T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/717 Esas KARAR NO: 2025/758 DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ: 04/10/2024 KARAR TARİHİ: 01/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : İDDİA: Davacı vekili ----------- tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili----, hâlihazırda davalı ----- oranında pay sahibid…
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/717 Esas KARAR NO: 2025/758 DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ: 04/10/2024 KARAR TARİHİ: 01/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : İDDİA: Davacı vekili ----------- tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili----, hâlihazırda davalı ----- oranında pay sahibidir. Şirket’in sermayesi ve payların toplam itibari değeri -----------TL olup, müvekkilinin paylarının toplam itibari değeri ise ------dir. Payları 2 hissedarı arasında bölünmüş olan davalı şirketin %75 oranındaki diğer hissedarı dava dışı -----. Şirketin --------- tarihinde müvekkilinin temsilcisi ------katılımı ile gerçekleşmiştir. Toplantıda, taraflarının muhalefeti beraberinde verilen olumsuz oylarına karşılık --------- olumlu oyları sonucunda oy çokluğu ile butlanla sakat, huzurdaki davanın konusunu teşkil eden kararlar alınmıştır. İşbu kararlar toplantı tarihinden bu yana hiçbir hüküm ifade etmiyor olup, bu hususun tespit edilmesi gerekmektedir. İşbu nedenle söz konusu tespit davasını huzurunuzda ikame etme gereksinimi hasıl olmuştur. Toplantı Ana Sözleşmede Belirtilen Süre İçerisinde Yapılmamıştır. ----- yazılı, ---------- ana sözleşmesinin 10. Maddesinde "Genel kurullar olağan ve olağanüstü toplanırlar. Olağan genel kurul, şirketin hesap devresi sonundan itibaren 3 ay içinde ve senede en az bir defa; olağanüstü genel kurullar ise, şirket işlerinin gerektirdiği hallerde ve zamanlarda toplanırlar." şeklinde belirtilmiştir. Hesap devresi ise aynı ana sözleşmenin 12. Maddesinde "Şirket hesap yılı Ocak ayının birinci gününden başlar ve Aralık ayının otuz birinci günü sona erer. Fakat birinci hesap yılı Şirketin kesin olarak kurulduğu tarihten itibaren başlar ve o senenin Aralık ayının otuz birinci günü sona erer." şeklinde açıklanmıştır. Bu durum ticaret sicil kayıtları incelendiğinde görülecektir. Söz konusu ------tarihinde yapılmıştır. Ana sözleşmeye göre --------- ayında yapılması gerekmektedir. Ancak Şirketin Hesap devresi sonunun üzerinden 5 ay süre geçmesine rağmen bu süre içerisinde hiçbir ------- gerçekleşmemiştir. Bu sebeple yapılmış olan ---- aykırı şekilde gerçekleştirilmiş olup -------- içinde verilen kararlar da hukuka aykırı hale gelmiştir. Bu kararların butlanının tespiti gerekmektedir. Toplantıda Alınan Kararlar Eşit İşlem İlkesinin İhlali Niteliğindedir. Toplantı gündeminin 1.maddesi açılış ve toplantı başkanlığının oluşturulmasından ibarettir. Söz konusu maddenin görüşülmesi sonucunda --------başkanlığında yürütülmüştür. İşbu karar bağımsızlık ve tarafsızlık sağlanamayacağından bahisle muhalefetlerine rağmen --------- vekilinin öneri ve olumlu oyu ile kabul edilmiştir. --------- yayınlanmış Şirket İç Yönergesinin toplantının başkanlığının oluşturulması başlıklı 7. maddesine göre Genel Kurulu yönetime yetkili kişinin seçilmesinde, öncelikle önerilen adayların dikkate alınması gerekmektedir. Taraflarına ise hiçbir öneri hakkı tanınmayıp bütün toplantı taraflı ----------- yürütülmüş ve pay sahipleri arasındaki eşitliği bozan usullerle davaya konu kararlar alınmıştır. Tarafsızlık hususundaki çekince ve muhalefetlerine rağmen daha toplantının ilk dakikasında çoğunluk tarafında yer alan----------- toplantı başkanı seçilmesi, 2 ortağı bulunan davalı şirkette oluşturdukları azınlığın söz hakkının yok sayıldığına delalet etmektedir. Aynı zamanda 1. Madde ile karara bağlanan bu husus toplantının tüm seyrini etkilemiştir. Toplantının işleyişini etkileyecek olan bu karar eşit işlem ilkesi bağlamında da kanuna aykırılık teşkil edip hüküm ifade etmemektedir. Toplantı başkanı -------- tarafının önerisi üzerine seçilmiş, taraflarının bu yöndeki iradesi hiçe sayılmıştır. ------------toplantısı sonucunda, anonim şirket temel ilkelerine ilişkin kural ihtiva eden eşit işlem kuralına aykırı ve dolayısı ile kanuna aykırı şekilde butlanla sakıt kararlar alınmıştır. Bilinmektedir ki, kanun koyucu şirketler hukukunun temel ilkesi olarak ihtiva ettiği bu kural ile pay sahiplerinin eşit şartlarda eşit işleme tâbi tutulmasını, genel kurulun karar alırken ortaklar arasında keyfi eşitsizlik yaratmasının önüne geçmeyi böylece çoğunluğu elinde bulunduran pay sahibi ya da sahiplerinin azlığa keyfi ve haksız işlemlerle tahakküm etmesini önlemeyi amaçlamaktadır. Eşitlik ilkesi, çoğunluğun azınlık üzerinde bizzat veya yönetim kurulu aracılığıyla tahakküm kurmasının önüne geçilmesine olanak sağlayan yönü dolayısıyla uygulamada azlığın korunması noktasında etkin bir araç olarak kullanılabilecektir.------ Yönetim kurulu üyesi ve mevzubahis toplantının başkanı sıfatını taşıyan --------------amacı da tam olarak şirkette tahakküm kurarak kendi diledikleri kararları almaktır. Çağrı usulüne uyulması adına taraflarına yapılan davetler onlar için hiçbir anlam ifade etmemekte, toplantıda alınacak tüm kararlar kendi arzularına uygun olacak surette önceden hazırlanmış bulunmaktadır. Yönetim organı tarafından ortaklar arası yapılan ayrımcılık şirketin her hareketinde kendini göstermektedir. Pay sahibi davacı müvekkiline karşı çoğunluk ve yönetim organları tarafından sergilenen bu tutum doğrultusunda alınan kanuna ve hukuka aykırı kararlar, anonim şirket temel yapısı ile de bağdaşmayıp hukuken değer atfedilebilecek nitelikte bulunmamaktadır. Toplantının başında dile getirmiş oldukları işbu çekincenin taraflar arasındaki yakınlıktan kaynaklanmaktadır. Taraflar arasındaki yakınlığı anlatmak gerekirse: Dava dışı ------ payı müvekkilinin kardeşi --------- devralmıştır. Şirketin eski ortakları olan kardeşler; müvekkili ile diğer eski hissedar kız kardeşi -----------arasında yıllardır süregelen derin husumet bulunmakta ve ortakları bulundukları başka şirketlerin genel kurul kararlarının tespit davaları dahil bir çok uyuşmazlık yargıya taşınmış bulunmaktadır. -----------konusu şirketin yıllardır yönetim kurulunda yer almış, eski hâkim hissedar ve oğullarına yakın bir kişi olmakla birlikte, öteden beridir şirket işleyişi ve yönetiminde eski hissedar ile birlikte hareket etmiştir. Taraflı yönetim kurulu üyesi ------------ eşit işlem ilkesini ihlal etmekte, şirket işleyişi ile ilgili alınan tüm kararlarda müvekkilini şirketin dışında tutmaya, söz hakkı vermemeye gayret göstermektedir. Öyle ki eski yönetim kurulu üyeleri; müvekkilinin oğlu -------, şirketi müşterek temsile yetkili iken ------ yönetimin dışında tutmuşlardır. --------- aleyhine davalı şirketi zarara uğratma sebebiyle sorumluluk davası açılmış ve halen derdest bulunmaktadır. Bahsi geçen dosyada şirketin ---------yönetimindeyken zarara uğradığına dair bilirkişi raporları mevcut bulunmaktadır. Dahası, ------------ mirasçılık sebebi ile hissedarı haline geldiği bir başka şirkette, mirasbırakanın ölümünden sonra alelacele, çağrısız ve usulüne uygun olmadan yapılan toplantı neticesinde yok hükmünde karar alınmış ve müvekkilinin pay sahipliği bu şirkette de hiç edilmeye çalışılmıştır. Çağrısız toplantı usulü için gereken %100 nisabın sağlanması için bile müvekkili zahmet edilip toplantıya çağırılmamış, sahip olduğu %45 payı yokluğunda husumetli bulundukları ---------- arasında paylaştırma konusu edilmiştir. Çağrısız yapılan toplantıda alınan söz konusu kararın yokluğuna ilişkin karar --------------- esas sayılı dosyası ile kesinleşmiş olup müvekkilinin pay defterine tescili ancak 2022 yılında mümkün olmuştur. Yukarıda bahsi geçen şirketin bir başka genel kurul toplantısında alınan kararlarının butlanla sakat olduğu hususu ----------------- Esas sayılı dosyasında "yönetim kurulunca toplantıya katılması arzu edilmeyen ve genel kurulun seyrini etkileyebilecek bir kısım ortaklara çağrı yapılmadan toplanan genel kurulda alınan kararların hukuken korunamayacağı, alınan dava konusu genel kurul kararının hükümsüzlüğünün kabulü gerektiği açıktır." seklindeki gerekçe ile hüküm altına alınmıştır. Eskiden beri süregelen bu durum, çoğunluğu oluşturanların ve yönetim kurulunun müvekkiline karşı beslediği husumeti, müvekkilinin şirkette eşit işleme tabi tutulmadığının en somut kanıtıdır. İzahına çalışılan bu durum hala daha hakim hissedar ortak --------------- üzerinden devam etmekte, usulsüz ve hükümsüz kararlarda kendini göstermektedir. Müvekkilinin pay sahipliğinin söz konusu olduğu şirketten bu denli dışarıda tutulmaya çalışılmasının, genel kuruldaki çoğunluk ve yönetim kurulunun şirket üzerindeki tahakkümüne imkan tanınmasının, anonim şirketin temel yapısına aykırı olduğu, hukuk düzeni tarafından korunayamacağı hususu izahtan varestedir. Bu nedenle alınan kararlara hiçbir değer atfedilmemelidir. Tüm bu hususlara ek olarak, mahkemeye izah etmeye çalıştıkları husus toplantının diğer maddelerinde de kendisini göstermektedir. Şöyle ki; Gündemin 8. maddesinin müzakeresi sonucunda olumsuz oylarına karşılık 2023 yılına ait net karın geçmiş yıllardaki şirket zararı için kullanılması ve kar dağıtımının yapılmaması yönünde nihai karar alınmıştır. Muhalefet şerhlerinde belirttikleri gibi alınan bu karar kanuna ve esas sözleşmeye aykırılık içermektedir. Zira şirket ana sözleşmesinde yer alan, karın tespiti ve dağıtımı başlıklı 13. maddesinde; net dönem karından her yıl %5 genel kanuni yedek olarak ayrılacağı, kalan miktarın %5 inin pay sahiplerine kar payı olarak dağıtılacağı hususu yer almaktadır. Oysa payların çoğunluğuna sahip --------- olumlu oyu sonucunda, bu karın geçmiş yıllardaki şirket zararları için kullanılmasına ilişkin karar alınmıştır. Bu maddenin müzakeresinde de müvekkili tarafına herhangi bir fikir sorulmamış bunun yerine uzun süredir yönetim kurulu üyeliği yapan ----------- yönetimi sebebiyle şirketin uğradığı zararların telafisi uğruna kullanılması tercih edilmiştir. Oysa yukarıda da belirttiğimiz üzere geçmiş yılların zararına ilişkin müvekkili tarafından -------- aleyhine sorumluluk davası açılmış olup söz konusu zararların tazmini şirket adına istenmektedir. Netice olarak, çoğunluk oyu ile ------------ önce ibrasına sonra da sebep olduğu zararların elde edilen kardan karşılanmasına karar verilmiş olup bu sefer de çoğunluk, sorumluluk hükümlerini bertaraf etmeye çalışmaktadır. Gündemin 7.maddesine dair bulunan muhalefetlerine rağmen Yönetim Kurulu üyesi ---- talebi ve payların çoğunluğuna sahip --------- olumlu oyu ile yönetim kurulu üyelerine aylık 15.000,00 TL huzur hakkı ödenmesine karar verilmiştir. Şirketin dönem sonu karı ve geçmiş yıllardaki zararı göz önünde bulundurulduğunda bu tutarın fahiş olduğu ortadadır. Nihai olarak gelinen aşamada alınan karar, şirket menfaatine değil, yine şirketteki tahakkümünü sürdüren genel kurul çoğunluğu ve yönetim kurulunun amaçladığı gayeye hizmet etmektedir. Toplantı neticesinde, yönetim kurulu üyelerinden biri olan ---------- ibrasına karar verilmekle kalınmamış, şirketi uğrattığı zararlar yine hissedarların müstakbel payı olan şirket karından karşılanmakta ve birlikte yeni kara geçmeye başlamış şirket tarafından kendisine ödeme yapılmaktadır. Toplantının 6. maddesinin müzakeresi sonucunda oy çokluğu ile yeni dönem yönetim kurulu üyeleri yine ----- olarak seçilmiştir.------ vekaleten toplantıya katılan ------ eski hissedar ---- ve ------------ avukatlığını yapmış ve halen yapmaktadır. Pay sahipliğini korumak amaçlı belirttikleri muhalefet şerhi, üyelerin geçmiş faaliyetleri ve yapmış oldukları iş ve işlemlere ilişkin çekincelerinden ibarettir. Buna rağmen alınan nihai karar, çoğunluğun ve yeni dönem yönetim kurulu üyelerinin eşit işlem ilkesine aykırı davranmaya devam edeceğine dair endişelerini artırmaktadır. Söz konusu karar yönetim kurulu ve genel kuruldaki çoğunluğun azınlık üzerinde kurmak istediği tahakkümün sonucudur ve eşit işlem ilkesine aykırılık içerdiğinden hukuken korunmaya yarar bir tarafı bulunmamaktadır. Zira kanun koyucu eşit işlem ilkesi ihdası ile tam olarak huzurdaki maddi olayda örneğini teşkil eden çoğunluk ve yönetim kurulu örgütlenmesine karşılık azınlığın menfaatlerini korumayı amaçlamaktadır. Bu kararlara değer atfetmek ve uygulanmasına imkan vermek kanun koyucunun gayesi ile örtüşmeyecektir. Bununla birlikte çoğunluk ilkesinin geçerli olduğu anonim şirketlerde sermaye ve oy çoğunluğunu ele geçiren kişi veya grupların, ortaklığa her yönden hâkim olması, çoğunluk pay sahiplerinin azlığın menfaatlerini dikkate almadan sadece kendi menfaatleri doğrultusunda hareket etmesi mümkündür. İşte eşitlik ilkesi çoğunluk ilkesinin bu zayıf tarafını yani tüm pay sahiplerinin uzlaşması ile değil ÇOĞUNLUK VEYA DIŞARDAN ORGAN TARAFINDAN ALINAN ve azlığın menfaatlerini zedeleyen kararları dengelemek açısından son derece önemli bir işleve sahiptir.------------- Eşitlik ilkesi, sermaye şirketleri hukukunda hakim olan çoğunluk prensibine karşı çıkar dengesi sağlamayı amaçlamaktadır. Eşitlik ilkesine uygun davranılmayı talep etmeye yetkili olanlar pay sahipleri; ilkeye uymakla yükümlü olanlar ise yönetim gücü sınırlandırılmak istenen yönetim kurulu ile çoğunluk gücü sınırlandırılmak istenen genel kuruldur. Genel kurulun serbestçe, keyfi karar almasını engelleyen ve yönetim kurulunun hareket alanını daraltan bu ilke, her iki organa da bu anlamda görev yüklemiştir. Kanun koyucunun eşit işlem ilkesi ile ulaşmak istediği amaca, huzurdaki olayda ancak kararlara değer atfedilmeyerek ulaşılabilecektir. Böylece eşit işlem ilkesi hükmünün işlevselliği sağlanacak, yönetim ve genel kurul organına işlevsiz bir emir olmaktan öteye gidecektir. Netice itibari ile, Kanun koyucunun anonim şirketlerde temel ilke olarak ihdas ettiği bu maddedeki gayesi, halihazırda hukuken korunmayan, hüküm ifade etmeyen dava konusu kararların butlanının tespitini gerektirmektedir. İşbu gerekçe ile huzurda ikame edilen davalarının kabulü ve bahsi geçen toplantıda alınan tüm kararların butlanla sakıt olduğunun tespitine karar verilmesini Mahkemeden talep ettiklerini, aynı zamanda dava konusu kararlar alındığı andan bu yana hüküm ifade etmemesine rağmen uygulanmaktadır. Mahkemece takdir edilecek nihai karar ile batıl kararlar sonucunda yapılan işlemler ve yetkisiz yönetim kurulu üyeleri tarafından alınan yönetim kurulu kararları dava konusu kararların butlanından etkilenecektir. Bu husus bu kararların halen yürütülmesinde sakınca bulunmaktadır. Defaatle belirttikleri üzere özellikle, kanun koyucunun anonim şirketlerde uygulanmasını arzuladığı eşit işlem ilkesi de, bu kuralı ihlal etmesine imkan tanıyan, olağan genel kurul toplantısında alınan hükümsüz yönetim kurulu üye seçimi kararının geri bırakılması ile sağlanacaktır. İşbu nedenle söz konusu toplantıda alınan tüm batıl kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına ihtiyaten karar verilmesini mahkemeden talep ettiklerinden bahisle haklı davalarının kabulüne, dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına, -------- alınan kararların butlanının tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili ---------arihli cevap dilekçesinde özetle; 1- Davacı tarafından --------------------- Toplantısı’nda alınan kararların batıl olduğunun tespiti talep edildiğinden, davaya karşı cevap dilekçesini mahkemeye sunduklarını, 2- Zamanaşımı Ve Hak Düşümü İtirazı Davacı -------- tarihli genel kurul kararına karşı ----------- tarihin de huzurdaki davayı açmıştır. Davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek üzere zamanaşımı ve hak düşümü süreleri geçtiğinden davanın reddine karar verilmesini talep ederiz. TTK m.445’te “ …..genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.” denmektedir. Hüküm doğrultusunda genel kurul kararlarına ilişkin olarak kararın alındığı tarihten itibaren üç ay içerisinde iptal davası açılabileceği anlaşılmaktadır. Hüküm emredici bir karaktere sahip olup üç aylık süre hak düşürücüdür. Davanın hak düşümü sebebiyle reddine karar verilmesini talep ederiz. 3- Davacının Genel Kurul Kararlarına Karşı Butlan Tespiti Talebiyle Açtığı Dava, TTK Madde 447 Hükümleri Mucibince Hukuki Mesnetten Dayanaksız Olup, Haksız Açılan Davanın Reddini Talep Ederiz. Genel Kurul Kararının Butlanını Gerektirecek Herhangi Bir Durum Yoktur Davacı, dava dilekçesinde genel kurulda alınan kararların butlanla sakat olduğunu iddia ederek butlanın tespitini talep etmektedir. Ancak, Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca, anonim şirketlerde genel kurul kararlarının butlanla sakat olduğunun ileri sürülebilmesi için TTK m. 447’de açıkça öngörülen hallerin mevcut olması ve kararların esaslı hukuka aykırılık içermesi gerekmektedir. Aksi durumlarda, sadece iptal davası açılması mümkün olup, bu davada butlan talep edilmesi hukuken geçersiz bir iddiadan ibarettir. TTK m. 447 uyarınca, genel kurul kararlarının butlanla sakat sayılabilmesi için; - Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandırması veya ortadan kaldırması, - Pay sahibinin bilgi alma inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandırması, - Anonim şirketin temel yapısını bozması veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olması gerekmektedir. Butlan tespiti istemi için sınırlı sayıda sayılmış bu hallerin mevcut olması gerekmektedir. Somut olayda, genel kurul toplantısı tüm usul ve esaslara uygun şekilde gerçekleştirilmiş; tüm pay sahipleri kanun ve ana sözleşmeye uygun biçimde davet edilmiş ve davacının toplantıya katılım hakkı tam anlamıyla sağlanmıştır. Alınan kararlar, gerek kanun gerekse şirketin esas sözleşmesi ile tamamen uyumludur. Ayrıca, davacı, TTK’nın 447. maddesinde sayılan batıl hallerden herhangi birine dayanarak iddialarını inşa etmemiş ve somut bir butlan sebebi ileri sürememiştir. Davacının iddiaları, TTK m. 447'de sayılan butlan sebeplerine dayanmadığından, butlan talebi hukuken geçersizdir. --------------- hükümsüzlük halleri açıklanmıştır; “Hükümsüzlük halleri, yokluk ve butlan olarak iki alt kategoride ela alınabilir. Kavram olarak yokluk; bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen ve kurucu nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık halidir. Bu aykırılık, işlemin unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi "yokluk" ile sakat hale getiri. Yok sayılan işlem, şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir, hâkim tarafından da re’sen dikkate alınır. Mahkemenin vereceği tespit hükmü, bu durumu açıklayıcı niteliktedir. Şirketler hukukundaki emredici hükümlere göre, genel kurul kararlarının oluşabilmesi için iki kurucu unsur gereklidir: Birincisi genel kurul toplantısı yapılması, ikincisi toplantıda karar alınmasıdır. Bunların birisindeki eksiklik halinde, işlem (karar) hiç doğmamış sayılır; yani baştan itibaren yoktur. Örneğin, karar alınmadığı halde alınmış gibi gösterilirse veya Bakanlık temsilcisinin toplantıda bulunmaması halinde işlem, yoklukla sakat olacaktır. Butlan ise; bir işlemin, konusuna ilişkin emredici hükümlere aykırı olması halidir. Eş söyleyişle, bir işlemin konusu; kanuna, ahlaka, adaba, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı ya da, imkânsız ise, bu işlem batıldır.”---------- Nitekim dava dilekçesinde davacı, GENEL KURUL KARARININ BUTLANININ TESPİTİNİ talep etmiştir. TTK md. 447 gereğince genel kurulun butlanı halleri kanunda sayılmış olup, davacının iddiaları kararın butlanını gerektirecek nitelikte değildir. 4- Davacının Kar Payı Dağıtımına Dair İddia Ve İtirazları Soyut Olup, Alınan Kararlar Mevcut Koşullara Uygun, Pay Sahiplerinin Ve Şirketin Menfaatlerini Tam Anlamıyla Muhafaza Eder Niteliktedir. Davacı, şirketin 2023 yılına ait dönem karının geçmiş yıllardaki zararları kapatmak amacıyla kullanılmasının ve kar dağıtımı yapılmamasının, TTK ve şirket ana sözleşmesine aykırı olduğunu iddia etmektedir. Ancak bu iddia, hem Türk Ticaret Kanunu hem de şirket ana sözleşmesinin hükümlerine ve ruhuna münafi olup ve ana sözleşmenin ilgili maddesinin yanlış bir yorumlanmasından kaynaklanmaktadır. Genel kurulun devredilemez görev ve yetkilerini düzenleyen TTK m. 408/2’nin (d) bendi, belirli konular üzerinde karar alma yetkisinin yalnızca genel kurula ait olduğunu açıkça ifade etmektedir. Buna göre, finansal tabloların incelenmesi, yönetim kurulunun yıllık raporunun değerlendirilmesi, yıllık kârın kullanımına ilişkin tasarruflar, kâr ve kazanç paylarının belirlenmesi ve yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra eklenmesi gibi kritik konular üzerinde alınacak kararlar, genel kurulun devredilemez yetkisi kapsamındadır. Bu doğrultuda, genel kurul, şirketin sürekliliğini ve mali istikrarını sağlama amacıyla haklı sebeplerin mevcut olduğu durumlarda, kâr payı dağıtılmaması yönünde karar alma yetkisini haizdir. Bu durumda sınırlı miktardaki karın, şirketin mali dengesini sağlamak ve varlığını sürdürebilir bir şekilde devam ettirebilmek amacıyla geçmiş yıl zararlarına tahsis edilmesi zorunlu bir önlem olarak ortaya çıkmaktadır. Şirketin bilumum mevcudiyeti ve mali sağlığını koruma amacıyla bu zararın kapatılması, ilerleyen dönemlerde pay sahiplerine daha sağlam ve sürdürülebilir bir mali yapı sunulması adına alınmış yasal ve mantıklı bir karardır. Davacı, esas sözleşmede yer alan kar dağıtımına dair hükmü yanlış yorumlamakta olup, şirketin mali durumunu iyileştirme ve finansal dengesini sağlama amacına yönelik alınan bu kararların, pay sahiplerinin haklarını ihlal etmediğini dikkate almamaktadır. Şirket ana sözleşmesine göre, her yıl elde edilen net dönem karının %5’i yedek akçe olarak ayrılmakta ve kalan kısım kar payı olarak dağıtılması ön görülmüştür. Ancak 2023 yılı net karı, mevcut zararı karşılamaya dahi yetmediğinden, kar dağıtımı yapılması mümkün olmamıştır. Bu nedenle, kar dağıtımı yapılmaması, şirketin uzun vadeli menfaatlerinin korunması için bir zorunluluk arz etmektedir. 2023 yılı için dağıtılabilir herhangi bir dönem karı bulunmadığından ortaklara kar dağıtımı yapılması fiilen imkansız hale gelmiştir. Şirketin mali istikrarını sağlamak ve uzun vadede sürdürülebilir bir yapı oluşturmak amacı taşıyan bu karar, davacının iddia ettiği gibi hak ihlaline neden olmamakta, aksine şirketin ve tüm pay sahiplerinin gelecekteki menfaatlerini korumaya yöneliktir. Davacının bu konuda itirazda bulunması, şirketin uzun vadeli menfaatlerini göz ardı ederek şirketin mali sağlığını ve sürdürülebilirliğini riske atan bir tutum sergilediğini göstermektedir. Bu talepler, şirketin geleceğini ve mali istikrarını tehlikeye atmak pahasına, kişisel kazanç elde etme yönünde bir girişim olarak değerlendirilmelidir. Dürüstlük kurallarına aykırı bu tür talepler, şirketin mali dengesini ve tüm ortakların menfaatlerini tehlikeye sokmaktadır. Sonuç olarak, davacının iddiaları dayanaktan yoksundur; şirketin mali istikrarını korumaya yönelik alınan bu kararlar, hem Türk Ticaret Kanunu hem de şirket ana sözleşmesine uygun olup, pay sahiplerinin uzun vadeli menfaatleri doğrultusunda hareket edilmiştir. 5-Olağan Genel Kurul Toplantısının Vaktinde İcra Edilmediği Gerekçesiye Butlan İddiasında Bulunulması Hukuki Dayanaktan Mâhrum, Esassız Ve Kötü Niyet İle Mâlüldür. Davacının, müvekkil şirket ----------------------- olağan genel kurul toplantısının süresinde yapılmadığı gerekçesiyle butlanla sakat olduğunun tespit edilmesi yönündeki iddiası, toplantının süresinde yapılmasıyla hiçbir ilgisi bulunmayan, başka amaçlar doğrultusunda zikredilen, hukuki dayanaktan yoksun, tamamen asılsız ve kötü niyet içeren bir beyan niteliğindedir. Davacının dilekçesinde, “Şirketin hesap devresi sonunun üzerinden 5 ay süre geçmesine rağmen bu süre içerisinde hiçbir olağan genel kurul toplantısı gerçekleşmemiştir” şeklinde belirttiği iddia, bariz şekilde gerçeğe aykırıdır. Müvekkil şirket, usule uygun çağrıda bulunarak olağan genel kurul toplantısını------ tarihinde yapmıştır. Dilekçemizin ekinde sunduğumuz ----------- yılı olağan genel kurul toplantısı tutanağında da açıkça görüleceği üzere, davacı bu toplantıya katılmış ve azınlık pay sahibi olarak sahip olduğu talep hakkını kullanarak genel kurul toplantısının ertelenmesini istemiştir. Bu talep doğrultusunda, genel kurul toplantısı ------------tarihine ertelenmiştir. Davacının, hesap dönemi bitiminden itibaren 5 ay geçmiş olmasına rağmen hiçbir olağan genel kurul toplantısı yapılmamış gibi bir ifade kullanması ve bu doğrultuda izlenim ve algı oluşturma çabası açıkça gerçekleri çarpıtma amacını taşımaktadır. Ayrıca davacı, dilekçesinde gerçekleri çarpıtıcı beyanlarda bulunarak, kendi talebiyle ertelenen ve usulüne uygun olarak 29.05.2024 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı için süresinde yapılmadığını iddia etmesi ve toplantının butlanla sakat olduğunu ileri sürmesi, açıkça kötü niyetini ve farklı amaçları olduğunu ortaya koymaktadır. 6102 sayılı TTK m. 409 uyarınca, şirketlerin faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içinde olağan genel kurul toplantılarını yapmaları öngörülmüşse de, doktrinde bu hükmün düzenleyici nitelikte olduğu kabul edilmektedir. Üç aylık sürenin geçmesinden sonra yapılan genel kurul toplantılarının geçersiz sayılacağına dair herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla, öğretiye göre TTK m. 409(1) düzenleyici bir hüküm olup, faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içinde olağan genel kurul yapılmamış olması, daha sonra gerçekleştirilen olağan genel kurul toplantısının geçerliliğini etkilememektedir. Buna göre, genel kurul toplantısının TTK ve ana sözleşmede belirlenen sürenin dışında yapılmış olması, toplantıyı butlanla sakat kılacak bir sebep oluşturmamaktadır. Davacının dilekçesindeki bu yanıltıcı iddia, yasal dayanaktan yoksundur ve kendi talebiyle ertelenmiş olan genel kurul toplantısının geçersiz sayılması talebi tamamen kendi kötü niyetinden kaynaklanmaktadır. Müvekkil şirket, usul ve yasalara uygun olarak hareket etmiş, davacının taleplerini de dikkate alarak toplantıyı ----------- tarihine ertelemiş olup, toplantı bu tarihte gerçekleştirilmiştir. Butlan, ancak kanunda belirtilen ağır hukuka aykırılıklar ve esaslı sebeplerle söz konusu olabilir. Ancak davacının iddiaları arasında bu tür esaslı bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır. 6-Toplantı Başkanının Seçimine Yönelik Hukuki Dayanaktan Yoksun Ve Mücerret İddialara İtiraz Etmekteyiz. Davacı, genel kurul toplantısında ---------------- toplantı başkanlığına seçilmesinin bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesine aykırı olduğunu iddia etmektedir. Ancak bu iddia hukuki temelden yoksun, soyut ve mücerret bir nitelik taşımaktadır. Söz konusu iddialar, TTK m. 419’da belirtilen başkanlık divanının oluşturulmasına dair düzenlemelerle çelişmektedir. TTK m. 419’a göre, anonim şirketlerde genel kurul toplantısında başkanlık divanı oluşturulması zorunludur. Bu divan, genel kurulun düzen içinde yürütülmesi ve kararların usulüne uygun bir şekilde kaydedilmesi amacıyla tesis edilir. Çoğunluk oyuyla seçilen ------------------- toplantı başkanlığına getirilmesi yasal olup, TTK’nın çoğunluk ilkesine dayalı yapısına da uygundur. Bu bağlamda, çoğunluk iradesiyle belirlenen başkanın, toplantı süresince bağımsızlık ve tarafsızlık ilkelerine uygun hareket etmemesi için herhangi bir gerekçe bulunmamaktadır. Çoğunluğun iradesi doğrultusunda ---------- toplantı başkanlığına seçilmesi tamamen hukuka uygundur. Davacının bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesine yönelik iddiasının hukuki dayanağı olmadığı gibi, somut delillere dayanmayan, soyut bir nitelikte ortaya atılmış bir beyan olduğu da aşikârdır. Ayrıca, ----------- görevi boyunca bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesine bağlı kalarak hareket ettiğine ilişkin bir kusur veya ayrımcılık teşkil eden bir durum mevcut değildir. Kaldı ki şirketin 7-8 yıldır yönetiminde olan ve ilgili gayrimenkullerin kir süreçlerinin takibini yapan, aynı zamanda şirketin bir nevi kurumsal hafızası konumunda bulunan bir kişinin toplantı başkanı olarak seçilmesi hayatın olağan akışına daha uygundur. Bu nedenle, başkanlık divanının oluşturulmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından davacının bu yöndeki iddialarına itiraz ederiz. 7-Genel Kurul Kararları Eşit İşlem İlkesine Uygun Şekilde Alınmış Olup, Davacı İddialarını Somut Bir Duruma Dayanmaksızın İleri Sürmüştür. Davacı, genel kurulda alınan kararların Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 357. maddesinde belirtilen eşit işlem ilkesine aykırılık teşkil ettiğini iddia etmektedir. Ancak bu iddia, hukuki açıdan dayanaksız ve somut delillerle desteklenmeyen bir nitelik taşımaktadır. TTK'nın 357. maddesi, "Pay sahipleri eşit şartlarda eşit işleme tabi tutulur" hükmünü içermektedir. Bu ilke, aynı durumda bulunan pay sahiplerine eşit muamele edilmesini öngörür. Ancak bu eşitlik mutlak değil, nispi bir eşitliktir; yani adalet ve hakkaniyet temelinde değerlendirilir. Bu durum, TTK m. 357'nin gerekçesinde de belirtilmiştir. Müvekkili şirket genel kurulunda alınan tüm kararlar, pay sahiplerinin hak ve menfaatlerini koruma amacıyla, objektif kriterlere dayanarak alınmıştır.Bu bağlamda, şirketin menfaatleri de gözetilerek ve şirketin sürdürülebilirliği sağlanarak alınan kararlar, eşit işlem ilkesine uygun şekilde yapılmıştır. Özellikle TTK m. 408 kapsamında, genel kurulun devredilemez yetkileri arasında yer alan yönetim kurulu seçimi çoğunluk oyuyla gerçekleştirilmiş ve seçim sürecinde tüm pay sahiplerine eşit katılım hakkı tanınmıştır. Aynı şekilde, huzur hakkı ödemesi de TTK m. 394'e uygun olarak, şirketin mali durumu ve piyasa koşulları dikkate alınarak belirlenmiştir; bu karar da tüm pay sahiplerinin eşit katılımıyla alınmıştır. TTK m. 519 doğrultusunda kar dağıtımına yönelik alınan kararlar ise, şirketin mali yapısının güçlendirilmesi için zorunlu bir tedbir olup, eşit işlem ilkesine aykırılık teşkil etmez. Netice itibarıyla, davacının eşit işlem ilkesine aykırılık iddiaları, hukuki bir esas taşımamakta olup, TTK hükümleri uyarınca herhangi bir meşru dayanağa sahip değildir. 8- Huzur Hakkı Miktarına İlişkin Fahişlik İddiası, Dayanılan Hukuki Gerekçenin Kötü Niyetli Ve Kendi İçinde Çelişkili Olması Nedeniyle Kabul Edilebilirlikten Uzaktır. Davacı, genel kurulda yönetim kurulu üyelerine aylık 15.000 TL huzur hakkı ödenmesinin şirket menfaatine aykırı ve yüksek bir tutar olduğunu iddia etmektedir. Ancak bu iddia, hem mevzuata hem de doktrin ve uygulama görüşlerine aykırıdır. Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 394. maddesi, yönetim kurulu üyelerine esas sözleşme veya genel kurul kararıyla belirlenmek şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebileceğini düzenlemektedir. Bu hüküm, yönetim kurulu üyelerinin üstlendikleri görev ve sorumluluklar karşılığında mali haklar elde edebilmesini öngörmektedir. Öğretide de ifade edildiği üzere huzur hakkı, yönetim kurulu üyesine katıldığı toplantı başına ödenen bir mali haktır ------------Dolayısıyla huzur hakkı, performansa bağlı değildir. Yönetim kurulu üyelerini, toplantılara katılmaya özendirme işlevi vardır ve toplantıya katılma dışında herhangi bir performans ölçütü yoktur ------------Davacının ileri sürdüğü gibi, huzur hakkı tutarının şirket menfaatlerine aykırı veya fahiş olduğu iddiası dayanaksızdır. Genel kurul tarafından onaylanarak belirlenen bu ödeme miktarı, şirketin mali yapısını olumsuz etkilemediği gibi, yönetim kurulu üyelerinin görevini etkin şekilde yerine getirmesini teşvik etmektedir. Kaldı ki yönetim kurulunun kanundan kaynaklanan sorumlulukları gözetildiğinde nimet külfet dengesinin sağlanması gerektiği aşikardır. Müvekkili şirketin aldığı bu karar, TTK m. 394 ve doktrin ile uyumludur; şirket ortaklarının kâr payı haklarını ihlal etmemekte olup, Yargıtay kararlarında belirtilen çerçeveye de tamamen uygundur. Davacının iddialarını kabul etmemekle birlikte, huzur hakkına yönelik itirazlarını dava dilekçesinde “Şirketin dönem sonu kârı ve geçmiş yıllardaki zararları göz önüne alındığında, bu tutarın fahiş olduğu ortadadır” şeklinde gerekçelendirme çabası dikkat çekmektedir. Bilakis, yukarıda da belirttiğimiz üzere, kâr payı dağıtılmamasına karşı çıkarak bu durumu hukuka aykırı bulan davacının, huzur hakkı konusunda ise geçmiş dönem kârları ve şirketin mali durumunu dikkate alınmasını talep etmesi, aynı hususlarda çelişkili yaklaşımlar sergilediğini ve bu tutumunun kötü niyetini gözler önüne sermektedir. Sonuç olarak, davacının huzur hakkı ödemesine yönelik itirazları TTK ve ilgili mevzuat ile Yargıtay kararları ile çelişmektedir. Şirketimiz yönetim kurulu üyelerinin toplantılara katılımını teşvik etmek ve şirketin sürdürülebilir yönetim politikasını desteklemek amacıyla huzur hakkı ödemesi yapmaktadır; bu ödeme şirket menfaatleri ve mali yapısıyla uyumlu olup, davacının bu husustaki iddiaları hukuki dayanaktan yoksundur. 9- Davacının, müvekkili şirketin -----------alınan kararların butlanla sakat olduğuna dair iddialarının, Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümleri ve genel kurul kararlarının hukuki yapısı çerçevesinde haksız ve dayanaksız olduğun aşikardır. Müvekkili şirketin kâr payı dağıtımına dair aldığı kararların Türk Ticaret Kanunu ve şirket ana sözleşmesi doğrultusunda, şirketin mali sağlığını koruma amacıyla ve pay sahiplerinin menfaatlerine uygun şekilde alındığının kabulü ile davacının genel kurul toplantısının vaktinde icra edilmediği ve toplantı başkanının seçimine ve Yönetim kurulu üyelerine ödenen huzur hakkına dair davacının hukuki mesnetten yoksun soyut iddialarının reddine karar verilmesini talep ederiz. 10- Davacı taraf Kararın Yürütülmesinin Geri Bırakılması Talebinde bulunmuş ise de genel kurulda alınan kararların yürütmesinin geri bırakılmasını gerektirecek bir durum olmadığından davacı tarafın işbu talebinin reddine karar verilmesini talep ettiklerinden bahisle zaman aşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının gözetilerek davanın usulden reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Dosyanın konusunda uzman mali müşavir ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiye tevdi ile tarafların iddia ve savunmaları konusunda rapor hazırlamalarının istenmesine karar verilmiştir.Bilirkişiler Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ------------- tarihli heyet raporunda özetle; "8-SONUÇ: Dava dosyasında bulunan belge ve bilgiler ile davalı şirketin sunulan ticari defterlerinin incelenmesi, Sayın Mahkemece yapılması istenen incelemelerin yapılması, verilen görev ile sınırlı ve mezkûr surette tahakkuk eden değerlendirme neticesinde; Davalı şirket genel kurul kararının 1. Maddesinde toplantı başkanının seçimine ilişkin kararın butlanını tespit talebi somut verilere dayandırılmadığından; 6. Maddesinde yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi toplantı ve karar yeter sayısı yönünden kanuna uygun olup ana sözleşmede özel bir koşul aranmadığından; 8. Maddesinde kâr payı dağıtılmaması kararının şirketin zararda olmasından dolayı iptali koşullarını oluşturmadığı gibi TTK m. 447 kaspsamında butlan sebebi de oluşturmadığına, 7. maddesi yönünden yönetim kurulu üyeleri için takdir edilen 15.000,00 TL huzur hakkının şirketin mali durumu, faaliyet hacmi ve özkaynak yapısıyla açık bir orantısızlık taşımakta ve fahiş nitelikte olduğundan iptal edilebilir olduğuna ancak yine butlan sebebi oluşturmadığına kanaat edilmiştir. Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK “nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatimizi arz ederiz" şeklinde kanaat bildirilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:Dava, davalı ------Tarihinde Yapılan ---- Toplantısı'nda alınan kararların butlanının tespiti istemine ilişkindir.Davacı taraf davalı şirketin 29.05.2024 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının butlanını talep etmektidir.Genel kurul toplantısı 29.05.2024 tarihinde yapılmış olup davacı tarafça 04/10/2024 tarihinde açılan dava ile butlan talep edildiğinden iptal davalarında uygulama yeri bulan üç aylık hak düşürücü süre işbu davada uygulanmayacaktır. Toplantıda 1 nolu kararın toplantı başkanının seçimi, 2 nolu kararın toplantı başkanlığına yetki verilmesi, 4 nolu kararın bilançonun tasdiki, 5 nolu kararın yönetim kurulu üyelerinin ibrası, 6 nolu kararın yönetim kurulu üyelerinin seçimi, 7 nolu kararın huzur hakkı ve 8 nolu kararın kâr payı dağıtılmamasına ilişkin olduğu, oy çokluğuyla kararların alındığı, davacının tüm kararlara olumsuz oy kullandığı ve muhalefetini tutanağa geçirttiği görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Genel kurul kararlarının iptali İptal sebepleri başlıklı 445 nci maddesi "(1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.", İptal davası açabilecek kişiler başlıklı 446 ncı maddesi "(1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir.", H) Butlan başlıklı 447 nci maddesi "(1) Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır." ve Yönetim kurulu üyelerinin mali hakları başlıklı 394 ncü maddesi "(1) Yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebilir." hükmünü düzenlemiştir. Davacı taraf toplantıda alınan kararların butlanını talep etmektedir. Kanun'un emredici kurallarına aykırı toplantılar bakımından toplantının şekil ve kurucu unsurları açısından emredici kurallara aykırılık hali bulunduğunda yokluk veya butlana karar verilebilmektedir. Dava konusu edilen toplantıya tüm pay sahiplerinin katılım sağladığı anlaşılmakla dosya kapsamı ve bilirkişi incelemesi sonucu alınan kararlarda toplantının şekil ve kurucu unsurları açısından emredici kurallara aykırılık hali bulunmadığı anlaşıldığından toplantıda alınan kararların butlanı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın REDDİNE, 1-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin yatırılan 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 2-Davacı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 3-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 4-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile ------- Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2025