T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/2033 KARAR NO: 2026/440 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: Kayseri Asliye Ticaret 2.Mahkemesi NUMARASI: 2023/654 Esas, 2024/285 Karar KARAR TARİHİ: 21/03/2024 DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 08/04/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 08/04/2026 Taraflar arasında görülen dava sonucu ilk derece mahkemesince verilen hükme yönelik süres…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/2033 KARAR NO: 2026/440 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: Kayseri Asliye Ticaret 2.Mahkemesi NUMARASI: 2023/654 Esas, 2024/285 Karar KARAR TARİHİ: 21/03/2024 DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 08/04/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 08/04/2026 Taraflar arasında görülen dava sonucu ilk derece mahkemesince verilen hükme yönelik süresi içinde istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine gönderilen dosyanın yapılan incelemesi sonucunda, TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... A.Ş.’nin ... alışveriş merkezinde açılacak yeni mağazasının açılış sürecindeki inşaat, mimarlık, mekanik gibi tüm işlemlerden sorumlu olacak şekilde ... firmasıyla anlaştığını, açılacak olan mağazanın ısıtma ve soğutma sistemleri için davalı şirketle KDV dahil 165.000-TL üzerinden anlaştığını, anlaşma sürecinin davalı şirket yetkilisinin eşi ve şirket temsilcisi ... ile yürütüldüğünü, dava konusu faturaya karşılık 10.11.2020 tarihinde 40.000 TL ödemenin şirket yetkilisi ... hesabına yapıldığını; ayrıca 01.12.2020 tarihinde 20.000 TL; 02.11.2020 tarihinde 45.000 TL; 18.01.2021 tarihinde 45.000 TL ve 11.12.2020 tarihinde 15.000 TL davalı şirket hesabına gönderildiğini, ...’a gönderilen para dışındaki tüm ödemelerin davalı şirketin resmi hesabına yapıldığını, davacı ile davalı arasında fatura harici herhangi bir ticari ilişki olmadığını, davalı tarafın şirket yetkilisi ...’a yapılan ödemeyi fırsat bilerek kötü niyetli olarak müvekkili aleyhine takip başlattığını, davacı şirket müdürü ...’in icra takibinden haberdar olduktan sonra ... ile iletişime geçtiğini, ...’ın işbu davaya konu takip hakkında alacaklarının 200.000-TL civarında olduğunu, ilave ek fatura kesmediklerini, dava konusu faturadan daha fazla alacağı olduğunu beyan ettiğini belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket sahibi ile davacı arasında başkaca ilişki bulunduğunu, davalı şirket sahibinin de davacı şirkete göndermiş olduğu paralar olduğunu, buna ilişkin banka dekontlarını dosyaya sunduklarını, davalı şirket sahibi olan ...’ın davacı şirkete gönderdiği para da olduğunu, davacının belirtmiş olduğu iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacının tüm ödemelerini davalı şirket hesabına yaptığını, borcunu ödememek adına ...’a yaptığı bir başka ödemeyi davalı şirket alacağından mahsup etmeye çalıştığını, şirkete yaptığı ödemelerin tamamına ... yada ... açıklamalar yazdığını, ancak ...’a yaptığı ödemeye herhangi bir şey yazmadığını, davacıda davalı şirkete ait hesap numarası olmasına ve bu hesaba birden fazla ödeme yapmasına rağmen, şirket sahibinin adına ödeme yapmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, taraflar arasında işlerin yapımı konusunda anlaştıklarında 02.11.2021 tarihinde davalı şirket hesabına 15.000-TL para gönderdiğini ve açıklamasına ... yazdığını, bu tarihten çok daha önce yapılan ödemenin davalı şirket hesabından mahsubunun mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARAR ÖZETİ: Mahkemece; "...BAM kaldırma kararı doğrultusunda davalı tarafın ileri sürüp mahkemece kaldırma kararı öncesi toplanmayan yahut başka yerden getirtilmeyen savunma delillerinin neler olduğunun bildirilmesi, başka yerden getirtilecek delil ve belgelere ilişkin yerlerin bildirilmesi için süre verilmiş; dosyaya sunulan 40.000,00-TL'lik davalı şirket temsilcisine gönderilen havaleye ilişkin banka dekontu, tebligat ekinde gönderilerek davacı ve davalı şirket yetkililerinin isticvabına, belirlenen gün ve saatte gelip banka dekontu ve içeriği konusunda beyanda bulunmaları aksi halde söz konusu banka dekontu içeriği hususunda karşı tarafın beyanlarına itibar edilerek davacının yapmış olduğu ödemenin davalı şirket temsilcisine değil taraflar arasındaki borç ilişkisine mahsuben bizzat davalıya yapılmış ödeme olarak kabul edilmiş sayılacağının ihtar olarak tebligat evrakına yazılmasına karar verilmiştir. Mahkememizin 09.11.2023 tarihli duruşmasının 3 nolu ara kararı uyarınca isticvap olunan davalı şirket temsilcisi 21.03.2024 tarihli duruşmada "Biz ...da davacı için ... mağazasını yaptık, bizim orada yapmış olduğumuz işin fatura bedeli kesilmiş olup ticari kısımda olan alacağımız caride borç olarak muhasebeye işlenmiştir, dekontta da sunulduğu üzere davacının ayrıca şahsi ilişkisi de vardır, daha önce şirkete ait işlerde şirket hesabına parayı attığı halde bu sefer neden şahsi hesaba davacının bu parayı attığı sorulmalıdır, söyleyeceklerim bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili 21.03.2024 tarihli duruşmadaki beyanında: "Davalı şirket temsilcisi ... davaya sunduğumuz whatsapp görüşmelerinde anlaşılacağı üzere davacı şirket temsilcisi ...'e bizim alacağımız 165.000,00-TL değil 200.000,00-TL alacağımızı karşılamıyor bu yüzden sizin hakkınızda icra takibi başlattık demiştir, müvekkil şirket yetkilisi şirketi temsilen ödeme alma ve ödeme yapma yetkisine sahiptir, ispat yükü karşı taraftadır davamızın kabulüne karar verilsin." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı vekili 21.03.2024 tarihli duruşmadaki beyanında; " İsticvap beyanına bir diyeceğimiz yoktur, arada iki farklı ilişki söz konusudur birisi şahsi, biri ticaridir, ticari ilişkide kesilen 165.000-TL fatura karşılığında 165.000-TL ödeme yapılmıştır, şahsi ilişki değilse ...'ın göndermiş olduğu 40.000-TL'lik ödemeye karşılık yine şahsın hesabına gelen 40.000-TL para mevcuttur, arada fazla ödenen açıkta kalan bir bedel yoktur, isticvapta da belirtildiği üzere tüm alacaklar şirket hesabına ödenmişken 40.000-TL nin şahıs hesabına ödenmiş olması da bu hususu destekler niteliktedir bu sebeple davanın reddini talep ederiz." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı vekili ayrıca BAM kaldırma kararı uyarınca kendilerine verilen süre içerisinde yeni bir banka dekontu sunmuş olup, "GELEN HAVALE İADESİ" açıklamalı 11.11.2020 tarihli ödeme dekontu ile davacı ... LTD. ŞTİ. hesabına 40.000,00-TL gönderildiği anlaşılmaktadır. Toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu, davalı şirket temsilcisinin isticvap beyanı, davalı vekilinin BAM kaldırma kararı sonrası dosyaya sunduğu banka dekontu ve dosyadaki mevcut diğer delil ve belgeler değerlendirilmiş; buna göre, davacının dava ve takip konusu faturaya dayalı 165.000-TL bedelli 15/01/2021 tarihli ... faturadan kaynaklı bakiye 40.000-TL alacağa ilişkin davalıya yapmış olduğu ödeme savunması noktasında ihtilaf bulunmakta olup, diğer hususlarda tarafların ticari defter ve belgeleri uyumluluk arz etmektedir. Buna göre davalı şirket yetkilisi ...' ın banka hesabına aktarılan 40.000,00-TL'nin davalı şirket defterlerinde kayıtlı olmadığı ve fakat davacı şirket defterlerinde kayıtlı olduğu, diğer bir deyimle davacının davalı şirket yetkilisine yapmış olduğu ödemeyi muhasebeleştirerek kendi ticari defterlerine borç ödemesi olarak kaydettiği anlaşılmaktadır. Davalı taraf ise bahse konu 40.000,00-TL ödemenin taraflar arasındaki 15/01/2021 tarihli 165.000-TL bedelli faturaya dayalı alacağa mahsuben yapılan bir ödeme olmadığını ileri sürmektedir. Sorun, davacının davalı şirketin kendisine değil şirket yetkilisine yapmış olduğu ödemenin kanun ve sözleşmeye uygun bir ödeme olarak kabul edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. BAM kaldırma kararı sonrası davalı tarafça sunulan banka ödeme dekontundan anlaşıldığı üzere davalı şirket temsilcisi ... tarafından kendi şahsi hesabından 11.11.2020 tarihinde davacı şirket hesabına "..." açıklaması ile 40.000,00-TL gönderildiği, davacının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu açıklama yer almayan havale dekontuna göre davacının 10.11.2020 tarihinde davalı şirket temsilcisi ...'ın hesabına 40.000,00-TL havale ettiği, sonuç olarak BAM kaldırma kararı çerçevesinde ispat yükünün yer değiştirdiği ve bu savunmanın davalı tarafça kanıtlanması gerektiği kabul edilse dahî davalının sunmuş olduğu banka dekontundan da anlaşılacağı üzere davacının davalı şirket temsilcisi ... hesabına 10.11.2020 tarihinde gönderdiği 40.000,00-TL'nin bir sonraki gün olan 11.11.2020 tarihinde yine davalı şirket temsilcisi tarafından davacının hesabına açıklamalı olarak iade edildiği ve böylelikle davacı şirket ile davalı şirket temsilcisi arasındaki borç ilişkisinin kanıtlandığı, bu borç ilişkisinin sebebinin ilk ödeme yapan davacı şirket tarafından herhangi bir havale açıklaması bulunmaması nedeniyle tespit edilememiş ise de borç ilişkisinin yine davalı şirket temsilicisi tarafından ertesi gün yapılan ve iade açıklaması bulunan banka havalesi suretiyle sona erdiği ve bu nedenle davacı şirket ile davalı şirket temsilcisi arasındaki alacak borç ilişkisinin davalı şirket ile herhangi bir irtibatı olmaksızın doğduğu ve sona erdiği bu borç ilişkisinin davacı şirket davalı şirket arasındaki borç ilişkisinin etkilemediği davalının üzerine düşen ispat yükünü yerine getirdiği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Davacının davasının REDDİNE,..." şeklinde karar vermiştir. Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İSTİNAF SEBEP VE GEREKÇESİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece daha önce davalı şirketin tek pay sahibi ...'ın kendi şirketini temsil etme yetkisi olmadığı gerekçesiyle davamızın reddetmiş olduğunu, BAM kaldırma kararından sonra da, ispatlanamamasına rağmen, taraflar arasında kişisel bir borç ilişkisinin olduğunu kabul ederek davayı yine reddedildiğini, davalı şirketin tek sahibi ...'ın olduğu açıkça ortadayken, davalı firmaca da bu husus kabul edilirken, yerel mahkemece ...'ın bütün paylara sahip olduğu şirketi temsil yetkisine sahip olmadığın kabulü tamamen hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemece bu kabulünün hukuken mümkün olmadığı BAM kaldırma kararıyla sabit olduğunu, BAM kaldırma kararı sonrasında yerel mahkeme bu sefer de taraflar arasında şahsi ilişki olduğunu kabul ederek davanın reddine karar verdiğini, davalı firmanın başka ilişki olduğunu Yargıtay kararları uyarınca ispatlaması gerekirken, bilirkişi raporlarınca başkaca ticari ilişki olmadığını, yerel mahkemenin yetkisiz kişiye para gönderildiği iddiasının doğru olmadığını, tarafların ticari defter kayıtlarına göre fatura alacağı noktasında bir ihtilaf bulunmadığını, kalan bakiye borcu 40.000 tl olduğunu, müvekkili şirket tarafından bu fatura borcuna istinaden ödeme yapıldığı açıkça ortada olduğunu, aksinin kabülü iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığını, bilirkişi raporlarına göre, şirket yetkilisi ...'a yapılan bakiye ödemesinin kabulü, davalının müvekkil ile şirket yetkilileri ...'ın arasında var olan başka bir ticari ilişki olduğunu kanıtlayıp kanıtlayamamasına bağlı olduğunu, kaldı ki davalı, müvekkili ile şirket yetkilileri ... arasında farklı bir ticari ilişki olduğunu ve müvekkilice yapılan 40.000 tl ödemenin buna istinaden yapıldığını iddia etmiş olsa da, bu iddiasını kanıtlamayamadığı, müvekkilinin davalı şirket yetkilisi ...'a yapmış olduğu 40.000 tl ödeme, davalı ile arasındaki faturanın bakiye ödemesi olduğunu gösterdiğini, müvekkilinin ... ile başka bir ticari ilişkisi olmadığı da açıkken yapılan ödemenin şirket nam ve hesabına yapılmış kabul edilmemesi dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Tapu Kayıtları, dosyada mevcut diğer bilgi ve belgeler. İSTİNAF NEDENLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir. Davacı yüklenicinin dava dışı bir şirketin ... alışveriş merkezinde açılacak yeni mağazasının açılış sürecindeki inşaat, mimarlık, mekanik gibi tüm işlemlerini üstlenerek, açılacak olan mağazanın ısıtma ve soğutma sistemleri için davalı şirketle KDV dahil 165.000-TL üzerinden anlaştığı, bu kapsamda taraflar arasında taşeronluk sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşmeye istinaden davalı tarafça 15.01.2021 tarihli 165.000,00-TL bedelli fatura düzenlendiği ve faturadan kaynaklanan ödenmeyen 40.000,00-TL iş bedeli alacağının takibe konulduğu, davacı tarafça eldeki dava ile tüm fatura bedelinin ödendiği, davalı şirket temsilcisine yapılan ödemenin davalı tarafça fatura bedelinden mahsup edilmeyerek haksız olarak takip başlatıldığını ileri sürerek söz konusu icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Davalı ise; davacı tarafça davalı şirket temsilcisine yapılan 40.000,00-TL ödemenin şirket temsilcisi ile davacı arasında olan başka bir hukuki ilişkiye istinaden yapıldığını, takibe konu fatura ile ilgisinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarına göre; davacının ödeme yaptığı ...'ın davalı şirketin tek kurucu ortağı ve temsilcisi olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, davalı tarafından tanzim edilen faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı defterlerinin de sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu, davacının davalıya dava tarihi itibariyle 53.500,00-TL cari hesaptan kaynaklı borcunun bulunduğu, Davalı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, davalı tarafından davacıya 15.01.2021 tarihli 165.000,00-TL bedelli fatura düzenlendiği, faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının da ticari defterlerine kayıtlı olduğu, davalının ticari defterlerinde 125.000,00-TL Tahsilat yapıldığına ilişkin kayıt olduğu, şirket yöneticisi hesabına yapılan 40.000-TL'lik ödemenin şirket ticari hesaplarında bulunmadığı, Mahkemece yazılı gerekçe ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Verilen kararı davacı taraf istinafa taşımıştır. Dairemizin 07.06.2023 tarih ve 2023/496 Esas 2023/759 Karar sayılı ilamı ile, davalı tarafça sunulan cevap dilekçesiyle davacı tarafça şirket temsilcisine yapılan ödemenin farklı bir ticari ilişkiden kaynaklandığı, takibe konu faturaya ilişkin olmadığı savunması ile ispat yükünün yer değiştirdiği ve bu savunmanın davalı tarafça kanıtlanması gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verildiği, Kaldırma kararı sonrası mahkemece davalı şirket temsilcisinin isticvabına karar verilmiş olup, duruşmada davalı şirket yetkilisi dinlenmiş, ayrıca davalı tarafça 11.11.2020 tarihli davalı şirket yetkilisi tarafından davacı şirket hesabına "..." açıklaması ile 40.000-TL'lik havale iadesi dekontunun sunulduğu görülmüştür. Mahkemece kaldırma kararı sonrası sunulan banka dekontunun ve dosyadaki diğer delil ve belgelerin değerlendirilmesi sonucunda her ne kadar davacı tarafça 15.01.2021 tarihinde düzenlenen 165.000-TL bedelli faturaya karşılık 10.11.2020 tarihinde 40.000,00-TL ödeme yapıldığı halde fatura borcundan düşülmediğinden bahisle menfi tespit talebinde bulunmuş ise de davalı şirket yetkilisine gönderilen 40.000,00-TL'lik ödemenin yine davalı şirket yetkilisi tarafından bir gün sonrası olan 11.11.2020 tarihinde davacı şirket hesaplarına "..." açıklamasıyla davalı şirket yetkilisi tarafından gönderildiği, dolayısıyla davacı tarafından fatura borcuna mahsuben şirket yetkilisine yapıldığı iddia edilen ödemenin yine şirkete iadesi nedeniyle faturaya mahsuben ödeme olarak kabul edilemeyeceği, davacı istinaf taleplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Ne var ki, dava 30.11.2021 tarihinde açılmış olup, 28.3.2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle TTK m.5/A maddesinde, “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiş ve 01.09.2023 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş olup, bu tarihten önce açılan menfi tespit davalarında ara buluculuk dava şartı olarak öngörülmemiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkra hükmü uyarınca da Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan ara buluculuk ücretinin yargılama giderlerinden olduğu açıktır. HMK'nın 326. maddesinde de kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği; 332/1. maddesinde yargılama giderlerine, mahkemece re'sen hükmedileceği; 332/2. maddesinde yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği gibi unsurlara dair dökümün hüküm altında gösterileceği belirtilmiştir. Yargılama giderlerine yönelik anılan düzenlemeler korunma isteğinde haklı çıkmanın doğal bir sonucudur. Haksız dava açan veya haksız olarak aleyhine dava açılmasına sebebiyet veren kişi bütün dava masraflarıyla sorumlu olup, ara buluculuk ücreti de bu kapsamdadır. Ara buluculuk bürosu tarafından ara bulucuya 1560,00- TL ücret ödenmiştir. Bu kapsamda, istinaf incelemesine konu ilk derece Mahkemesi kararının hüküm kısmında arabuluculuk ücretinin hangi tarafa yükletildiğine dair herhangi bir hükme yer verilmemiştir. Bu durumun kamu düzenine ilişkin olması sebebiyle Dairemizce re'sen gözetilmesi gereken hususlardan olduğu sabit olup, dosyada başka bir eksiklik bulunmadığından HMK m.353/1.b.2 gereğince kararın kaldırılarak yeniden hüküm tesis etmek gerektiği kanaatine varılmıştır. H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan nedenlerle, A-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Kayseri Asliye Ticaret 2.Mahkemesinin 2023/654 Esas, 2024/285 Karar sayılı kararının yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA; B-DAVANIN YENİDEN ESASIYLA İLGİLİ OLARAK; Davanın Reddine, 1-)Alınması gerekli 732,00-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 769,94-TL'nin mahsubu ile artan 37,94-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, 2-)Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 3-)Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-)Arabuluculuk ücreti olan 1.560,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 5-)Yatırılan gider avansından varsa kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi gereğince Yazı İşleri Müdürlüğü tarafından karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, C-İSTİNAF YARGILAMASI YÖNÜNDEN; 1-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde isteği halinde davacıya iadesine, 2-Davacı tarafından yapılan 1.169,40-TL istinaf başvuru harcı ile 764,00-TL yargılama giderinden ibaret toplam 1.933,40-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-Karar tebliği ve harç işlemlerinin 6100 Sayılı HMK'nın 333. md. uyarınca İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 5-Kullanılmayan gider avansı var ise; 6100 Sayılı HMK' nun 333. maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 59. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra İlk Derece Mahkemesi Yazı İşleri Müdürünce başvuranlara iadesine, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 ve 362/1-a maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 08.04.2026