T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1961 - 2026/68 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1961 KARAR NO : 2026/68 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/11/2019 NUMARASI : 2018/237 E. - 2019/500 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sın…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1961 - 2026/68 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1961 KARAR NO : 2026/68 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/11/2019 NUMARASI : 2018/237 E. - 2019/500 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/11/2019 tarih ve 2018/237 E. - 2019/500 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli markalarının bulunduğunu, davalı şahsın bu markalar ile iltibas oluşturacak derecede benzer nitelikteki 2016/88752 sayılı ve "... ..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı ..., 2018-M-3410 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa, davalı markasının iltibasa sebebiyet vereceğini, müvekkilinin markalarının kullanımla ayırt edici ve tanınmış hale geldiğini, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, 2018-M-3410 sayılı YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şahıs, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markalarında ortak unsur olarak bulunan "..." kelimesinin ... telefonu emtiasını doğrudan doğruya tanımlayan, bu yolla sunulan hizmetleri ise yoğun biçimde çağrıştıran bir sözcük olduğu; bu bakımdan da "..." kelimesinin ... telefonu vea ... telefonları/mobil uygulamalara yönelik mal ve hizmetler üzerinde kullanımının herkese açık olduğu; günümüzde akıllı ... telefonlarının yaygınlığı ve kullanım alanının genişlemesi sebebiyle, bu markanın çok zayıfladığı ve yoğun telmih içeren bir işaret haline geldiği; teknolojinin geldiği noktada artık ... telefonlarının salt haberleşme cihazları olmaktan çıktığı, gündelik hayattaki pek çok hizmetin sunulduğu veya bu hizmetlere erişimin mümkün olduğu dijital bir platform halini aldığı; artık ortalama bir tüketicinin "..." kelimesini içeren bir marka gördüğünde, bu markanın ... telefonu aracılığıyla erişilebilen bir hizmete ilişkin olduğunu kolaylıkla anlayabildiği; "..." telefonu üzerinden alışveriş yapılması, bankacılık veya eğitim-öğretim gibi hizmetlerin alınmasının artık yeni tüketim biçimleri olduğu; bu tür bir hizmet alımının ise istisnai değil, artık yaygın ve genel bir tüketim alışkanlığı olduğu; pek çok işletmenin, sunduğu hizmeti ".../..." gibi ibarelerin sonuna hizmet adını ya da markasını ekleyerek, akıllı telefon uygulaması haline getirdiği; bu ibarenin pek çok sektördeki yoğun, yaygın ve eylemli kullanım sonucu ticaret hayatında herkesin kullanımına açık hale gelmiş bir ibare olduğu; markalar düşük seviyede ayırt ediciliği olan bir unsuru paylaşıyorsa, karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde örtüşmeyen bileşenlerin markaların genel izlenimi üzerindeki etkisine odaklanılacağı; düşük seviyede ayırt ediciliği olan bir unsurun örtüşmesinin, normalde kendiliğinden karıştırılma ihtimaline yol açmayacağı; böyle "zayıf" bir marka seçen kimsenin bunun sonuçlarına da katlanması, yani o markanın, normalde iltibas teşkil edebilecek benzerlerinin başkası tarafından kullanılmasına tahammül etmesinin gerektiği; dosya kapsamı uyarınca davacının "..." markasının tanınmış marka olmadığı; davalı markasının kötüniyetli olarak tescil edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, müvekkilinin markasının kullanımla ayırt edici hale geldiğini, "..." ibaresinin esas unsur olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." kelimesinin doğrudan ... telefonu ibaresi yerine kullanıldığı, "..." ibareli markaların da tüketicide ... telefonu aracılığıyla erişilebilen bir hizmete ilişkin olduğu algısını oluşturduğu, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olması nedeniyle yeterli ayırt ediciliğin sağlanması halinde herkesçe kullanılabileceği, somut uyuşmazlıkta da dava konusu başvurunun, davacının "..." ve "..." ibareli markalarından yeterince farklılaştığı, dava konusu başvuru ile davacının itiraza mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 30/11/2022 tarih ve 2021/4488 E.- 2022/8514 K. sayılı ilamında "..." ibaresinin, 19/12/2022 tarih ve 2021/5323 E.-2022/9208 K. sayılı ilamında "..." ibaresinin davacının "..." esas unsurlu markalarıyla benzer bulunmadığı, yine "..." ibareli başvuruyu davacının "..." ibareli markaları ile benzer gören Ankara 4. FSHHM'nin 2017/178 E.-2018/353 K. sayılı kararının, Dairemizin 2019/42 E.-2020/438 K. sayılı ilamında belirtilen, markaların SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzer olmadığı gerekçesiyle kaldırılarak davanın reddine karar verildiği ve Dairemizin anılan kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/7029 E. - 2022/1579 K. sayılı ilamı ile onandığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/4477 E. - 2024/1977 K. sayılı ilamında da "..." ibareli başvuru ile davacının "..." ibareli markasının benzer bulunmadığı, taraf markaları benzer bulunmadığından, tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 26/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.