T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:09/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:01/12/2021 DAVANIN KONUSU:Tazminat GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:09/03/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZE…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:09/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:01/12/2021 DAVANIN KONUSU:Tazminat GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:09/03/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; 05.11.2012 tarihinde davalı ...'ın kırmızı ışık ihlali yaparak müvekkilinin kullandığı motosiklete çarpması sonucunda kazanın meydana geldiğini, ...'ın kusurlu olduğunu, müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, bakıma muhtaç durumda olduğunu belirterek 15.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen ticari faizi ile tahsilini, iş gücü kaybı için 8.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen ticari faizi ile tahsilini (sigorta şirketi poliçe limiti ile sınırlı), 1.000,00 TL bakıcı giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen ticari faizi ile tahsilini (sigorta şirketi poliçe limiti ile sınırlı), 500,00 TL tedavi gideri, 500,00 TL motosikletin masrafı olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen ticari faizi ile tahsilini (sigorta şirketi poliçe limiti ile sınırlı), yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALILARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı ... ve ... vekili; açılan davayı kabul etmediklerini, aracın sigortalı olduğunu, zararı sigorta şirketinin karşılayacağını, talep edilen tazminat tutarlarının fahiş olduğunu, davacının bakıma muhtaç durumda olmadığını belirterek davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta vekili; kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket tarafından sigortalandığını, teminat limitinin üst sınırının 225.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, sigortalının kusuru nispetinde sorumlu olduklarını, kusur tespitinin Adli Tıp Kurumu tarafından tespit edilmesini, maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'nce tespit edilmesini, tedavi ve bakıcı giderlerinin poliçe teminatı dışında olduğunu, davacının bakıcıya ihtiyacı olup olmadığının tespit edilmesini, araç hasarına ilişkin dosyada belge olmadığını, müterafik kusur indirimi yapılmasını, kabul anlamına gelmemekle müvekkili şirketin yalnızca dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini, uygulanması gereken faizin de yasal faiz olduğunu belirterek açılan davanın reddine, masraf ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; " Öncelikle 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni genel şartlarda yer alan geçici iş göremezlik zararının tedavi gideri mahiyetinde olup olmadığı ve 2918 sayılı Yasanın amacının da böyle olup olmadığının tartışılması gerekir. 2918 sayılı yasanın 98. maddesinde geçici iş göremezlik giderlerinin tedavi dahilinde bulunduğuna ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Mahiyeti itibariyle de belirli süre çalışamamanın karşılığı olan bu tazminatın tedavi ile bir bağı bulunmamaktadır. Ayrıca Anayasa Mahkemesi, ... Esas numaralı, ... Karar numaralı ve 17.07.2020 tarihli kararı ile, "Karayolları Trafik Kanun’un 90. Maddesinin Birinci Cümlesinin “...bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.” Bölümünde Yer Alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” İbaresi, İkinci Cümlesinde Yer Alan “...ve genel şartlarda...” İbaresinin, b) Kanun’un 92. Maddesinin (i) Bendi “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.”ibaresinin, Anayasa’nın 5., 13., 17., 35. ve 48. maddelerine aykırı olduğundan oy çokluğu ile iptallerine" karar vermiştir. Bu sebeple sürücü ve işleten yanında sigorta şirketlerinin de halen bu tazminat kaleminden sorumlulukları devam etmektedir. 2918 Sayılı KTK.'nun 99/1. ve ZMSS Genel Şartları'nın B.2.b. maddesi uyarınca, sigorta şirketinin tazminatı ödeme yükümlülüğü kendisine riziko ihbarı yapıldıktan itibaren 8 işgünü sonunda başlar. Somut olayda, davalı kuruma yazılı başvuruda bulunulduğuna dair bir iddia ileri sürülmediği gibi bir belge de sunulmadığından, davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihinin dava tarihi olduğu ve davaya konu araç, kullanım amacı hususi olup ticari araç olmadığından, temerrüt faizi olarak, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Davacının yaralanmasıyla sonuçlanan kaza olayında, aldırılan doktor raporları gözetildiğinde davacının yaralanmasının niteliği de göz önüne alındığında, yaralanmasında ya da bu sebeple zararının artmasında kask takmamış olmasının etkisi bulunmadığı mahkememizce değerlendirilerek, müterafik kusur indirimine gerek görülmemiştir. Dosya arasına raporlar ile ile de sabit olduğu üzere,... plakalı araç sürücüsü ...'ın kavşakta kırmızı ışıkta durması gerekirken durmayıp yeşil ışıkta geçmekte olan ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklete çarptığı anlaşılmış olup, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 84/1 maddesini ihlal ettiğinden kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiği ve müteveffa ...'nin yaralandığı; bu nedenle de davalı sürücü ...'ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu, Müteveffa sürücü ...'nin kusursuz olduğu; yukarıdaki anılı yasa maddeleri gereği aracın işleteni kusursuz sorumluluk ilkelerine göre, sigorta şirketi mali sorumluluk sigortasının yüklediği sorumluluk ilkelerine göre oluşan zarardan, sürücünün kusuru oranında, araç sürücüsü ise haksız fiil hükümlerine göre kusuru oranında zarardan sorumlu olduğu; İstanbul Adli Tıp Genel Kurulunun ... tarihli raporuna göre, müteveffa ...nin maluliyet oranının E cetveline göre %28.0 (yüzdeyirmisekiznoktasıfır) olduğu; 2.İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan mütalaa ile müteveffa ...’nin ... tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9(dokuz) aya kadar uzayabileceği, dava konusu kaza nedeniyle sürekli olarak başka birisinin bakımına muhtaç durumda olmadığı ancak iyileşme süreci içinde ilk 1(bir) ay başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği belirlendiği; denetime elverişli ... tarihli aktüer bilirkişi raporu ile müteveffa'nın geçici iş göremezlik zararının 6.932,19.-TL sürekli iş göremezlik zararının 11.796,62.-TL olarak hesaplandığı; Tedavi giderlerine ilişkin doktor bilirkişinin ... tarihli raporuna göre, dava konusu kazaya bağlı yaralanma sonucu SGK dışı tedavi ve sair giderlerinn 667,46 TL olarak hesaplandığı; Hasar giderlerine ilişkin Makine Mühendisi bilirkişinin ... tarihli rapora göre, davaya konu ... plakalı aracın hasarını gösteren fotoğraf ve ekspertiz raporu dosyada bulunmadığından hasar tutarı yönünden değerlendirme yapmanın mümkün olmadığın belirlendiği; Hesaplanan 6.932,19.TL geçici iş göremezlik tazminatı, 11.796,62.TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 940,50.TL bakıcı gideri ve 667,46.TL tedavi ve sair gider olmak üzere toplam 20.336,77-TL maddi tazminatından, taleple bağlı kalınarak 6.284,66.-TL'si geçici iş göremezlikten doğan, 10.914,76.-TL'si sürekli iş göremezlikten doğan, 8.464,50.-TL'si bakıcı gideri ve 500,00.-TL'si tedavi ve sair gider olmak üzere toplam 26.163,92.TL maddi tazminatın, davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihi olan 15/09/2014 tarihinden, davalılar ... ve ...’dan kaza tarihi olan 05/11/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile miras hisseleri oranında müteveffa davacı mirasçılarına verilmesine, sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu tutulmasına, davacı taraf hasar bedeli yönündeki zararını ispat edemediğinden bu yöndeki isteminin reddine karar verilmiştir. Bakıcı gideri bilirkişi raporu ile de belirlendiği gibi 940,50.TL olduğu halde mahkememizce sehven (davacının bedel arttırım dilekçesindeki talep ettiği 8.464,50.-TL 846,50.-TL olarak algılandığından) 8.464,50.-TL ye karar verilmiş ise de, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşmaması için bu maddi hata düzeltilmemiştir. Davacıların manevi tazminat talebi bakımından; Manevi tazminat ise TBK 56. Maddesinde düzenleşmiş olup, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebileceği, Ayrıca ağır bedensel zarar veya ölüm halinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebileceği düzenlenmiştir. Manevi tazminatın miktarını tayin etme hakimin takdirine bırakılmış bir konu olmakla beraber hükmedilecek miktarın uğranılan zararla orantılı, duyulan acıyı hafifletecek nitelikte olması gerekir. Takdir edilecek manevi tazminatın hakkaniyete uygun olmalıdır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararı karşılaması da amaç edinilmemiştir. Kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine zarara uğrayanda bir huzur duygusu doğurmalıdır. Tazminatın sınırı onun amacına uygun olarak belirlenmelidir. Manevi tazminatın takdiri yapılırken tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetilmeli, manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlenmesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Bu ilkeler doğrultusunda somut olay dikkate alındığında, kazanın meydana gelişindeki kusurun davalıya ait olması, kazazede davacının yaşı, yaralama niteliği ve tedavi süresinin uzunluğu, kazanın 2012 yılında meydan gelmiş olması, o dönemki paranın satın alma gücü ile tarafların sosyal ekonomik durumları dikkate alınarak davacıların, davalılar sürücü ve işleten aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulüne" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı, davacılar vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınmış olunan bilirkişi raporlarına yaptıkları itirazlara karşı herhangi bir inceleme yapılmadığını, merhumun söz konusu yaralanma ve bu yaralanmanın ardılı ve devamı olan nedenlerle vefat ettiğini, merhumun kazadan itibaren ölene kadar başkasının bakımına muhtaç yaşadığını, bacaklarının kesildiğini, bu durumda sadece 1 ay başkasının bakımına muhtaç olabileceği tezinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dosya kapsamında alınan raporlarda bakıcı gideri olarak en azından iyileşme süresi olarak tespit edilen 9 ay sürenin bakıcı gideri olarak tespit edildiğini, Adli Tıp Raporunda bu 1 aylık bakıma muhtaç olma durumunun tespitinin bir nedene de bağlanmadığını, gerekçesiz olarak belirtilen bu tespiti kabul etmediklerini, merhumun kaza sonrası ölümüne kadar yatağa bağımlı yaşadığını, her iki bacağının da aşamalı olarak kesildiğini, bu durumda sadece 1 ay bakıcıya muhtaç olmasının mümkün olmadığını, bu nedenlerle bu tespitlere itiraz ettiklerini, merhumun kaza nedeni ile Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yatılı tedavi gördüğünü, kaza nedeni ile yapılan ameliyatların ayağında kangren yapması sonucu ayaklarının kesildiğini, ayrıca merhumun trafik kazası nedeni ile oluşan kırık nedeniyle Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde kazadan sonra ameliyat olduğunu, bu ameliyat sonucu kırık kısmın tam iyileşmediğini, kırık bölgenin kan pıhtısı üretmesi sebebi ile ayak damarlarının tıkandığını ve kangren olması sebebi ile 02.11.2015 günü bir ayağının kesildiğini, merhumun kaza sonrasında kademeli olarak bacağının kangren olması ve bununla birlikte bacağının kesilmesi ve sonrasında vefat etmesinin birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu, bu nedenle hem merhumun iyileşme süresinin 9 aydan daha fazla olması gerektiğini, merhumun 1 aylık süre için bakıma muhtaç olacağı tespitinin olayın oluşuna, kaza sonrası sürece açıkça aykırı olduğunu, merhumun kazadan sonra ölümüne kadar bakıma muhtaç kaldığını ve yatalak olarak vefat ettiğini, dosya kapsamında Mahkemece dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'na gönderilerek rapor aldırıldığını, aldırılan ... tarihli rapora göre: mevcut belgelere göre kendisinde mevcut alt ekstremite periferik arter hastalığı bulunan; ... oğlu, 27/06/1956 doğumlu ...'nin 05/11/2012 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası kazasına bağlı gelişen arızası, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve mesleği bildirilmemekle Grup1 kabul olunarak: Gr1 XII (6a……….25)A %29 (takdiren 2/3) %19,3 Gr1 XII (32a.........1)A %5 balthazarda formülüne göre %23,34 E cetveline göre %28.0 (yüzdeyirmisekiznoktasıfır) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının tespit edildiğini, bu tespite rağmen Mahkemece bu oranlar üzerinden herhangi bir hesaplama yaptırılmadığını, meslekte kazanç kaybına dair hesaplamanın bu oranlar baz alınarak yapılmasının gerekli olduğunu, merhum ...'nin ölüm nedeninin dava konusu kaza olduğunu, kişinin ... tarihinde maruz kaldığı araç dışı trafik kazasına bağlı yaralanması ile ölümü arasında illiyet bağının bulunmadığı sonucuna varıldığını, bu tespite itiraz ettiklerini, Adli Tıp Raporu'nun işbu tespiti ile 1. maddede belirttikleri tespitin birbiriyle çeliştiğini, müvekkilinin ölümüne giden seyirin ... tarihli trafik kazası ile başladığını, Adli Tıp Kurumu'nun da tespit ettiği gibi kaza sonucunda meydana gelen vücuttaki kırıkların özellikle bacağındaki kırıkların kişinin ağır şekilde hayati fonksiyonlarını etkilediğini, bu nedenle merhum ...'nin Akdeniz Üniversitesi'ne başvurduğunu, bu başvurunun ve buna bağlı olarak başlayan tedavinin esas nedeninin trafik kazası olduğunu, trafik kazası olmasaydı merhumun söz konusu şikayetlerle hastaneye başvurmayacağını ve hayatını kaybetmeyeceğini, bu kapsamda alınan Adli Tıp Raporunda bu konuya ilişkin tespitlerin bu nedenlerle eksik ve hatalı olduklarını,merhumun kaza ile birlikte Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde geçirdiği ameliyatlarla birlikte özellikle bacaklarına yapılan kimi tedavi ve işlemler neticesinde kangren meydana geldiğini, bu noktada Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ndeki işlem ve tedaviler neticesinde bir bacağının kesildiğini, diğer bacağının da kullanılamaz hale geldiğini, burada başlayan kangrenin yayıldığını ve neticede merhumun hayatını kaybetmesi sonucuna varıldığını, bu noktada hastalık ve tedavi sürecinin kaza ile birlikte başladığını, bu durumda kaza ile ölüm arasında direkt bir illiyet bağının söz konusu olduğunu, Yerel Mahkemece bu hususlar dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, merhumun ölümünün asıl nedeninin kazaya bağlı yaralanma fiili olduğunu, Mahkemece eksik ve hatalı maddi tazminat hesaplaması yapıldığını ve hüküm kurulduğunu, hesaplamaların kazanç kaybı oranı üstünden yapılmasının zorunlu olduğunu, Mahkemece öne sürdükleri hiçbir itirazın değerlendirilmediğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece hükme esas alınan kusur raporunun hukuka uygun olmadığını, raporu hazırlayan bilirkişinin trafik kuralları konusunda herhangi bir uzmanlığının bulunmadığını, buna yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını, çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda seçilecek bilirkişinin o konuda uzmanlığının bulunmasının bilirkişilik kurumunun en temel gereklerinden biri olduğunu, somut dava dosyasında ise dosyaya sunulu kusur raporunu hazırlayan bilirkişinin trafik konusunda uzman olmadığını ve raporunda da kusur oranlarına değinmediğini, Mahkemece salt bu raporda yapılan tespitlerden hareketle kusur oranı tayini yapılarak sigortalının %100 kusurlu olduğu kanaatine varıldığını, ancak makine mühendisi bilirkişinin kusur tayini hususunda uzman nitelikte olmadığını, dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'ne sevk edilip kusur oranının kesinleştirilmesi gerekirken Mahkeme tarafından eksik inceleme ve kendi takdiri ile sigortalı araca %100 kusur tayininde bulunmasının hatalı olduğunu, bilirkişi hesap raporunda bakıcı gideri 940,50 TL hesaplanmış iken Mahkemece sehven kısa kararda 8.464,50 TL üzerinden hüküm kurulduğunu, bu hususun Mahkemenin de kabulünde olduğunu, bu nedenle de hükmün kaldırılması gerektiğini, bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik tazminatının tedavi teminatı kapsamında olmakla SGK'nın sorumlu olduğu gözetilmeden bu alacak kalemleri yönünden de müvekkili sigorta şirketinin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, ... tarihli raporda tespit edilen belgeli tedavi giderlerinden SGK'nın sorumlu olduğunu, bu giderlerden müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun söz konusu olmadığını, belgeli tedavi giderlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği kapsamında olup olmadığı yönünde araştırma yapılmasını istediklerini, geçici iş göremezlik tazminatının tedavi teminatı içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bilirkişi tarafından mağdurun 9 ay boyunca geçici iş göremez kaldığının belirtildiğini, söz konusu dönem için geçici iş görmezlik hesaplaması yapıldığını, geçici iş görmezlik hesaplamasının sona erme tarihinden itibaren pasif döneme kadar dönemsel asgari ücretler üzerinden, pasif dönemden 31.1.2017 olan vefat tarihine kadar agisiz asgari ücretler üzerinden hesaplama yapıldığını, geçici iş görmezlik hesaplamasının sona erme tarihinden vefat tarihine kadar güncel asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, aktüeryal ve ekonomik bakış açısının paranın zaman değerini gözettiğini, işlemiş dönem hesabında geçmiş ücretlerin kullanılmasının ise paranın zaman değerinin yok sayılmasına sebep olduğunu, davacıların geçici iş göremezlik tazminatı bedeline ilişkin talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, Mahkeme tarafından müterafik kusur indirimi yapılmadan hüküm kurulduğunu, müteveffa ...'nin fibula kırığına sebep olan yaralanması sebebiyle dizlik ve diğer koruyucu tertibatı kullanmadığını, müterafik kusur indirimi yapılmamasının eksik ve hakkaniyete aykırı olduğunu, dosya kapsamında yer alan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu raporu incelendiğinde davacıda meydana gelen hasarın tibia ve fibula kemiklerinde yani alt bacak kemiklerinde olduğunu, meydana gelen kazada dizlik ve diğer koruyucu ekipmanları takmamış olmasının zararın artmasına neden olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. maddesinde "Belirli sürücüsülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur." şeklinde belirtilmek sureti ile sürücülerin koruyucu tertibat kullanma zorunluluğunun açıkça ifade edildiğini, ayrıca 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde; "Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir." hükmünün yer aldığını, dava konusunun temelini teşkil eden olayda davacının kullanılması kanunen zorunlu olan dizlik ve koruyucu tertibatı kullanmadığını, davacıda meydana gelen zararın tibia ve fibula kemiklerinde olduğu dikkate alındığında dizlik ve koruyucu tertibatları kullanılmasının hayati önem niteliğini haiz olduğu dikkate alındığında maluliyet neticesinin meydana gelmesine kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, Yerel Mahkemenin eksik inceleme yaparak hüküm kurduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır. Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Dava; trafik kazası sonucu yaralanan davacının uğramış olduğu geçici ve sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri, tedavi gideri zararı ve araç hasarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi gereği, KTK'nın 85. maddesinde belirtilen, bir motorlu aracın işletilmesinin bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda, poliçe limiti dahilinde işletenin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere, mali sorumluluk sigortası yaptırılması zorunludur. Yerel Mahkeme'nin karar tarihinde yürürlükte bulunan Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesine göre; “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun (…) öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun (…) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/01/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde kusur durumu taraflar arasında uyuşmazlık konusu olup, Yerel Mahkemece sigorta eksperi bilirkişiden alınan tek kişilik bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle davalı sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu kabulü ile karar verilmiştir. Somut olayda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda her ne kadar davalı sürücü, trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili kurallara uymadığı belirtilerek tam kusurlu bulunmuş ise de; davalı sigorta şirketi vekilinin dosyada alınan kusur raporuna itirazda bulunduğu, Yerel Mahkemece de duruşma zabıtlarında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden kusur raporu alınması yönünde ara kararlar kurulduğu ancak işbu ara kararlardan dönülmesine ilişkin herhangi bir karar alınmaksızın ara kararların gereği yerine getirilmeden trafik kazalarına ilişkin kusur durumu uzmanlık alanı olmayan sigorta eksperi bilirkişi tarafından düzenlenen kusur raporu hükme esas alınarak eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda Mahkemece; Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden kusur raporu alınarak sonucuna göre kazanılmış haklar da nazara alınmak suretiyle karar verilmesi gerekmektedir. Kabule göre de; Yerel Mahkemece hükme esas alındığı belirtilen bilirkişi raporunda bakıcı gideri 940,50 TL olarak hesaplanmış olmasına rağmen davacının bedel arttırım dilekçesinde talep ettiği 8.464,50 TL bakıcı giderine hükmedilmiş olması çelişkilidir. Sonuç olarak; davacılar vekili ve davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının esastan kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-a.6. maddesi gereğince sair istinaf sebepleri incelenmeksizin kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen hususlar nazara alınarak yeniden yargılama yapılmak üzere İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekili ve davalı ... A.Ş. vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a.6. maddesi gereğince Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/12/2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacılar vekili ve davalı ... A.Ş. vekili tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının istem halinde İlk Derece Mahkemesince yatıran tarafa İADESİNE, 5-Davacı ve davalı ... A.Ş. tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgili tarafa İADESİNE, 8-Kararın İlk Derece Mahkemesi'nce taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 09/03/2026 ...