T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/125 - 2026/536 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/125 KARAR NO : 2026/536 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/11/2025 tarihli ara karar NUMARASI : 2025/566 Esas DAVACI : ÇABA TURİZM SOSYAL HİZMETLER SANAYİ TİCARET…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/125 - 2026/536 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/125 KARAR NO : 2026/536 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/11/2025 tarihli ara karar NUMARASI : 2025/566 Esas DAVACI : ÇABA TURİZM SOSYAL HİZMETLER SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 2 JAY AMBALAJ İMALAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) TALEP : İhtiyati Tedbir DAVA TARİHİ : 03/06/2025 KARAR TARİHİ : 17/03/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 17/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu şirketin, davacı şirketten personel temini, personel taşımacılığı ve temin edilen vardiyalı güvenlik personellerin yemekleri olarak toplam 3 kalem hizmet aldığını, davacı şirketin davalı firmayla 2024 Eylül ayı itibariyle çalışmaya başladığını, davacı şirketin, davalı firmaya personel temini ve personel taşımacılığı ve kendi temin ettiği güvenlik personellerinin yemeklerinin ödenmesi hizmetini verdiğini, bu kalemlerin ödemelerinin davacı tarafından gerçekleştirildiğini, davalı firmaya fatura edildiğini, uygun ödeme koşullarının belirlenerek işleme alınması ve ödeme programının müvekkile bildirilmesi hususunda bir çok kez davacı şirket tarafından işverenden talepte bulunulduğunu, fakat herhangi bir olumlu sonuca varılamadığını, davacı firmanın davalı firmaya kestiği faturaların; GID... seri numaralı 30/11/2024 tarihli 163.350,00.-TL bedelli, GID... seri numaralı 30/11/2024 tarihli 16.800,00.-TL bedelli, GID... seri numaralı 30/11/2024 tarihli 285.839,74.-TL bedelli, GID... seri numaralı 31/12/2024 tarihli 174.900,00.-TL bedelli, GID... seri numaralı 31/12/2024 tarihli 71.207,96.-TL bedelli, GID... seri numaralı 31/12/2024 tarihli 192.540,28.-TL bedelli, GID... seri numaralı 16/01/2025 tarihli 46.200,00.-TL bedelli, GID... seri numaralı 16/01/2025 tarihli 19.860,71.-TL bedelli, GID... seri numaralı 16/01/2025 tarihli 67.889,37.-TL bedelli, şeklinde olduğunu, davacı şirketin, davalı borçlu firmaya vermiş olduğu hizmet karşılığında toplam rakamı 1.038.588,06.-TL olan 9 adet fatura keserek bu faturaların davalı firmaya teslimini sağladığını, davalı firmanın bu faturalara ait sadece kısmi 200.000,00.-TL ödeme gerçekleştirdiğini, davalı firmanın işbu fatura bedellerinin kalanını süresinde ödememesi üzerine uygun ödeme koşullarının belirlenerek işleme alınması ve ödeme programının müvekkil şirkete bildirilmesi hususunda bir çok kez müvekkili şirket tarafından davalı şirketten talepte bulunulduğunu, taleplerin karşılık bulmaması sonucu ise davalı firmaya ihtar çekildiğini, davalı firmanın ihtara süresi içinde cevap vermediğini, ihtardan sonra taraflarınca, davalı firma aleyhine Gebze İcra Dairesinde 2025/2926 Esas sayılı dosya ile icra takibine başlanıldığını, davalı tarafça icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini belirterek davalının icra dosyasına yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz eden borçlu(davalı) aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında uzun bir çalışma ilişkisinin olmadığını, davacı şirketin kötü niyetli iş ve işlemleri nedeniyle taraflar arasında ki sözleşmenin taraflarınca feshedildiğini, söz konusu iş ve işlemlerin başında fatura bedeli olarak taraflarına yansıtılan hizmetlerin gereğinden fazla abartılarak taraflarından tahsili gelmekte olduğunu, özelikle şirkette vardiya sistemi olmamasına rağmen hayatın olağan akışına aykırı servis sayılarından bahsedildiğini, bu duruma itiraz edildiğinde servislerin boş olarak gelip gittiği davacı şirketçe beyan edilmiş ve davalı şirketten keyfi gönderilen servislerin bedeli fatura edilerek talep edildiğini, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmamasına rağmen günlük servis adedinin hangi koşullarda belirlendiğini, bu servislerin gelip gitmediğini ve hizmetin sağlanıp sağlanmadığını davacı şirketin ispat etmek zorunda olduğunu, dava dilekçesine bakıldığında salt faturalar üzerinden alacaklı olduklarını iddia etmiş olsalar da işbu faturaların detayı hakkında bilgilendirme yapılmadığını, bilindiği üzere ticari davalarda faturalar alacak olarak önemli bir karine oluştursa da salt faturalar üzerinden tarafların savlarını ispat etmiş sayılmayacaklarını, hizmet sözleşmelerinde taraflara düşen önemli ispat külfetleri var olduğunu, hizmet veren tarafın bu hizmetini yerine getirdiğine dair tüm verileri mahkemeye sunması ve üzerine düşen ispat külfetini kaldırması gerektiğini, fakat somut dava içeriğine bakıldığında davacı şirketin sadece faturaların varlığını gerekçe göstererek alacak iddiasında bulunmasının yeterli olmayacağını, davacı şirketin ihtarname çekildiğini iddia etmiş olsa da ihtarnameye ilişkin hiçbir delili dosyaya sunmadığını, kaldı ki müvekkili şirketin sermaye ortaklarının ve şirket yetkililerinin yabancı olması ve yurt dışında olması sebebiyle fatura itirazlarını süresinde yapamadıklarını, davalı şirketin davacı şirket ile sözleşmesini feshetme kararı almasından dolayı davacı şirketin kötü niyetle başlatmış olduğu takip ve devamında işbu davada sayın mahkemenin takdiri ile mahkemeye sunulan delillerden görüleceği üzere müvekkili şirketin somut olayda hiçbir kötü niyeti ve hukuka aykırı bir davranışı olmadığını, taraflar arasındaki ticari anlaşmalar, taraflar arasındaki harici ek anlaşmalar ve ticari örf ve adetler doğrultusunda davalı şirket hakkında başlatılan icra takibinin dürüstlük kuralına aykırı başlatıldığını, başlatılan süreçlerin bedellerinin taraflarına yansıtılması için işbu davanın başlatıldığının görüleceğini, tüm hususlar göz önünde bulundurulduğunda bu süreçte haksız ve kötü niyetli olan davacı tarafın, davalı şirketi daha fazla zarara uğratmak adına işbu davayı açtığını, beyanla davanın reddine, asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince 18/11/2025 tarihli ara karar ile; "... Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin, uyuşmazlık konusunun para alacağı olduğu gerekçesiyle taleplerini reddetmiş ise de bu değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu, para alacaklarında da borçlunun mal kaçırma ihtimali olması halinde tedbir kararı verilebileceğinin Yargıtay ve BAM içtihatlarıyla sabit olduğunu, talep edilen tedbirin haciz niteliğinde olmadığı yalnızca alacağın teminat altına alınmasına yönelik olduğunu; davalının mali durumunun, icra dosyaları ve ödeme güçlüğü “gecikmede tehlike” şartını fazlasıyla karşıladığını, bu hususlar göz ardı edilerek verilen ret kararının eksik incelemeye dayandığını, dosyada mevcut bilirkişi raporunun her ne kadar bazı hususlarda eksiklik içerse de davacının alacağının varlığı ve haklılık ihtimalini destekler nitelikte olduğunu, bu sebeple yaklaşık ispat koşulunun sağlanmış olunduğunu, tedbir talebinin reddinin hukuka aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/11/2025 tarihli ara karar, 2025/566 Esas sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava itirazın iptaline ilişkindir. Talep ihtiyati tedbire ilişkindir. İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı ihtiyati tedbir talep eden/davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nun 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; ihtiyati tedbir talep eden davacının davalıya personel temini, personel taşımacılığı ve temin edilen vardiyalı güvenlik personellerin yemeklerinin temini olarak toplam 3 kalem hizmet verdiğini, davacı şirketin anılan hizmetler karşılığı toplam 1.038.588,06-TL olan 9 fatura tanzim ederek davalıya teslim ettiğini, davalının ise sadece kısmi 200.000,00 TL ödeme gerçekleştirdiğini, bakiyesinin tahsili için başlatılan takibe itiraz edildiğini, itirazın iptali için eldeki davanın açıldığı, borçlunun halihazırda icra takibine konu olan ve olmayan birçok borcunun olması, yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali ve böyle bir durumda ilerde davacı lehine verilebilecek olan hükmün infazının mümkün olmayacağı ihtimali göz önüne alınarak, davalı şirket adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiği, mahkemece talebin reddine karar verildiği, karara karşı talep eden davacı vekilinin istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. 6100 sayılı HMK.'nın "ihtiyati tedbirin şartları"na ilişkin 389. maddesinde; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" düzenlemesi bulunmaktadır. Aynı Kanun'un 390/3 maddesinde ise; "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" hükmü bulunmaktadır. Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. HMK.'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuştur. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada, normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Somut olayda, tedbir talep eden davacının talebinin para alacağına dayandığı, tedbir talebinin ise davalının malvarlığına konulmasının istendiği, 6100 sayılı yasanın 389/1.maddesi gereği ancak “uyuşmazlık konusu” hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceğinin düzenlendiği, davalının ihtiyati tedbir konulması talep edilen malvarlığı değerlerinin dava konusu olmadığından eldeki olay yönünden ihtiyati tedbirin şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla mahkemece tedbir talep eden davacının talebinin reddine karar verilmesi isabetlidir. Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; ihtiyati tedbir talep eden/davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İhtiyati tedbir talep eden/davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile kalan 116,60-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/03/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*