Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/4066 E. , 2025/1695 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/4066 Karar No : 2025/1695 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) ... Üretim İnşaat ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... ... 101- ... 102- ... 103- ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek b
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/4066 E. , 2025/1695 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/4066 Karar No : 2025/1695 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) ... Üretim İnşaat ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... ... 101- ... 102- ... 103- ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Giresun İli, Çanakçı İlçesi, Doğu Karadeniz Havzası, ... Çayı üzerinde kurulacak olan 11,320 mwm kurulu güce sahip Görele Regülatörü ve Hidro Elektrik Santrali projesine ilişkin olarak verilen … tarih ve … sayılı "ÇED Olumlu" kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştayın bozma kararı üzerine İdare Mahkemesince verilen kararda; ÇED raporunda, tarım alanları, tarım, hayvancılık ve aracılık faaliyetleri, floristik, faunistik ve hidrobiyolojik özellikler, sucul yaşam, çevresel gürültü, toz yayılımı, trafik yükü, atıksu, katı atık ve tehlikeli atıkların toplanması - uzaklaştırılması -zararsız hale getirilmesi hususlarında getirilen taahhütlerin yeterli ve uygun olduğu, faaliyet alanına özgü lokal endemik bitki, hayvan, sucul yaşam türleri olmadığı, faaliyetlerin flora ve fauna üzerinde yeni ve geri dönüşümsüz zararlar meydana getirebilecek olumsuz bir etki oluşturmayacağı anlaşılmakla birlikte, sunulan bilirkişi raporunda dava konusu ÇED raporunda, jeolojik-jeoteknik etüt raporunun varlığı konusunda “proje alanı içerisinde yapılacak yapılar için 19.08.2010 tarih ve 10337 sayılı Mülga Bayındırlık ve İskân Bakanlığı (Afet İşleri Genel Müdürlüğü) Genelgesi ve ... gün ve ... sayılı Makam Oluru doğrultusunda hazırlatılacak imar planına esas jeolojik jeoteknik etüt raporu hazırlatılarak değerlendirilmek üzere ilgili kuruma gönderileceği”nin belirtildiği, bu bilgilerden anlaşılacağı üzere, dava konusu ÇED raporunda, proje elemanlarının bulunduğu alanda yer alan kayaçların; fiziksel, yapısal, süreksizlik, kırık çatlak sistemleri vb. özelliklerinin irdelendiği jeolojik-jeoteknik etüt raporu bulunmadığı, Danıştay Dördüncü Dairesinin 26/10/2023 tarih ve E:2023/12358, K:2023/5790 sayılı kararında; ÇED raporunda, jeolojik değerlendirmelere yönelik olarak “…Öncelikle belirtmek gerekir ki; Mahkeme kararında yer verilen gerekçelerden Jeoloji etüd raporunun bulunmaması ile ÇED Raporunda jeolojik-jeoteknik açıdan bir açıklama yapılmamasına ilişkin kavramların birbirinden farklı durumlara ilişkin olduğundan, henüz jeolojik etüd raporunun hazırlanmamış olmasının ÇED Raporunda jeolojik-jeoteknik açıdan bir açıklama yapılmadığı anlamına gelmeyecektir…” şeklinde atıf bulunduğu, Danıştay kararına bağlı olarak ÇED raporu değerlendirildiğinde; ÇED raporunda dava konusu HES projesine ait proje elemanlarında regülatör yeri, iletim tüneli, yükleme havuzu ve cebri boru ile santral yerine ait mühendislik jeolojisi özellikleri ve kesin proje aşamasında yapılması gereken çalışmalar ile sorunlu alanlara yönelik alınması gereken önlemler kapsamında bir değerlendirme yapıldığı, ÇED raporunda proje ünitelerinin yer aldığı alandaki kayaçların jeolojik özelliklerini (fiziksel, yapısal, süreksizlik, kırık çatlak sistemleri vb.) belirlemek adına proje ünite yerlerinde yeterli sayı ve derinlikte temel araştırma (jeolojik-jeoteknik etüt) sondajları ile yerinde arazi ve laboratuvar deneylerinin yer almamasının, olumsuzlukların en aza indirilmesi için alınan tedbirlerin alansal bazlı olmayıp teorik ifadelere ve ÇED raporunda zeminin göstereceği dayanım ve temel olabilme özelliğinin yapılacak sondajlar neticesinde kesinleştirilmesi gerektiği şeklinde birçok etki (duraylılık analizleri, kazı klasları, güvenli şev oranları vb.) yönünden yapılmayan jeoteknik etütlere dayandırılmasının ciddi bir eksiklik olduğu, nakliye yolundan santral yerine ve yükleme havuzuna servis yolu planlandığı, ancak cebri boru güzergâhına ulaşabilmek için herhangi bir servis yolunun planlanmadığı gibi yükleme havuzu, santral yeri ve cebri boru güzergahına ulaşabilmek için, dava konusu alanda hangi parsellerin kamulaştırılacağı konusunda herhangi bir bilgi bulunmamasının ÇED raporunda eksiklik teşkil ettiği, buna ilişkin olarak müdahil tarafından sunulan itiraz dilekçesinde, ÇED Yönetmeliği 6/3. maddesi gereğince, ÇED Olumlu kararı alınmadığı sürece proje alanında çalışma yapılamayacağından arazide sondaj çalışmasına izin verilmediği, çalışma yapılacak alanlarda kamulaştırmaların yapılmadığı, ÇED Olumlu kararı alınması sonrasında projeye ilişkin hazırlanacak imar planı öncesinde sondaj ve diğer ölçüm metotları kullanılarak jeolojik ve jeoteknik raporları hazırlatılacağının taahhüt edildiği belirtilerek bu aşamada jeolojik etüt raporunun zaruri olmadığı iddia edilmiş ise de; anılan yönetmelik hükmünde, ÇED Olumlu kararı alınmadan yatırıma başlanamayacağının ve yapı yapılamayacağının düzenlediği ve söz konusu sondaj çalışmalarının yapılabilmesi müdahil şirket tarafından herhangi bir izin talebinde bulunulduğuna ve bu talebin reddedildiğine dair dava dosyasına herhangi bir bilgi-belge sunulmadığı; diğer taraftan ÇED Raporunda, jeolojik-jeoteknik açıdan bir açıklama yapılmamasının jeolojik açıdan oluşabilecek olumsuz etkileri öngörülmez ve hesaplanamaz kıldığı; bunun yanında, her ne kadar sahada ilgili kamulaştırmaların yapılmadığı ve raporların imar planı sürecinde temin edileceği ileri sürülmüş ise de, dava konusu projede yapıların inşası ve tesisin işletilmesi aşamasında jeolojik nedenlerden kaynaklanabilecek olumsuz çevresel etkilerin neler olduğu ve bu etkilerin nasıl bertaraf edileceği hususu ÇED sürecini ilgilendirdiğinden, bu rapor ve deneylerin ÇED Raporunda ortaya konulmasının elzem olduğu bunun yanında, projedeki nakliye yolundan santral yerine ve yükleme havuzuna servis yolu planlandığı, ancak cebri boru güzergahına ulaşabilmek için herhangi bir servis yolunun planlanmadığı ve yükleme havuzu, santral yeri ve cebri boru güzergahına ulaşabilmek için dava konusu alanda hangi parsellerin kamulaştırılacağının açıklanmamasının önemli bir belirsizlik olduğu; gürültü düzeyi bakımından ise, ÇED raporuna göre proje etki sahası içerisinde regülatör yerine en yakın evin yaklaşık 75 m mesafede olduğu, 75 m mesafede bulunan yerleşim yerine tesisin inşası sürecinde iletilecek gürültünün 62 dBA civarında olacağı, oluşacak değerlerin sınır değerlerin altında yer aldığı, Danıştay Dördüncü Dairesinin E:2023/12358, K:2023/5790 sayılı kararında ''ÇED Raporunda (sayfa 266) “Tablo 95 ve Tablo 96’nın karşılaştırılması sonucunda; yükleme havuzu, cebri boru ve santral binası sahaları inşaat alanında hafriyat ve inşaat aşamasında kullanılacak iş makinelerinden dolayı oluşacak gürültü değerleri gündüz yaklaşık 25 m’den itibaren 04.06.2010 tarih, 27601 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği”nde belirtilen sınır değerlerin altına düşecektir." tespitinin de bulunduğu görülmekte olup, bu bilgiler ışığında, bilirkişilerce mesafe ölçümlerine göre proje ünitelerinden yükleme havuzu, cebri boru ve santral binasının çevrede bulunan yerleşim yerlerine olan uzaklıklarının 25 m ile 50 m arasında değiştiğinin tespit edildiği, bu bakımdan, bazı yerleşim yerlerinin proje ünitelerine olan yakınlığı bakımından gürültü düzeyinin sınır değerin olacağının açık olduğu değerlendirmesinin nasıl yapıldığı üzerinde anlaşılamamaktadır.” hükmü yer aldığı, yapılan ölçümlerde yükleme havuzu, cebri boru ve santral alanına 75 m’den daha yakın yerleşimlerin olduğu, fakat 50 m mesafede gürültü değeri 66 dBA olarak belirlenmiş ve akabinde 25 m mesafeden sonra gürültü sınır değerlerinin sağlanacağının ÇED Raporunda ifade edildiği, 50 m mesafede 66 dBA olarak sınır değere (70 dBA) çok yakın bir değer ölçülmüş iken bu mesafenin yarısına yakın ve daha fazla etkilenecek bir mesafede (25 m) sınır değerlerin nasıl sağlandığı konusunda ÇED Raporunda herhangi bir açıklamanın bulunmadığı, “25 m mesafede sınır değerlerin sağlayacağının belirtilmesi” ifadesinin tahmini mi yoksa metematiksel bir hesaplama sonucumu olduğunun anlaşılamadığı, gürültü ölçümlerinde uzaklığın azalmasıyla artan ses şiddeti prensibiyle gürültü kaynağına yaklaştıkça gürültünün şiddeti artmakta olup 50 m mesafede 66 dBA olarak yapılan bir ölçümde 25 m mesafenin sınır değerleri sağlayabilmesinin imkânsız olduğu, diğer taraftan müdahil tarafından, sınır değerin üzerinde kalan söz konusu yapılaşmaların ÇED sürecinde inşa edilmiş olabileceği iddia edilmiş ise de, buna yönelik dosyaya bir delil sunulmadığı gibi ÇED Raporunda, sınır değerin üzerinde kalan yerleşimlerin tesis inşa edilmeden önce kamulaştırılacağına yönelik açık bir taahhütte de bulunulmadığından bu iddiasına itibar edilmediği; bununla birlikte bilirkişi raporunda, dava konusu ÇED Raporunun proje alternatifleri kısmına ilişkin olarak; proje DSİ Genel Müdürlüğü tarafından ihale edildiği, dolayısıyla herhangi bir yer veya teknoloji alternatifi planlanmadığı belirtilmemesinin bir eksiklik olduğu ifade edilmiş ise de, buradaki yer ve teknolojik belirlemenin DSİ Genel Müdürlüğü tarafından, dava konusu proje ile aynı su yolu üzerindeki diğer tesislerin oluşturacağı kümülatif etki ve tüm diğer hususlar dikkate alınarak yapıldığı, bu bakımdan en uygun fizibilite çalışmasının adı geçen idare tarafından yapıldığının kabulü gerektiğinden dava konusu ÇED Raporunda bu hususa değinilmemesinin eksiklik olarak değerlendirilmediği, ancak açıklanan diğer gerekçeler dolayısıyla, Giresun İli, Çanakçı İlçesi, Doğu Karadeniz Havzası, Görele Çayı üzerinde müdahil şirket tarafından yapımı planlanan Görele Regülatörü ve Hidroelektrik Santrali Projesi'ne ile ilgili olarak Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporunda yapılan incelemelerin, hesaplamaların ve değerlendirmelerin yeterli düzeyde veri, bilgi ve belgeye dayandırılmadığı, projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin kapsamlı bir şekilde incelenmediği, çevreye olabilecek olumsuz etkilerin kabul edilebilir düzeyde bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu projeye ilişkin verilen ÇED Olumlu kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından; dava konusu işlemin mevzuata uygun olarak tesis edildiği, Giresun- Çanakçı- Doğu Karadeniz Havzası, Görele Çayı üzerinde, müdahil şirket tarafından yapılması planlanan Görele Regülatörü ve Hidroelektrik Santrali Projesine ilişkin ÇED sürecinin, daha önce Giresun Valiliği ve Çanakçı Belediye Başkanlığının olumsuz görüşleri nedeniyle sonlandırıldığı, ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada; ... İdare Mahkemesinin ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararıyla, dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, Mahkemenin iptal kararına istinaden, ÇED sürecinin kaldığı yerden yeniden başlatılarak mevzuata uygun bir şekilde tamamlandığı, Bütüncül Havza Planlamasının Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görevinde olduğu, projeye ilişkin fizibilite raporunun DSİ tarafından onaylandığı, proje özelinde Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce belirlenen doğal yaşam için çevresel akış miktarının (can suyu), havzadaki memba-mansap ilişkisi değerlendirilerek ve kümülatif etkiler dikkate alınarak karar verildiği, işletmede olan projelerle, dava konusu projenin inşaat aşamasına ilişkin kümülatif etkilerinin, işletmede olan projelerin inşaat aşamaları geçtiği için değerlendirme konusu yapılmadığı, yöre halkının görüşlerinin dikkate alınarak ilk ÇED sürecinin sonlandırıldığı, ancak sürecin sonlandırılmasına ilişkin işlemin Mahkemece iptal edildiği, projede, tarım alanları, tarihi yapılar hakkında gerekli taahhütlerin verildiği, Bilirkişi raporunda büyük oranda Bakanlık lehine tespitlere yer verildiği, rapordaki proje alternatiflerinin değerlendirilmesi ve 35 m'nin altında bulunan yerleşimlerdeki gürültü sorunun irdelenmemesine ilişkin tespitlerin yerinde olmadığı, ÇED Raporunun iptalini gerektirecek bir hususun olmadığı, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare yanında Müdahil tarafından; davalı idarenin temyiz gerekçelerine ek olarak Giresun İdare Mahkemesince verilen ilk kararın Danıştay Dördüncü Dairesince bozulması üzerine, İdare Mahkemesince, bozma kararına uyulduğu ancak bilirkişi heyetinin bozma kararına uygun oluşturulmadığı, Danıştay bozma kararının kesin hüküm niteliğinde olduğu, oluşacak raporun bu kurala bağlı olarak oluşması gerektiği, bilirkişi raporunun çelişkili olduğu, rapora ilişkin itirazlarının Mahkemece dinlenmediği, bozma kararında yer alan gerekçeler irdelendikten sonra, bilirkişilerce yeni gerekçeler bulunarak dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, bilirkişi raporunun bu haliyle Nihai ÇED Raporunu kusurlandıramayacağı, Kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Giresun İli, Çanakçı İlçesi, Doğu Karadeniz Havzası, Görele Çayı üzerinde ... Üretim İnşaat ve Ticaret A.Ş tarafından kurulması planlanan, 11,320 mwm kurulu güce sahip Görele Regülatörü ve Hidro Elektrik Santrali projesine ilişkin olarak, ÇED başvuru dosyasının, 25.11.2014 tarihli 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Mülga ÇED Yönetmeliğinin 8. maddesinin 1. fıkrası kapsamında hazırlanıp, 17.10.2020 tarihinde Bakanlığa sunulduğu, komisyon üyelerinden olan Giresun Valiliğinin ... tarihli, E... sayılı; Çanakçı Belediye Başkanlığının ... tarihli, ... sayılı olumsuz görüşlerine istinaden Bakanlığın ... tarihli, E... sayılı işlemi ile ÇED sürecinin sonlandırıldığı, bu işlemin iptali istemiyle, proje sahibi tarafından açılan davada; ... İdare Mahkemesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararıyla işlemin iptaline karar verildiği, Mahkeme kararının idare tarafından temyiz edilmesi neticesinde Danıştay Altıncı Dairesinin 28/04/2021 gün ve E:2021/1771, K: 2021/6236 sayılı kararı ile onandığı, ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin işlemin Mahkemece iptal edilmesinden sonra sürecin kaldığı yerden devam edilerek, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ... tarihli, ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" Kararının alındığı, bu kararın iptali istemiyle de bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 2872 sayılı Çevre Kanununun 2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; "Çevresel Etki Değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları" olarak ifade edilmekte, Çevre Kanununun 10. maddesinde, "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmektedir. 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: ÇevreselEtki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak; Çevresel Etki Değerlendirme Süreci: Gerçekleştirilmesi planlanan projenin çevresel etki değerlendirmesinin yapılması için; başvuru, inşaat öncesi, inşaat, işletme ve işletme sonrası çalışmaları kapsayan süreç olarak tanımlanmış, 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin Ek-III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler şeklinde düzenlemeler yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Çevresel etki değerlendirmesi ile, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, ayrıca projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, Yönetmelik kapsamında yer alan bir faaliyet nedeniyle hazırlanacak ÇED raporunda özel format uyarınca, projenin gerçekleştirileceği yer ile alternatif alanlar belirlenerek projenin hizmet amacı, önem ve gerekliliği kapsamında yerin ve etki alanının çevresel özellikleri, çevresel etkiler ve alınacak önlemlerin tartışılması, faaliyet yerinin belirlenmesinde ise, faaliyetin büyüklüğü, amacı, ulaşım, iklim, toprağın ve çevrenin özellikleri, olası etkiler ve etkilerin azami giderilme olanakları gibi unsurların etkili olması, bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması yolunda belirtilen nitelikteki bir faaliyete en uygun yerin seçilmesi esastır. Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. maddesindeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir. Dava dosyasının incelenmesinden; Giresun İli, Çanakçı İlçesi, Doğu Karadeniz Havzası, Görele Çayı üzerinde ... Üretim İnşaat ve Ticaret A.Ş tarafından kurulması planlanan, 11,320 mwm kurulu güce sahip Görele Regülatörü ve Hidro Elektrik Santrali projesine ilişkin sürecin, İDK toplantısı sonrasında, komisyon üyelerinden olan Giresun Valiliğinin ... tarihli, E... sayılı yazısıyla belirtilen; "proje alanına yakın bölgede hafriyat depolama alanları için uygun alan bulunamadığı, yöre halkının HKT sonrası görüşlerinde de belirtildiği gibi regülatör ve santral arasında küçük yüzme alanları, küçük göletler, küçük çağlayanlar yer almakta olduğu ve dere yatağına bırakılan can suyunun bu alanlar için yetersiz kaldığı..." şeklinde; Çanakçı Belediye Başkanlığının ise ... tarihli, ... sayılı "söz konusu projenin ekosistemde yer alan tüm canlılara ve dolayısıyla ekolojik dengeye zarar vereceği" şeklindeki olumsuz görüşlerine istinaden Bakanlığın ... tarihli, E... sayılı işlemi ile ÇED sürecinin sonlandırıldığı, bu işlemin iptali istemiyle, proje sahibi tarafından açılan davada; ... İdare Mahkemesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararıyla ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin işlemin, yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde; işlemde iptal gerekçesi olarak zikredilen söz konusu gerekçelerin bilimsel kriterler ve verilen taahhütler ekseninde uygun olmadığı gerekçesiyle iptaline karar verildiği, Mahkeme kararının idare tarafından temyiz edilmesi neticesinde Danıştay Altıncı Dairesinin 28/04/2021 gün ve E:2021/1771, K: 2021/6236 sayılı kararı ile onandığı, ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin işlemin Mahkemece iptal edilmesinden sonra sürecin kaldığı yerden devam edilerek, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ... tarihli, ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" Kararının alındığı, anılan kararın iptali istemiyle açılan işbu davada; dava konusu işlemin iptaline ilişkin ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın; Dairemizin 26/10/2023 tarihli E:2023/12358, K:2023/5790 sayılı kararıyla; Mahkeme kararında, bilirkişi raporunda, projenin, tarım alanları, tarım, hayvancılık ve arıcılık faaliyetleri, floristik, faunistik ve hidrobiyolojik özellikler, sucul yaşam, çevresel gürültü, toz yayılımı, trafik yükü, atıksu, katı atık ve tehlikeli atıkların toplanması-uzaklaştırılması-zararsız hale getirilmesi hususlarında getirilen taahhütlerin yeterli ve uygun olduğu, faaliyet alanına özgü lokal endemik bitki, hayvan, sucul yaşam türleri olmadığı, faaliyetlerin flora ve fauna üzerinde yeni ve geri dönüşümsüz zararlar meydana getirebilecek olumsuz bir etki oluşturmayacağının belirtildiği, bununla birlikte; bilirkişi raporunda, özellikle, alanın jeolojik özellikleri bakımından ÇED Raporunda bir değerlendirmenin olup olmadığı ve gerek inşaat, gerekse işletme aşamasında HES projesinden kaynaklı gürültünün kabul edilebilir düzeyde olup olmadığına ilişkin tespitlerde çelişkiler olduğu, bilirkişi raporunun bu haliyle hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, Kararda belirtilen eksiklerin giderilerek, dava konusu HES Projesinin tüm çevresel etkilerinin yeniden değerlendirilebilmesi amacıyla yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği gerekçesiyle İdare Mahkemesi kararının bozulması üzerine, bozma kararına uyularak, Mahkemelerinin E:... sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuna Dairemizin 26/10/2023 tarih ve E:2023/12358, K:2023/5790 sayılı kararında yapılan atıfların incelenerek söz konusu atıflara dair hususlarının tespiti amacıyla mahallinde Çevre Mühendisi, Jeoloji Mühendisi, İnşaat Mühendisi/Hidrolog, Harita Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Biyolog ve Hidrobiyolog'tan oluşan bilirkişi heyetine yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan 27/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda; Mahkeme kararında yer verildiği haliyle; proje alanının Ziraat Mühendisliği bakımından değerlendirilmesinde; dava konusu proje kapsamında gerçekleştirilecek çalışmalara bağlı olarak taahhüt edilen önlemlerin alınması ile birlikte yapılacak tarımsal faaliyetlerin olumsuz yönde etkilenmeyeceğinin, proje Alanının Biyolojik bakımdan değerlendirilmesinde; Flora ve fauna yönünden yapılan değerlendirmelerin sonucu olarak; hazırlanan ÇED raporunun biyolojik değerlendirmeler ışığında uygun olduğu, ÇED olumlu kararının iptalini gerektirecek ve canlı yaşamının olumsuz yönde etkileneceğine dair faaliyet alanına özgü lokal endemik bitki ve hayvan türlerinin bulunmadığı, mevcut canlıların bölge genelinde geniş bir alanda yayılış gösterdiği, özellikle sucul canlıların yaşamlarını sürdürebilmesi için firma tarafından taahhüt edilen can suyu miktarının ortama bırakılmasının oldukça önemli olduğu ve bunun ilgili kurumlar tarafından kontrol edilmesinin gerekli olduğu, ÇED olumlu kararı alınan Görele HES projesinin flora ve fauna özellikleri yönünden herhangi bir olumsuz etki yaratmayacağı değerlendirmesinin yapıldığı, proje alanının Hidrobiyolojik değerlendirmesinde; Sucul fauna yönünden yapılan değerlendirmelerin sonucu hidrobiyolojik olarak; ÇED olumlu kararının iptalini gerektirecek geri dönüşümü olamayan bir riskin bölgede bulunmadığı, canlı yaşamının olumsuz yönde etkileneceğine dair faaliyet alanına özgü endemik sucul hayvan türlerinin bulunmadığı, bölgede var olan balık ve sucul memelilerin çok geniş bir alanda dağılım gösterdiği ve özellikle sucul canlıların yaşamlarını sürdürebilmesi için firma tarafından taahhüt edilen can suyu miktarının ortama bırakılmasının oldukça önemli olduğu ve bunun yetkili kurumlar tarafından kontrol edilmesi hainde, bölgede gerçekleştirilecek faaliyetin olumsuz etki yaratmayacağı değerlendirmesinde bulunulduğu, proje alanının İnşaat Mühendisliği (Hidrolojik) bakımından değerlendirilmesinde; Nihai ÇED raporunda yer alan taahhütlerin uygulanması ile projenin hayata geçirilmesi durumunda can suyu ve mansap su hakları açısından ekosistem bütünlüğünün bozulmayacağı değerlendirmesinin yapıldığı, proje alanının Jeoloji Mühendisliği bakımından değerlendirilmesinde; (...) Dava konusu HES projenin planlandığı alanın taban kayaçlarını dokusal olarak sert ve sağlam yapıya sahip granitik kayaçlar oluştuğu, HES projesi kapsamında yapılması planlanan proje ünitelerinin bulunduğu alanın ise bazalt, andezit lav ve piroklastikleri, kumtaşı, kumlu kireçtaşı ve marn birimleri yer aldığı, (...) dava konusu ÇED raporunda, jeolojik-jeoteknik etüt raporunun varlığı konusunda “proje alanı içerisinde yapılacak yapılar için 19.08.2010 tarih ve 10337 sayılı Mülga Bayındırlık ve İskân Bakanlığı (Afet İşleri Genel Müdürlüğü) Genelgesi ve 11.11.2008 gün ve 13171 sayılı Makam Oluru doğrultusunda hazırlatılacak imar planına esas jeolojik jeoteknik etüt raporu hazırlatılarak değerlendirilmek üzere ilgili kuruma gönderileceği”nin belirtildiği, dava konusu ÇED raporunda, proje elemanlarının bulunduğu alanda yer alan kayaçların; fiziksel, yapısal, süreksizlik, kırık çatlak sistemleri vb. özelliklerinin irdelendiği jeolojik-jeoteknik etüt raporu bulunmadığı, (...) proje alanına en yakın aktif heyelan alanı regülatör yerinin 1,5 km güneydoğusunda yer alırken, en yakın eski heyelan alanı ise regülatör yerinin 3,3 km kuzeybatısında ve santral yerinin 2 km güneybatısında ve proje alanı ile farklı vadilerde yer aldığı, ÇED raporunda yer alan patlatma değerlendirmeleri kısmında belirtilen titreşim hızı değerlerinin 100 metreden sonra yönetmelikte belirtilen sınır değerin altına indiği (< 5mm/s) ve pasif ve aktif heyelan alanlarının projenin yapılacağı alana göre başka vadilerde yer aldığı dikkate alındığında, proje alanı ve çevresinde 1.5, 3.3 ve 2 km mesafelerde yer alan heyelan alanlarının patlatma çalışmalarından etkilenmeyeceğinin değerlendirildiği, (...) yükleme havuzu ve cebri boru güzargahına en yakın yerleşim yerlerinin 25-35-45-50 m arasında değişen mesafelerde olduğu, alanın yamaç eğiminin yüksek olması ve keşif günü tespit edilen lokal kaymaların varlığı dikkate alındığında; söz konusu proje ünitelerinin yapımı sırasında yaşanabilecek olumsuzlukların önüne geçilebilmesi adına, faaliyete başlamadan önce gerekli sondaj çalışmaları ile arazi ve laboratuvar deneylerinin mutlaka yapılması gerektiği ve elde edilecek verilere göre gerekli önlemlerin alınması gerektiği,(...) Nihai ÇED Raporu Sayfa 504 Ek 5’te yer alan Genel Yerleşim Planı (Şekil 8) haritası incelendiğinde nakliye yolundan santral yerine ve yükleme havuzuna servis yolu planlandığı, ancak cebri boru güzerhağına ulaşabilmek için herhangi bir servis yolu planlanmadığının tespit edildiği, diğer taraftan ÇED raporunda -proje alanına yapılacak servis yolları ile ilgili kamulaştırmaların öncelikle yapılacağı- bilgisine rağmen yükleme havuzu, santral yeri ve cebri boru güzergahına ulaşabilmek için, dava konusu alanda hangi parsellerin kamulaştıralacağı konusunda herhangi bir bilgi bulunmadığı, Danıştay Dördüncü Dairesi'nin 26/10/2023 tarih ve E:2023/12358, K:2023/5790 sayılı kararında yer alan, ÇED raporunda jeolojik değerlendirmelere yönelik olarak ÇED raporu değerlendirildiğinde; ÇED raporunda dava konusu HES projesine ait proje elemanlarında regülatör yeri, iletim tüneli, yükleme havuzu ve cebri boru ile santral yerine ait mühendislik jeolojisi özellikleri ve kesin proje aşamasında yapılması gereken çalışmalar ile sorunlu alanlara yönelik alınması gereken önlemler kapsamında bir değerlendirme yapıldığının açıkça anlaşıldığı, sonuç olarak; ÇED raporunda dava konusu HES projesine ait proje elemanlarında regülatör yeri, iletim tüneli, yükleme havuzu ve cebri boru ile santral yerine ait mühendislik jeolojisi özellikleri ve kesin proje aşamasında yapılması gereken çalışmalar ile sorunlu alanlara yönelik alınması gereken önlemler kapsamında jeolojik değerlendirmelerin yapıldığı, ÇED raporunda proje ünitelerinin yer aldığı alandaki kayaçların jeolojik özelliklerini (fiziksel, yapısal, süreksizlik, kırık çatlak sistemleri vb.) belirlemek adına proje ünite yerlerinde yeterli sayı ve derinlikte temel araştırma (jeolojik-jeoteknik etüt) sondajları ile yerinde arazi ve laboratuvar deneylerinin yer almamasının, olumsuzlukların en aza indirilmesi için alınan tedbirlerin alansal bazlı olmayıp teorik ifadelere ve ÇED raporunda zeminin göstereceği dayanım ve temel olabilme özelliğinin yapılacak sondajlar neticesinde kesinleştirilmesi gerektiği şeklinde birçok etki (duraylılık analizleri, kazı klasları, güvenli şev oranları vb.) yönünden yapılmayan jeoteknik etütlere dayandırılmasının ciddi bir eksiklik olduğu, nakliye yolundan santral yerine ve yükleme havuzuna servis yolu planlandığı, ancak cebri boru güzergâhına ulaşabilmek için herhangi bir servis yolunun planlanmadığı gibi yükleme havuzu, santral yeri ve cebri boru güzergahına ulaşabilmek için, dava konusu alanda hangi parsellerin kamulaştırılacağı konusunda herhangi bir bilgi bulunmamasının ÇED raporunda eksikliği tespit edilen bir diğer husus olduğunun değerlendirildiği, yine proje Alanının Çevre Mühendisliği Bakımından Değerlendirilmesi (...) İletim Tüneli Açılmasında Patlatma Aşaması; (...) ÇED raporunda proje etki sahası içerisinde regülatör yerine en yakın evin yaklaşık 75 m mesafede olduğu, 75 m mesafede bulunan Karabörk Mahallesi yerleşimlerine inşaat dönemi boyunca iletilecek gürültünün 62 dBA civarında olacağı, diğer yandan yükleme havuzuna ve cebri boru güzergahına 75 m mesafede bulunan yerleşimlere inşaat dönemi boyunca iletilecek gürültünün 59 dBA civarında olacağı, oluşacak değerlerin 04.06.2010 tarih 27601 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği”nde belirtilen sınır değerlerin altında yer aldığı, yapılan keşif esnasında proje ünitelerinin bulunduğu alanlardan koordinat alınarak yerleşim yerleri ile proje üniteleri arasındaki uzaklıklarının gerek yerinde gerekse harita ölçümleri ile tespit edilerek Tablo 1’de verildiği, yapılan mesafe ölçümlerine göre proje ünitelerinden Görele Regülatörü ve şantiye alanı sahalarının çevresinde bulunan yerleşim yerlerine olan uzaklıklarına bakıldığında şantiye alanına en yakın yerleşimin Karabörk-Uyuzluk Mevkiindeki 50 m mesafedeki ev olduğunun belirlendiği, ÇED Raporunda belirtilen gürültü ölçümlerinde ise yerleşim yerlerinin proje ünitelerine 75 m mesafede olduğu ve gürültü düzeyinin ise 62 dBA ve 50 m mesafede ise 68 dBA olarak (Tablo 4) hesaplandığı anlaşılmakta olup yönetmelik sınır değerinin ise binalar için 70 dBA olduğu, Tablo 1’e göre Bilirkişi heyetince ölçülen mesafeler ÇED Raporunda belirtilen 75 m mesafeden daha yakın olarak ölçülmüş fakat Görele regülatörü ve şantiye sahalarında yapılacak imalatlarda oluşacak gürültünün sınır değerlere yakında olsa da sağlandığının anlaşıldığı, diğer yandan yine yapılan keşif esnasında yapılan mesafe ölçümlerine göre proje ünitelerinden yükleme havuzu, cebri boru ve santral binası inşaat alanının çevrede bulunan yerleşim yerlerine olan uzaklıklarının Tablo 1’e göre 25 m ile 50 m arasında değiştiğinin belirlendiği, ÇED Raporunda belirtilen gürültü ölçümlerinde ise yerleşim yerlerinin proje ünitelerine 75 m mesafede olduğu ve gürültü düzeyinin ise 59 dBA ve 50 m mesafede ise 66 dBA olarak (Tablo 4) hesaplandığı anlaşılmakta olup yönetmelik sınır değerinin ise binalar için 70 dBA olduğu bilinmektedir. Danıştay Dördüncü Dairesinin dava hakkındaki Esas No: 2023/12358 ve Karar No: 2023/5790 sayılı kararında bu durum “ÇED Raporunda (sayfa 266) “Tablo 95 ve Tablo 96’nın karşılaştırılması sonucunda; yükleme havuzu, cebri boru ve santral binası sahaları inşaat alanında hafriyat ve inşaat aşamasında kullanılacak iş makinelerinden dolayı oluşacak gürültü değerleri gündüz yaklaşık 25 m’den itibaren 04.06.2010 tarih, 27601 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği”nde belirtilen sınır değerlerin altına düşecektir." tespitinin de bulunduğu görülmekte olup, bu bilgiler ışığında, bilirkişilerce mesafe ölçümlerine göre proje ünitelerinden yükleme havuzu, cebri boru ve santral binasının çevrede bulunan yerleşim yerlerine olan uzaklıklarının 25 m ile 50 m arasında değiştiğinin tespit edildiği, bu bakımdan, bazı yerleşim yerlerinin proje ünitelerine olan yakınlığı bakımından gürültü düzeyinin sınır değerin olacağının açık olduğu değerlendirmesinin nasıl yapıldığı üzerinde anlaşılamamaktadır.” şeklinde ifade edildiği, Bilirkişi heyeti tarafından belirlenen yerleşim yerlerinin proje ünitelerine olan yakınlığına bakıldığında ÇED Raporunda belirtilenin aksine 75 m’den daha az olmakla birlikte (25-35-45-50 m) bu mesafelerde oluşacak gürültü düzeyinin sınır değere çok yakın olacağı anlaşılmaktadır. ÇED Raporu sayfa 266’da ise “…Tablo 95 ve Tablo 96’nın yükleme havuzu, cebri boru ve santral binası sahaları inşaat alanında hafriyat ve inşaat aşamasında kullanılacak iş makinelerinden dolayı oluşacak gürültü değerleri gündüz yaklaşık 25 m’den itibaren 04.06.2010 tarih 27601 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği”nde belirtilen sınır değerlerin altına düşecektir. Proje sahası etki alanı içerisinde ev bulunmaktadır. Proje etki sahası içerisinde regülatör yerine en yakın ev yaklaşık 75 m. mesafededir. Yükleme havuzu yerine ve cebri boru güzergahına 75 m. mesafede bulunan yerleşimlere inşaat dönemi boyunca iletilecek gürültü 59 dBA civarında olacaktır…” denildiği, bilirkişilerce yapılan ölçümlerde Tablo’1 bakıldığında yükleme havuzu, cebri boru ve santral alanına 75 m’den daha yakın yerleşimlerin olduğu, fakat Tablo 4’e bakıldığında 50 m mesafede gürültü değeri 66 dBA olarak belirlenmiş ve akabinde 25 m mesafeden sonra gürültü sınır değerlerinin sağlanacağının ÇED Raporunda ifade edildiği, fakat 50 m mesafede 66 dBA olarak sınır değere (70 dBA) çok yakın bir değer ölçülmüş iken bu mesafenin yarısına yakın ve daha fazla etkilenecek bir mesafede (25 m) sınır değerlerin nasıl sağlandığı konusunda ÇED Raporunda herhangi bir açıklama mevcut olmadığı, “25 m mesafede sınır değerlerin sağlayacağının belirtilmesi” ifadesinin tahmini mi yoksa metematiksel bir hesaplama sonucumu olduğunun anlaşılamadığı, gürültü ölçümlerinde uzaklığın azalmasıyla artan ses şiddeti prensibiyle gürültü kaynağına yaklaştıkça gürültünün şiddeti artmakta olup 50 m mesafede 66 dBA olarak yapılan bir ölçümde 25 m mesafenin sınır değerleri sağlayabilmesinin imkânsız göründüğü, yapılan ölçümler baz alındığında ancak 35-40 m mesafeden sonra yönetmelik sınır değerlerinin sağlanabileceğinin anlaşıldığı, bu nedenle her ne kadar ÇED Raporunda 25 m mesafeden sonra yönetmelik sınır değerlerin sağlandığı belirtilse de 25 m mesafede bulunan yerleşimler için gürültü düzeyinin sınır değerin üzerinde olacağı kanaaatinde oldukları, bu durumda proje ünitelerinin yapımı esnasında özellikle en az 35 m mesafeden daha yakında bulunan yerleşim yerlerinde gürültüden ötürü rahatsız edici durumların yaşanmasının söz konusu olabileceği görüşünde oldukları, Çevre Mühendisliği açısından yapılan diğer değerlendirmelere göre de; toz yayılımı hususunda, çalışmalar sırasında meydana gelecek toz emisyonlarının hesaplanan değerlerden daha düşük olacağı ve inşaat aşamasında meydana gelecek toz emisyonlarının hesaplanan değerler göz önüne alındığında en yakın yerleşim birimlerinde katlanılabilir geçici bir etki oluşturacağının öngörüldüğü, atık miktarı; katı-sıvı-gaz atık durumu: (...)ÇED dosyasının atıksu, katı atık ve tehlikeli atıkların toplanması-uzaklaştırılması-zararsız hale getirilmesi ve çevresel yönden geçici ve kabul edilebilir etkileri yönünden yöntem ve taahhütlerinin yeterli olduğu düşünülmektedir, şeklinde görüş ve kanaat belirtildiği görülmektedir. Uyuşmazlıkta, her ne kadar İdare Mahkemesince, bilirkişi raporunda yer alan ve yukarıda detaylarına yer verilen değerlendirmelere dayanarak, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de; Dairemizin 26/10/2023 tarih ve E:2023/12358, K:2023/5790 sayılı kararında yer verilen ve İdare Mahkemesi kararının bozulmasına gerekçe olarak gösterilen hususların, bozma kararı sonrası alınan bilirkişi raporunda karşılandığı, bilirkişi raporunda yer verilen; jeoloji mühendisliği ve çevre mühendisliği disiplini açısından eksiklik olarak gösterilen hususların bu haliyle Nihai ÇED Raporunu kusurlandırmayacağı; Nihai ÇED Raporunda yer verilen ve yukarıda belirtilen bilgiler ile projenin konumu ve mahiyeti birlikte değerlendirildiğinde, Nihai ÇED Raporunda, projeden kaynaklanabilecek muhtemel çevresel etkilere ve olumsuz etkilerin giderilmesi için alınacak önlemlere yer verildiği, belirtilen önlemlerin mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla; söz konusu projeyle ilgili verilen "ÇED Olumlu" kararında hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yolundaki Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kabulüne, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2(i) maddesi uyarınca DAVANIN REDDİNE, 3. Aşağıda ayrıntısı gösterilen ...- TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 4. Davalı idarece temyiz aşamasında yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen ...-TL yargılama gideri ile hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...- TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Davalı yanında müdahil tarafından yapılan ...-TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalı yanında müdahile verilmesine, artan posta masrafının istemleri halinde ilgililerine iadesine, 6. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 7. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 17/03/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Temyiz dilekçelerinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz istemlerinin reddi ile İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle, Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyoruz.