TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/08/2025 NUMARASI : 2025/599 Esas (Derdest) DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 23/10/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı o…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1586 KARAR NO : 2025/1182 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/08/2025 NUMARASI : 2025/599 Esas (Derdest) DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 23/10/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; itirazın iptaline ilişkin olup davacının ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin 19/08/2025 tarihli yerel mahkemenin ara kararına karşı davacı yanca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili; davalı ile davacı arasında 02/01/2025 tarihli mal üretim ve alım sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin teminatı olarak davalı tarafça 60.000 USD tutarlı ve 23/01/2025 düzenlenme tarihli senet keşide edildiğini, İstanbul 23. İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyasının bahsi geçen sözleşme ve senede dayandığını, davalı tarafça İstanbul 23. İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyasına konu borca haksız ve kötüniyetli olarak itiraz edildiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme 4. maddesi uyarınca davalı tarafın siparişlerin teslim alınması ve sözleşmede belirtilen süre içerisinde ödeme yapmakla sorumlu olduğunu, davacı tarafından davalının talebi ve onayı üzerine kendi markası ve ambalajıyla davalıya özel formül ile üretim yapıldığını, yaklaşık 80.000,00 USD değerinde ürünün tamamen üretildiğini, sevkiyata hazır şekilde davacının deposunda bekletildiğini, davalının siparişine özel sakız üretiminde kullanılacak özel malzemelerin tedarik edildiğini, üretim için hazır olduğunu, bu malzemelerin davalıya özel olduğu için başka bir alıcıya satılması mümkün olmadığını, davalı tarafın teslim alma ve ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalı tarafça ön ödeme yapılmadığı gibi hazır ürünlerin bedelinin de ödenmediğini, taraflar arasında akdedilen 02/01/2025 tarihli sözleşmenin 8. maddesinde takibe dayanak senede atıfla "3 ay sonunda sipariş olmamışsa imalatçı depoda kalan tüm ambalaj malzemelerinin fiyat tutarını işverenden nakit tahsil eder veya teminat için verilen senetleri işleme koyar." teminat senedinin paraya çevrilmesi şartlarının açıkça ortaya konulduğunu,böylece senedin paraya çevrilme şartları oluştuğunu, davalı ile sözleşme şartlarına dair, davalıyı yükümlülüklerine davet ve ihtar etmek amacıyla yapılan yazışmalara davalı tarafça verilen "özür" konulu cevap "özür diliyoruz ve hakkınıza helal ediniz." ifadelerinden ibaret olduğunu,davalının hem siparişini teslim almadığını hem de bedeli ödemek şeklinde edimini ifa etmediğini, TBK m.235 ve devamı uyarınca alıcı temerrüdü oluştuğunu, müvekkilinin zararını karşılamak üzere teminat senedinin tahsilinin haklı hale geldiğini, alacaklarının sözleşme ve senet ile belirlenmiş miktarının belli ve likit olduğunu, bu nedenle İİK m.67 uyarınca %20 icra inkar tazminatı talep hakkı mevcut olduğunu, öncelikle alacağın rehinle temin edilmediğini, borçlunun durumunun giderek kötüleştiği yapılan harici araştırmayla öğrenildiğini, davalı yanın borcundan kurtulmak için kötüniyetle borca itiraz ettiğini, sunulan sözleşme, senet, ihtarname ve yazışmalar ile davacının alacağının haklılığını ispata yeterli belgeler olduğunu, borçlu tarafından da inkar edilmeyen alacağın en azından yaklaşık ispata yeter derecede olduğunu, yargılamanın uzun sürmesinin davacının alacağını tehlikeye sokacağını, borçlunun taşınır, taşınmaz, üçüncü kişilerdeki tüm hak ve alacakları üzerine, iş bu davada nihai karar kesinleşinceye kadar borç miktarınca öncelikle takdiren teminatsız olarak, aksi kanaat hasıl olursa uygun görülecek uygun bir teminat mukabilinde ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.Mahkeme 19.08.2025 tarihli ara karar ile; talep konusu alacağın teminat bonosuna ve sözleşme ilişkisine dayandığı, sunulan sözleşme içeriğine göre edimleri ifa edilip edilmediği hususunun yargılamayı gerektirdiği, yargılama sürecinde toplanacak deliller ışığında bu hususta değerlendirme yapılabileceği, taraflar arasındaki sözleşmenin 8.maddesinde talep konusu teminat bonosuna atıf yapıldığı gibi bono üzerinde teminat amaçlı verildiği hususunun açıkça yazılı olduğu, ihtiyati hacze konu alacağa konu bononun teminat için verildiğine dair imzalı belgenin bulunması karşısında bu aşamada alacağın yaklaşık olarak ispat edilemediği kanaatine vararak (Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesi 2024/2163 Esas 2024/1985 Karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7.Hukuk Dairesi 2024/2070 Esas 2024/1251 Karar) ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermiştir.Mahkemenin ihtiyati haciz talebinin reddine dair kararın kaldırılması için davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurmuştur .Davacı vekili istinaf dilekçesinde; senedin teminat niteliği taşımasının İİK 265. maddesinin ihtiyati haciz kararı verilmesine engel olmadığını, takibe ve davaya dayanak senedin ve sözleşmenin yaklaşık ispat koşulunu sağladığını, buna ilişkin emsal yargı kararları olduğunu belirterek yerel mahkemenin ihtiyati haczin reddine ilişkin verdiği kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DEĞERLENDİRME :Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan hakime geniş bir takdir alanı bırakmışsa da; hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemeli ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararında belirtmelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, kanunun öngördüğü ölçüde ispat edilememişse veya yaklaşık da olsa ispatı yargılamayı gerektiriyorsa ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. HMK'nın 389. maddesindeki şartların mevcut olması ve talep halinde ise hakim, ihtiyati tedbire davanın her aşamasında karar verebilir. İhtiyati haczi düzenleyen İ.İ.K.'nın 257. maddesi uyarınca, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmemiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya 3. şahısta olan menkuller ve gayri menkul mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, borçlunun muayyen ikametgahı yoksa veya borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, borcun vadesi gelmemiş olsa bile ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.İ.İ.K.'nın 258. maddesine göre, ihtiyati haciz talep eden, öncelikle dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmesi gerekir. Öte yandan Anayasanın 141/3. maddesine göre mahkeme ihtiyati tedbir isteminin kabulü ile ihtiyati tedbir kararı vermesi veya istemin reddine karar vermesi hallerinde kararında hukuksal gerekçe göstermek zorundadır.Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.Davacı, davalı ile 02.01.2025 tarihinde sakız ürünleri için mal üretim ve alım sözleşmesi imzalamıştır. Tarafların esas sözleşme ilişkisine dair herhangi bir itirazı yoktur.Somut olayda, davanın konusu sözleşmeye istinaden verilen teminat senedinin tahsiline ilişkindir. İlgili sözleşmenin 8. maddesi kapsamında ambalaj teminatı için 31.01.2025 tarihinde davalının davacıya 60.000USD tutarında senet verdiği görülmüştür. Hem sözleşmede hem senette ''teminat'' ifadesinin yer aldığı sabittir. Teminat senedi, asıl borç ilişkisini güvence altına almak amacıyla verilen, bağımsız bir borç doğurmak için değil, mevcut bir borcun ifasını teminat altına almak için düzenlenen senettir. Bu nedenle, sözleşme ilişkisinin ve teminat senedinin tek başına alacağın varlığına ilişkin yaklaşık ispat şartını sağladığı kabul edilemeyeceğinden bu aşamada davacının alacak iddiası yargılamaya ve ispata muhtaç olup İİK 257 maddesindeki ihtiyati haciz şartları oluşmadığından mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi yerinde olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamında, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 19/08/2025 tarihli 2025/599 Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE,2 - İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3 - Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince KESİN olmak üzere 23/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.