9. Hukuk Dairesi 2025/9365 E. , 2026/512 K. "" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1552 E., 2025/2282 K. BİRLEŞEN DAVA MAHKEMESİ : Kütahya 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/59 E., 2022/94 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin n…
9. Hukuk Dairesi 2025/9365 E. , 2026/512 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1552 E., 2025/2282 K. BİRLEŞEN DAVA MAHKEMESİ : Kütahya 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/59 E., 2022/94 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Asıl dava bakımından; davalı aleyhine hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar 60.846,11 TL olmakla belirtilen miktar, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kaldığından, davalı vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekir. Birleşen dava bakımından gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin 05.10.2006 tarihinden bu yana ... ... ... Şirketinin (...) alt işvereninde itfaiyeci olarak işe girdiğini, özelleştirmeye kadar asıl işlerde fakat alt işveren firmalarda çalıştırılan davacının iş sözleşmesinin 17.06.2013 tarihinde devralan işveren davalı Şirkete devredildiği, devir öncesi dönemde ...’ın alt işveren firmalarında asıl işi yapan davacının muvazaanın tespiti ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarının ödenmesi için Kütahya 2. İş Mahkemesinin 2016/129 Esas, 2016/184 Karar sayılı dosyası ile dava açtığını ve ... ve alt işverenler arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun kesinleştiğini, devreden ...’ın işçisi olduğuna dair kesinleşmiş Mahkeme kararına rağmen Kurum işçileri ile taşeron firmalardan geçen işçiler arasında ayrım yapıldığını, davacının devirden önce kazanılmış hakları devir sonrasında yok sayılarak yeni giren işçi gibi işlem yapıldığını, işçinin yazılı muvafakatı alınmadan ücretinin düşürülemeyeceğini iddia ederek ayrımcılık tazminatı, ücret farkı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, vardiya tazminatı, iş güçlüğü tazminatı, ikramiye, bakım tazminatı ve hizmet teşvik primi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; müvekkilinin .... Noterliğinin 31.03.2021 tarih, ... yevmiye No.lu ihtarnamesi ile Sosyal Güvenlik Kurumu yazısı ile sabit olduğu üzere yaş dışında emeklilik şartlarını sağladığını ve iş sözleşmesini bu nedenle feshettiğini ancak davalı işverenin işten çıkış kodunun 14 olarak bildirilmesine rağmen kıdem tazminatını ödemediğini, yıllık ücretli izin sürelerini toplu iş sözleşmesine göre belirlemediğini iddia ederek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, giyim yardımı ve ... yardımı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Şirket vekili asıl ve birleşen davaya karşı sunduğu cevap dilekçesinde; belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar olmadığını, yetki itirazı ve zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının 07.10.2013 tarihine kadar davalı Şirket çalışanı olmadığını ve davalı Şirket ile aralarında imzalanmış bir iş sözleşmesi bulunmadığını, davacının, davalı Şirket bünyesinde 07.10.2013 tarihinde çalışmaya başladığını devir öncesi dönemden ...' ın sorumlu olduğunu, çalıştığı dönem boyunca hak ettiği tüm ücretlerin banka kanalıyla ödendiğini, davacının alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 05.10.2006 - 06.04.2021 tarihleri arasında devir öncesinde alt işverenler bünyesinde,17.06.2013 tarihli devir sonrası davalı Şirket bünyesinde çalıştığı, davacının çalıştırıldığı işyerinin Özelleştirme Yüksek Kurulunun 15.03.2013 tarihli ve 2013/55 sayılı kararı uyarınca Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve ... ile ... ... AŞ arasında satış ve işletme hakkı devir sözleşmesi ile 17.06.2013 tarihinde ... ... ... ... AŞ'ye devir ve teslim edildiği, davacının dava dışı ...'den işi alan firmalar bünyesinde çalışmaya başladığı, devir tarihinden sonra, önce ... Şirketinde daha sonra makul süre içerisinde davalı ... Şirketi bünyesinde çalışmaya başlayarak emekli olduğu tarihe kadar çalışmasına devam ettiği, Kütahya 2. İş Mahkemesinin 2016/129 Esas, 2016/184 Karar sayılı kararı ile ... ile alt işverenler arasındaki hizmet alım sözleşmelerinin muvazaalı olduğu, davacının başlangıçtan itibaren davalı ...'ın işçisi olduğu kabul edildiği ve kararın kesinleştiği, davacının 15.04.2011 tarihinde sendika üyesi olduğu, tüm dosya kapsamı değerlendirildiğnide, davacının devir işçisi olduğu ve devir işçisi olduğu gözetilerek alacakların hesaplanması gerektiği, devir sonrasında ... Sendikası ile ...AŞ arasında 01.11.2013-28.02.2015 tarihleri arasında uygulanmak üzere İşyeri Toplu İş Sözleşmesi Protokolü'nün (Protokol) imzalandığı, Protokol sonrasında, ... Sendikası ile ...AŞ arasında imzalanan 01.03.2015-28.02.2018 yürürlük tarihli 1. Dönem Toplu İş Sözleşmesi, 01.03.2018-28.02.2021 yürürlük tarihli 2. Dönem Toplu İş Sözleşmesi ve 01.03.2021-29.02.2024 yürürlük tarihli 3. Dönem Toplu İş Sözleşmesi uygulandığı, işyerinin devri sonrası ... Sendikası ile ...AŞ arasında imzalanan 01.11.2013-28.02.2015 yürürlük tarihli İşyeri Toplu İş Sözleşmesi Protokolünde sendika üyesi işçilerin ücretleri ile ilgili yeni ücret skalasının düzenlendiği, Protokol'ün 73. maddesindeki “Bu protokol anlamındaki asgari ücret; işçilerin işgal ettikleri görev (pozisyon) unvanlarına göre, sözleşmenin ekindeki tespit edilmiş dereceler için öngörülmüş ücretlerin yazıldığı cetvellerde belirlenen taban ücretleridir” hükmü gereğince işçilerin kıdem ve derecelerine göre ...'tan devir alınan işçiler ve işe yeni alınan işçiler için iki ayrı (...) yevmiye cetvellerinin uygulamaya konduğu, yeni ücret uygulamasında davacının intibakı yapılır iken, yeni işe giren işçiler için geçerli olan ... yevmiye cetvelindeki (devir tarihinden sonra işe alınan işçi) ücretinin dikkate alındığı, davacının ...'ta çalıştığı döneme ilişkin kesinleşen muvazaa olgusu nedeniyle ...'ın işçisi olduğunun kabulü ile ücretinin "devir işçileri" için belirlenen ... yevmiye cetvelinde yer alan "devir işçisi" olarak belirlenmesi gerektiği, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, bilirkişi raporu doğrultusunda alacaklarının hüküm altına alındığı belirtilerek asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Güncel Yargıtay Kararı gereğince ...'ın muvazaasından müvekkili Şirketin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, 2. Davacının 01.11.2013 tarihinden önceki çalışmalarına ilişkin olarak müvekkil Şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, özelleştirme sözleşmesi uyarınca, dava konusu (devir öncesine ilişkin) kıdem tazminatlarından ... ile alt işveren şirketlerin sorumlu olduğunu, 3. Davacının, müvekkili Şirket bünyesinde 01.11.2013-06.04.2021 tarihleri arasında çalıştığını, devir işçisi olmadığını, 4. Davacının özelleştirme sonrasında ... ve ... isimli firmalar nezdinde çalıştığı ve buradaki çalışmalarının sona ermesinin akabinde 01.11.2013 tarihinde müvekkili şirket ile yeni bir iş sözleşmesi kurulduğunu, Yargıtay tarafından kabul edilen makul sürenin geçmiş olduğunu, 5. Müvekkili Şirketin dava dışı ...'ın muvazaasından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, 6. Davacının özelleştirme tarihinde muvazaalı olarak çalıştırıldığına dair mahkeme kararı mevcut olmadığını, 7. Davanın hakkın kötüye kullanılması yasağına ve çelişkili davranış yasağına aykırı olduğunu, bu yönüyle de davanın reddi gerektiğini, 8. Davacının müvekkili Şirket nezdindeki tüm hak ve alacaklarının kendisine eksiksiz ödendiğini, 9. Hükmedilen faiz başlangıç tarihleri ile faiz oranlarının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davacının ...'tan devredilen işçi olup olmadığı, bunun sonucu olarak da davacının dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığı ve alacakların hesaplanmasına ilişkindir. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda ve yukarıda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. Davacı, devirden sonra da davalı işyerinde kesintisiz olarak çalışmaya devam ettiğini, kesinleşmiş mahkeme kararı ile ... işçisi olduğunun tespit edildiğini, bu sebeple davacının ücretinin ...'tan devredilen işçi ücreti nazara alınarak alacaklarının hesaplaması gerektiğini iddia etmiştir. Mahkemece davacının sendikalı işçi olduğu ve hakkında kesinleşmiş muvazaa kararının varlığı nedeniyle toplu iş sözleşmesi protokolü ek-II-A'da yer alan "devir elamanları için geçerli olan ücret" dikkate alınarak ücret belirlenmiş ve buna göre birleşen davaya konu alacaklar hesaplanmıştır. Ancak davacının davalıda işe başladığı sırada davalı Şirket ile yeni bir iş sözleşmesi imzaladığı, sözleşmede günlük/aylık ücret tutarı belirlendiği, davacının sözü edilen sözleşmeyi imzalamakla belirlenen ücreti kabul ettiği ve sözleşmede kararlaştırılan ücretin işçiyi bağlayacağı dikkate alındığında, toplu iş sözleşmesi protokolü ek-II-A'da yer alan ücret dikkate alınarak hesaplama yapılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Asıl Dava Yönünden Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, B. Birleşen Dava Yönünden 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.