T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1497 KARAR NO : 2026/50 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :28/05/2024 NUMARASI :2023/893 Esas - 2024/428 Karar DAVACI :... - ... VEKİLİ :Av. ... - ... DAVALI :... - ... VEKİLİ :Av. ... - ... DAVA :Rücue…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1497 KARAR NO : 2026/50 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :28/05/2024 NUMARASI :2023/893 Esas - 2024/428 Karar DAVACI :... - ... VEKİLİ :Av. ... - ... DAVALI :... - ... VEKİLİ :Av. ... - ... DAVA :Rücuen Tazminat DAVA TARİHİ :15/11/2023 KARAR TARİHİ :15/01/2026 KR. YAZIM TARİHİ :02/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket HOMM Bitkisel Ürünler Pazarlama A.Ş. ile davalı Bofor Lojistik Hizmeti San. ve Tic. Ltd. şirketinin, geçici işçi sağlama konusunda anlaştıklarını, sözleşme gereğince 6 aylık dönem boyunca davalı tarafın personel temin ettiğini, sağlanan hizmet karşılığında kesilen fatura bedellerinin, her ay ve olması gereken zamanda ödendiğini, 2021 yılının Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında yapılan ödemelerin faturalarının ekte sunulduğunu, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğunu, davalı ile sözleşme ilişki bitirilmesinden 2 yıl geçtikten sonra 08.08.2023 tarihinde Türkiye İş Kurumu tarafından yapılan 2023/38 dosya no.lu teftişin ardından, geçici işçi sağlayan ve geçici iş yetki belgesine sahip olması gereken davalının, işbu geçici iş yetkisi olmaması sebebiyle davacı şirkete idari para cezası verildiğini, davalı şirketin geçici iş yetkisi bulunmaması ve bunu davacıya bildirmemesi sebebiyle, 4904 sayılı Türkiye İş Kurumu ile ilgili Bazı Düzenlemeler Hakkındaki Kanun'un 20/b maddesi ile 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 25. maddesi gereğince davacıya 53.572,00-TL iadri para cezası kesildiğini, davacı tarafından sonrasında rücu edileceği düşünülerek daha fazla mağdur olmamak adına 5326 sayılı Kanunu'nun 17/6 maddesi uyarınca davalının ödemesi gereken cezayı 30 gün içinde 25.09.2023 tarihinde 9625 indirimli olarak 40.179,00-TL ödenerek, davalı şirkete 09.10.2023 tarihinde Beşiktaş 23. Noterliğince düzenlenen 4896 yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini, iş bu davanın açıldığını, sözleşme görüşmeleri sırasında tarafların dürüst davranma, birbirlerini gerçeğe uygun olarak aydınlatma, gerekli bilgileri karşı tarafa verme ve sözleşmenin yapılması veya şartlarının belirlenmesi kararına etki edecek konularda aldatıcı davranışta bulunmama yükümlülükleri altında olduğunu, buna rağmen kendileri tarafından eksik olan belgelerin bilgisinin paylaşılmadığını, Medeni Kanun'un 2. maddesinde, herkes haklarını kullanırken ve borçlarını ifa ederken dürüstlük kuralına uygun davranmak mecburiyetini getiren kanun koyucu, açık bir şekilde doğruluk ve güven kurallarına atıf yaptığını, yukarıda açıklanan sebeplerle, sözleşme süresince geçici personel temin etme yükümlülüğü bulunmasına rağmen, geçici iş yetkisinin olmaması sebebiyle sözleşme tarafı olan davacıya, idari para cezası verilmesine neden olan davalıdan işbu ödenen idari para cezasının alınarak rücuen tahsiline karar verilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davacı şirketin, davalı şirketten hak ve alacağı bulunmadığını, tüm talepleri yönünden zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davaya konu idari para cezasının ödemesinden davalının sorumlu olmadığını, davacının iddia ettiği şekilde davalı ile aralarında personel temini ilişkisi bulunduğu kabul edilse dahi; davacı dava dilekçesinde, taraflar arasındaki anlaşmanın altı ay sürdüğünü, buna ilişkin 2021 yılı Ocak, Şubat, Mart, Nisan , Mayıs ve Haziran ayında yapılan ödemeleri gösterir faturaların bulunduğunu iddia etmiş, ancak davaya konu 29.07.2022 tarihli idari teftiş raporunda ise idari para cezasına konu fiilin işlendiği yılın 2022 olduğunu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere; davacının, taraflar arasında 2021 yılında altı ay süreli personel temini anlaşması olduğunu açıkça belirttiğini, idari para cezası söz konusu döneme ait olmadığından, davalının bu konuda hiçbir şekilde sorumluluğu bulunmadığını, hiçbir hal ve koşulda kabul manasına gelmemekle birlikte, davacının dava konusu yaptığı rücu talebi söz konusu parasal sınırın üzerinde olduğundan, davacının iddialarını yazılı delil dışında bir başka delille ispatlayamayacağını, davacının, davalı şirketle arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığını, dava konusu teftiş raporunun 2022 yılında işlenen fiil ile ilgili cezai yaptırım düzenlendiği ancak dosyaya sunulan faturaların 2021 yılına ait olduğu göz önünde bulundurulduğunda davacının iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, açıklanan ve mahkemenizce resen gözetilecek nedenlerle, hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; "... Davanın REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı taşeron firmanın yetki belgesi olmadığını gizlediğini, şirketin ani sipariş artışlarını en kısada sürede karşılamak zorunda olduğunu fark ederek bu durumu suistimal etme yolunu seçtiğini, kendisinden yetki belgesi sorulduğunda çeşitli bahanelerle davacı şirketi oyaladığı, bu şekilde zaman kazanarak davacı şirketin işçi temini ilişkisini kurmaya ikna ettiğini, ardından yetki belgesi olmadan işçi temini hizmeti sağladığından gereği gibi ifada bulunmadığını, işbu kusurlu ifa nedeniyle davacı şirketin idari para cezasına muhatap olduğu, zarara uğradığı, hem hazırlık evresindeki dürüstlük kurallarına aykırı fiilleri sebebiyle hem de gereği gibi ifada bulunmayarak şirketi uğrattıkları olumlu zararının tazmininin gerektiğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; idari yaptırımlarda uygulanan şahsilik ilkesi ile idari yaptırım gerektiren fiil nedeniyle yalnızca fiili işleyen kişinin idari para cezasından sorumlu olacağını, üçüncü bir kişinin sorumlu tutulamayacağının açık olduğunu, taraflar arasında herhangi bir şekilde yazılı sözleşmenin de yapılmadığını, bu noktada davacının istinaf dilekçesinde öne sürdüğü, sözleşme yükümlülüğüne aykırı davranıldığı, bu sebeple olumlu zarardan davalının sorumlu olduğu yönündeki iddialarının hukuki bir dayanağının bulunmadığını beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep etmiştir. DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/05/2024 Tarih - 2023/893 Esas - 2024/428 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; rücuen tazminat talebinden ibarettir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacı şirket HOMM Bitkisel Ürünler Pazarlama A.Ş. ile davalı Bofor Lojistik Hizmeti San. ve Tic. Ltd. şirketinin, geçici işçi sağlama konusunda anlaştıklarını, sözleşme gereğince 6 aylık dönem boyunca davalı tarafın personel temin ettiğini, sağlanan hizmet karşılığında kesilen fatura bedellerinin, her ay ve olması gereken zamanda ödendiğini, davalı ile sözleşme ilişki bitirilmesinden 2 yıl geçtikten sonra 08.08.2023 tarihinde Türkiye İş Kurumu tarafından yapılan 2023/38 Dosya No.lu teftişin ardından , geçici işçi sağlayan ve geçici iş yetki belgesine sahip olması gereken davalının, işbu geçici iş yetkisi olmaması sebebiyle davacı şirkete idari para cezası verildiğini, 25.09.2023 tarihinde 9.625 indirimli olarak 40.179,00-TL ödendiğini belirterek davalıdan işbu ödenen idari para cezasının alınarak rücuen tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği, davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin tüm talepleri yönünden zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davaya konu idari para cezasının ödemesinden davalının sorumlu olmadığını, davacının, davalı şirketle arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığını, dava konusu teftiş raporunun 2022 yılında işlenen fiil ile ilgili cezai yaptırım düzenlendiği ancak dosyaya sunulan faturaların 2021 yılına ait olduğu göz önünde bulundurulduğunda davacının iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu belirterek davanın reddini talep ettiği, Mahkemece davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır. 4857 sayılı Yasanın 7.maddesine göre geçici iş ilişkisi, özel istihdam bürosu aracılığı ile yada holding bünyesinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir işyerinde görevlendirme yapılmak suretiyle kurulabilir.Özel istihdam bürosu aracılığı ile geçici iş ilişkisi, Türkiye İş Kurumunca izin verilen özel istihdam bürosunun bir işverenle geçici işçi sağlama sözleşmesi yaparak bir işçisini geçici olarak bu işverene devri ile A)Bu kanununun 13.maddesinin 5.fıkrası ile 74.maddesinde belirtilen hallerde, işçinin askerlik hizmeti halinde ve iş sözleşmesinin askıda kaldığı hallerde, B)Mevsimlik tarım işlerinde, C)Ev hizmetlerinde, D)İşletmenin günlük işlerinden sayılmayan ve aralıklı olarak gördürülen işlerde, E)İş sağlığı ve güvenliği bakımından acil olan işlerde veya üretimi önemli ölçüde etkileyen zorunlu nedenlerin ortaya çıkması halinde, F)İşletmenin ortalama mal ve hizmet üretim kapasitesinin geçici iş ilişkisi kurulmasını gerektirecek ölçüde ve öngörülemeyen şekilde artması halinde, G)Mevsimlik işler hariç dönemsellik arzeden iş artışları halinde kurulabilir. Geçici İşçi Sağlama Sözleşmesi 2.fıkranın (a) bendinde sayılan hallerin devamı süresince, (b) ve (c) bentlerinde sayılan hallerde süre sınırı olmaksızın, diğer bentlerde sayılan hallerde ise en fazla 4 ay süre ile kurulabilir. Yapılan bu sözleşme 2.fıkranın (g) bendi hariç toplam 8 ayı geçmemek üzere en fazla iki defa yenilenebilir. Geçici işçi çalıştıran işveren, belirtilen sürenin sonunda aynı iş için 6 ay geçmedikçe yeniden geçici işçi çalıştıramaz. Somut olayda; tacir olan davacının basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğünün bulunduğu, yukarıdaki kanun maddesi ve Özel İstihdam Büroları Yönetmeliği'nin 12. maddesi gereğince geçici iş ilişkisi kurduğu davalı Bofor Lojistik Ltd şirketine Türkiye İş Kurumunca izin verilip verilmediğinin araştırılabileceği ya da davalıdan isteyerek bu belgeyi gördükten sonra geçici işçi temin etmesi gerektiği, davacı tarafça davalı şirketin yetki belgesi olmadığını, davalıdan yetki belgesi sorulduğunda çeşitli bahanelerle oyalandıklarının bahane olarak ileri sürülmesinin basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğününe aykırı olduğundan Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. HMK'nın 266. ve devamı maddeleri uyarınca hâkim; çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkim, kendisinin sahip olmadığı özel ve teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişiye başvurur. Bu dava konusu itibariyle özel ve teknik bilgiyi gerektirmediği gibi tarafların defterlerinin incelenmesi de davayı çözümlemeye yaramayacaktır. Ancak bu husus sonuca etkili olmadığından eleştirmekle yetinilmiştir. Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 304,40-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/01/2026 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... *Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*