T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/872 Esas KARAR NO : 2026/389 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/10/2021 NUMARASI : 2020/340 Esas, 2021/790 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 12/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/872 Esas KARAR NO : 2026/389 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/10/2021 NUMARASI : 2020/340 Esas, 2021/790 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 12/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında sözleşmeden kaynaklanan ticari ilişki bulunduğunu, taraflar arasında müvekkili firma tarafından davalı şirkete tam otomatik su bazlı temizleme makinesinin ariyeten bırakılması, su bazlı otomatik parça yıkama makinesine servis hizmeti sağlanması ve bu edimler karşılığında davalının belirlenen ücreti ödemesi konularında anlaşma sağlandığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sona ermesinden sonra davalı şirketin müvekkiline fatura ve cari hesaptan kaynaklanan 46.989,76-TL bakiye borcu kaldığını, borcun ödenmemesi üzerine davalı şirket alehyine 46.989,76-TL asıl alacağın tahsiline yönelik olarak İstanbul 34. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin tebliği sonrasında davalı tarafça haksız ve mesnetsiz olarak takibe, borca ve fer’ilerine itiraz edildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek ve dilekçesinde açıkladığı diğer nedenlerle; davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu icra takibi bakımından İstanbul Anadolu İcra Daireleri’nin yetkili olduğunu, icra takip dosyasında da yetki itirazında bulunduklarını, ortada geçerli, kesinleşmiş ve usulüne uygun olarak başlatılmış bir icra takibi bulunmadığını, bu aşamada itirazın iptali davasının da açılamayacağını, öncelikle davanın bu nedenle usulden reddi gerektiğini, mahkemenin huzurdaki davaya bakmaya yetkili de olmadığını, bu nedenle mahkemece yetkisizlik kararı verilerek, dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, icra takibinin haksız ve kötü niyetli olarak başlatıldığını, taraflar arasında 12 ay süreli bir hizmet sözleşmesi imzalandığını, ancak davacı şirketten beklenilen seviyede hizmetin alınamadığından sözleşmenin sürdürülemeyeceğinin davacı tarafa bildirildiğini, davacı firma tarafından müvekkiline ait fabrikadan ariyet olarak bırakılan sözleşme konusu cihazın (makinenin) alınarak götürüldüğünü, müvekkili şirket tarafından sözleşmesel ilişkinin haklı nedenle devam ettirilemediğini, bu nedenle davacı şirket tarafından müvekkiline verilmeyen bir hizmet için hizmet bedeli ve sözleşmesel ceza adı altında talepte bulunulmasının hukuka ve hakkaniyette aykırı olduğunu belirterek davanın reddine, davacı şirket aleyhine haksız takipten dolayı %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacının taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği yapılması gereken ödemeleri davalıdan talep ettiğini, ancak davalının basiretli bir iş adamı gibi davranmadığı, davacı şirketçe keşide edilen ihtarnamelere ve verilen sürelere rağmen sözleşme hükümlerine uymadığı, davalı şirketin davacı şirkete borçlu olduğunun bizzat onun ticari defterlerinde dahi sabit olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 6.5. Maddesinin açık olduğu, davalı müşterinin 6.2 maddesine ve ödeme vadelerine uymaması halinde davacının sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih hakkının bulunduğu, ayrıca davacı şirketin yıllılk sözleşme bedelinin yarısı kadar bir miktarın davalı müşteriye fatura edileceğinin de açıkça kararlaştırıldığı, bir başka ifade ile taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 6.5 maddesi uyarınca davacı şirkete sözleşmeyi fesih ve davalıdan tazminat talep etme hakkı tanındığı, sonuç olarak; davalı şirketin taraflar arasında akdedilen sözleşmeye aykırı hareket ettiği, davacı şirketin ise yasadan ve sözleşmeden kaynaklanan haklarını kullandığı, böylece sözleşmeyi haklı nedenle feshederek sözleşme bedelinin yarısını erken fesih bedeli olarak davalıya fatura ettiği, davacı şirketçe davalı şirkete (müşteriye) sözleşme konusu makinenin teslim edilerek kullanımına sunulduğu, böylece taraflar arasında yazılı sözleşmeye dayalı olarak ticari bir ilişkinin kurulduğu, anılan sözleşme kapsamındaki hizmetlerin davacı şirketçe davalıya eksiksiz olarak verildiği ve davacı şirketçe taraflar arasındaki ticari ilişkiye uygun olarak davalı şirket adına faturalar düzenlendiği, ancak davalı şirketin sözleşme gereğince üzerine düşen edimleri eksiksiz bir şekilde yerine getirmediği, davalı şirketin borçlarını vadesinde ödememesi üzerine davacı şirketçe önce ihtarname çekilerek davalı şirkete uyarıda bulunulduğu, akabinde sözleşmenin haklı nedenle feshedilerek davalı şirket adına 19/02/2020 tarihli, 23.152,27-TL bedelli, “sözleşme fesih bedeli” açıklamalı faturanın keşide edildiği, davacı şirketin anılan faturayı davalı şirket adına keşide etmekte haklı olduğu, dosyaya taraflarca sunulan ticari defter, kayıt ve belgelere göre düzenlenerek hükme esas alınmasında sakınca görülmeyen ve mahkemece de benimsenen bilirkişi raporunda 1. seçenek olarak tespit edilen miktara göre taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacı şirketin davalı şirketten takip tarihi itibariyle 46.989,76-TL alacağı bulunduğu, buna göre davalı şirketin 46.989,76-TL asıl alacak miktarına yönelik itirazının haksız olduğu ve İİK.'nun 67. maddesi gereğince iptalinin gerektiği, her iki taraf da tacir olduklarından, ancak davacı alacaklı tarafça takip talebinde yıllık %13,75 oranında avans faizi talep ettiğinden, taleple bağlılık ilkesi gözetilerek asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %13,75 oranını geçmemek üzere avans faizi yürütülmesinin uygun olacağı, ayrıca İİK.’nun 67/2 maddesinde düzenlenen icra inkar tazminatının amacı alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik haksız itirazları önlemek olduğundan, takip konusu fatura alacakları da likit ve önceden belirlenebilir olduğundan, ayrıca davalının itirazları da haksız olduğundan, davacı lehine kabul edilen alacağın %20'si oranında hesaplanan icra inkar tazminatını da kapsar şekilde davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin davacı isteminin ise reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davacının ikametgahının Başakşehir ve müvekkilinin ikametgahının ise Kadıköy olduğunu, huzurdaki davaya sebep icra takibi bakımından İstanbul Anadolu İcra Daireleri yetkili olduğunu, yetkisiz İcra Dairesi'nde girişilen takipte 'yetkiye' itirazları bağlamında henüz ortada geçerli-kesinleşmiş-usulüne uygun bir icra takibi bulunmadığından, bu aşamada itirazın iptali davası açılamayacağını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, Mahkemenin yetkisiz olduğunu, İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, fakat yetki itirazına rağmen Mahkemenin kendisini yetkili gördüğünü, icra takibi ve davanın haksız ve kötüniyetle açıldığını, olmayan bir borç için öncesinde icra takibine geçildiğini ve sonrasında itirazın iptali davası açıldığını, davacının vermediği hizmet için hizmet bedeli ve sözleşmesel ceza talep etmesinin hukuken-hakkaniyeten kabulünün mümkün olmadığını, nizaya konu (iade) faturalarının 2020 yılına ait olması, bunların usulsüz davacı defterlerinde alacak olarak kaydolup, tarafları defterlerinde borç olarak yer almaması bağlamında bu tutarları davacının talep hak ve yetkisinin bulunmadığını, HMK 222 düzenlemesinin çok açık olduğunu, davacının usulsüz olmakla delil vasfını haiz olmayan defterlerindeki kayda dayanılarak taraflarına borç çıkarılamacağını, davacının fatura kesmesinin, alacağın ispatı için yeterli olmadığını, kestiği faturaya ilişkin dönemde verdiği iddiasında olduğu hizmeti de ispat etmesi gerektiğini, müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesine talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava taraflar arasında imzalanan sözleşmeye istinaden davacı şirketçe davalı adına düzenlenen faturalardan kaynaklı cari hesap bakiyesinin tahsiline yönelik olarak İstanbul 34. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile girişilen ilamsız icra takibine yapılan itirazların iptali istemine ilişkindir. İstanbul 34. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra takip dosyası ile, davacı tarafından davalı aleyhine 05/03/2020 tarihinde 46.989,76-TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, borcun sebebi olarak cari hesap ekstresi, fatura ve irsaliyelerin gösterildiği, Örnek-7 nolu ödeme emrinin davalı şirkete 12/03/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından 18/03/2020 tarihli dilekçe ile borcun tamamına, faize ve tüm fer'ilerine itiraz edildiği, davalı-borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu, sonrasında ise davacı şirket vekili tarafından 20/07/2020 tarihinde ve 1 (bir) yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Taraflar arasında hizmet sözleşmesinin varlığı konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. İstinafa konu uyuşmazlık, icra takibi ile mahkemenin yetkisine ilişkin değerlendirmenin yerinde olup almadığı, davacının icra takibine konu alacağının varlığı ve miktarına ilişkindir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, icra dairesinin ve Mahkemenin yetkili olmadığını, İstanbul Anadolu İcra Daireleri’nin ve İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri’nin yetkili olduğunu ileri sürmüş ise de; tacir olan taraflar arasında akdedilen dava konusu sözleşmenin yetkiye ilişkin 9.10. maddesinde İstanbul Mahkemeleri’nin yetkili olduğu hususu taraflarca açıkça kabul edildiğinden, mahkemece 6100 sayılı HMK.'nun 17. maddesi gereğince davalı tarafın yetki itirazının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin “Sözleşmenin Konusu” başlıklı 1.1 maddesinin; "İşbu sözleşmenin konusunu; mülkiyeti tamamen ...'e ait olan ve ek'te bulunan sözleşme formunda belirtilen makina ve ekipmanların, çeşitli parça temizlik ihtiyaçlarında kullanılmak üzere sözleşme süresince Müşteri'nin kullanımına ariyeten bırakılması, sözleşme süresince bu makina ve ekipmanlar ile ilgili ariyeten kullanım bedeli, ilki sözleşmenin başlangıç tarihinde olmak üzere sözleşme formunda belirtilen zaman aralıklarında ...'in makina ve ekipmanlarla ilgili Müşteri'ye vereceği temizlik solüsyonu değişimleri, gerekli bakım ve onarımları ihtiva eden servis hizmetleri oluşturmaktadır. Sözleşmenin süresinin her 12 aylık dilimi bir sözleşme dönemini ifade etmektedir." şeklindedir. Aynı sözleşmenin 6.5 maddesinin; "Müşteri'nin herhangi bir nedenle sözleşmeyi sonlandırmak istemesi veya ...'in 6.2 maddesi ve ödeme vadelerine uyulmaması halinde sözleşmeyi tek taraflı fesh etmesi halinde, ... tarafından sağlanmış olan işbu sözleşmeye konu olan her bir Makina ve Servisler'e ait madde 5.1 de belirtilen, ödenmesi gereken yıllık kontrat bedelinin yarısı kadar miktar, Fesih tarihi itibarıyla Müşteri'ye fatura edilecektir, Müşteri bu faturayı ödeyeceğini kabul eder, söz konusu miktara iade alınırken yapılacak kontrolde tespit edilecek Makina ve ekipman'ın görmüş olduğu fiziksel hazarlar da ayrıca ilave edilecektir." şeklindedir. Taraflar arasında imzalanan sözleşme ile davacı tam otomatik su bazlı temizleme makinesinin kullanımını davalıya bırakmış ve su bazlı otomatik parça yıkama makinesine servis hizmeti vermeyi üstlenmiştir. Yani davacı , davalının kullanımına tam otomatik su bazlı temizleme makinesi bırakmış ve bu makine için her 4 haftada bir davalı şirketin lokasyonuna giderek makinenin temizlik işlemlerini gerçekleştirmeyi taahhüt etmiştir. Davalı da karşı edim olarak sözleşmede belirlenen ücreti ödemeyi üstlenmiştir. Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmenin 6.5 maddesine göre ödeme vadelerine uyulmaması halinde davacı şirkete sözleşmeyi fesih ve davalıdan tazminat talep etme hakkı tanınmıştır. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna göre davalının incelenen defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalının davacıya 12.048,60 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Davalının ödeme vadelerine uymamasının davacıya sözleşmenin 6.5 maddesi uyarınca sözleşmeyi fesih ve davalıdan tazminat talep etme hakkı tanıdığından, davacının sözleşmeyi fesihte haklı olduğu ve sözleşme bedelinin yarısını erken fesih bedeli olarak davalıya fatura etmesinin, yine sözleşme kapsamındaki hizmetlerin davacı şirketçe davalıya sunulması nedeniyle hizmet bedeli talebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davacının incelenen 2020 yılı ticari defterlerinden usulüne uygun tasdik edilmediğinden kendi lehine delil vasfında olmadığı ileri sürülmüş ise de, icra takibine konu faturaların sözleşmeye uygun olarak düzenlendiği, davalının sözleşmeye aykırı hareket etmesi üzerine sözleşmenin davacı tarafından feshinden önce, davalının hizmetin gereği gibi yerine getirilmediğine yönelik bir itiraz ileri sürülmediği gibi süresinde herhangi bir ayıp ihbarında da bulunduğunu ispat edemediği, bu hali ile ilk derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan sebeplerle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/340 Esas, 2021/790 Karar sayılı ve 27/10/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 802,47 TL harçtan mahsubu ile bakiye 70,47 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde davalıya İADESİNE, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.12/03/2026