Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/3156 E. , 2024/7323 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/3156 Karar No : 2024/7323 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Hafriyat Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptale ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/3156 E. , 2024/7323 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/3156 Karar No : 2024/7323 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Hafriyat Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptale ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 2872 sayılı Çevre Kanununun 8. maddesi ve Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinin 13. maddesinin ihlal edildiğinden bahisle, aynı Kanunun 20. maddesinin (r) bendi ile 23. maddesi uyarınca davacıya 2.459.403,00-TL para cezası verilmesine dair ... tarih ve ... karar defteri sıra numaralı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacıya ait araçlarla Kanunda ve yönetmeliklerde öngörülen usûl ve esaslara, yasaklara aykırı olarak hafriyat toprağı, inşaat ve yıkıntı atıkları taşıma izin belgesi olmaksızın atık taşıma faaliyetinin yapıldığı anlaşıldığından, davacı şirkete bu eylemi nedeniyle (son üç yıl içerisinde ikinci tekrarı olduğundan iki kat artırılarak) 2.459.403,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı dava konusu idari yaptırım kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; dava konusu işlemde tekerrüre esas olan idari para cezalarından ... günlü ... sayılı idari para cezasının ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile iptal edildiği ve bu kararın istinaf incelemesinden de geçtiği, tekerrür kurumunun esasları gözetildiğinde davacı hakkında 2872 sayılı Kanunun 20/(r) ve 23. maddesi uyarınca bir kat arttırılmak suretiyle idari para cezası verilmesi hukuken mümkün olduğundan dava konusu idari para cezasının tekerrüre ilişkin bulunan 819.801,00 TL'lik kısmında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf talebinin kısmen reddine, kısmen kabulüne, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının kısmen kaldırılmasına, dava konusu işlemin 819.801,00 TL'lik kısmının iptaline, dava konusu işlemin 1.639.602,00 TL'lik kısmı yönünden istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Tekerrür hükümlerinin uygulanmasının koşullarının mevcut olduğu, dava konusu idari para cezasının tamamı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : 2872 sayılı Çevre Kanununun 8. maddesi ve Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinin 13.maddesinin ihlal edildiğinden bahisle, aynı Kanunun 20. maddesinin (r) bendi ile 23. maddesi uyarınca davacıya 2.459.403,00-TL para cezası verilmesine dair ... tarih ve ... karar defteri sıra numaralı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2872 sayılı Çevre Kanununun ''Tanımlar'' başlıklı 2. maddesinde; ''Atık" herhangi bir faaliyet sonucunda oluşan, çevreye atılan veya bırakılan her türlü madde olarak tanımlanmış, ''Kirletme yasağı'' başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında; ''Her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır.''hükmüne, ''İdari nitelikli para cezaları'' başlıklı 20. maddesinin ''r'' bendinde; ''Bu Kanunda ve yönetmeliklerde öngörülen usûl ve esaslara, yasaklara veya sınırlamalara aykırı olarak atık toplayan, taşıyan, geçici ve ara depolama yapan, geri kazanan, geri dönüşüm sağlayan, tekrar kullanan veya bertaraf edenlere 90.000 Türk lirasından (273.267 TL) 360.000 Türk lirasına kadar (1.093.070-TL), ithal edenlere 300.000 Türk lirası (910.891 TL) idarî para cezası verilir'' hükmüne, aynı maddenin 2. fıkrasında ise; "Bu maddenin (ı) bendinin (1), (2), (3) ve (4) numaralı alt bentleri ile (k), (l), (r), (s), (t), (u), (v) ve (y) bentlerinde öngörülen idarî para cezaları kurum, kuruluş ve işletmelere üç katı olarak verilir" hükmüne, "Fiillerin tekrarı" başlıklı 23. maddesinde, "Bu Kanunda belirtilen idarî para cezaları, bu cezaların verilmesini gerektiren fiillerin işlenmesinden itibaren üç yıl içinde birinci tekrarında bir kat, ikinci ve müteakip tekrarında iki kat artırılarak verilir." hükmüne yer verilmiştir. Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinin 8. maddesinde; İl belediye mücavir alanı içerisinde il ve ilçe belediyelerinin, büyük şehirlerde büyükşehir belediyelerinin, büyükşehir belediyeleri dışında ise ilçe belediyelerinin, hafriyat toprağı, inşaat/yıkıntı atıkları ile doğal afet atıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması, geri kazanılması ve bertarafı ile ilgili yönetim planı hazırlamakla; hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması ve bertarafı faaliyetlerini denetlemekle; belediye sınırları içindeki hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıkları geri kazanım tesisleri ile depolama sahalarına izin vermek ve gerektiğinde bu izni iptal etmekle, hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıkları geri kazanım tesisleri sahaları ile depolama sahalarını belirlemek, kurmak/kurdurtmak ve işletmek/işlettirmekle yükümlü oldukları, 13. maddesinde; hafriyat toprağı ile inşaat yıkıntı atıklarının üretici ve taşıyanları tarafından belediyelerin veya mahallin en büyük mülki amirinin gösterdiği ve izin verdiği geri kazanım ve depolama tesisleri dışında, denizlere, göllere, akarsulara veya herhangi bir yere dökülmesi ve dolgu yapılmasının yasak olduğu, faaliyetleri sonucu hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının üretimine neden olacak özel veya resmi kişi, kurum ve kuruluşların bu atıkların üretilmesinden önce ilgili belediyeye/ mahallin en büyük mülki amirlerine başvurarak gerekli izinleri almak, atıklarını bu yönetmeliklerde belirtilen usul ve esaslara göre bu mercilerin göstereceği geri kazanım/depolama sahasına taşınmasını sağlamakla yükümlü oldukları hüküm altına alınmıştır. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; 2872 sayılı Kanun uyarınca yaptırım uygulanması gereken fiillerin işlenmesinden itibaren üç yıl içinde tekerrürü hâlinde, verilecek para cezalarına, Kanunda belirtilen artırımların uygulanacağı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, ceza hukukunda "tekerrür" müessesesi, bir ceza mahkumiyetine kesin olarak uğrayan bir kimsenin, yeniden suç işlemesi halinde Ceza Kanunu karşısındaki kişisel durumunu tanımlamakta olup, hukuka aykırı bir eylemin tekerrürü halinde verilecek cezanın artırılması, daha önce verilen cezanın ıslah edici olmadığı ve failin suç işleme konusundaki ısrarının daha ağır bir cezayı gerektirdiği düşüncesinden doğmaktadır. İdarelerce uygulanan yaptırımların varlık sebebi de, mevzuatla yasaklanmış bir fiilin işlenmesi halinde bu fiilin bir daha tekrarlanmasını engellemektir. Bir başka anlatımla aynı fiilin tekrarlanması daha önce uygulanan yaptırımdan beklenen sonucun elde edilemediğinin göstergesidir. Bu nedenle, mevzuata aykırılık oluşturan fiilin gerçekleşmesi halinde usulüne uygun bir şekilde tespit yapıldıktan sonra "fiilin tanımlanması" ve bunun karşılığında uygulanan idari yaptırımın belirlenip muhataba "tebliğ edilmesinden" sonra, aynı nitelikteki fiilin yeniden işlenmesi halinde tekerrür hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Başka bir anlatımla, idari yaptırım gerektiren bir fiile yönelik yaptırım kararı alınıp ilgilisine tebliğ edilmediği sürece bu fiilin tekerrüre esas alınamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dosyanın incelenmesinden, davalı idare personeli tarafından 25/02/2023 tarihinde yapılan denetimde, davacı firmaya ait araçla izinsiz sahaya hafriyat nitelikli malzeme döküldüğünün tespiti üzerine 25/02/2023 tarihli Çevre Denetim ve Tespit Tutağının düzenlendiği, bu tespite dayanılarak 2872 sayılı Çevre Kanununun 8. maddesi ve Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinin 13. maddesinin ihlal edildiğinden bahisle, aynı Kanunun 20. maddesinin (r) bendi ile 23. maddesi uyarınca davacıya 2.459.403,00-TL para cezası verilmesine dair ... tarih ve ... karar defteri sıra numaralı dava konusu işlemin tesis edildiği, bunun üzerine bakılan davanın açıldığı, Mahkemece davanın reddi yolunda verilen karara karşı yapılan davacının istinaf isteminin kısmen kabulü ile Mahkeme kararının dava konusu para cezasının, iki kat para cezası uygulanmasına ilişkin kısmının kaldırılarak bu kısım yönünden dava konusu işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, davalı idarece savunma dilekçesinde bildirilen ve dava konusu işlemin tesisinde tekerrür hükümlerinin uygulanmasına esas olarak davacıya aynı fiil dolayısıyla uygulanmış ..., ...,... ve ... karar defteri sıra numaralı idari yaptırım kararlarının incelenmesinden, ... sıra numaralı idari yaptırım kararına esas fiilin tespit tarihinin 02/04/2022, para cezası verilmesine dair işlem tarihinin 10/06/2022, işlemin davacıya tebliğ tarihinin ... olduğu; ... sıra numaralı idari yaptırım kararına esas fiilin tespit tarihinin 17/05/2022, para cezası verilmesine dair işlem tarihinin 20/06/2022, işlemin davacıya tebliğ tarihinin ... olduğu; ... sıra numaralı idari yaptırım kararına esas fiilin tespit tarihinin 14/04/2020, para cezası verilmesine dair işlem tarihinin 12/06/2020, işlemin davacıya tebliğ tarihinin ... olduğu ve ... sıra numaralı idari yaptırım kararına esas fiilin tespit tarihinin 02/04/2022, para cezası verilmesine dair işlem tarihinin 28/09/2022, işlemin davacıya tebliğ tarihinin ... olduğu, dava konusu ... sıra numaralı idari yaptırım kararına esas fiilin tespit tarihinin ise 25/02/2023, para cezası verilmesine dair işlem tarihinin 17/04/2023, işlemin davacıya tebliğ tarihinin 25/04/2023 olduğu görülmektedir Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında her ne kadar tekerrüre esas olan idari para cezalarından ... günlü ... sayılı idari para cezasının ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile iptal edildiği ve bu kararın istinaf incelemesinden de geçtiği gerekçesiyle işbu dava konusu idari para cezasının iki kat artırımına ilişkin kısmının iptaline karar verilmiş ise de, davalı idarece bildirilen ve tekerrüre esas alınan ..., ... ve ... sıra numaralı idari yaptırım kararları dikkate alındığında 2872 sayılı Çevre Kanununun "Fiillerin tekrarı" başlıklı 23.maddesinde yer alan "Bu Kanunda belirtilen idarî para cezaları, bu cezaların verilmesini gerektiren fiillerin işlenmesinden itibaren üç yıl içinde... ikinci... tekrarında iki kat artırılarak verilir." hükmünün dava konusu olayda gerçekleştiği, başka deyişle davacı tarafından işbu davanın konusunu oluşturan para cezasının verilmesini gerektiren fiilin üç yıl içinde ikinci kez işlenmiş olduğu, dolayısıyla anılan fiil nedeniyle uygulanan para cezasının iki kat artırılmasına ilişkin kısmında da hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen nedenlerle temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kabulüne, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptale ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 12/12/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY: Hukuk devleti ilkesinin en temel özellikleri “hukuki güvenlik”, “belirlilik” ve "öngörülebilirlik" ilkeleridir. İdarenin faaliyetlerinin önceden öngörülebilir, tahmin edilebilir olması, İdarenin tek yanlı işlem yapma üstünlüğüne karşı, güvence niteliğindeki kurallarla (bireylere katılma, dinleme ve savunma hakkı gibi haklar tanınarak) birey ile idare arasında denge sağlanması doktrinde hukuki güvenlik ilkesinin gerekleri arasında sayılmaktadır. Belirlilik ilkesi ise, kanun düzenlemelerini ve bu düzenlemeler uyarınca tesis edilecek işlemlerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir tereddüde ve şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu tedbirler içermesini ifade eder. Belirlilik ilkesi, hukuki güvenlikle bağlantılı olup birey, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuki müeyyidenin veya neticenin bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir. Bu ilkelerin idare hukukuna yansıması, idarenin işlem ve eylemlerinde belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine uygun hareket etmek suretiyle, idare edilenlerin idarenin davranışları yüzünden beklenmedik durumlarla karşılaşmalarının önlenmesi, kendi hayatları ve gelecekleri hakkında makul kararlar alabilmelerine imkan tanınmasıdır. İdari yaptırımların idari işlem niteliğinde oldukları kuşkusuzdur. Bu nedenle idari yaptırımların da İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinde sayılan yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka uygun olarak tesis edilmeleri gerekir. Gerekçe ise idari işlemin sebep unsurunun bir öğesi olarak değerlendirilmekte ve işlemin sebebinin gösterilmesini ifade etmektedir. İdari işlemde gerekçenin gösterilmesi ile, işlemin muhatabına işlemin tesis edilme sebebi hakkında bilgi verilmektedir. İdari işlemin maddi ve hukuki gerekçesinin işlemde belirtilmesi, ilgilisine itiraz ya da dava yoluna başvurma hususunda yol göstermekte iken, idareyi de hukuka uygun işlem tesis etmeye zorlamaktadır. Bu kapsamda, gerekçenin gösterilmesi dava hakkı ile de yakından ilgilidir. Başka deyişle, dava açma hakkının tam olarak kullanılabilmesi için işlemin bilinmesi yeterli olmayıp, işlemin tesis edilmesinin maddi ve hukuki sebeplerinin yani gerekçesinin de bilinmesi zorunludur. Bir başka ifade ile, idarenin işlemlerinin belirli, açık, kesin ve anlaşılır olması gerekmektedir. Bu nedenle bir idari işlem hangi maddi ve hukuki nedene dayalı olarak tesis edilmiş ise, işleme dayanak oluşturan bu sebebin açık ve kesin bir şekilde işlemde belirtilmesi zorunludur. Aksi takdirde, bu konudaki bir belirsizlik kişinin idari işlemin maddi ve hukuki sebebi konusunda duraksamaya düşmesine, bunun akabinde bu işleme karşı yetkili mercilere itiraz hakkını ya da yargı mercileri önünde dava açma hakkını gereği gibi kullanamamasına neden olabilecektir. Böyle bir durumun hukuk devleti ilkesini, kişinin hak arama özgürlüğünü zedeleyeceği açıktır. Yargı organı bakımından ise, dava konusu işlemde işlemin gerekçesinin belirtilmiş olması, işlemin sebep unsuru yönünden yapılacak denetim yönünden önemli ve gereklidir. Dava aşamasında, idari yargı yerinin talebi üzerine idari işlemin gerekçesinin idarece bildirilebileceği düşünülse de, bu durum ilgilinin işlemde yer alan somut gerekçeyi görerek yargı yoluna başvurma konusunda iradesini netleştirmesi yönünden önemli olduğu gibi ilgilisinin işlemin hukuka uygun olup olmadığını değerlendirmesi, yargı yoluna başvurması halinde de dava hakkının etkin bir şekilde kullanılabilmesi yönünden de önemlidir. Hukuk devletinde idarenin davranışlarının belli ölçüde belirli ve öngörülebilir olması, hukuk devletinin bir gereği olan idarenin kanuniliği ilkesi uyarınca da, idarece tesis edilen işlemlerin gerekçelendirilmesi, yasal ve maddi/fiili dayanağının işlemde gösterilmesi gerekmektedir. İdarenin kanuniliği ilkesi gereğince her idari işlemin yasal dayanağının bulunması gereklidir. İşlemin yasal dayanağının olması, uygulanan mevzuat hükmünün yanısıra işlemin tesisine dayanak maddi olayın, fiili sebebin de işlemde gösterilmesini gerekli kılar. İdari işlemler hakkında açılan iptal davalarında, idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka uygunluğu denetlenmektedir. Farklı kanunlarda, birbirinden farklı olaylar ve bu olaylara uygulanacak farklı usuller öngörülmüştür. Dolayısıyla idarelerce bir işlem tesis edilirken, bu işlemin dayanağı yasal düzenlemenin belirtilmesinin yanısıra işlemin tesisine sebep maddi ve fiili nedenin gösterilmesi, yargı yerince de bu husus dikkate alınarak bir inceleme yapılması gerekmektedir. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 20. maddesinde, işlenmesi halinde ilgilisine idari para cezası uygulanması öngörülen fiiller düzenlenmiştir. Söz konusu fiillerden birinin gerçekleştirilmesi halinde idareye bu sebeplere dayanarak fiili gerçekleştirene idari para cezası uygulama yetki ve sorumluluğu verilmiş, anılan Kanunun 23. maddesinde ise, bu Kanunda belirtilen idarî para cezalarının bu cezaların verilmesini gerektiren fiillerin işlenmesinden itibaren üç yıl içinde birinci tekrarında bir kat, ikinci ve müteakip tekrarında iki kat artırılarak verillmesi öngörülmüştür. İdarece yukarıda belirtilen mevzuat uyarınca para cezası verilebilmesi için öncelikle idari yaptırım öngörülen fiilin yani maddi olayın usulüne uygun olarak ve şüpheye mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmesi, daha sonra yasada çizilen çerçeve içinde, hukuka uygun olarak para cezasının tesis edilmesi ayrıca işlemin dayanağı ve gerekçesi olan maddi ve hukuki sebeplerin de tesis edilen idari yaptırım kararında gösterilmesi hukuk güvenliği, belirlilik ve yasal yönetim ilkelerinin gereğidir. Çevre Kanunu ve ilgili Yönetmeliklerinde tanımlanan ve gerçekleştirilmesi halinde para cezası yaptırımı öngörülen fiiller nedeniyle para cezası tesis edilebilmesi için idarenin öncelikle anılan mevzuatta tanımlanan fiilin gerçekleştiğini usulüne uygun şekilde tespit etmesi, bu tespite dayanarak tesis edeceği idari yaptırım kararında da, işlemin dayanağı tespit tutanağını, tespit edilen fiili (maddi olay), bu fiilin karşılığı olarak idari para cezası verilmesini öngören hukuki sebepleri, verilecek para cezasının miktarının belirlenmesinde dikkate alınan varsa önceki fiil ve hukuki sebepleri göstermesi gerektiği gibi, anılan Kanunun 23. maddesi uygulanmış ise, bu maddenin uygulanmasına dayanak alınan önceki fiil (tespit) ve para cezalarının da idari yaptırım kararında gösterilmesi gerekmektedir. Diğer taraftan anılan Kanunun 23. maddesinde düzenlenen, aynı fiilin tekrarı halinde verilecek cezanın artırılması, daha önce verilen cezanın ıslah edici olmadığı ve failin suç işleme konusundaki ısrarının daha ağır bir cezayı gerektirdiği düşüncesine dayandığı göz önünde bulundurulduğunda, idari yaptırım gerektiren bir fiile yönelik yaptırım kararı alınıp ilgilisine tebliğ edilmediği sürece bu fiilin tekerrüre esas alınması mümkün olmadığından para cezasına ilişkin yaptırım kararında gösterilen ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dayanak alınan önceki fiil ve cezaların da idari yaptırım kararında açık ve somut olarak gösterilmesi, yargılama aşamasında ise, tekerrüre dayanak idari (ve varsa yargısal) süreçlerin Mahkemesince işlemde gösterilen fiili ve hukuki sebepler bağlamında incelenerek bunların tekerrür hükmünün uygulanmasına elverişli olup olmadıklarının belirlenmesi gerekmektedir. İdari yargı merciilerinde görülmekte olan bir davada, idare tarafından işleme dayanak hukuki ya da maddi gerekçenin gösterilmemiş olması ya da idarece işleme gerekçe olarak gösterilen nedenin ya da mevzuat hükmünün olayda uygulanabilir nitelikte olmadığının belirlenmiş olması durumunda, idari yargı yerince, dosyanın incelenmesi sonucu başka bir neden ya da mevzuat hükmü saptanarak idarenin ileri sürdüğü neden ya da mevzuat hükmü bir yana bırakılmak suretiyle dosyada saptanan nedene ya da mevzuat hükmüne göre uyuşmazlığın çözümlenmesi, idare hukukunda "sebep ikamesi" olarak adlandırılmaktadır. Hukukun genel ilkelerinden biri olan "ne bis in idem" ilkesi uyarınca, bir kişinin tek bir eylemden dolayı iki ayrı cezaya çarptırılması olanaklı değildir. Bu ilkeye göre, kişinin suç teşkil eden kaç eylemi varsa o kadar suç ve o kadar ceza olmalıdır. Bu ilke, tek bir eylemden dolayı iki farklı cezalandırma yapılmasını ve kişinin hukuka aykırı eyleminden dolayı birden fazla cezai sorumluluğuna gidilmesini engelleyen bir ilkedir. Anılan ilke uyarınca ortada birbirinin devamı niteliğinde olan fiillerin bulunması durumunda da, birden fazla idari yaptırım uygulanamayacağı gibi aynı fiil aynı nitelikteki birden fazla idari yaptırım kararına esas alınamayacaktır. Yukarıda belirtildiği üzere, aynı fiil nedeniyle aynı nitelikte birden fazla para cezası verilmesi ne (non) bıs in idem ilkesine aykırı olacaktır. Bu ilkenin tekerrür hükümleri yönünden uygulanması ise, daha önce aynı kişi tarafından gerçekleştirilen ve idarece tespit edilerek para cezası yaptırımına bağlanan ve ilgilisine tebliğ edilen fiilin, birden fazla para cezasının tesisinde tekerrüre dayanak alınamayacağı şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Buna göre, gerçekleştirilen ilk fiil nedeniyle tesis ve tebliğ edilen para cezasının, şartları varsa ancak 1. ve 2. kat para cezalarının uygulanmasında dikkate alınabileceğinden, 1. ya da 2. kat para cezalarının verilmesinden sonra aynı fiilin tekrarı nedeniyle uygulanacak diğer para cezalarında bahse konu ilk uygulanan para cezasının, tekerrür hükmünün uygulanmasına yeniden dikkate alınması yukarıda belirtilen ilkeye aykırı olacaktır. Bu nedenle, ilk uygulanan para cezasının ikinci tekrardan sonra verilecek diğer para cezalarında tekerrür hükmünün uygulanmasına dayanak alınmaması ve tekerrüre esas para cezasına ilişkin işlemlerin dava konusu olması halinde Mahkemesince bu hususun ayrıca araştırılması gerekmektedir. 2872 sayılı Kanunun 20. ve 23. maddeleri uygulanmak suretiyle para cezası verilmesine ilişkin tesis edilen işlemde, tekerrüre esas alınan idari yaptırım kararının gösterilmediği ancak idarece dava konusu işlemde tekerrür hükümlerinin uygulanmasının dayanağı olarak, davacı hakkında daha önce uygulanmış herhangi bir idari yaptırım kararını veya hangisinin tekerrüre esas alındığını belirtmeksizin davacı hakkında daha önce uygulanmış tüm idari yaptırım kararlarını dosyaya bildirmesi halinde, başka deyişle idare tarafından işlemde ya da savunmada tekerrüre esas tespit ve uygulanan para cezalarının açık ve somut olarak gösterilmemesine rağmen Mahkemesince, bakılan dosya ya da başka dosya içeriğinden resen tekerrüre esas olabilecek nitelikte idari yaptırım kararı tespit edilerek sebep ikamesi yapılması, idarenin yerine geçerek karar verilmesine neden olacağından böyle bir yöntemin yargılama usulünde uygulanması mümkün değildir. Uyuşmazlıkta davalı idare tarafından tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle iki kat para cezası verildiği ancak dava konusu idari yaptırım kararında tekerrüre esas alınan idari yaptırım kararlarının gösterilmediği, idarece daha önce davacı hakkında uygulanan ... tarih ve ..., ... tarih, ..., ... tarih ve ... ve ... tarih ve ... sayılı idari yaptırım kararlarının dosyaya sunulduğu, Mahkemesince bu idari yaptırım kararlar değerlendirilmek suretiyle davacıya ait araçlarla Kanunda ve yönetmeliklerde öngörülen usûl ve esaslara, yasaklara aykırı olarak hafriyat toprağı, inşaat ve yıkıntı atıkları taşıma izin belgesi olmaksızın atık taşıma faaliyetinin yapıldığı anlaşıldığından, davacı şirkete bu eylemi nedeniyle (son üç yıl içerisinde ikinci tekrarı olduğundan iki kat artırılarak) 2.459.403,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı dava konusu idari yaptırım kararında hukuka aykırılık bulunmadığı yolunda verilen karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine Bölge İdare Mahkemesince; dava konusu işlemde tekerrüre esas olan idari para cezalarından ... günlü ... sayılı idari para cezasının ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile iptal edildiği ve bu kararın istinaf incelemesinden de geçtiği, tekerrür kurumunun esasları gözetildiğinde davacı hakkında 2872 sayılı Kanunun 20/(r) ve 23. maddesi uyarınca bir kat arttırılmak suretiyle idari para cezası verilmesi hukuken mümkün olduğundan dava konusu idari para cezasının tekerrüre ilişkin bulunan 819.801,00 TL'lik kısmında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf talebinin kısmen reddine, kısmen kabulüne, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının kısmen kaldırılmasına, dava konusu işlemin 819.801,00 TL'lik kısmının iptaline, dava konusu işlemin 1.639.602,00 TL'lik kısmı yönünden istinaf talebinin reddine karar verildiği göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu işlemin tekerrüre (iptale) ilişkin kısmının yukarıda açıklanan gerekçeyle iptali gerektiği, Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararının gerekçesinin değiştirilmek suretiyle onanması gerektiği düşüncesiyle bozma yönündeki Dairemiz kararına katılmıyorum.