Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Jandarma Genel Komutanlığında kadrolu temizlik işçisi olup Türkiye Harb- İş Sendikası üyesi olduğunu, 19.12.2017 tarihinden itibaren alt işverenlere bağlı çalıştığını, 01.11.2020 tarihinde kadrolu işçi statüsüne geçirildiğini, müvekkilinin toplu iş sözleşmesinin 27. maddesinin (c) bendi ile öğleden önce ve sonra on beşer dakika dinlenme hakkı verildiğini, kadrolu işçi olmasından sonra davacıya iradesi dışında zorla bu iki dinlenme süresinin öğle mola
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Jandarma Genel Komutanlığında kadrolu temizlik işçisi olup Türkiye Harb- İş Sendikası üyesi olduğunu, 19.12.2017 tarihinden itibaren alt işverenlere bağlı çalıştığını, 01.11.2020 tarihinde kadrolu işçi statüsüne geçirildiğini, müvekkilinin toplu iş sözleşmesinin 27. maddesinin (c) bendi ile öğleden önce ve sonra on beşer dakika dinlenme hakkı verildiğini, kadrolu işçi olmasından sonra davacıya iradesi dışında zorla bu iki dinlenme süresinin öğle molası ile birleştirilmesi isteğine dair dilekçe yazdırıldığını, öğle molasına eklenen yarım saatlik dinlenme süresinin davacıya kullandırılmadığını, davacının günlük 8,5 ve haftalık 42,5 saat çalışması gerekirken, bu sürelerin kullandırılmaması sebebiyle 45 saat çalıştığını, aradaki 2,5 saat çalışma ücretinin toplu iş sözleşmesi hükmüne göre %35 zamlı olarak ödenmesi gerektiğini iddia ederek fazla sürelerle çalışma ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, ara dinlenme süresinin usulüne uygun olarak kullandırılıp kullandırılmadığına ve buna bağlı olarak davacının fazla sürelerle çalışma alacağına hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.