16. Hukuk Dairesi 2018/1327 E. , 2019/759 K. "" MAHKEMESİ : KADASTRO MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Yargıtay bozma ilamında özetle; "davacının taşınmazlarda malik sıfatı ile zilyet olmadığıdan tespite esas alınan tapu kayıtlarının hukuki değerini yitirmediği, bu nedenle davacının taşınmazları zily…
**16. Hukuk Dairesi 2018/1327 E. , 2019/759 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KADASTRO MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Yargıtay bozma ilamında özetle; "davacının taşınmazlarda malik sıfatı ile zilyet olmadığıdan tespite esas alınan tapu kayıtlarının hukuki değerini yitirmediği, bu nedenle davacının taşınmazları zilyetlikle iktisap edemeyeceği açıklanarak, satış vaadi sözleşmesi nedeniyle davacı tarafından açılan ferağa icbar davası bakımından gerekli araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne çekişmeli 321, 322, 335, 338, 595 ve 604 parsel sayılı taşınmazların isim ve payları belirtilmek suretiyle ... ve ... oğlu ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... ’nın bir kısım mirasçıları vekili, bir kısım davalılar vekili ile davalı ... mirasçısı ... tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, davalıların murislerinin dava konusu taşınmazlardaki paylarını satış vaadi sözleşmeleri ile davacı tarafa sattıkları, bu nedenle taşınmazların tam pay ile davacıya ait olduğu gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiştir. Çekişmeli taşınmazların tarafların müşterek murisi ... adına kayıtlı tapu kapsamında kaldığı hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık bir kısım mirasçıların 1953 tarihli noter satış vaadi sözleşmeleri ile davacı tarafa çekişmeli taşınmazlardaki miras paylarını satmayı vaadettikleri halde, 1967 yılında kayden ... ’a satmaları nedeniyle satış vaadi sözleşmelerine mi yoksa kayden yapılan satışlara mı üstünlük tanınacağı noktasında toplanmaktadır. Davacı taraf noter satış vaadi sözleşmelerine, davalı taraf ise pay temlikine ilişkin tapu kayıtlarına dayanmışlardır. Gerçekten de bir kısım mirasçılar 1953 yılında noter satış vaadi sözleşmeleri ile miras paylarını hem davacı ... ’ya satmayı vaat etmişler hem de ... ’a kayden satmışlardır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/son maddesi hükmü gereği noter huzurunda düzenlenen satış vaadi sözleşmeleri teknisyen huzurunda verilen muvafakat sayılır. Bu hususun aksini iddia edenin aynı nitelikte yazılı bir belge ile iddiasını ispat etmesi gerekir. Davalı taraf tapu kaydına dayandığına göre mahkemece; noter satış vaadi sözleşmesi ile payını davacıya devretmeyi vaadedenlerden bilahare 1967 yılında kayden yaptıkları satışlar yönüyle tapu kaydına, kayden satmayanlar yönüyle de satış vaadi sözleşmelerine itibar edilmeli, mirasçılar ... ile ...’in kayden yaptıkları satışlar ile ... ’ın tüm mirasçıların paylarını davacı tarafa devretmedikleri de dikkate alınarak karar verilmelidir. Mahkemece bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.