T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1526 Esas KARAR NO : 2025/1577 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/09/2025 NUMARASI : 2025/823 Esas, 2025/769 Karar TALEP: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) KARAR TARİHİ: 27/11/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: K…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1526 Esas KARAR NO : 2025/1577 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/09/2025 NUMARASI : 2025/823 Esas, 2025/769 Karar TALEP: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) KARAR TARİHİ: 27/11/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Konkordato talep eden vekili konkordato talep dilekçesinde özetle; Müvekkilinin yetkilisi ve sahibi olduğu şirketin nakit dar boğaza girmesi ve şirketin borçlarına verdiği kefaletler sebebiyle ciddi bir cebr-i icra tehdidiyle karşı karşıya kalma ihtimalleri bulunduğunu, müvekkili gerçek kişi yönünden şirketten ayrı bağımsız bir konkordato ön projesi hazırlandığını, ... ... ... Ürünleri Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin konkordato projesinin başarıya ulaşmasıyla birlikte müvekkilinin şahsi kefaletlerinin bulunduğu borçların sona ereceğini, aksi bir durumda ise müvekkilinin şahsi mal varlıklarını, şirket hisselerinin tamamını veya bir kısmını mahkemenin onayı ve izni ile satarak borçlarını ödeyeceklerini, bu icra tehdidi halinde şirketlere gerekli zaman ve ihtimamı gösteremeyeceklerini, hem de şahıs borçlarını kısa vadede ödeyemeyeceğinden konkordatoya müracaat zorunluluğu hasıl olduğunu, özellikle son dönemlerde kendini hissettiren küresel kriz ve kurdaki dalgalanmalardan dolayı hammadde maliyetlerinin yükselmesi, faizlerin yükselmesi ve genel tahsilat sıkıntısı nedeni ile ödeme yükümlülüklerinin ifasında bazı aksamalar meydana geldiğini, konkordato talep eden davacıların hizmet verdiği sektörde çalışmalarının personel maliyetlerinin artması, döviz kurundaki dengesizlikler ve enflasyondaki artıştan olumsuz etkilendiği, serbest meslek ile ilgili sermayesi bulmada ve süreç içerisinde elde edeceği gelirler ile finansal yapısını güçlendirmeye ihtiyacı olduğu,banka borçları ve diğer borçlar olmak üzere borç ödemelerinde temerrütler oluşması ve şahıs işletme sermayesi ihtiyacının artması nakit darboğazına girilmesine neden olduğu gerekçeleri ile önce geçici mühlet, akabinde kesin mühlet kararı verilerek yargılama sonucu konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Somut uyuşmazlıkta davacının, konkordato talep eden şirketin (asıl dosyada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/513 Esas) yetkilisi ve hissedarı olduğu, borçlu gerçek kişi tarafından sunulan ön projede konkordatonun başarısının borçlu şirketin konkordatosunun başarısına bağlanmakta olup kendisine özgü konkordato tedbiri ve hedefi içermediği, konkordato kaynaklarının konkordatonun uygulanmasına yeterli olmadığı, bu açıdan da ön projenin uygulanabilir olmasının mümkün gözükmediği, gerçek kişi borçluların, sadece alacaklıların icra tehdidinden kurtulmak amacı ile konkordato talep etmesinin bu müessesenin amaçlarına uygun düşmediği gerekçesi ile konkordato talep eden gerçek kişi tarafından açılan konkordato davasının dosyaya sunulan ön projede konkordatonun başarısının borçlu şirketin konkordatosunun başarısına bağlandığı, kendisine özgü konkordato tedbiri ve hedefi içermedikleri anlaşıldığından HMK'nın 114/2 ve ve 115/2.maddeleri uyarınca usulden reddine, geçici mühlet ve tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde konkordato talep eden gerçek kişi vekili tarafından istinaf edilmiştir.Konkordato talep eden gerçek kişi vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkilinin kesin mühlet süresinin verilmesi için gerekli şartları sağladığını, Konkordato müessesinin amaçlarından bir tanesinin nakit akışı bozulan borçluların mahkemece alınacak tedbirler ile nakit akışını dengeleyebilmesi ve faaliyetlerine devam edebilmesi olduğunu, verilecek süre ile borçluların faaliyetlerine devam edebileceği ve borçlarını ödeyebilmek için konkordato kaynaklarını temin etmeye çalışacağını, borçluların faaliyetlerine devam edebilmesi için en önemli tedbirin borçlular hakkında icra takiplerinin yapılamaması olduğunu, gerçek kişi borçlular yönünden bu borçluların konkordato talebinde bulunan şirketten tefrik edilerek konkordato talebinin reddedilmesinin sakıncaları olacağını, konkordato talebinde bulunan şirkette münferiden temsil yetkisi olan müvekkili hakkında da konkordato geçici mühlet uzatım süresi yahut doğrudan kesin mühlet süresi tayin edilmesiyle konkordato talep eden şirketten bağımsız kaynakları olan müvekkilinin temsilcisi olduğu şirketin konkordatosunun başarıya ulaşma şansını artıracağını, müvekkilinin projesinin şirketten bağımsız müstakil bir proje olduğunu, müvekkilinin gerek şahsi taşınmazını gerekse aile üyelerinin taşınmazlarını satarak konkordato kaynağı oluşturma iradesinde olduğunu, teklif edilen oranın borçlunun malvarlığı ile orantılı olup olmadığının konkordato tasdik/ret aşamasında denetlenmesi gerektiğini, komiser raporları ile bilirkişi raporlarında müvekkillerinin müstakil konkordato projelerinde yer alan mal varlığı değerlerinin değerlemesinin yapılmadığını, bu değerlere komiser raporlarında da yer verilmediğini, borçlunun müstakil konkordato revize projesinin incelenmediği bir komiser raporuna dayalı olarak konkordato talebinin reddedilmesinin yerinde olmadığını, mahkemece dosyaya sunulan bilirkişi raporları ve komiser heyeti raporlarının taraflarına tebliği ile konkordato talebinin reddedildiği duruşma günü arasında geçen zaman aralığının çok kısa olması itibarıyla taraflarına itiraz hakkının tanınmamış sayılması gerektiğini, müvekkillerinin komiser raporuna itiraz hakkının elinden alınması suretiyle savunma hakkını ve hukuki dinlenilme hakkını kısıtlandığını, Konkordatosunun başarıya ulaşma şansı çok yüksek olan bir şirketin yetkilisi sıfatını haiz, ilaveten şahsi ve müstakil konkordato projeleri de olan müvekkiline en azından geçici mühlet uzatım kararı verilebilecekken verilmemek suretiyle alacaklılarla müzakere gibi önemli bir imkandan yoksun bırakılmasının yerinde olmadığını, şirketin faaliyetini sürdürebilmesi ve müvekkilinin faaliyetlerini devam ettirebilmesi ve konkordatonun başarılı olabilmesi için şirket ortağının malvarlığının da korunması gerektiğini, konkordato talebinde bulunan şirketin münferiden temsilcisi konumunda olan müvekkilinin şirket borçlarına şahsen kefil olması ise ticari hayatın getirdiği bir gereklilikten ibaret olduğunu, bu gerekçeye dayanarak müstakil konkordato projeleri mevcut olan müvekkillerinin konkordato talep etme imkanını elinden almanın tacir olmayan borçluların konkordato talep etme hakkını kullanılamaz hale getirdiğini belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılarak müvekkili hakkında bir yıl süre ile kesin mühlet süresi verilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, konkordato talep eden gerçek kişi hakkında İİK'nun 285. vd. maddeleri uyarınca kesin mühlet kararı verilmesi ile konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir.Konkordato talepleri ile ilgili 2004 sayılı İİK'nın 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş olup yasada iflasa tabi olan borçlu için, İİK'nın 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu vurgulanmıştır. Somut olayda, davanın, yetkili olan asliye ticaret mahkemesinde açıldığı ve 6100 sayılı HMK'nun 74. maddesinde belirtilen şekilde asıl ve birleşen dosya davacıları olan gerçek kişilerin vekillerinin vekaletnamesinde konkordato ile ilgili özel yetkinin mevcut olduğu anlaşılmıştır.... ... ... Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile ... tarafından açılan dava Mahkemenin 2025/513 Esas sırasına kaydedilmiş olup, Mahkemenin 17/06/2025 tarihli tensip ara kararı ile, davacı şirket ve gerçek kişi hakkında bu tarihten itibaren geçerli olmak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmiştir. Geçici mühlet kararının sürenin dolduğu 17/09/2025 tarihli duruşmada şirket hakkında bu tarihten itibaren 1 yıl süre ile kesin mühlet kararı verilmiş, ... tarafından açılan davanın ise bu dosyadan tefriki ile ayrı bir esasa kaydına karar verildiği, tefrik kararı sonrasında ... tarafından açılan davanın Mahkemenin 2025/823 Esasına kaydedildiği ve 17/09/2025 tarihli tensip tutanağı ile konkordato talep eden borçlu ... tarafından açılan konkordato davasının dosyaya sunulan ön projede konkordatonun başarısının borçlu şirketin konkordatosunun başarısına bağlandığı, kendisine özgü konkordato tedbiri ve hedefi içermedikleri gerekçesi ile HMK 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Konkordato talep eden gerçek kişi tarafından karar istinaf istinaf edilmiştir.Uyuşmazlık konkordato talep eden gerçek kişi yönünden konkordatoya ilişkin şartların mevcut olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır."...Konkordato isteminde bulunan her bir davacı için ayrı konkordato ön projesi sunulmalı, İİK’nın 305. maddesinde konkordatonun tasdiki için aranan şartlar her bir davacı için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Somut olayda, davacılar ... ayrı konkordato ön projesi sunmuş olsa da ödeme planları ve ödeme tekliflerinin davacı şirketin projesiyle aynıdır. Öte yandan davacı gerçek kişiler, davacı şirketin konkordato projesine nakit finansması sağlayarak ve alacaklarından vazgeçerek katkı sağlayacaklarını beyan etmektedir. Oysa kendi ticari mevcudiyetleri dahi bizatihi şirkete bağlı olduğu gibi konkordatoya tabi olan borçları için ayrı bir kaynakları, malvarlıkları ve özgün projeleri bulunmamaktadır. Bu durumda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından davacı gerçek kişiler yönünden konkordatonun tasdikine karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir..." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022/571 Esas 2022/4223 Karar sayılı ilamı).Kefil, mahkemeye sunacağı konkordato ön projesinde kefalet borcunu hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, ödemelerin yapılması için mevcut mallarını satıp satmayacağını, kefalet borcu ödemesini yapabilmek için gerekli mali kaynağı nasıl sağlayacağını açıkça belirtmelidir (Yeni Konkordato Hukuku, Editör Selçuk Öztek, 2. Baskı, sh. 148).Somut uyuşmazlıkta, davacı gerçek kişi ...'ın konkordato talep eden ... ... ... Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ortağı/yetkilisi olduğu, bir kısım şahsi borçlarının yanı sıra ortağı olduğu şirketin banka kredilerine kefaletlerinden kaynaklı riskleri nedeniyle konkordato talep ettiği anlaşılmıştır. Konkordato talep eden gerçek kişi sunduğu revize ön projesinde, konkordato kaynakları olarak, şirketten alacağı huzur hakkını, dava dışı 3. Firmanın kefalet tahsilatını ve şahsi taşınmazların satışından elde edeceği gelirleri göstermiştir. Konkordato talep eden gerçek kişi ortağın revize ön projesinde en yüksek kaynak olarak gösterdiği taşınmazları şirketin revize projesinde de konkordato kaynağı olarak gösterildiği anlaşılmıştır. Konkordato talep eden gerçek kişi ... revize projesinde, adına kayıtlı ve bilirkişi tarafından belirlenmiş değeri 5.300.000,00 TL olan gayrimenkulerin 2026 yılı içerisinde satılacağı, satıştan elde edilecek gelirin ilk olarak kefalet/ipotek borcuna arda kalan tutar şirket sermaye ödemesinde kullanılacağını belirtmiş iken, şirketin revize projesinde aynı şekilde bu gayrimenkullerin 2026 yılı ilk çeyreğinde satılacağı (banka anlaşmaları yapıldıktan sonra) ve elde edilecek gelirin öncelikle rehinli borç ödemesinde kullanılacağı, arta kalan tutar olursa konkordato kaynakları olarak doğrudan konkordato kaynakları tablosuna aktarıldığı belirtilmiştir. Konkordato talep eden gerçek kişinin konkordato kaynağı olarak gösterdiği üç taşınmazının ikisi üzerinde banka ipoteğinin bulunduğu anlaşılmıştır. Konkordato talep eden gerçek kişi, diğer konkordato kaynağı olarak huzur hakkı gelirini göstermiş ise de, konkordato talep edenin tek ve düzenli gelir kalemi olduğu anlaşılan huzur hakkı gelirinin tamamını veya büyük bir kısmını konkordato kaynağı olarak göstermesinin gerçekçi olmadığı gibi bu kaynağın tek başına gerçek kişinin projesinin başarıya ulaşmasını da sağlamayacağı, yine diğer bir konkordato kaynağı kalemi olarak gösterilen dava dışı 3. Firmanın kefalet tahsilatının da somut bir kaynak olarak değerlendirilemeyeceği anlaşılmıştır. Bununla birlikte sırf alacaklıların icra takibine maruz kalmamak için konkordato talep edilmesi de müessesenin amacına uygun düşmeyecektir. Bu halde konkordato talep eden gerçek kişinin konkordato başarıya ulaştırmasının şirketin başarısına bağlı kılındığı, borçlu şirketten bağımsız bir konkordato projesinin bulunmadığı, ayrıca projenin kendine özgü hiçbir konkordato tedbiri ve hedefi içermediği dikkate alındığında Mahkemece, bu gerekçelerle iflasa tabi olmayan davacı gerçek kişi ... yönünden konkordato talebinin reddine karar verilmesi gerekirken HMK'nın 114/2 ve ve 115/2.maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Diğer taraftan, konkordato talep eden vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece dosyaya sunulan bilirkişi raporları ve komiser heyeti raporlarının taraflarına tebliği ile konkordato talebinin reddedildiği duruşma günü arasında geçen zaman aralığının çok kısa olması itibarıyla taraflarına itiraz hakkının tanınmamış sayılması gerektiğini, müvekkillerinin komiser raporuna itiraz hakkının elinden alınması suretiyle savunma hakkını ve hukuki dinlenilme hakkını kısıtlandığını ileri sürmüştür. Mahkemeye sunulan 09.09.2025 tarihli komiser heyeti ara raporunda gerçek kişinin konkordato kapsamında borçlarını ödemesinin ihtimal dâhilinde olabileceği ve nihai olarak ...'a kesin mühlet verilebileceği kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Bu hali ile Mahkeme kararının gerekçesinin, komiser raporuna dayandırmadığı anlaşılmakla konkordato raporuna karşı itiraz hakkı tanımadığı yönündeki istinaf nedeni sonuca etkili görülmemiştir. Aynı zamanda konkordato talep eden gerçek kişinin duruşmada hazır bulunduğu ve duruşmada rapor hakkında inceleme ve beyanda bulunmak üzere ayrıca süre talep edilmediği anlaşılmakla hukuki dinlenilme hakkının ihlalinden söz edilemeyeceği anlaşılmakla konkordato talep eden vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, konkordato talep eden vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında yukarıda belirtilen gerekçelerle konkordato talebinin reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere: 1-Konkordato talep eden gerçek kişi vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenler ile KABULÜ ile, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/823 Esas, 2025/769 Karar sayılı ve 17/09/2025 tarihli kararının HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,2-Konkordato talep eden gerçek kişinin konkordato talebinin REDDİNE, 3-a)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın Konkordato talep eden ...'dan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,b)Konkordato talep eden ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,İstinaf Başvurusu Yönünden;4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf harcı konkordato talep eden gerçek kişi tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,5-Konkordato talep eden gerçek kişi tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 6100 sayılı HMK'nın 333.maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 2004 sayılı İİK'nun 293/2 fıkrası gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.27/11/2025