T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:25/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:23/02/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:25/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ D…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:25/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:23/02/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:25/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili şirket hakkında Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında kambiyo senedine dayalı takip başlatıldığını, senetteki imzanın davacı şirket yetkilisi ...'ya ait olmadığını, dahası müvekkili şirketin davalı ile aralarında hiç hukuki ve ticari ilişki bulunmadığını, takibe konu senedin malen kaydı ihtiva etmesi ve davalının müvekkili şirkete hiç bir mal ve hizmet vermediğini, grup şirketleri ile aralarında vaki ticari ilişki nedeniyle hakim şirket ve diger grup şirketlerinin davalıdan alacaklı olması nedeni ile müvekkilinin takip dosyasından davalı alacaklıya borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini beyanla davalının gerçekte alacaklı olmadığı halde hukuka aykırı ve kötü niyetli olarak başlattığı takip sonrasında davalının % 20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve ücreti vekaletinde davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; eldeki davanın ticari dava olması sebebiyle arabuluculuğa başvurulması gerekli iken davacı yanca arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, davaya konu senedin davacı şirket yetkilisi ... tarafından imzalandığını, senedin kambiyo vasfına haiz olduğunu, davacının mal teslim edilmediğini yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini, dosya kapsamına sunulan Ticaret Sicil Gazetesi'nden de anlaşıldığı üzere ... davaya konu senedin düzenlenme ve ödeme tarihlerinde davacı şirketi borçlandırmaya yetkili olduğunu, davacı tarafça davaya konu senedin yetkili kişi tarafından imzalanmadığı algısı yaratılarak kötü niyetli olarak Mahkemenin yanıltılmaya çalışıldığını, basiretli tacir gibi hareket etmesi gereken davacı tarafın TMK'nın 2. maddesi gereği dürüstlük kuralına da aykırı davrandığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "Takibe konu senedin 30.09.2019 düzenleme tarihli, 65.000,00 TL bedelli, keşidecinin davacı, lehtarının davalı olduğu senet olduğu anlaşılmıştır Davacı şirketin ticari kayıtlarının ticari sicil müdürlüğünden gelen cevabi yazı ile incelenmesinde; senedin tanzim tarihinde davacı şirketin yetkilisinin ... olduğu sabit bulunmuştur. Davacı vekili ise 16.02.2022 tarihli beyan dilekçesinde senetteki imzanın ...'a ait olduğunu ancak müvekkili şirketin hisselerinin devir alındığını, davalıya borç bulunmadığını belirterek söz konusu senetteki imzanın ...' a ait olduğunu kabul etmiştir. Senet tanzim tarihinde şirket yetkilisi ... olduğundan senetteki imzanın davacı şirketi bağladığı anlaşılmıştır. Davacı her ne kadar malen kaydı bulunduğunu ve müvekkilerine mal teslim edilmediğini iddia etmiş ise de bu hususta ispat yükü davacı tarafta olup davacı tarafın yazılı bir delil sunmadığı anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin şirket eski yetkilisi ... imzasını ve tatbiki imza örnekleri ile müvekkili şirket yetkilisi ...'nun imza örneklerini alarak imza incelemesi yaptırmadan hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, kambiyo senetlerinde defilerin lehtara karşı ileri sürülebileceğini, bedelsizlik iddiası nedensiz zenginleşmeye dayandığından davalı alacaklının alacağının varlığını kanıtlamak zorunda olduğunu, kambiyo senetlerinden doğan hukuki sorumluluktan söz edebilmek için keşideci ile lehtar arasında geçerli bir akdin varlığının gerekli olduğunu, bu akdin varlığına dair tüm itirazların ancak bu sözleşmenin tarafları ile ilgili olduğunu, bu sözleşmenin tarafı olmayan kişilere karşı ileri sürülemeyeceğini, ancak keşideciye karşı bu senedin bedelinin bulunmadığı ve senedin ödememe yönünde hak tanıyan savunmaların tamamının lehtara karşı ileri sürülebileceğinin yasa hükmü olduğunu, 6102 sayılı TTK'nın 687. maddesinde bu hususun açıkça hüküm altına alındığını ve bu hüküm doğrultusunda senet metninden anlaşılan ya da şahsi defileri alacaklıya karşı ileri sürülebileceğini, davalının işçi olması ve bu miktarda senet ile alacaklı olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının eski yetkili ile anlaşarak muvazalı olarak bu senedi aldığını, Mahkemenin, iddialarını asla kabulü anlamına gelmemek üzere davalının şirketin eski yetkilisinden aldığı senette gerçekte borçlu bulunup bulunmadığı ve davalının bu senedi eski yöneticinin muvazalı olarak verip vermediğini araştırmadan hüküm kurmasının açıkca hukuka aykırı olduğunu, ...'ın şirketin eski sahibi olduğunu, ...'ın şirketi ...'ya devrettiğini, ...'nun şuan şirketin tek sahibi olduğunu, her ne kadar senet devreden eski ortak tarafından düzenlenmiş olsa da müvekkilinin bu senetten borçlu olmadığını, dava dışı ...'ın şirket hissesini devrettikten sonra müvekkili şirketin ... grup şirketine katıldığını ve grup şirketi olduğunu, ...'ın bu senedi şirket hissesini devrettikten sonra gerçekte olmayan bir borç ve devredilen şirketin zararına verdiği hususları araştırılmadan hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, davalının müvekkili şirketin bağlı bulunduğu grup şirketlerinde hakim şirket ... Nak. Ltd. Şti. ile arasında ihtilaf bulunduğunu, öte yandan davalının Alaşehir Mahkemelerinde işçilik alacağı davası ikame ettiği düşünüldüğünde davalının bu senedi almasında şirketin zararına hareket ettiğinin açık olduğunu, Yüksek Mahkemenin verdiği kararlarda şirket ortağının şirket hissesini devrettikten sonra düzenlediği ve şirket ticari kayıtlarında bulunmayan senetten dolayı borçlu olmadığına karar verildiğini, dava konusu takip dayanağı senette imza incelemesi yaptırılmadığını istinaf sebepleri olarak ileri sürülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta davacı yan icra takibine konu senetteki imzanın davacı şirket yetkilisi ...'ya ait olmadığını, senedin eski şirket yöneticisi tarafından muvazaalı olarak düzenlenerek davalı yana devredildiğini, senedin malen kaydı içerdiğini, ancak taraflar arasında herhangi bir borç ilişkisi ya da mal teslimi bulunmadığından bahisle icra takibi sebebiyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydı ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin talili anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi talil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borcun nedeni "mal" ya da "nakit" olarak belirtilmişse, tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak, bunun sonucu olarak da iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir. Malen ibaresi bulunan bir bonoda malın teslim alındığı, borçlu tarafından ikrar edilmiştir. Alacaklının teslim ettiğini kanıtlamak yükümlülüğü yoktur. Yazılı ikrarın aksini diğer bir deyişle, malın teslim edilmediğini borçlu kanıtlamak yükümlülüğündedir. (Bknz. Yargıtay HGK’nın 10/06/2015 gün ve E:2013/2402 ve K:2015/1532 sayılı ilamı) Açıklanan sebeplerle davacı yanın ispat yükünün davalı yanda olduğuna ilişkin istinaf istemi yerinde değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 616 nci maddesi hükmüne göre atanan müdürler, esas itibariyle ticari mümessil niteliğinde olduğundan kambiyo taahhüdünde bulunmanın ticari mümessilin olağan yetkileri kapsamında olduğu, bu bağlamda davaya konu senedin düzenlenme tarihinde şirket temsilcisi olan ... tarafından düzenlendiği hususunda da bir ihtilaf bulunmadığından davacı yanın davaya konu senede ilişkin imza incelemesi yapılması talebinin İlk Derece Mahkemesince reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı taraf her ne kadar muvazaa iddiasına dayanmakta ve borçlu olmadığını iddia etmekte ise de; davaya konu senedin muvazaalı olarak ya da dava dışı temsilcinin müdürlük görevinin sona ermesinden sonra düzenlendiğinin yazılı delillerle ispat edilemediği, limited şirket müdürünün şirketi temsil ederken 6102 sayılı Kanun'un 629 uncu hükmünde ifadesine bulan özen yükümüne, şirket menfaatinin gözetilmesi ilkesi ve diğer menfaatlerin önünde tutulması zorunluğuna aykırı bir işlem yaptığına ilişkin bir delil de sunulmadığı, dava dışı temsilcinin temsil yetkisini aştığı ve kötüye kullandığı iddiasının senet metninden de anlaşılabilen bir husus olmadığı, kanunun iyi niyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda asıl olanın iyi niyetin varlığı olduğu, davalı lehtarın dava dışı temsilci ile birlikte hareket ederek senedi iktisabında kötü niyetli ya da ağır kusurlu olduğunun ispat edilemediği, bu hususta kesinleşmiş bir ceza mahkumiyeti de bulunmadığı, kambiyo senedinin temel ilişkiden mücerret olması nedeniyle davalı lehtarın dava dışı temsilci ile davacı şirket arasındaki temsil yetkisinin kötüye kullanıldığını bildiği ya da bilmesi gereken kişilerden olduğunun da ispat edilemediği, bu nedenle üçüncü kişi konumunda olan davalı lehtarın iyi niyetli olduğu yönündeki kanuni karinenin aksinin ispatına dair bir delil bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 25/12/2025 ...