuş olması ve Ceza Kanununda bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri için de geçerli olacağı düzenlenmiştir. Somut olayda, davacının sigortalısının yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazasının, cezayı gerektiren bir eylem niteliğinde bulunması, bu eylemle ilgili ceza davasının sekiz yıllık zamanaşımı süresine tabi olması, 04.10.2011 kaza tarihinin üzerinden sekiz yıl geçmeden 24.3.2014 tarihinde davanın açılması karşısında, zamanaşımının gerçekleşmediği açıktır. Bu durumda mahkemece, zamanaşımı def’i reddedilip, davanın esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, zamanaşımı nedeni ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır..." (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/1686 Esas 2015/4071 Karar sayılı ilamı). 1-Somut olayda, davacı sigorta şirketi tarafından, sigortalısının trafik kazası sonucu yaralanması sebebiyle sağlık sigorta poliçesi uyarınca ödenen tedavi giderlerinin, sigortalının haklarına halef olarak davalı ...'dan tahsili talep edildiği için zamanaşımı süresinin KTK'nın 109/1. ve 2. maddesi uyarınca değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacının sigortalısının yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazası cezayı gerektiren bir eylem niteliğinde olup, bu eylemle ilgili 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen ceza zamanaşımı süresi 8 yıldır. Kaza tarihi olan tarihinden, davanın açıldığı tarihe kadar sekiz yıllık zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı anlaşılmakla davalıların zamanaşımına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 2-Davalı ... vekili, davacının davalı ... ya rücu etmesine ilişkin yasal bir dayanak bulunmadığını ileri sürerek davacının rücu hakkının bulunmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti Arasında Sosyal Güvenlik Konusunda Yapılan Sözleşme’nin 50 nci maddesinde yer alan "(1) Akit taraflardan birinin mevzuatına göre, diğer akit taraf ülkesinde olan bir sigorta vakası dolayısı ile yardıma hak kazanan bir kimse diğer akit taraf nizamlarına göre üçüncü bir şahıstan zararın tazminini istemek hakkına sahip ise, bu hak, ilgili mevzuat dairesinde, yardımı yapacak olan akit tarafın Sosyal Sigorta Merciine intikal eder. (2) Akit taraflardan birinin Sosyal Sigorta Mercii üçüncü bir şahıstan doğrudan doğruya bir tazminat istemek hakkına sahip ise, diğer akit taraf bu hakkı tanır." hükmü uyarınca Alman sigorta merciinin aktif dava ehliyeti bulunduğu anlaşılmaktadır. Rücû hakkınının kapsamı ise, Türk Hukukuna göre belirlenecektir. Dolayısıyla davalı ... vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 3-Somut olayda, 08.02.2011 tarihinde Türkiye'de meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanan, davacı ... Mercii nezdinde sigortalıya yapılan tedavi giderlerinin rücuen davalı ... dan talep edilmiştir. Dosya kapsamında alınan teknik bilirkişi raporunda yapılan tespitler gereğince, davacı sigortalısının Türk Vatandaşı olması nedeniyle ve yukarıda değinilen yasa değişikliği ile artık SUT kapsamında değil fatura bedeli üzerinden ödeme yapılması gerekeceğinden ve yine geçici 1. Maddede bu Kanun’un yayınlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmeti bedellerinin de ... tarafından karşılanacağı düzenlendiğinden ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun "Sağlık hizmet bedellerinin ödenmesi" başlıklı 98. maddesinde trafik kazası nedeniyle yapılacak ödemede aciliyet şartının aranmadığı anlaşıldığından davalı ... uygulanan tedavilerin davacının sigortalısının kazadan kaynaklı yaralan ması ile uyumlu olduğu tüm tedavi giderlerinden sorumlu olacaktır. Dosyada kapsamında alınan 05.04.2021 tarihli doktor bilirkişi raporunda, davacı şirketin karşıladığı giderlerden 58.611,62 Euro'luk kısmının ...’nin sorumluluğunda olan tedavi giderleri olduğu ve geri kalan 6.347,84 Euro’luk kısmının bakım (iyileştirme gideri) olduğu tespit edilmiştir. Bu tespite göre, trafik kazasına bağlı gelişen tıbbi durum ve sonraki süreçlerdeki tıbbi durumlar sebebiyle yapılmış belgeli tedavi giderleri toplamının 64.959,46 Euro olduğu tespit edilmiş olup davacı tarafından da davada Euro talep edildiğinden somut olayda talep edilen tedavi giderleri miktarının kazadan kaynaklı yaralanma ile uyumlu olduğu anlaşılmıştır.Davalı ... nın sorumluluğu 6111 Sayılı Kanunun 59. maddesi ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun "Sağlık hizmet bedellerinin ödenmesi" başlıklı 98. Maddesinden kaynaklı yasal bir sorumluluk olup trafik kazasından kaynaklanan kaza ile uyumlu tedavi giderlerinden sorumlu olduğundan davacı Türk Vatandaşının yurt dışında ikamet etmesi nedeniyle uğradığı gerçek zararı telafi etmek zorundadır. Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin yurt dışında yapılan tedavi gideri ödemesi yönünden sigortalısına döviz bazında ödeme yaptığını belirterek döviz cinsinden yapılan ödemenin tahsil tarihindeki kur karşılığının faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Bu açıklamalardan sonra somut olayda, davacının tedavi ve bakım gideri olarak belgelendirdiği toplam 64.959,46 Euro maddi tazminattan yasal düzenleme gereğince davalı ... tek başına sorumlu olacaktır. Diğer davalı sigorta şirketlerinin ise, yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunduğundan davalı sigorta şirketlerinin somut olayda belgelendirilmiş tedavi giderlerinden sorumlulukları bulunmamaktadır. Bu tespitlere göre, istinafa gelenin sıfatına ve istinaf sebepleriyle yapılan sınırlı denetim neticesinde, mahkemece davalı ... yönünden verilen karar yerindedir. Ancak bu kabule göre, davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen davadaki haklılık oranına göre davalı ... lehine yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmemesi yerinde olmamıştır. 4-Davalı sigorta şirketlerinin, prim ödeyen işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan yükümlülüğü, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluk davalı ...'na geçmiştir. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir. Somut olayda, tedavi giderleri belgeli olduğundan davalı sigorta şirketlerinin tedavi giderleri yönünden sorumlulukları bulunmadığından bu davalılar aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde olmamıştır.Açıklanan nedenlerle; davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkeme kararının HMK 353/1b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın davalı ... yönünden kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine; diğer davalı sigorta şirketleri yönünden davanın reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜNE, İstanbul Anadolu ....... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/528 Esas, 2021/....Karar sayılı ve ..../12/2021 tarihli kararının HMK 353/1b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 2-a)Davanın KISMEN KABULÜ ile, 58.611,61 EURO tazminatın 13.02.2015 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin (a) bendi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, b)Diğer davalı sigorta şirketleri yönünden davanın REDDİNE, c)Davalı ... harçtan muaf olduğundan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 6.767,01 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, d)Davacı tarafından yapılan toplam 1.756,150 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.584,54 TL'sinin davalı ...'dan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı taraf üzerinde bırakılmasına, e)Davalı ... tarafından yapılan 32,50 TL yargılama giderinden davanın red miktarı üzerinden hesaplanan 3,18 TL'sinin davacıdan alınarak davalı ...' ya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davalı ... üzerinde bırakılmasına, f)Diğer davalı şirketler tarafından yapılan yargılama giderleri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA, g)Davacı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 57.204,92 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya VERİLMESİNE, ğ)Davalı ... yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 38.721,89 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'ya VERİLMESİNE, h)Davalı ... Anonim Şirketi yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... A.Ş.'ye VERİLMESİNE, ı)Davalı... A.Ş. (Eski unvanı... A.Ş.) yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı... A.Ş.'ye VERİLMESİNE, İstinaf Giderleri Yönünden; 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı ... A.Ş. tarafından yatırılan 662,14 TL harcın mahsubu ile bakiye 69,86 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı... A.Ş. (Eski unvanı... A.Ş.) tarafından yatırılan 1.681,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 949,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı... A.Ş.(Eski unvanı... A.Ş.)'ye İADESİNE, 5-Davalı ... Anonim Şirketi tarafından karşılanan 57,60 TL istinaf yargılama giderleri ile 882,84 TL istinaf başvuru ve karar harcı olmak üzere toplam 940,44 TL'nin davacıdan alınarak davalı ... Anonim Şirketine VERİLMESİNE, 6-Davalı davalı... A.Ş. (Eski unvanı... A.Ş.) tarafından istinaf başvuru ve karar harcı olmak üzere toplam yatırılan 952,70 TL'nin davacıdan alınarak davalı... A.Ş. (Eski unvanı... A.Ş.)'ne VERİLMESİNE, 7-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 05/02/2026