T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/916 KARAR NO : 2025/2115 KARAR TARİHİ : 19/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO : 2022/866 KARAR NO : 2023/1047 DAVA TARİHİ : 26/08/2022 KARAR TARİHİ : 14/12/2023 DAVA : Menfi Tespit DAİRE KARAR TARİHİ : 19/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 19/11/2025 İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 14/1…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/916 KARAR NO : 2025/2115 KARAR TARİHİ : 19/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO : 2022/866 KARAR NO : 2023/1047 DAVA TARİHİ : 26/08/2022 KARAR TARİHİ : 14/12/2023 DAVA : Menfi Tespit DAİRE KARAR TARİHİ : 19/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 19/11/2025 İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 14/12/2023 tarih ve 2022/866 Esas 2023/1047 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, Dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı, kardeşi ile birlikte çiftçilik ile uğraştıklarını ve davalı şirket bayisi olan ...' den toplam 28.000 kg 560 torba gübre satın aldığını, gübrelere ilişkin olarak bayi ...'e 08/03/2022 tarihli 135.000,00 TL bedelli ve 08/03/2022 tarihli 135.000,00 TL bedelli faturalara karşılık ...'e .... bankası Tire şubesine ait 135.000,00 TL bedelli 01/09/2022 keşide tarihli ...nolu çek ile ...bankası Tire şubesine ait 135.000 TL bedelli 30/09/2022 tarihli ... seri numaralı çekin verilmesine rağmen yapılan tespit ile satılan gübrelerin sahte olduğunun anlaşıldığını belirterek, dava konusu çekler ile ilgili olarak borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin 03/10/2023 tarihli dilekçesi ile "davanın tamamen ıslah ile kambiyo senetlerinden kaynaklı sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davasına dönüştürülmesi" beyanında bulunmuş ve davacı tarafından keşide edilen lehtarı ... olan, .... Bankası Tire Şubesine ait, 135.000,00 TL bedelli, 01/09/2022 keşide tarihli, ... nolu çek ile lehtarı ... olan,.... Bankası Tire Şubesine ait, 135.000,00 TL bedelli, 30/09/2022 tarihli, ... seri nolu çek bedelli olan toplam 270.000,00 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı, davacı tarafın iddialarını kabul etmenin mümkün olmadığını, zira davacının, kendisine ait gübre bayisinde üretici firmanın lisanslı ve tescilli, kısacası Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Yönetmeliklerine uygun olarak satışa hazırlanmış olan ürünün satışını gerçekleştirdiğini, söz konusu içerik analizlerindeki yanlışlık ya da eksiklikten Gübrelerin Piyasa Gözetimi Ve Denetimi Yönetmeliğinin 7. Maddesi b bendi uyarınca;'' Dağıtıcılar, Bakanlıkça tescil belgesi düzenlenmemiş, etiketsiz ve kullanma süresi geçmiş ürünler ile taklit ve tağşiş ürünleri bulunduramaz ve satamaz.'' sorumlu tutulamayacağını, davacı tarafın Tire Cumhuriyet Başsavcılığında hakkında bulunduğu şikayetin savcılık tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, davacı tarafın söz konusu gübreleri sakladığını ve sözleşmeden döndüğünü iddia ettiğini ancak ne kadarının saklandığını açıkça belirtmediğini, dava dilekçelerinde belirttiği tarımsal alanlarda söz konusu gübrelerin kullanıldığını, davacının söz konusu gübreleri kullandığı ve kullandıktan sonra sözleşmeden döndüğününün açıkça iddia ettiğini, davacı yönünden kendisine iade edebileceği ürün kalmadığını, bu kapsamda çeklerin bedelsiz kaldığına dair bir yargıya varılamayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: Mahkemece, davalı ....A.Ş bayisi olan ...' den toplam 28.000 kg 560 torba gübre satın aldığını, gübrelere ilişkin olarak bayi ... tarafından 08/03/2022 tarihli 135.000 TL bedelli ve 08/03/2022 tarihli 135.000 TL bedelli faturalar davacıya ve dava dışı kardeşine verildiğini, davacının bu gübrelere karşılık .... Bankası Tire şubesine ait lehtarının davacı olduğu ....nolu, 135.000,00 TL bedelli ve ... nolu 135.000,00 TL bedelli çekleri davalı ...'a verdiği, gübrelerin gizli ayıplı olmadığının incelenmesi için bilirkişilerden alınan raporda gübrelerin çinko ve kükürt katkılı kompoze granül ... gübresinin etiket bilgilerinde garanti edilen içeriklerinin; beyan edilen değerlere uygun olmadığı şeklinde rapor edildiği, yine davacı vekilinin 03/10/2023 tarihli dilekçesi ile "davanın tamamen ıslah ile kambiyo senetlerinden kaynaklı sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davasına dönüştürülmesi" talebini içerir dava dilekçesi sunduğu, İİK 72/6 maddesi uyarınca davacının icra tehdidi altında ödediği bedeli istirdat davası olarak talep edebileceği belirtildiği, yukarıda anılan bilirkişi raporları da dikkate alındığından davacının davalı ...A.Ş'nin üreticisi ve davalı ...'ın bayiisi olduğu ve davacıya satılan gübrelerin ayıplı olduğu ve satışa konu gübrelerden birlikte sorumlu oldukları, davacının icra tehdidi altında ödediği bedeli talep edebileceği anlaşılarak davanın kabulüne .... Bankası Tire şubesine ait lehtarının davacı olduğu .... nolu çek yönünden 135.000,00 TL bedelin çekin ödeme tarihi olan 07/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya geri ödenmesine, ... Bankası Tire şubesine ait lehtarının davacı olduğu .... nolu çek yönünden 135.000,00 TL bedelin çekin ödeme tarihi olan 30/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya geri ödenmesine, karar verilmiştir. İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN: Davalı istinaf talebinde bulunmuştur. BİLDİRİLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı istinaf dilekçesinde; İlk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Diğer bir davalı olan ve ticaret siciline kayıtlı olan .... A.Ş.'den almış olduğu barkodu olan, lisanslı ve tescilli yani Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının yönetmeliklerine uygun olarak satışa hazırlanmış olan gübrelerden toplam 28.000 kilo yani 560 torba gübreyi 08.03.2022 tarihinde davacı tarafa sattığını ve teslim ettiğini, bu barkodlu ve Bakanlıkça onaylı gübrelerin içeriğinden Gübrelerin Piyasa Gözetimi ve Denetimi Yönetmeliğinin 7.maddesi b bendi uyarınca; " Dağıtıcılar Bakanlıkça tescil belgesi düzenlenmemiş, etiketsiz ve son kullanma süresi geçmiş ürünler ile taklit ve tağşiş ürünleri bulunduramaz ve satamaz." sorumlu tutulamaz. Yine aynı yönetmelikte dağıtıcının sorumluluğunu düzenleyen 8.madde der ki;"...b) Üretici/dağıtıcı, piyasada kullanılamayacak derecede bozulan ürünleri piyasadan geri çeker....d) Üretici/dağıtıcı; taklit ve/veya tağşiş ürünleri piyasaya arz edemez....g) Dağıtıcı, güvenli olmadığını bildiği ürünleri piyasaya arz edemez ve faaliyetleri çerçevesinde ürünlerin taşıdığı riskler ve bu risklerden korunmak için alınması gereken önlemler hakkında ilgililere bilgi verir....h) Dağıtıcılar, Bakanlık tarafından adına lisans belgesi düzenlenmiş firmaların, tescil belgeli ürünlerini piyasaya arz ederler." ve kendisinin de dağıtıcı olduğundan ayrıca yukarıdaki bentlere aykırı satış yapmadığından davacının iddia ettiği ayıptan sorumlu tutulamayacağını, Davacı tarafın talebi üzerine yapılan tespit sonucu düzenlenen 28.07.2022 tarihli bilirkişi raporunda, davacı tarafın belirttiği gibi uğradığı zarardan .... Firması ve kendisinin sorumlu olduğu hususunun aksini gösteren bir sonuç çıktığını ayrıca bilirkişi raporundaki "Dava konusu ... emsal araziye göre oluşan 800 Kg'lık verim kaybının %50 sinin bakımsızlıktan, %50 sinin gübreden kaynaklı olduğu kanaatine varılmıştır." ifadesinden, davacı tarafın uğradığını iddia ettiği zararda kendi payının çok yüksek olduğu ve gerekli özeni göstermediği açıkça anlaşıldığını, davacının kendi kusuruyla oluşan zararını kendisine yüklemesinin hukuka aykırı olduğunu Bilirkişi raporlarında gizli ayıp olup olmadığına dair bir tespit sunulmadığını, bilirkişinin sunduğu raporun da laboratuvar da içerik analizinin yapılarak hazırlanması ve alelade görülebilen bir ayıp olmadığının da ispatı olduğunu ancak mahkeme bu yönden de eksik inceleme yaptığını, Zira daha sonraki celse de bu karardan vazgeçtiğine dair bir ek karar da sunmadığını, Davacının 26.08.2022 tarihli dava dilekçesinin 4.bendinde TBK 227.maddesi uyarınca satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı seçimlik haklarından birini kullanarak satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönebileceğini belirtmesine rağmen böyle bir bildirimde bulunmadığını, halihazırda gübrelerin mevcut olmadığını, Davacı tarafın sözleşmeden döndüğüne dair bir ihtarname çekmemiş olduğunu ve onunla iletişime geçmediğini, ayrıca davacı taraf, malın ayıplı olduğunu müvekkile ihbar etmediğini, bu davanın tamamen kötüniyetle açıldığı, asıl kusurlu tarafın davacı olduğu, kendisinin sorumluluğu olmadığını ve davacının eylemleri ile zarara uğradığının açık olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, ayıplı mal satışı nedeniyle ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, ayıplı mal satışı nedeniyle ödenen bedelin davacı tarafından iadesinin istenip istenemeyeceği, malın ayıplı olup olmadığı, ayıbın niteliği, tarafların kusurlarının olup olmadığının tespitinden kaynaklanmaktadır. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Öte yandan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf incelemesi aşamasında Bölge Adliye Mahkemesince re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir. Başka bir anlatımla, yargı çevresinde asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için asliye hukuk mahkemesine genel mahkeme sıfatıyla dava açılması halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin görülmesi gerekir. Buna karşılık, kanun aksi durumu düzenlememiş olduğundan, asliye hukuk mahkemesinin ticari olmayan bir davayı asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla görmüş olması açıkça usule aykırılık oluşturmaktadır. (Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 2024/473 E 2024/4505 k sayılı 2023/5169 E 2024/3342 K sayılı içtihatları da aynı doğrultudadır .) Somut olayda; çiftçi olan davacının satın alınan ürünlerdeki ayıp nedeniyle satış bedelinin iadesi istemine ilişkin dava açtığı anlaşılmakta olup, bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Mahkemece, davanın davacının, çeklere ilişkin olarak borçlu olmadığının tespiti talebiyle açılması nedeniyle yargılamaya devam edilmiş ise de dava kambiyo senetlerine dayalı olsa bile görev hususu temel ilişkinin niteliğine göre belirleneceğinden ve taraflar arasındaki uyuşmazlık satış sözleşmesinden kaynaklanmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. ( Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2023/5169 E 2024/3342 K sayılı 24/10/2024 tarihli içtihadı ,Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2024/473 E 2024/4505 karar sayılı 19/12/2024 tarihli içtihadı da bu doğrultudadır .) Görev kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her safhasında ve re'sen nazara alınmalıdır. Hal böyle olunca, davaya Asliye Ticaret Mahkemesinde bakılması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacının istinaf talebi üzerine kamu düzenine göre yapılan inceleme sonucu esasa ilişkin diğer yönler incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK 353/1-a/3 maddesi gereğince dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere görev yönünden usulden ret kararı verilmesi için mahkemesine iadesine karar verilmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusu üzerine kamu düzenine göre yapılan incelemeye göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/(1)-a-3 maddesi gereğince İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 14/12/2023 tarih ve 2022/866 Esas 2023/1047 Karar sayılı kararının, KALDIRILMASINA, 2- Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmek üzere mahkemesine iadesine, 3- İstinaf talebinde bulunan davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının yatırana iadesine, 4-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 19/11/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.