İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/03/2026 KARARIN YAZIM TARİHİ: 12/03/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı aleyhine davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş ve talebin süresinde olduğu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin davacı şirketle yapmış olduğu elektrik abonelik sözleşmeleri uyarınca davacı şirkete elektrik enerjisi sağladığını, .... nolu abone için 3…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: ANTALYA 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/11/2024 DAVANIN KONUSU: İSTİRDAT İSTİNAF TALEP TARİHİ: 09/05/2025 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/03/2026 KARARIN YAZIM TARİHİ: 12/03/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı aleyhine davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş ve talebin süresinde olduğu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin davacı şirketle yapmış olduğu elektrik abonelik sözleşmeleri uyarınca davacı şirkete elektrik enerjisi sağladığını, .... nolu abone için 31.05.2016 ile 18.05.2016 tarihleri, ... nolu abone için 05.11.2008 ile 29.07.2012 tarihleri arasında davacı şirkete faturalar düzenlendiğini, fatura bedellerini davacı şirketten tahsil ettiğini,davalı şirket tarafından davacı şirkete düzenlenen ve bedelleri davacı şirketten tahil edilen faturalarda aktif tüketim bedeli dışındaki kayıp kaçak bedeli, PSH bedeli, dağıtım bedeli, iletim bedeli ve sair alacak kalemlerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, belirterek 50.000,00 TL'nin tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirtilen elektrik aboneliklerin ticari faaliyet amaçlı kullanıldığını ve tarife grubu olarak da ticarethane grubundan yer aldığını, dolayısıyla davacının tacir olarak nitelendirildiğini, taraflar arasındaki şetki şartı yasanın aradığı tüm koşulları taşıdığını, taraflar arasındaki yetki sözleşmesine rağmen davacının iş bu davasını Antalya Mahkemelerinde açması gerekirken yetki şartına aykırı şekilde yetkisiz Manavgat Mahkemelerinde açtığını, bu nedenle müvekkiline karşı açılan davanın yetkisizlik nedeniyle reddini, zamanaşımı, usule ve esasa ilişkin olarak da red olması gerektiğini, taraflar arasında akdedilen abonelik sözleşmesinde "Bu sözleşmenin ve yürürlükteki ilgili mevzuatın uygulanmasından doğacak uyuşmazlıkların giderilmesinde yetkili organ Antalya Mahkemeleri ve İcra Daireleridir" denilmek suretiyle uyuşmazlık halinde tarafların başvuracağı yetkili mahkeme ve icra dairelerinin belirlendiğini, bu sebeple Manavgat Mahkemelerinde açılan davanın yetkisizlik sebebiyle reddine karar verilerek yetkili mahkemenin Antalya Mahkemeleri olduğuna karar verilmesini talep etmiştir. YEREL MAHKEME KARARI : Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas, ... Karar sayılı ve 26/11/2024 tarihli kararı ile; "...davacı tarafın davanın açıldığı tarihteki mevzuata, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.05.2014 tarih ve 2013/7-2454 Esas 2014/679 karar sayılı kararı ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin emsal içtihatlarına göre dava açmakta haklı olduğu, bu kapsamda kayıp kaçak ve diğer bedellerin tahsilini talep edebileceği dikkate alındığında, dava açıldıktan sonra 17.06.2016 tarihinde 29745 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren geçmişe etkili 6719 Sayılı Kanun ile getirilen Yasa değişikliği nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava tarihinde davasında haklı bulunan davacının, sonradan yürürlüğe giren yasa nedeniyle haksız duruma düşmesi söz konusu olmadığından, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine " karar verilmiştir. İSTİNAF TALEBİ VE SEBEPLERİ: Davalı vekili 09/05/2025 tarihli istinaf dilekçesinde; davacı tarafın davayı açarken haklılığından söz edilemeyeceğini, davanın reddi gerektiğini, mahkemece hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, dava değerinin 50.000,00 TL olup, dava değerini aşar şekilde vekalet ücretine hükmedildiğini, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nun 355/1 maddesi uyarınca, istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; Dava, elektrik aboneliği sözleşmesi gereğince fatura bedellerinin içinde yer alan kayıp - kaçak bedeli sair isimler adı altında haksız olarak alınan bedellerin iadesine ilişkin alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçelerle; dava konusuz kaldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. 15/02/2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin ... Esas, ...Karar ve 28.12.2017 tarihli kararı ile 6719 sayılı Kanunla 6446 sayılı Kanuna eklenen ve " kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi dava ve başvurular hakkında 17. madde hükümleri uygulanır. " şeklinde düzenleme getiren geçici 20. maddeye ilişkin iptal başvurusunun reddine karar verilmiştir. Her ne kadar Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile; 6719 sayılı Kanunun 17/10 maddesinde düzenlenen " kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda, tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi bu bedellerin kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. " şeklindeki hüküm Anayasaya aykırı görülerek iptal edilmiş ise de, davacı tarafın dava dilekçesinde EPDK tarafından belirlenen tarifelere aykırı bir bedel alındığına yönelik iddiası mevcut olmadığından, söz konusu maddenin iptal edilmesinin eldeki dava açısından sonuca etkili olmadığı, dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 6719 sayılı yasal düzenleme ile yapılan değişiklik neticesinde davanın konusuz kaldığı, Yargıtay İçtihatlarına göre dava tarihi itibariyle davacıdan kayıp - kaçak bedeli vb. isimleri altında yapılan tahsilatların haksız olduğu ve davacının dava açmakta haklı olduğu, bu nedenle davacı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi gerekmektedir. Bu nedenle davalı vekilinin sair istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; dava değeri 50.000,00 TL olarak gösterildiği, davanın niteliği gereği davacı yararına (HMK'nun 353/1.b-2 maddesi gereğince yeniden yargılama yapılmadığından ve esasa ilişkin yeni bir karar verilmediğinden ve yalnızca vekalet ücreti düzeltildiğinden ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince ) 30.000,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ancak yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; HMK'nun 353/1.b-2 maddesi gereğince, ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle; I-Davalı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜNE, II-HMK'nun 353/1.b.2 maddesi uyarınca Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı ve 26/11/2024 tarihli KARARININ VEKALET ÜCRETİ YÖNÜNDEN DÜZELTİLEREK, ESAS HAKKINDA AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, 1-Konusuz kaldığı anlaşılan davanın esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Alınması gerekli 427,60-TL harçtan peşin alınan 5.395,53-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.967,93-TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan 427,60-TL ilk masraf, 103,00-TL tebligat gideri, 110,10-TL müzekkere gideri, 4,50-TL dosya gömlek masrafı ücreti olmak üzere 645,20-TL yargılama gideri ile peşin alınan 29,20-TL başvuru harcı olmak üzere toplamı 674,40-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, III-İstinaf yargılaması yönünden; 1-İstinaf talebinde bulunan davalıdan peşin alınan istinaf karar harcının istek halinde davalıya ilk derece mahkemesince iadesine, 2-İstinaf talebinde bulunan davalıdan peşin alınan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı gideri ve 525,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 2.208,10 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Artan gider avansının ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTALIK yasal süre içinde YARGITAY ilgili hukuk dairesinde TEMYİZ YASA YOLU AÇIK OLMAK ÜZERE, oyçokluğu (Hakim ....'nun muhalefeti) ile karar verildi. 03/03/2026 MUHALEFET ŞERHİ: Dava, elektrik aboneliği sözleşmesi gereğince fatura bedellerinin içinde yer alan kayıp - kaçak bedeli sair isimler adı altında haksız olarak alınan bedellerin iadesine ilişkin alacak davasıdır. Mahkemece dava açıldıktan sonra 17.06.2016 tarihinde 29745 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren geçmişe etkili 6719 Sayılı Kanun ile getirilen Yasa değişikliği nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı vekilince istinaf dilekçesi ile sadece vekalet ücreti yönünden değil işin esası yönünden istinaf itirazında bulunulmuş, davalı vekilinin esasa ilişkin sair istinaf itirazları reddine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince vekalet ücreti hatalı hesaplandığından dairece bu yönden yeniden hüküm kurulmuş, ancak maktu olarak verilmesi gereken vekalet ücreti dairece İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi itibari ile hükmedilmiştir. Davacı vekilince dava dilekçesinde dava değerinin 50.000,00 TL olarak gösterildiği ancak nisbi harcın 315.943,53 TL üzerinden yatırıldığı, ilk derece mahkemesince de karar verilmesine yer olmadığı kararı verilirken bu miktar dikkate alınarak vekalet ücretinin 50.550,96 TL üzerinden verildiği görülmektedir. Somut olaydaki uyuşmazlık verilmesi gereken maktu vekalet ücretinin İlk Derece Mahkemesindeki karar tarihi itibari ile mi yoksa Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile verilmesi gerektiğine ilişkindir. Bu husus değerlendirilirken ilk derece mahkemesinin verdiği kararın niteliği, taraflarca yapılan istinaf itirazlarının içeriği ve Bölge adliye mahkemesince yapılan inceleme önem taşımaktadır. Buna göre somut olayda olduğu gibi mahkemece verilen karar verilmesine yer olmadığına dair karara yönelik davalı tarafça işin esası yönünden de istinaf itirazında bulunulduğu ve davanın reddinin talep edildiği, buna ilaveten ayrıca vekalet ücretinin de istinaf edildiği durumlarda Bölge Adliye Mahkemesi işin esasına girip inceleme yaptığından dolayı vereceği karar yeni bir karar mahiyetinde olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile maktu olarak belirlenen vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde İlk Derece Mahkemesinin karar tarihindeki vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur. Konu ile benzer Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2025/554 Esas, 2025/4301 Karar sayılı ve 24/09/2025 tarihli kararı ile; " 1-Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa hukuk kurallarının doğru şekilde uygulandığı özellikle şartname hükümlerine göre değerlendirme yapıldığı anlaşılmakla, davacının tüm temyiz itirazlarının, davalının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesince davalı yararına karar tarihinde yürürlükte olan tarife esas alınarak maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan tarife esas alınarak vekalet ücretine hükmedilmiş olması doğru olmayıp bozmayı gerektirir." gerekçesi ile " 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden , AAÜT gereği hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine," şeklinde Dairemizin ... Esas, ... Karar sayılı ve 26/11/2024 tarihli kararı yazılmak suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiş olup verilen karar eldeki somut ihtilafla benzer mahiyette olup Hukuki Belirlilik ve Güvenlik İlkesi ile İçtihat Birliği ilkeleri kapsamında eldeki somut olay yönünden de Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile yürürlükte olan tarife esas alınarak maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmediğinden Sayın Çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.