TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/10/2025 NUMARASI : 2024/504 Esas (Derdest) DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 24/12/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olara…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1920 KARAR NO : 2025/1513 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/10/2025 NUMARASI : 2024/504 Esas (Derdest) DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 24/12/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; eser sözleşmesinden kaynaklı alacak talebine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karara karşı davacı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili, inşaat sözleşmesinin .. .. ile TF inşaat arasında imzalandığını, davacının temel hafriyatı yapılırken inşaat ruhsatının hafriyatı yapması nedeniyle ... aş adına alındığını, bazı işler için bu şirkete ödeme yapıldığını ancak diğer ödemelerin tamamının yüklenici ... .. AŞ ye yapıldığını, yüklenicinin inşaat sözleşmesindeki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, tümü ile ayıplı imal edilen ve tehlike arzeden binanın acilen yıkılması gerektiğini bu nedenle binanın tedbiren yıkılmasını ve uğradıkları zararın tazminen karşılanması için ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 25/09/2025 havale tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde, müvekkili şirket ile davalılar arasındaki hukuki ilişkinin mimarı proje ve devamında imzalanan inşaat sözleşmesi olduğu hususunun, davalı Keten'in alt yüklenici olduğu, bu nedenle sorumlu olmadığı iddiasının gerçek dışılığının, müvekkili şirketin sözleşme gereği gerekli ödemelerin tamamını yaptığının, böylece davalı ketenin, yapılan ödemelerin doğru olmadığının ve taleplerin de fahiş, haksız ve mesnetsiz olduğu yönündeki savunmasının gerçek dışılığının, davalı keten inşaatın, yükümlülüklerini, inşaat sözleşmesi ve eklerine, inşaat projeleri ve teknik şartnameye ile yasal mevzuata uygun olarak eksiksiz ve kusursuz bir şekilde tamamlayarak bina'yı süresinde teslim etme yükümlülüklerini yerine getirmediğinin, inşaatın " ayıplı" olduğunun bilirkişi raporunda tespit edildiğini, binadaki çatlakların "ciddi anlamda risk teşkil ettiği" ve ayıplı binanın (inşaat'ın) yıkılması ve yeniden yapılması gerektiği hususunun, yıkılması ve yeniden yapılması gereken binanın yıkım ve yapım masraflarının davalılar tarafından karşılanması gerektiği hususunu doğru ve haklı olarak tespit eden bilirkişilerin, yıkım ve yeniden yapım bedellerini ise günün koşullarında düşük olarak tespit ettiklerini, bilirkişi raporu ile mahrum kalınan kira bedellerinin ödenmesi gereğinin de tespit edildiğini, bilirkişiler tarafından tespit edilen yıkım ve yeniden yapım masraflarının ödenmesi halinnde dahi müvekkili şirketin zararlarının karşılanmayacağının ve sonuçta munzam zarar oluştuğu hususunun tartışmasız olduğunu beyanla; öncelikle, binanın çok riskli olduğu, tüm tarafların zararlarının (sorumluluklarının) daha da artmaması için öncelikle, yapının riskli durumu ve sonuçta mal, çevre ve insan için içerdiği ağır ve ciddi risk olduğu yönündeki (esasen dosyada mevcut yıldız teknik üniversitesi raporları, mahkeme bilirkişi raporu, uzman görüşü /teknik rapor) yanında alınan işbu dilekçe konusu 03/09/2025 tarihli bilirki heyeti raporu ile de açıkça tespit edilen risk ve tehlike nazara alınarak ayıplı yapının tedbiren (ihtiyati tedbir kararı ile) acilen yıktırılmasına, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemelerin bilirkişiler tarafından da tespit edilmiş ve müvekkili şirket alacaklarının teminat altına alınmamış olması ve zararın büyüklüğü karşısında şimdilik; (i) 100.047,25 usd, (ii) 69.452,80 eur, (iii) 20.371.380,50-tl için ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. Dairemizin 03/06/2025 tarihli kararı ile; Davacı yapılan binanın ayıplı imal edildiğini, tehlike arzettiğini, binanın tedbiren yıkılmasını, ve uğradıkları zararın tazminin talep etmiş olup, dava konusu uyuşmazlık yargılamayı gerektirdiği gibi binanın tedbiren yıkılması hususunda mahkemece tedbir kararı verilemeyeceği, böyle bir talebin tedbire konu edilemeyeceği anlaşılmakla mahkemenin talebin reddine dair verdiği karar isabetli olup, davacının istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.Yerel mahkemenin 24/10/2025 tarihli ara kararında; davacı tarafın eser sözleşmesine konu yapının yıkılması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesi, ihtiyati haciz isteminde; binanın tehlike teşkil etmesinin diğer talep konularından bağımsız olarak mahkememiz dosyasındaki yargılamanın konusu olmadığı, ayrıca davacı tarafça dava dosyasında talep edilen zarar ve tazminat kalemleri dikkate alındığında yapı hakkında alınan bilirkişi raporu içindeki tespitlerin kesinleşmediği nedeniyle ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili 17/11/2025 tarihli istinaf dilekçesi ile; davacı şirketin İnşaat Sözleşmesi gereği tüm yükümlülüklerini (yapılması gereken ödemelerin tamamını ödemiş olması başta olmak üzere) ifa ettiğini, davalının ise dava konusu inşaatın İnşaat Sözleşmesi ve ekleri ile projelerine, yürürlükteki teknik şartname, yönetmelik ve yasal mevzuata uygun olarak eksiksiz ve kusursuz bir şekilde tamamlanarak süresinde teslim edilmesi yükümlülüklerin hiçbirisi yerine getirmediğini, davalıya yasal ve sözleşmesel nedenlerle İnşaat Sözleşmesi'nin geçmişe etkili olarak feshin bildirildiğini, sözleşmenin feshine bağlı olarak, başta dava konusu İnşaat/Binan'nın yıkılması gereği ile yine dava konusu İnşaat'ın yıkılması talebi yanında, İnşaat'ın yıkılmasına bağlı olarak diğer tüm taleplerini içeren dava açıldığını, dava konusu inşaatın hali hazırda can ve mal için çok ciddi ve ağır tehliye oluşturacak durumda olması, sözleşmeye ve yasaya aykırı ve dahası riskli olduğu, yıkılması gerektiği hususu, dosyaya mübrez raporlar (Yıldız Teknik Üniversitesi Raporları, Tespit Dosyası Bilirkişi Raporu, Uzman Görüşü /Teknik Rapor) ile sabit olan binanın ihtiyati tedbiren yıkılmasının da talep edildiğini, dosyada mevcut raporlar yanında istinaf konusu dosyada alınan 03/09/2025 tarihli Bilirki Heyeti Raporu ile de yapının riskli durumu ve sonuçta mal, çevre ve insan için içerdiği ağır ve ciddi risk olduğu ve ve binanın yıkılması gerektiğinin bir kere daha teyit ve tespit edildiğini, bilirkişi raporu ile davacı şirketin alacaklarının da tespit edildiğini, Somut olayda sözleşmeden dönme gerçekleşmiş olmakla, sözleşme konusu binanın kaldırılması hukuki bir zorunluluk olduğunu, sözleşmeye aykırı binanın "riskli" veya "tehlikeli" olup olmaması davada nihai olarak verilecek hükme etkisi bulunmadığını, binanın/yapının riskli olmaması halinde dahi yasalara ve sözleşmeye aykırılık var ise binanın/yapının yıkılmasına karar verilmesi gerekeceğini, binanın riskli / tahlikeli olmasının ise ihtiyati tedbir kararı için gerekli olduğunu, davacı şirket alacaklarının teminat altına alınmamış olması, alacağın varlığının Bilirkişi Heyeti Raporu ile de sabit olması ve zararın büyüklüğü karşısında şimdilik; (i) 100.047,25 USD, (ii) 69.452,80 EUR, (iii) 27.671.059,18-TL için ihtiyati haciz kararı verilmesine (fazlaya ilişkin alacaklarımız, tespit edilecek, doğmuş ve doğacak zararlar, munzam zarar ve sair alacaklarımız aynen saklı kalmak kaydı ile) ilişkin talebimizin reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi'nin 24/10/2025 tarihli ara kararının kaldırılmasına karar verilmesini, Bölge Adliye Mahkemesi olarak ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbire karar verilmesini talep etmiştir. DEĞERLENDİRME: Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 390/3.maddesine göre; tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, "yaklaşık ispat" kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralı uygulanırken, iddianın doğruluğunu kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle ihtiyati tedbire karar verilirken, talebin haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır. Geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati tedbir kararı verirken hakim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını hakimin gözetmesi gerekli ve zorunludur. İhtiyati tedbir kararı verilmesinde hakime geniş bir takdir alanı bırakılmışsa da; hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararında belirtmelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, Yasa'nın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. Anayasa'nın 141/3.maddesine göre mahkeme ihtiyati tedbir isteminin kabulü ile ihtiyati tedbir kararı vermesi veya isteminin reddine karar vermesi hallerinde hukuksal gerekçe göstermek zorundadır. İİK'nın 257. maddesinde; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ancak borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya mallarını gizleme, kaçırma, kaçma gibi alacaklının haklarını ihlal eden eylemlerde bulunması halinde ihtiyati haciz kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Aynı kanunun 258. maddesinde; ihtiyati haciz talep eden tarafın, öncelikle dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini belirtmesi ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ve yasal delillerle ispat etmesi gerektiği belirtilmiştir. Davacının talebi eksik ve ayıplı iş bedeli, ayıplı yapılan ve risk arz eden binanın yıkılarak davalı tarafça yeniden yaptırılması olup dosyada yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre tehlike arz ettiği tespit edilen binanın tedbiren yıkılmasına karar verilmesi bu hususlarda ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararı verilmesi olup mahkemece yargılamanın devam etmesi ve binanın yıktırılmasına ilişkin taleplerin davada talep konusu edilmemiş olması ve dosyada alınan bilirkişi raporunun henüz kesinleşmemesi nedeniyle ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 Sayılı HMK 355.madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamında, kararın dayandığı deliller ile yasanın gerektirdiği nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1.bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 24/10/2025 tarih ve 2024/504 Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE, 2-İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince KESİN olmak üzere 24/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.