T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1715 - 2025/2240 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1715 KARAR NO : 2025/2240 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/11/2021 NUMARASI : 2020/91 E. - 2021/404 K. DAVANIN KONUSU : Maddi ve Manevi Tazminat Dairemizce verilen 12/06/2024 tarih ve 2022/984 Esas, 2024/1166 Karar sayılı k…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1715 - 2025/2240 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1715 KARAR NO : 2025/2240 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/11/2021 NUMARASI : 2020/91 E. - 2021/404 K. DAVANIN KONUSU : Maddi ve Manevi Tazminat Dairemizce verilen 12/06/2024 tarih ve 2022/984 Esas, 2024/1166 Karar sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/05/2025 tarih ve 2024/5631 Esas, 2025/3542 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin “...” ve “... ...” ibareli tescilli markaların sahibi olduğunu, markalarını uzun yıllardır kesintisiz ve yoğun bir şekilde özellikle eğitim, öğretim, yayıncılık hizmetlerinde kullandığını,, müvekkilinin markalarının tanınmış marka haline geldiğini, davalının işletmesinde ve internet sitesinde kullandığı ile “...” ve “... ...” ibarelerinin müvekkilinin markaları le iltibas oluşturduğunu, aynı olay nedeniyle davalı Şirket yetkilisi olan diğer davalı hakkında Ankara 1. FSHCM’nin 2019/227 E. ve 2020/12 K. sayılı dosyasında açılan dava sonucunda hapis cezası ve adli para cezası ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini, anılan kararın kesinleştiğini, yine davalı tarafın aynı markasal kullanımları nedeniyle davalı aleyhine Ankara 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/6 Esas sayılı dosyası ile; marka hakkına tecavüz nedeniyle tecavüzün tespiti, önlenmesi ve ref'ine ilişkin dava açıldığını, davanın derdest olduğunu, o davada alınan bilirkişi raporuyla, davalının, müvekkiline ait marka haklarına tecavüz eden eylemlerde bulunduğunun tespit edildiğini, davalı tarafın eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1000 TL maddi ve 5000 TL manevi tazminatın haksız fiili tarihinden işleyecek faiziyle tahsilini talep ve dava etmiş,03/11/2020 tarihli dilekçesi ile davalıların haksız eylemlerinden davalı taraf hakkında yaptıkları şikayet ile öğrendiklerini, bu nedenle 06.03.2019 tarihi ile dava tarihindeki süre için tazminat isteminde bulunduklarını, SMK'nın 151/2-c maddesine göre maddi tazminatın hesaplanmasını talep ettiklerini açıklamış ve 03/06/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile de maddi tazminat istemini 15.941,22 TL arttırarak toplam 16.941,22 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini istemiştir. Davalılar vekili, süresinde davaya cevap vermemiş, yargılama sırasındaki beyanlarında işbu davada davalı ...'a husumet yöneltilemeyeceğini, tarafların faaliyet gösterdikleri alanların farklı olduğunu, müvekkilinin hali hazırda "..." ibaresini kullanmadığını, davacının bir zararının bulunmadığı gibi müvekkilinin de elde ettiği bir menfaatinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı yanın "..." ibaresini markasal olarak, davacı yana ait 2007/64336, 2011/30808, 2016/46291, 2016/ 46299, 2016/63250, 2017/53888, 2017/53893 sayılı ve "..." asıl unsurlu markaların kapsamlarında yer alan “eğitim ve öğretim hizmetleri, spor, kültür ve eğlence hizmetleri” ile benzerlik ilişkisi içinde bulunan “... eğitimi” üzerinde kullanması eylemlerinin, davacının sayılan markalarına tecavüz oluşturduğu, marka hakkı ihlalinden kaynaklı olarak gerek maddi, gerekse manevi tazminat isteminde bulunabilmek için, tazminat sorumlusunun kusurlu olmasının gerektiği, somut olayda; davalı şirketin 6102 sayılı TTK m.18/2 hükmü uyarınca basiretli bir tacir olarak hareket etmekle yükümlü bulunduğu, 6769 sayılı SMK m.22/3 hükmü uyarınca marka sicilinin aleni olduğu, o halde, davalı şirketin, ticari faaliyetlerinde bulunurken, davacı yana ait tescilli markaların varlığını ve bu markaların kapsamlarında yer alan mal veya hizmetleri bilmesi gerektiği, davacı yana ait markaların varlığından haberdar olmadığının söylenemeyeceği, dolayısıyla davalı yanın, davacı yana ait markalarla iltibas oluşturan bir işareti kendi ticari faaliyetlerinde markasal olarak kullanması eylemlerinden kusurlu bulunduğu, dolayısıyla, davacı yana karşı tazminat sorumluluğu altında bulunduğu, davalılar vekili her ne kadar davalı ...'ın eldeki uyuşmazlıkta tazminat sorumluluğu bulunmadığını ileri sürmüş olsa da, davalı ...'ın, davalı şirketin yetkili temsilcisi olup, 4721 sayılı TMK m.50 hükmü uyarınca, organların hukuki işlemler ve diğer fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına soktukları, bu nedenle organların kusurları dolayısıyla ayrıca kişisel olarak sorumlu oldukları düzenlemesinden hareketle davalı ...'ın da, davacıya karşı tazminat sorumluluğunun bulunduğu, davacını SMK'nın 151/2-c maddesine göre talep edebileceği maddi tazminat miktarının 16.941,22 TL olduğu, tarafların mali, sosyal ve ekonomik durumları, ihlale konu hizmetlerin niteliği, ihlalin süresi, tarafların kusur oranları, sıfatları, işgal ettikleri makam ve 4721 sayılı TMK m.4 hükmünde ifadesini bulan hak ve nesafet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde; davacı yanın talep ettiği 5.000,00 TL manevi tazminat miktarının somut olayın ağırlığına uygun düştüğü, bu miktardan daha az bir bedele hükmedilmesini gerektirir objektif niteliği haiz dosya kapsamında aksi bir kayıt bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 16.941,22 TL maddi tazminatın haksız eylemin başladığı 06.03.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile 5.000,00 TL manevi tazminatın haksız eylemin başladığı 06.03.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalılar vekili, TTK'nın 632. Maddesi uyarınca davalı ...'ın tazminat sorumluluğunun bulunmadığını, diğer taraftan müvekkilinin "... ..." ibareli ticaret unvanının sicilden terkin edildiğini, "...é ibaresinin hem unvan hem de marka olarak kullanılmadığını, davalı Şirketin sorumluluğun ancak tüzel kişilik kazandığı tarih ile bu kişiliğin sona erdiği tarih arasındaki zaman dilimi için olanaklı olduğunu, dava ve karar tarihi itibariyle tüzel kişiliği bulunmayan şirket hakkında yargılama yapılıp hüküm verilmeyeceğini, markaya tecavüz nedeniyle tazminat yükümlülüğünün söz konusu olabilmesi için ortada hukuka aykırı eylemden doğan bir zararın bulunması gerektiğini, davacının zararını ispat edemediğini, müvekkili tarafından halihazırda "..." ibaresinin kullanılmadığını, müvekkillerinin markaya tecavüz davasının kesinleşmesinden sonra derhal ticaret unvanının değiştirmek için işlemelere başladığını, , bu süreçte "..." ibaresi üzerinden bir menfaat sağlama amacı gütmediğini, tarafların markalarını kullandıkları alanların da farklı olduğunu, bu nedenle davacının bir zararından bahsedilemeyeceği gibi müvekkillerinin elde ettiği bir menfaatin de bulunmadığını, manevi tazminat koşullarının da bulunmadığını, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının neden kabul edilmediğinin gerekçeli kararda tartışılmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Dairemizin 12/06/2024 tarih ve 2022/984 Esas 2024/1166 Karar sayılı kararıyla, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararının davalılar vekiline 26/04/2022 tarihinde tebliğ edildiği, istinaf başvurusunun ise 6100 sayılı HMK'nın 345. maddesinde düzenlenen iki haftalık yasal süre geçtikten sonra, 12/05/2022 tarihinde yapıldığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf dilekçesinin süre yönünden reddine karar verilmiştir. YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 21/05/2025 TARİH VE 2024/5631 ESAS, 2025/3542 SAYILI İLAMININ ÖZETİ: Dairemiz kararının, davalılar vekilince temyizi üzerine anılan Yargıtay ilamı ile özetle, davalı vekilince gönderilen 10.05.2022 tarihli dilekçe her ne kadar Uyap butonunda cevap dilekçesi olarak kaydedilmişse de içeriği itibariyle istinaf dilekçesi olduğundan davalı vekilinin istinaf talebinin süresinde olduğu kabul edilip esasa girilerek inceleme yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği gerekçesi ile Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir. GEREKÇE :Dava, markaya tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dairemizce, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/05//2025 tarih, 2024/5631 Esas, 2025/3542 Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı tarafın dava konusu "..." ibareli kullanımlarının davacının karar yerinde belirtilen "..." ibareli markalarına tecavüz oluşturduğu, esasen bu hususun aynı taraflar arasında aynı dava konusu kullanımlar nedeniyle verilen Ankara 2 FSHHM'nin 2020/6 Esas 2020/324 karar sayılı kesinleşen ilamı ile sabit olduğu, markaya tecavüz nedeniyle davacı yararına maddi ve manevi tazminat koşullarının oluştuğu, markaya tecavüz eylemi, esas itibariyle bir haksız fiil niteliğinde olduğundan, davalı Şirket yetkilisinin de markaya tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminattan sorumlu bulunduğu, mahkemece hükmedilen maddi tazminat miktarı davacının seçimlik hakkını kullandığı SMK'nın 151/2-c maddesine uygun olduğu gibi manevi tazminat miktarının da hakkaniyete uygun bulunduğu, ayrıca davalı Şirketin unvan değişikliği yapmasının tüzel kişiliğinin sona erdiği anlamına gelmeyeceği gibi işbu davada varılan sonucu da değiştirmeyeceği anlaşılmakla, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK''nın 356/2 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 356/2 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca davalılardan alınması gereken 1.498,81-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 749,42-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 749,39-TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 4-Davacı kendisini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiğinden ve duruşmaya katıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T' nin 2/4 maddesine göre hesaplanan 22.000,00-TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davalılar kendilerini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiğinden ve duruşmaya katıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T' nin 2/4 maddesine göre hesaplanan 22.000,00-TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalılar vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 26/11/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/12/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.