T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1809 - 2026/484 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1809 KARAR NO : 2026/484 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/07/2024 NUMARASI : 2023/738 Esas - 2024/413 Karar DAVACI : ADA ERC YAPI İNŞAAT İTHALAT İHRACAT SANA…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1809 - 2026/484 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1809 KARAR NO : 2026/484 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/07/2024 NUMARASI : 2023/738 Esas - 2024/413 Karar DAVACI : ADA ERC YAPI İNŞAAT İTHALAT İHRACAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 22/12/2023 KARAR TARİHİ : 11/03/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 23/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından davalı şirkete konteyner imalat ve satışı yapıldığını ancak icra takibine konu 9.440 TL, 18.000 TL ve 20.000 TL bedelli faturalara konu işlerin ücreti tahsil edilmemiştir. Davalı yanın bu ödemeleri yapmaktan kötü niyetli olarak kaçınmaktadır. Toplam değeri 47.440,00 TL olan alacak için Sakarya 1. İcra Dairesi 2022/16509 Esas dosyası ile icra takibine başlandığını, davalı şirketin haksız ve kötü niyetli olarak, hiç bir dayanağı olmadan ve borcu olduğunu bilerek tamamen süre kazanma ve borcunu ödemekten kaçınma amaçları ile 26.12.2022 tarihli dilekçesi ile takibe itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu, arabuluculuk işlemlerinin borç ödenmemesi nedeniyle sonuçsuz kaldığını, davalı şirkete kesilen ve tebliğ edilen faturalara herhangi bir itiraz olmadığını, davalının itirazının kötü niyetli olarak yapmasından dolayı, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu faturaların herhangi bir şekilde davalıya tebliğ edilmediğini, davalının muhasebecisi ile davacının muhasebecesinin aynı kişi olduğunu, davalının bahse konu faturalardan haberdar olmadan faturaların kesildiğini, davalıya fatura içeriğinde belirtilen malların teslim edilmediğini, söz konusu malların teslim edildiğinin davacı tarafça ispat edilmesi gerektiğini, faturaların tek başına taraflar arasında ki akdi ilişkinin belgesi sayılamayacağını, haksız ve kötü niyetli açılan davanın esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... 1-Davanın KABULÜNE, Sakarya 1. İcra Müdürlüğü'nün 2022/16509 Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin aynen devamına, 2-Alacak likit olduğundan İİK 67/2. madde uyarınca 47.440,00 TL üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatına davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı taraf her ne kadar dava dilekçesinde davalı şirkete kesilen ve tebliğ edilen faturalara davalının itiraz etmediğini öne sürerek kanuni karineye dayanmış ise de bahse konu faturaların herhangi bir şekilde tebliğ edilmediğini, davalı şirkete fatura içeriğinde belirtilen malların teslim edilmemiş olduğunu, söz konusu malların teslim edildiğini davacı tarafın ispat etmekle yükümlü olduğunu, davacı tarafla iş bu faturalara ilişkin bir sözleşmenin varlığını kabul etmediklerini, sözleşmenin varlığı bir karine ile kabul edilse dahi ayrıca faturalara konu malların taraflarına teslim de edilmemiş olduğu davacıya bu faturalara dayanarak davalının herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı faturalara konu malları davalıya teslim etmediğini, davacı kötü niyetle icra takibi yaptığı için davalının icra takibine itiraz ettiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; maddi gerçeği yansıtan bilirkişi raporuna davalının itiraz etmediğini, davalı yan her ne kadar itiraz dilekçesinde kanuni karinenin aksinin ispatının mümkün olduğunu belirtse de mahkemenin böyle bir ispatta bulunmadığını, bu durumun dosya kapsamından açıkça anlaşılır olduğunu, bu açık duruma karşı davalı yanın tüm bu itiraz ve istinaf taleplerinin nedeninin borcunu ödemekten kaçınmak ve davacının alacağına kavuşmasını geciktirmek olduğunu, mehil vesikası ve tehiri icra talepleri sebebi ile davacının bu gün dahi alacağına kavuşamadığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/07/2024 tarih, 2023/738 Esas - 2024/413 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacının, faturadan kaynaklanan alacağının tahsili için Sakarya 1. İcra Dairesinin 2022/16509 Esas sayılı ilamsız icra takibini başlattığı, davalının ödeme emrine süresinde itiraz etmesi üzerine eldeki davayı açtığı, davalının davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır. İcra Takibine İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur (2004 sayılı kanun 62.madde). Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir (2004 sayılı kanun 67.madde). İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III). Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. 2021/377 Karar). İtirazın iptali davaları takip hukuku kaynaklı, icra takibine sıkı sıkıya bağlı ve alacağın varlığını maddi hukuk kuralları çerçevesinde belirlemeye yarayan kendine özgü davalardır. Dava ile takip arasındaki bu sıkı ilişki nedeniyle dava konusu, ancak takip talepnamesinde yazılı alacak dayanağı, tutar ve benzeri talepler olabilir ve kural olarak ispat vasıtaları da bu çerçevede değerlendirilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222-(3) maddesine göre, usulüne uygun tutulan ticarî defter kayıtlarının sahibi lehine delil olabilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir”. Alacak davasında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani davacıya düşer. Zira hukuki ilişkinin varlığını iddia eden ve bundan dolayı alacaklı olduğunu ileri süren taraf davacı olduğu için 4721 sayılı TMK’nın 6. maddesi (HMK. md. 190) uyarınca ispat külfeti davacı alacaklıdadır. Kuşkusuz bu kuralın uygulanabilmesi için davalı borçlunun dava konusu hukuki ilişkiyi inkar etmesi ve borcun hiç doğmadığını ileri sürmesi gerekmektedir. Dava konusu faturanın düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı TTK’nın 23. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197 k. Sayılı ilamı). Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı). Eldeki davada; davacı taraf, davaya konu fatura konusu malları davalıya gönderdiğini ancak bedellerinin ödenmediğini ileri sürerek alacaklı olduğunu iddia etmiş, davalı taraf davacıya borcunun bulunmadığını savunmuştur. Tarafların ticari defterleri incelendiğinde, tarafların açık hesaba dayalı bir ticari ilişkilerinin bulunduğu görülmektedir. Bu durumda davacının taraflar arasındaki ticari ilişkiyi kanıtladığı değerlendirilmelidir. Dosya kapsamından, mahkemece dosyaya alınan bilirkişi raporunda; tarafların ticari defterlerinin incelendiği, davalının 2021 yılına ait defterlerinin incelenmediği bildirilmiştir. 6100 sayılı yasanın 222-(1) maddesine göre mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Yine aynı maddenin 3. Fıkrasına göre ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. 6100 sayılı yasanın 220/3.maddesi ise belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir şeklinde düzenleme getirmiştir. Eldeki davada, mahkemece; davalı tarafa 04/01/2024 tarihli tensip zaptıyla tutulması zorunlu ticari defterleri hakkında bilgi verilmesi istenmiş, davalı tarafından 2021 yılı ticari defterleri bulunmadan ticari defterleri sunulmuş, Mahkemece alınan bilirkişi raporu, davalının 2021 yılı ticari defterleri değerlendirilmeden, davacının ticari defterlerine üstünlük tanınarak alınmış, bu rapor hükme esas alınarak karar verilmiştir. 6100 sayılı yasanın 222-(3) ve 220-(3) maddelerine uygun bir kesin süre verilmeden davacının kendi defterlerine üstünlük tanındığı anlaşılmaktadır. Bu noktada, davalının gerçek kişi olduğu da nazara alınarak, Mahkemece tacir kişiliğinin araştırılması için ilgili yerlere müzekkereler yazılmış ve davalının tacir olduğu değerlendirilmiş ise de, davalının 2021 yılı ticari defterlerini tutma yükümlülüğü bulunup bulunmadığı ve 2021 tarihinde tacir sıfatı bulunup bulunmadığı da araştırılmamıştır. Gelinen bu aşamada mahkemece yapılması gereken; davalının eksik olan 2021 yılı ticari defterlerinin bulunduğu dönemde, bilanço esasına göre vergilendirilen kişilerden olup olmadığı konusunun ilgili vergi dairesinden sorulması, davalının o dönemde tacir olduğu ve defter tutması gereken kişilerden olduğu değerlendirilir ise, davalıya, 2021 tarihlerine ait tutulması zorunlu ticari defterlerini dosyaya sunması veya bulunduğu yeri bildirmesi için uygun bir kesin süre verilmesi, kesin sürede anılan defterlerin sunulmaması halinde 6100 sayılı HMK'nın 222-(3) ve 220-(3) maddeleri gereğince davalının defter ibrazından kaçınmış sayılacağı ve davacının defter kayıtlarının hükme esas alınacağı hususlarının ihtar edilmesi, defterlerin sunulması halinde bir SMMM bilirkişiden ek rapor alınarak davacının düzenlediği faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığının değerlendirilmesi ve taraflar arasındaki alacak borç ilişkisini ortaya koyar nitelikte taraf ve mahkeme denetimine uygun rapor alınması, en nihayetinde tarafların yemin deliline dayandığı da gözetilerek ve duruma göre yemin delili de hatırlatılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi olmalıdır. Gerekçeli karar başlığında; davacı ve vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE, 2-Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/07/2024 tarih, 2023/738 Esas - 2024/413 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine, 5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-İİK'nın 36/5 maddesi gereğince Sakarya 1. İcra Dairesinin 2022/16509 Esas sayılı dosyasına sunulan teminatın yatıran tarafa iadesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.11/03/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*