Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin Irak'ta bulunan şantiyesinde 06.03.2015-31.03.2018 tarihleri arasında kalıpçı formeni olarak aylık net 2.750,00 USD ücretle çalıştığını, işverence üç öğün yemek ile barınma imkânı sağlandığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından işlerin azaldığı bildirilerek feshedildiğini, fesihten sonra banka hesabına bazı ödemeler yapıldığını, şantiyenin bulunduğu bölgede terör eylemleri nedeniyle işverence sadakat primi adı altında her yıl için ik
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin Irak'ta bulunan şantiyesinde 06.03.2015-31.03.2018 tarihleri arasında kalıpçı formeni olarak aylık net 2.750,00 USD ücretle çalıştığını, işverence üç öğün yemek ile barınma imkânı sağlandığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından işlerin azaldığı bildirilerek feshedildiğini, fesihten sonra banka hesabına bazı ödemeler yapıldığını, şantiyenin bulunduğu bölgede terör eylemleri nedeniyle işverence sadakat primi adı altında her yıl için iki aylık ücret tutarında ödeme yapıldığını, davacının ücreti net 2.750,00 USD olduğu hâlde ücret bordrolarında bu tutardaki aylık ücretin bir kısmının fazla çalışma, hafta tatili ücreti şeklinde tahakkuk ettirilerek bordrolarda aylık ücretin 1.800,00 USD olarak gösterildiğini, bordro hilesi yapıldığını, davacının ayda 2 hafta tatili gününde dinlendiğini, diğer günlerde 07.00-23.00 saatleri arasında çalıştığını, dinî bayramların ilk günü dışında kalan ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, davacıya imzalatılan ibranamenin geçersiz olduğunu ileri sürerek ihbar tazminatı, sadakat primi, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, zamanaşımı, hizmet süresi, ücret miktarı, ibranamenin geçerliliği, iş sözleşmesinin ihbar tazminatına hak kazanılacak şekilde feshedilip edilmediği, hüküm altına alınan alacakların ispat ve hesaplanmasına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.